Aydın, tek kelimeyle, içinde bulunduğu tarihsel ve toplumsal mekanda kendi "insanî konumu"nun bilincinde olandır. Bu bilinç, cebrî ve zorunlu olarak ona bir sorumluluk vermiştir.
Aydın, özbilinç ve sorumluluk taşıyandır. Kimi zaman okumuş olmayan biri, okumuş olandan çok daha güçlü bir rol oynayabilir. Öyle ki ansızın geri bir sömürge aşamasından oldukça ileri, bilinçli ve devingen bir aşamaya sıçrayan toplumlara ilişkin bütünsel bir araştırma, bu hareketlerin önder ve sorumlularının, bu bilimsel, toplumsal ve devrimci önderlik rolünü üstlenenlerin çoğunlukla entelektüel olmayan çehreler olduğunu göstermektedir.
Ali Shariati was an Iranian revolutionary and sociologist who focused on the sociology of religion. He is held as one of the most influential Iranian intellectuals of the 20th century and has been called the ideologue of the Iranian Revolution. He was born in 1933 in Kahak (a village in Mazinan), a suburb of Sabzevar, found in northeastern Iran, to a family of clerics.
Shariati developed fully novice approach to Shi'ism and interpreted the religion in a revolutionary manner. His interpretation of Shi'ism encouraged revolution in the world and promised salvation after death. Shariati referred to his brand of Shi'ism as "Red Shi'ism" which he contrasted with clerical-dominated, unrevolutionary "Black Shi'ism" or Safavid Shi'ism. Shariati's works were highly influenced by the Third Worldism that he encountered as a student in Paris — ideas that class war and revolution would bring about a just and classless society. He believed Shia should not merely await the return of the 12th Imam but should actively work to hasten his return by fighting for social justice, "even to the point of embracing martyrdom", saying "everyday is Ashoura, every place is Karbala." Shariati had a dynamic view about Islam: his ideology about Islam is closely related to Allama Iqbal's ideology as according to both intellectuals, change is the greatest law of nature and Islam.
Persian:
دکتر شریعتی در سال ۱۳۱۲ در خانواده ای مذهبی چشم به جهان گشود پدر او استاد محمد تقی شریعتی مردی پاک و پارسا و عالم به علوم .نقلی و عقلی و استاد دانشگاه مشهد بود علی پس از گذراندن دوران کودکی وارد دبستان شد و پس از شش سال وارد دانشسرای مقدماتی در مشهد شد. علاوه بر خواندن دروس دانشسرا در کلاسهای پدرش به کسب علم می پرداخت. معلم شهید پس از پایان تحصیلات در دانشسرا به آموزگاری پرداخت و کاری را شروع کرد که در تمامی دوران زندگی کوتاهش سخت به آن شوق داشت و با ایمانی خالص با تمامی وجود آنرا دنبال کرد.
در سال۱۳۵۲، رژیم، حسینیهء ارشاد که پایگاه هدایت و ارشاد مردم بود را تعطیل نمود، و معلم مبارز را بمدت ۱۸ماه روانه زندان میکند و درخ خلوت و تنها ئی است که علی نگاهی به گذشته خویش میافکند و .استراتژی مبارزه را بار دیگر ورق زده و با خدای خویش خلوت میکند از این به بعد تا سال ۱۳۵۶ و هجرت ، دکتر زندگی سختی را پشت سرخ گذاشت . ساواک نقشه داشت که دکتر را به هر صورت ممکن از پا در آورد، ولی شریعتی که از این برنامه آگاه میشود ، آنرا لوث میکند. در این زمان استاد محمد تقی شریعتی را دستگیر و تحت فشار و شکنجه قرار داده بودند تا پسرش را تکذیب و محکوم کند. اما این مسلمان راستینخ سر باز زد، دکتر شریعتی در همان روزها و ساعات خود را در اختیار آنها میگذارد تا اگر خواستند، وی را از بین ببرند و پدر را رها کنند
Aydın ve entelektüel (her ne kadar iki ''l'' ile yazıp çileden çıkartsalar da) tanımlarıyla başlayan Avrupa ve Doğu'daki aydın kavramını karşılaştırarak devam eden bir kitap. Kısa ve öz. Bu cep kitapları çok hoşuma gitti, çevirisi de oldukça güzel. Diğer yandan okuduğum birkaç Şeriati kitabından sonunda ''Aydın''da fikir ayrılıklarımız baş gösterdi. Yine de yazarın kitaplarını olabildiğince tamamlamaya çalışacağım.
Bir sosyolog olarak değerlendirdiği için Sartre ve diğer filozofların etkilerini görebilirsiniz ancak Şeriati bunlar içinde kaybolacak bir adam değil. Milli ve dini bir bilince sahip. Bu da onu hoş kılan bir diğer özellik zaten.^^
Bu değerlendirmeyi kitabı okuduktan neredeyse üç hafta sonra yapıyorum. Bu nedenle çok taze bir değerlendirme değil. Aydın kavramının doğuya batıdan ithal edildiğinden başlayan kitap, batıda aydın sınıfın oluşma sürecini rönesanstan itibaren inceleyip, kiliseye karşı alınan haklı tutumun, doğuya ithalinden sonra dine yani islama karşı bir tutum alınmasına neden olduğu tezini savunuyor..
This entire review has been hidden because of spoilers.
Not 5 stars just because of my Ali Shariati standards. Great, made me thinking a lot as always reading Shariati. As the book is not available in English, I will continue in Turkish, but I strongly recommend his other books as well.
Ali Şeriati kitaba aydın-entelektüel tanımı farkıyla başlıyor. Diyor ki: herhangi bir tahsili işinde kullanan kişi (doktor, mühendis vb.), bu tahsilinin zihinsel yükü orantısında bir miktar entelektüellik taşır. Tabi ki filozoflar, şairler, bilim insanları vb. tamamen zihinsel faaliyet gösterirler ve bu anlamda en uçta olanlardır.
Aydın ise entelektüel olmayabilir. Aydın öncelikle kendini, toplumunu, kültürünü çok iyi tanıyandır. Bunun da ötesinde, gerekiçinde yasadığı, gerek dünyadaki toplumsal olayları ve tarihin gidişatını akılcı ve taklitten uzak bir şekilde analiz edebilen kişidir. Fakat daha da önemlisi aydın, "Zamanın ve toplumun bünyesinde bulunan uyumsuz gerçeklikleri toplumun duygu ve bilincine ulaştıran"dır. Bu yüzden bence Ali Şerati'nin aydını "bilen", "görebilen", ve bunları "aktarabilen" bir portredir. Bu faaliyetlerinin arkaplanında ise aydın zorunlu olarak sürekli bir insani sorumluluk hisseden bilinçli bir ferttir.
Şeriati kısacası, bir insanın hangi özelliklere sahip olduğu ölçüde daha aydın olabileceğini, yahut bir aydın nasıl olmalı sorusunu cevaplıyor. Fakat bunu yaparken her zamanki gibi sosyolojik tahlillere, Gurvitch, Toynbe, Sartre, Marx, Fanon vb. lerinden alıntılara dayanıyor. Roma-Hristiyanlık-Rönesans'ın 17. yüzyıldan itibaren Avrupa'da çıkan aydını nasıl şekillendirdiğine ve bunun Doğu'daki ve Afrika'daki sahte/gerçek aydınları nasıl oluşturduğuna, biz Avrupalı olmayanların nasıl aydın olabileceğine dair görüşleri düşünmeye sevk ediyor. Okuyucuyu rahatız etmeyi esas şiar edinen tipik bir Ali Şeriati kitabı.