"Çakırcalının hayatını öğrendikten sonra, içimden bir ses, "Bırak Çakırcalıyı git", diyordu. "Kıyılmaz bu adama."
Bir Efe olsun ki, peşinde koşarken hayatını ortaya koyan bir komutana bunu düşündürsün.
Bir Efe olsun ki Osmanlının cesedini asarak teşhir etmesi karşısında, onu vuranlar "Gördün mü yaptığımız işi? Çakırcalı gibi bir yiğit buna layık mıydı? Keşki o bizi vuraydı." desinler.
Ah Efe'm, insan yazgısını değiştiremiyor demek ki. Yoksa sen bahçende fidanlarınla beraber çocuklarını büyütmek istemez miydin? Seni her dağa çıkmaya zorladıklarında ben de isyan ettim seninle. Neden bırakmazsınız adamı, neden azcık soluk aldırmazsınız diye yedim kendimi. Posluoğlu'yla İsmail Efe'ye ettiklerin çok ağrıma gitti ama şartlar seni bu hale getirmese sen bunları yapar mıydın? Sen ki merhametinle nam salmadın mı? Elinden geldiğince fakire fukaraya yardım etmedin mi? Son çarpışmanda bile düşmanına canını bağışlamadın mı? Kara Ali son nefesinde "Efe neden geç kaldı acep?" dedi, bil istedim. O da biliyordu sen bırakmazsın arkadaşını, sen satmazsın gönül verdiğin, yoldaşlık ettiğin birini. Çakırcalı'yı Çakırcalı yapan, gücü kuvvetinden çok cömertliği, adaleti, vefası değil miydi? Doğrusun Efe, insanoğlu azcık bir iyiliği unutmuyor. Halk seni bunca sevmese Çakırcalı Efe namı bizlere kadar gelir miydi?
Keşke Yaşar Kemal daha uzun uzun anlatabilseydi seni bize. Ama en çok da Iraz Hatun'u anlatabilseydi. Çakırcalı Efe gibi bir adamın sevda yolunda kendini yenemediği yerde bile Efe'sine kol kanat geren, sona gittiğini rüyalarında görüp gel gayri diyen Iraz Hatun'u. Ne çok isterdim Iraz Hatun seni daha yakından tanımayı. Efe'yle nasıl tanıştınız, Efen gönlüne yenildiğinde sen sevdanı neden terk etmedin, yıllarca bir adamın yolunu bekleyip, uğruna işkenceler görüp nasıl of demedin? Efe'nin ölümüne nasıl katlandın?
Toprağın bol olsun Çakırcalı, toprağın bol olsun Yaşar Kemal.