Fazlasıyla iyi duyuyorum. İşitsel agnozi nöbetlerim oluyor ve bu, her şeyi duyduğum ama hiçbir şeyi sınıflandıramadığım anlamına geliyor. Süzgeçten geçirmeden duymak. Bazen başkalarının duyamadığı şeyler duyuyorum. Örneğin Jakob öldürüldüğünde herkes nedenini biliyordu. Ama hiç kimse bir şey söylemedi.
"Hammerin karakterleri o kadar gerçekçi ki her satırı ikna edici. Travma müthiş bir roman." -Titel-Magazin- (Tanıtım Bülteninden)
Kitabın arka kapak yazısını okuyunca cidden ilginç bir şey olacak diyorsunuz ama olmuyor. Mattes kimsenin duyamadığı sesleri duyan biraz tuhaf bir çocuktur. Genelde özürlü olduğunu düşünürler. Bir gün büyükannesinin köyden arkadaşlarıyla tura çıkar ve aralarından biri öldürülür. Mattes ve teyzesi Lena bu olayı çözmeye kararlıdır. Olayın içine girdikçe konunun bambaşka olduğunu fark ederler. Benim daha önce hiç sevmem dediğim bir konuyla ilgili çıkıyor. Onu söylemeyeyim. Kitabın sonu hiç ilginç ya da ters köşe değildi. Bana kalırsa asıl ters köşe gözümüzün önündeki olur. Mesela başrol 😱 Ama nedense yazarlar hiç böyle yazmıyorlar. Bu kitap da gayet sinyal vermiş katilin kim olduğunu. Almanca çevirilerde büyük problem var. Pegasus buna bir el atmalı. Belki de bundan dolayı kitap ortalamadan öteye gidemedi.