Masaya bir kâğıt daha koydu: Tüm bu söylediklerimi ve yazdıklarımı ezberle, düşünme filtresinden geçirmeden kabul et. Her kelimem içine batmalı, dipte kalmalı. En ufak bir tereddüt senin açından ölümcül olabilir. Ölümle de kurtulacağını sanma, zaman ceplerinden birine sıkışırsın. Hayal bile edemeyeceğin acılar çekersin. Sonsuza kadar. Ben senin ilk ve son çarenim. Ancak beni de kurtarıcın olarak görme sakın! Kendin bulup çıkaracaksın o metodu. Şimdi tekrar et: Duydum ve uydum.
Alelade Felaketler’deki öyküler, kâinatın derinliklerinde, sokak köşelerinde, dijital dünyanın labirentlerinde adım adım edebiyatın izini sürüyor. Cehennemin en karanlık köşesindeki gölgelerden, sıradan bir sosyal medya gezintisinin ardındaki derin yansımalara kadar, define avcılarının dağları titreten seslerinden kaportacının kullandığı paslı anılara, kurban pazarlarının kırgın sükûnetindeki sırlara dek her yerde beliriyorlar. Günlük rutinin içinde kaybolmuş görünen anların ardında, beklenmedik felaketlerin dansı saklı değil mi?
Selman Dinler, işte bu trajikomik hâllerin merkezinde, içimize yayılan kelimelerin dağılışını aktarıyor öykülerinde. Dışarıdaki dünyanın üzerini hızla örtüp bizlere meydan okuyor.
Zamanın ceplerinden birinde sıkışmak isteyen okurlar için özel bir eser.
Benim gibi öykü dünyasını düzenli takip etmeyen biri bile bu kitabın Türk öykücülüğü için yeni bir ses, yeni bir soluk olduğunu anlayabilir. Yazarın gözlem gücü, bakıp geçtiğimiz küçük hadiselerden bir hikaye yaratma becerisi, yer yer gerçeküstüye ya da absürde kayan olay ve karakterler... Çok beğendim, ne yalan söyleyeyim biraz da kıskandım... Farklı bir şeyler okumak isteyenlere tavsiyedir.