What do you think?


Dizboyu Papatyalar
"Kısa öyküyü çok önemli bir yazın türü saydığımı belirtmek isterim. Kimi yazarların, eleştirmenlerin, bu türü, yazarın romana geçmesi için bir çeşit hazırlık, bir kalem bileme deneyi saydığını biliyorum. Belki de bu yaygın kanı yüzünden son günlerde yazınımızda romanlaşmamış uzun öyküler, daha çok röportajı andıran olay ve tip çoğaltmaları bollaştı."
- Tomris Uyar (1975)
Bu kitapta Tomris Uyar'ın daha önce yayımlanıp tükenmiş olan İpek ve Bakır ile Dizboyu Papatyalar adlı iki yaptını bir arada sunuluyor.
- Tomris Uyar (1975)
Bu kitapta Tomris Uyar'ın daha önce yayımlanıp tükenmiş olan İpek ve Bakır ile Dizboyu Papatyalar adlı iki yaptını bir arada sunuluyor.
110 pages, Paperback
First published January 1, 1975
About the author
Tomris Uyar
89 books197 followers Türk öykü yazarı ve çevirmen. İngiliz Kız Ortaokulu'nda, şimdiki adı Robert Kolej olan Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde eğitim gördü (1961). İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne bağlı Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi (1963).
Papirüs dergisi kurucularından olan Uyar’ın deneme, eleştiri ve kitap tanıtma yazıları Yeni Dergi, Soyut, Varlık gibi dönemin belli başlı dergilerinde yayımlandı. On öykü derlemesinden Yürekte Bukağı ile 1979, Yaza Yolculuk ile 1986 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. 60’ı aşkın çevirisi kitaplaşan Uyar’ın günlükleri, “Gündökümü” genel başlığı altında, yayımlandı. Yürekte Bukağı ve Yaza Yolculuk öykü kitapları ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı aldı.
Tomris Uyar, şair Turgut Uyar ile evlidir ve Hayri Turgut Uyar isimli, İTÜ'de öğretim görevlisi bir oğulları vardır. 2003 yılında kanser nedeniyle vefat eden yazarın kabri Zincirlikuyu Mezarlığı'ndadır.
Papirüs dergisi kurucularından olan Uyar’ın deneme, eleştiri ve kitap tanıtma yazıları Yeni Dergi, Soyut, Varlık gibi dönemin belli başlı dergilerinde yayımlandı. On öykü derlemesinden Yürekte Bukağı ile 1979, Yaza Yolculuk ile 1986 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. 60’ı aşkın çevirisi kitaplaşan Uyar’ın günlükleri, “Gündökümü” genel başlığı altında, yayımlandı. Yürekte Bukağı ve Yaza Yolculuk öykü kitapları ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı aldı.
Tomris Uyar, şair Turgut Uyar ile evlidir ve Hayri Turgut Uyar isimli, İTÜ'de öğretim görevlisi bir oğulları vardır. 2003 yılında kanser nedeniyle vefat eden yazarın kabri Zincirlikuyu Mezarlığı'ndadır.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 30 of 103 reviews
February 3, 2022
Şu ana kadar okuduklarım arasında Tomris Uyar'ın en sevdiğim kitabı oldu. Her öyküyü ayrı bir zevkle okudum.
March 30, 2017
"Büyüyorsun, derken genç kadınsın, yanakların dolmuş. Bir de bakıyorsun bacakların pörsümüş. Yanakların en son hangi gün dolgundu, bacakların ilk hangi gün tutmamaya başladı bilemezsin ki.
Değil mi Behçet? Biz de bir gün baktık ki bu odadayız. Beyazıt'ın arkalarında."
Kitap birbirinden güzel hikayelerle dolu. Hepsi yaşanmışlık, yaşlanmışlık kokuyor.
Hikayelerin hepsi de çok güzel, özellikle kitaba ismini veren ve buram buram Ankara kokan "Dizboyu Papatyalar" hikayesi... Sahi o yırtılmış gazetede ne yazıyordu be Tomris, "dizboyu papatyalar" neredeydi ya da ne hakkındaydı?
Yazarın dili çok samimi çok bizden... bence yazar, masa başında yazan, yazdıklarını sadece kendi anlayan o yazarlardan değil!
Değil mi Behçet? Biz de bir gün baktık ki bu odadayız. Beyazıt'ın arkalarında."
Kitap birbirinden güzel hikayelerle dolu. Hepsi yaşanmışlık, yaşlanmışlık kokuyor.
Hikayelerin hepsi de çok güzel, özellikle kitaba ismini veren ve buram buram Ankara kokan "Dizboyu Papatyalar" hikayesi... Sahi o yırtılmış gazetede ne yazıyordu be Tomris, "dizboyu papatyalar" neredeydi ya da ne hakkındaydı?
Yazarın dili çok samimi çok bizden... bence yazar, masa başında yazan, yazdıklarını sadece kendi anlayan o yazarlardan değil!
Read
December 8, 2021“Yerinde kullanılan bir sözcük, rasgele yükselen bir şarkı, nasıl kavratır yaşamayı…”
January 15, 2019
Tomris Uyar'i sesli dinlemek cok daha guzel hele anlaticinin sesi buna uygunsa.Cok cabuk bitti.Bir cok öyku var icinde genelde öykulere pek duskun degilimdir ama bunlar iyiydi. Bir Alice Munro olmasada dinlenir öykuler. Icerik olarak fena degillerdi acikcasi ama o kadar.
November 9, 2016
Birbirinden muhteşem öyküler hepsi. Keşke daha fazla, daha uzun olsalardı...
October 21, 2021
“Ne kadar çabalarsak çabalayalım yaptığımız işin içinde yatıyor kopukluk.”
August 25, 2016
Kitabın tanıtımındaki "süssüz anlatım" ifadesi tam isabet olmuş doğrusu. Sadenin de sadesi bir dille yazılmış birkaç hikayeden oluşan, kısacık bir kitap "Dizboyu Papatyalar". Beğendim.
Read
September 8, 2013Birbirlerini gerçekten, bir yemek süresince bile olsa gerçekten sevecek bir kadınla bir erkek için hazırladı masayı. Durdu. Bekledi.
June 29, 2019
"Hakların En Güzeli" ve Dizboyu Papatyalar" güzeldi...
September 17, 2020
Tomris Uyar'ın okuduğum ilk kitabı. Yaşamın kıyısında kalmış , zamanında çağlayan bir nehir gibi akan sonradan durulmuş insanların yaşam hikayelerinden kesitler görüyoruz. Uyar dili ve üslubu günümüz birçok öykü yazarını etkilediğini düşünüyorum. Bilinç akışı tekniği ile kahramanların dilinden bazen 3. şahsın dilinden diliyoruz hikayeleri. İki anlatım tekniğini bir arada kullandığı da oluyor. Hikayelerdeki kahramanların var olma çabası etrafında olaylar dönüyor genellikle. Bu var olma bir başkaldırı gibi. Öyküseverlere tavsiye ederim.
August 31, 2015
Can Yayınları/1990
"Bir şeylerden kurtuluyorum galiba. Kabuklardan. Alışkanlıklarımdan. Bu tümceyi alışkanlıkla söyledim, hiç düşünmeden. Temiz, söylenmemiş ne kaldı ki geriye? Yeni?" s:91 .
"Bir şeylerden kurtuluyorum galiba. Kabuklardan. Alışkanlıklarımdan. Bu tümceyi alışkanlıkla söyledim, hiç düşünmeden. Temiz, söylenmemiş ne kaldı ki geriye? Yeni?" s:91 .
April 29, 2023
Tomris ,senin pencerenden dünyaya bakmak ne güzel🌼
May 4, 2024
Büyüyorsun, derken genç kadınsın, yanakların dolmuş. Bir de bakıyorsun bacakların pörsümüş. Yanakların en son hangi gün dolgundu, bacakların ilk hangi gün boşalmaya başladı bilemezsin ki. Değil mi Behçet? Biz de bir gün baktık ki bu odadayız. Beyazıt'ın arkalarında.
Birşeylerden kurtuluyorum galiba. kabuklardan... Alışkanlıklarımdan... Bu tümceyi alışkanlıkla söyledim, hiç düşünmeden. Temiz, söylenmemiş ne kaldı ki geriye? Yeni
Evde yoktu ana baba. Bizim köylük yerlerde ana baba dayanmaz pek. Genç kızken dökülür dişleri anaların. Bir de bakarsın ihtiyarlamışlar, ölüp gitmişler. Toprağın olmuşlar. Biz gene süreriz toprağı, onlarla büsbütün bereketlenmiştir. Yani yoksulluk anlatılmaz be ablam. Yoksulluk yaşanır anca."
.. Yerinde kullanılan bir sözcük, rasgele yükselen bir şarkı, nasıl kavratır yaşamayı
Birşeylerden kurtuluyorum galiba. kabuklardan... Alışkanlıklarımdan... Bu tümceyi alışkanlıkla söyledim, hiç düşünmeden. Temiz, söylenmemiş ne kaldı ki geriye? Yeni
Evde yoktu ana baba. Bizim köylük yerlerde ana baba dayanmaz pek. Genç kızken dökülür dişleri anaların. Bir de bakarsın ihtiyarlamışlar, ölüp gitmişler. Toprağın olmuşlar. Biz gene süreriz toprağı, onlarla büsbütün bereketlenmiştir. Yani yoksulluk anlatılmaz be ablam. Yoksulluk yaşanır anca."
.. Yerinde kullanılan bir sözcük, rasgele yükselen bir şarkı, nasıl kavratır yaşamayı
November 13, 2021
*chef's kiss* O kadar ihtimamlı, o kadar becerikli ve dikkatli yazılmış öyküler dünyayla arama sade bir bariyer çekti. Turgut'a adanmış emekli albay hikayesiyle yerlerde yuvarlandığım da doğrudur. Tomris'ciğimi kutlar, başarılarının devamını dilerim.
August 31, 2021
yaz suyu hikayesini beğendim ama diğer hikayeler pek benlik değildi.
January 25, 2022
Çok beğendim öyküleri. Tomris Uyar'ın çok etkileyici bir kalemi var. Gözlem yeteneği de o kadar iyiymiş ki karakterlerin her cümlesi çok gerçekti. Zaten çok merak ediyordum Tomris Uyar'ın öylülerini. Tomrisçe kitabıni okuyuo yazarın hayatını da incelemenizi tavsiye ederim.
October 15, 2024
Nasıl da tanıdığım öyküler; ifadeler, çok hüzünlendim😢
May 14, 2022
Beklediğimin üstünde bir okuma/dinleme deneyimi oldu açıkçası. Sahi ne yazıyordu o gazetede?
May 12, 2014
"Beni kurtarmasınlar artık, yeter. Bıraksınlar, yerime alışayım. Yediremiyorum."
Nefis kitap. Hikayeler genelde dağınık bir şekilde sürüp gidiyor fakat bu sizi rahatsız etmiyor aksine daha da çok düşünmeye itiyor. Fırsat bulunup bir akşam bu kitaba ayrılmalı, tek nefeste okunmalı !
Nefis kitap. Hikayeler genelde dağınık bir şekilde sürüp gidiyor fakat bu sizi rahatsız etmiyor aksine daha da çok düşünmeye itiyor. Fırsat bulunup bir akşam bu kitaba ayrılmalı, tek nefeste okunmalı !
May 30, 2021
Bir tek inceliğin bile akılda kalması çok önemli... Dili bilmesek bile anlıyoruz, çünkü Akdeniz 'in ortak dili bu. 'Dizboyu papatyalar' anlamına da gelebilir, 'Daha yığınla çocuk var doğurulacak, yığınla çocuk bezi, don, erkek çorabı var yıkanacak' anlamına da...
July 18, 2026
Bu sıralar Uyar'ın kitaplarını okumaya çalışıyorum, Otuzların Kadını ve bu kitap en beğendiklerim oldu.
İki bölümden oluşuyor; İpek ve Bakır, Dizboyu Papatyalar.
Beğendiğim öyküleri; Mazi Kalbimde Yaradır- Gün Döndü, Diz Boyu Papatyalar, Rüzgarı Düşün.
Herkese keyifli okumalar.
Her kuponun bir eve, her yeni evin yeni bir kupona, kuponlara dönüşeceğini bilmesine karşın hırsla biriktiriyor. Demek yitirebileceği şeyler çoğaldı artık. Yitirebilecek kadar çok şeyi var. Tehlikede. Bu güvenli yaşamanın bozulmaması için de her aykırılığı göze alabilir.
Birden, Şermin'in hızla akan düşünceleri kesintiye uğradı. Kuponlardan birinin yanındaki yazı gözüne çarptı:
YU PAPATYALAR... BOYU PAPATYALAR...
Gazeteyi katlandığı yerden açtı: DİZBOYU PA-PATYALAR, diye okudu. Bir uçak şirketinin yada yazlık bir otelin reklamı olsa gerek.
«...geçirmek istiyorsanız, sizi DİZBOYU PAPATYA-LAR... Başı-sonu yırtılmıştı yazının.
Şermin kendini anlamaya zorladı:
Böyle anlarda hep olur. Yerinde kullanılan bir sözcük, rasgele yükselen bir şarkı, nasıl kavratır yaşamayı!
Ne diyor radyodaki ses: Teamo Te. Ne demek olabilir Teamo Te? Seni seviyorum, seni, seni, seni,» gibi bir şey. Hiç usanmadan, hep yenileyerek.
Dili bilmesek bile anlıyoruz, çünkü Akdeniz'in ortak dili bu. «Dizboyu Papatyalar,» anlamına da gelebilir, «Daha yığınla çocuk var doğurulacak, yığınla çocuk be-zi, don, erkek çorabı var yıkanacak,» anlamına da. «Seni seviyorum, hadi hoşça kal, bir gün o kıyı kahvesinde ya-nına çöküp dostça iki kadeh içebilme isteğim baskın ge-liyor, anlamına da...syf169
Oysa Şermin için, kendi mutsuz-luğunun elle tutulur bir simgesiydi. Bir tabuttu düpe-düz. Şermin'in taşımak zorunda olduğu kendi tabutu. Ne kadar gizlese gözlerden, ne kadar geride bıraksa, bir gün kalabalığın içinde taşımak zorunda değil miydi na-sılsa? Omuz verecek kaç kişi var bu tabuta? Omuz ver-mekten utanmayacak?syf160
Kasım rüzgârı park bekçisi. Koskocaman bir süpür-ge, solmuş yaprakları sarı çiçekler gibi coşkunlukla kat-mış önüne. Bitsin artık. Şimdi ne var bunda gözleri ya-şartan. Son günlerde gözleri yaşarıyordu. Öfkelendi mi, üzgünken, yalnızken, kalabalık içinde. Bir köşeye çekil-meli, şu çok kırmızı başağrılarının geçmesini beklemeli, başka yollara, başka yüzlere bakmalı. Öğle güneşi ner-deyse tepeyi bulur. İçkili, çaresiz kalınır o kalın güneşin altında. Öğleüstü, daha günün yarısı. Önünde yersiz yurtsuzluğun mezeleri: ciğer tava, beyaz peynir, kırmı-zı domates, yanık soğan kokusu. Küçük öğrenciler ge-çiyor caddeden, anaları babalarıyla bağlantılarını kopar-mış park kedileri, çöpçüler. Yarın Şükrüye'yi almalı, hiç değilse yüzüncü kere bunu düşünmeli. Evet evet yarın mutlaka. Neden bakamasın? Kontrol kalemi var, torna-vida, izole bant; bir erkeği bir erkek, bir küçük kızı bir küçük kız yapmaya yarayan her şey. Şeytan diyor çık ortaya, bağır bağır bağır avazın çıktığı kadar.
...yalan söylemeye ordan alıştı.
bir de çamaşır leğenini doldurmuş ertesi gün. ken-dini boğmaya...syf125
Yağan kar, gerilere sürüklüyor düşünceyi. Eskiye, bir vakitlere, ilke. Tokmağına ip bağlanmış ahşap eve. Sonra çamaşır yıkamak için gidilen bir çayda kıyıdan kayan sabuna, sabunun sürüklendiği kapıya... Каргуг açtın mı... Ohhh! günlük güneşlik... yeşil bir ova ve tay-lar. Kutsal sütlü, beyaz köpüklü, yeleli, gür taylar. ko-şar, koşar... su iner, açılır. Köpürüyor, bayılacağım, yine gözlerimin önünde bir beyazlık, rüzgâr paralıyor beyazı, annemin mendili bu, yok yok, köylülerin beyaz sakalla-rı. Hocanın yüzüme eğilmiş soluğu, bir ağlama bir ağla-ma, bir namaz bezi rüzgârda usul usul, annem ağlıyor (Tanrım sen Şevket'i bağışla, o bilmez). biri Çocuk dedi, uyandım, kibrit kutularındaki hilaller ve eski harfler dö-ne döne uzaklaştı. biri Çocuk dedi, belki ben dedim; gözlerimi açtım, ADAM dedim, Hoca yüzüme üfledi;
korktum, sonraları Adam hep geldi. Tanrı bağışlamadı. Ege'nin en güneşli ilçesinden, Menemen'den gelmişti Şevket. Daha küçücük bir insan yavrusuyken:
Çocuk hep bayılıyor. Nesi var ki?
Havale.
ben daha küçücük bir zenci yavrusuyken, der Şevket, bütün gün oynardım güneş altında, ama o güneş böyle değildi, hiç eksik olmazdı. sırtımı verir kana kana titrerdim, her kas ayrı ayrı, nasıl da sıcaktı, rahattı, uzun sü-receği besbelli bir ateşli hastalığın ilk büyük vuruşu gibi her yer terli, dalgın, dönüyor; göz, dalıyor. ayaklarını ağacın en yüksek dalına dolaştırır aşağı sarkarsın, ça-yırlar terstir ama başın dönmez çünkü sıtma, güneş ver-gisidir Ege'de. Ege'nin Menemen ilçesinde, kokular ilk elden gelir, oysa şu kış öğlesinde (ne kalmış o kokular-dan) İstanbul'da, Taksim'de, Taksim Sineması'nın köşe-sini tutan şu cılız, tek başına ağacı geçtim şimdi. bura-da bizim cüce Dursun yeni hayat satar bu saatlerde, ba-cakları çarpıktır, ağacın dibinde durur. ağacın tam kar-şısında geniş camlar beklenmedik bir sıcaklıkla çarpar insanın yüzüne, üstünde KLM yazar, camın önünde uzun yapraklı ağaçlar, püskürtme güzel kokular, mayolu kız resimleri durur, onlara bakarım, radyodaki korkunç ad-ları, eşyaları ve onların reklam şarkılarını duyarım, her yerde anlamadığım kelimeler kullanılıyor, bugün de duy-dum kokuları ve şarkıları, gazı aldıktan sonra Migros kamyonuna yanaştım, bizimkiler gaz yakıyorlar büyük-bey öleli. gaz pahalıymış, borçları bir an önce temizle-mek için dikkatli olmak gerekirmiş, gaz dökülmemeli. küçük hanım öyle söyledi. eskiyi düşünmemeliyim gaz alırken, küçük hanımın kızı öyle dedi: rüzgârı düşün...syf42
İki bölümden oluşuyor; İpek ve Bakır, Dizboyu Papatyalar.
Beğendiğim öyküleri; Mazi Kalbimde Yaradır- Gün Döndü, Diz Boyu Papatyalar, Rüzgarı Düşün.
Herkese keyifli okumalar.
Her kuponun bir eve, her yeni evin yeni bir kupona, kuponlara dönüşeceğini bilmesine karşın hırsla biriktiriyor. Demek yitirebileceği şeyler çoğaldı artık. Yitirebilecek kadar çok şeyi var. Tehlikede. Bu güvenli yaşamanın bozulmaması için de her aykırılığı göze alabilir.
Birden, Şermin'in hızla akan düşünceleri kesintiye uğradı. Kuponlardan birinin yanındaki yazı gözüne çarptı:
YU PAPATYALAR... BOYU PAPATYALAR...
Gazeteyi katlandığı yerden açtı: DİZBOYU PA-PATYALAR, diye okudu. Bir uçak şirketinin yada yazlık bir otelin reklamı olsa gerek.
«...geçirmek istiyorsanız, sizi DİZBOYU PAPATYA-LAR... Başı-sonu yırtılmıştı yazının.
Şermin kendini anlamaya zorladı:
Böyle anlarda hep olur. Yerinde kullanılan bir sözcük, rasgele yükselen bir şarkı, nasıl kavratır yaşamayı!
Ne diyor radyodaki ses: Teamo Te. Ne demek olabilir Teamo Te? Seni seviyorum, seni, seni, seni,» gibi bir şey. Hiç usanmadan, hep yenileyerek.
Dili bilmesek bile anlıyoruz, çünkü Akdeniz'in ortak dili bu. «Dizboyu Papatyalar,» anlamına da gelebilir, «Daha yığınla çocuk var doğurulacak, yığınla çocuk be-zi, don, erkek çorabı var yıkanacak,» anlamına da. «Seni seviyorum, hadi hoşça kal, bir gün o kıyı kahvesinde ya-nına çöküp dostça iki kadeh içebilme isteğim baskın ge-liyor, anlamına da...syf169
Oysa Şermin için, kendi mutsuz-luğunun elle tutulur bir simgesiydi. Bir tabuttu düpe-düz. Şermin'in taşımak zorunda olduğu kendi tabutu. Ne kadar gizlese gözlerden, ne kadar geride bıraksa, bir gün kalabalığın içinde taşımak zorunda değil miydi na-sılsa? Omuz verecek kaç kişi var bu tabuta? Omuz ver-mekten utanmayacak?syf160
Kasım rüzgârı park bekçisi. Koskocaman bir süpür-ge, solmuş yaprakları sarı çiçekler gibi coşkunlukla kat-mış önüne. Bitsin artık. Şimdi ne var bunda gözleri ya-şartan. Son günlerde gözleri yaşarıyordu. Öfkelendi mi, üzgünken, yalnızken, kalabalık içinde. Bir köşeye çekil-meli, şu çok kırmızı başağrılarının geçmesini beklemeli, başka yollara, başka yüzlere bakmalı. Öğle güneşi ner-deyse tepeyi bulur. İçkili, çaresiz kalınır o kalın güneşin altında. Öğleüstü, daha günün yarısı. Önünde yersiz yurtsuzluğun mezeleri: ciğer tava, beyaz peynir, kırmı-zı domates, yanık soğan kokusu. Küçük öğrenciler ge-çiyor caddeden, anaları babalarıyla bağlantılarını kopar-mış park kedileri, çöpçüler. Yarın Şükrüye'yi almalı, hiç değilse yüzüncü kere bunu düşünmeli. Evet evet yarın mutlaka. Neden bakamasın? Kontrol kalemi var, torna-vida, izole bant; bir erkeği bir erkek, bir küçük kızı bir küçük kız yapmaya yarayan her şey. Şeytan diyor çık ortaya, bağır bağır bağır avazın çıktığı kadar.
...yalan söylemeye ordan alıştı.
bir de çamaşır leğenini doldurmuş ertesi gün. ken-dini boğmaya...syf125
Yağan kar, gerilere sürüklüyor düşünceyi. Eskiye, bir vakitlere, ilke. Tokmağına ip bağlanmış ahşap eve. Sonra çamaşır yıkamak için gidilen bir çayda kıyıdan kayan sabuna, sabunun sürüklendiği kapıya... Каргуг açtın mı... Ohhh! günlük güneşlik... yeşil bir ova ve tay-lar. Kutsal sütlü, beyaz köpüklü, yeleli, gür taylar. ko-şar, koşar... su iner, açılır. Köpürüyor, bayılacağım, yine gözlerimin önünde bir beyazlık, rüzgâr paralıyor beyazı, annemin mendili bu, yok yok, köylülerin beyaz sakalla-rı. Hocanın yüzüme eğilmiş soluğu, bir ağlama bir ağla-ma, bir namaz bezi rüzgârda usul usul, annem ağlıyor (Tanrım sen Şevket'i bağışla, o bilmez). biri Çocuk dedi, uyandım, kibrit kutularındaki hilaller ve eski harfler dö-ne döne uzaklaştı. biri Çocuk dedi, belki ben dedim; gözlerimi açtım, ADAM dedim, Hoca yüzüme üfledi;
korktum, sonraları Adam hep geldi. Tanrı bağışlamadı. Ege'nin en güneşli ilçesinden, Menemen'den gelmişti Şevket. Daha küçücük bir insan yavrusuyken:
Çocuk hep bayılıyor. Nesi var ki?
Havale.
ben daha küçücük bir zenci yavrusuyken, der Şevket, bütün gün oynardım güneş altında, ama o güneş böyle değildi, hiç eksik olmazdı. sırtımı verir kana kana titrerdim, her kas ayrı ayrı, nasıl da sıcaktı, rahattı, uzun sü-receği besbelli bir ateşli hastalığın ilk büyük vuruşu gibi her yer terli, dalgın, dönüyor; göz, dalıyor. ayaklarını ağacın en yüksek dalına dolaştırır aşağı sarkarsın, ça-yırlar terstir ama başın dönmez çünkü sıtma, güneş ver-gisidir Ege'de. Ege'nin Menemen ilçesinde, kokular ilk elden gelir, oysa şu kış öğlesinde (ne kalmış o kokular-dan) İstanbul'da, Taksim'de, Taksim Sineması'nın köşe-sini tutan şu cılız, tek başına ağacı geçtim şimdi. bura-da bizim cüce Dursun yeni hayat satar bu saatlerde, ba-cakları çarpıktır, ağacın dibinde durur. ağacın tam kar-şısında geniş camlar beklenmedik bir sıcaklıkla çarpar insanın yüzüne, üstünde KLM yazar, camın önünde uzun yapraklı ağaçlar, püskürtme güzel kokular, mayolu kız resimleri durur, onlara bakarım, radyodaki korkunç ad-ları, eşyaları ve onların reklam şarkılarını duyarım, her yerde anlamadığım kelimeler kullanılıyor, bugün de duy-dum kokuları ve şarkıları, gazı aldıktan sonra Migros kamyonuna yanaştım, bizimkiler gaz yakıyorlar büyük-bey öleli. gaz pahalıymış, borçları bir an önce temizle-mek için dikkatli olmak gerekirmiş, gaz dökülmemeli. küçük hanım öyle söyledi. eskiyi düşünmemeliyim gaz alırken, küçük hanımın kızı öyle dedi: rüzgârı düşün...syf42
December 30, 2017
Öyle sade...öyle duru...
Read
August 5, 2025Tomris Uyar’ın en güçlü yanı, okuru büyük olaylarla değil, küçük anların yoğunluğuyla etkilemesidir. Dizboyu Papatyalar da bunun tipik bir örneği: öyküler, hayatın kıyısından yakalanmış gibi görünür ama asıl hikâye hep satır aralarında gizlidir.
Bu kitap, özellikle yavaş akan ama derinlikli edebiyattan hoşlanan okurlar için güçlü bir deneyim sunuyor. Uyar, okurun dikkatini küçük ayrıntılara çekerek aslında hayatın nasıl da bu ayrıntılardan oluştuğunu hatırlatıyor.
3/5 🥹
Bu kitap, özellikle yavaş akan ama derinlikli edebiyattan hoşlanan okurlar için güçlü bir deneyim sunuyor. Uyar, okurun dikkatini küçük ayrıntılara çekerek aslında hayatın nasıl da bu ayrıntılardan oluştuğunu hatırlatıyor.
3/5 🥹
April 14, 2020
Tomris Uyar hakkında ne yazsam az kalır. Her seferinde yazılarının, kaleminin duruluğu beni derinden etkiliyor. Bu baskısında 24 hikaye var. Sonraki baskılarında hikayeler çıkartılmış. 8 hikayeye indirilmiş içerik. Bu baskısını bu nedenle özellikle tavsiye ederim.
July 6, 2017
yanlış bir zamanda başladım sanırım. sevemedim :'(
February 18, 2019
Betimlemelerinde hayallere dalacağınız türde öyküler barındıran, benim gibi 80lerin ortasında doğmuş ve 60lı 70li yılların yaşanmışlıklarını merak edenlerdenseniz bu kısa öykü kitabı tam size göre.
February 12, 2024
3.5/5
İlk birkaç öyküyü çok fazla sevemedim ama sonrası gayet güzeldi. Özellikle bazı öyküler gerçekten çok duru ve dokunaklıydı. Bir de öykülerin en sevdiğim yanı içindeki toplumcu gerçekçiliği okuyucunun kafasına atmadan hikâye içinde verebilmiş olması. Güzel kitaptı, sevdim. 👌🏻
İlk birkaç öyküyü çok fazla sevemedim ama sonrası gayet güzeldi. Özellikle bazı öyküler gerçekten çok duru ve dokunaklıydı. Bir de öykülerin en sevdiğim yanı içindeki toplumcu gerçekçiliği okuyucunun kafasına atmadan hikâye içinde verebilmiş olması. Güzel kitaptı, sevdim. 👌🏻
April 2, 2017
Duru, akıcı, su gibi.
February 13, 2021
Her öykünün sonunda bir yutkunma ihtiyacı duyuyor insan, bir ürperti geçiyor insanın icinden. Kalemi çok güçlü bir yazar Tomris Uyar.
November 7, 2025
türk beauvoir’ımızı salomé’mizi anlama şerefine nail olamadım. ama yaz suyu hikayesi güzel.
Displaying 1 - 30 of 103 reviews































