Emel Akal, Milli Mücadele’nin “sevk ve idaresi”ni gerçekleştiren kadroları ele aldığı bu araştırmasında, sürecin büyük ölçüde İttihatçıların örgütlenmesine dayandığını ortaya koyuyor. Bu örgütlenmenin de büyük ölçüde İttihatçıların ‘komitacı’ tecrübesinden yararlanarak, yukarıdan aşağıya gerçekleştirildiğini gösteriyor.
“Bu örgütlenmelerin üstünde, hatta dışında bir siyasi aktör olan” Mustafa Kemal, “nasıl ve hangi koşullarda bu mücadelenin liderliğine yükseldi?” Kitabın temel sorusu, bu. Akal, Mustafa Kemal’in İttihatçı güç odaklarıyla mücadele içinde liderliğini kurma sürecini ayrıntılı biçimde ele alıyor.
Bolşevizmle flört, kitabın bir başka ağırlık merkezi. Milli Mücadele yönetiminin ve İttihatçıların Bolşevik harekete duydukları sempatinin kâh pragmatik kâh ideolojik boyutlarını görüyoruz. Dönemin Anadolu’sundaki İslami renge boyanmış Bolşevik propagandası, bu olgunun ilginç bir cephesidir. Milli Mücadele’nin/Kurtuluş Savaşı’nın önderlik yapısı ve politik sosyolojisi üzerine titiz ve iddialı bir inceleme.
İlk-orta ve lise öğrenimini Ankara'da gördü. İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nü bitirdi. 1970'li yıllarda aktif sol siyaset içinde yer aldı. İstanbul, Diyarbakır, Trabzon, Van, Bursa ve Samsun'da İlerici Kadınlar Derneği'nin örgütlenme faaliyetlerinde bulundu. 1996'da ODTÜ Siyaset Bilimi Ana Bilim Dalı'ndan doktora derecesini aldı. Milli Mücadelenin Başlangıcında Mustafa Kemal, İttihat Terakki ve Bolşevizm (İstanbul: TÜSTAV Yayınları, 2002) ve Kızıl Feministler (İstanbul: TÜSTAV Yayınları, 2003) adlı iki kitabı, pek çok makalesi vardır. Boğaziçi, Muğla ve Bilkent Üniversitelerinde Türkiye tarihi dersleri verdi, vermektedir.
Emel Akal çok titiz bir tarih işçiliği ile bir dönemin tartışmalı konularına ışık tutmuş. Detaylı kaynak alıntıları ve karşılaştırmalar genel okuyucu için kimi zaman takibi zorlaştırsa da, klasik bir tarih anlatısının ötesine geçerek dönemin ruhunu daha iyi kavramanızı sağlıyor.
Emel Akal kendi tezinin altyapısını oluştururken, Milli Mücadele tarih yazımında fazlaca öne çıkarılan iki düşünceye karşı çıktığını kitabın başında açıkça belirtiyor. Bunlardan ilki Bülent Tanör'ün, kongrelerin aşağıda yukarı, demokratik yöntemlerle örgütlenerek Milli Mücadele'nin var edildiği yönündeki tez. Emel Akal'a göre, Milli Mücadele'nin örgütlenmesi, İttihatçıların çabasıyla yukarıdan aşağıya ve çoğu zaman zor kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Akal'ın karşı çıktığı ikinci tez ise Zurcher'in kitabındaki bir bölümün başlığı olan M.Kemal'in İttihatçılar tarafından hareketin başına atandığı iddiasıdır. Akal'a göre bu başlık M.Kemal'in özgül ağırlığı olmayan ve tamamen İttihatçı kadroların kontrolündeki bir piyon olduğu iddiasına delalet ancak bence burada Zurcher'e biraz haksızlık ediliyor. Doğru, başlık bu anlamda gerçekten yanıltıcı ancak Zurcher'in kitabında böyle bir tezi savunduğunu söylemek güç. M.Kemal'in aktörlüğünü ve ağırlığını asla inkar etmiyor. Bu konuda Akal ile Zurcher arasındaki temel fark olsa olsa; Zurcher'in M.Kemal'i İttihatçılar içerisindeki bir kanadın önderi olarak görmesiyken, Akal'ın onu İttihatçı ekibin dışında konumlandırması olabilir.