"Ellilerde, altmışlarda "cool" olmak mühimdi; zira az bulunan bir özellikti "cool"luk. Şimdi herkes, Ölü Canlar kastingi için hazırmış gibi dolanıyor ortalıkta." Sadece bu kitap için kaleme alınan yazılardan oluşuyor, Tehlikeli Temayüller. Ancak bu kez, malzemesini farklı bir şekilde işliyor Mağden. Küçük detaylardan, anekdotlardan yola çıkıp hayati meselelere uzanıyor. Kapısına dadanan bir kediden boğucu ikili ilişkilere, İlle-de-doğurması-gereken-kadınlardan, Milletçe mankafalaşmamızın nedenlerine açılıyor. Son model mirasyemezleri, Hayatı bize dar eden taksicileri, Popüler kültürün yaratıklandırdığı yeni nesli, Kutsal Annelik Dikenli Tacını başından çıkarmayanları, Ya da Fazla İltifat ve Alâkayla İğdiş Edilmiş Oğulları anlatıyor. İçinde boğulduğumuz kesintisiz kast toplumunu, Ve hakikat sevmezliğin gönüllü müritleri olma halimizi deşifre ediyor. Ama en önemlisi, tüm bunlardan kaçınma yollarını, Sinsice gözden ırak tutulan ferah mı ferah diğer seçenekleri gözler önüne seriyor bu yazılar. Her zamanki gibi dobra, zeki, sakınmasız, keskin, samimi, Her zamanki gibi DÜZEN'e kinli. Her zamanki gibi "sek," kendine has, Perihanmağdence, Üstelik, sıfır kilometre...
Perihan Mağden is a Turkish novel writer and columnist in newspapers, especially known for her wit and diverse use of language.
Mağden was born in 1960 in Istanbul. After graduating from Robert College of Istanbul, she studied psychology at Boğaziçi University. By her own account, she was an unruly student—and her mother was proud of it. One of the most famous writers in young Turkish literature, Perihan Magden has spent some time at Yaddo, the famous artists' community. Mağden is a single mother who lives in Istanbul. In addition to writing editorial columns for Turkish newspapers, Mağden has also published fictional novels and a collection of poetry. Mağden's novel İki Genç Kızın Romanı (Two Girls), published in 2005 by Serpent's Tail, was praised for pushing "Turkish beyond its conventional literary patterns" and compared to J.D. Salinger's Catcher in the Rye for the way she had captured adolescent anguish. She spent some years in far east countries. Her novel 2 Girls has been a big success in homeland Turkey and became an award winning movie premiered in Europe in London Film Festival right after Sydney. She is the author of Messenger Boy Murders (Haberci Çocuk Cinayetleri), The Companion (Refakatçi) and Escape (Biz kimden kaciyorduk, Anne?). Her latest novel Ali and Ramazan published in 2010 in Turkish and now out by Suhrkamp (German) and AmazonCrossing (USA). Her latest essays on Turkey are collected under the title Political Essays (Politik Yazılar). Her novels have been translated into 19 languages including English, French, German, Korean, Portuguese, Spanish, Greek and Russian.
Perihan Mağden ile tanışma kitabım, ilk defa okuyorum. Tehlikeli Temayüller sadece bu kitap için kaleme alınmış yazılardan oluşuyor. "Ancak bu kez, malzemesini farklı bir şekilde işliyor Mağden. Küçük detaylardan, anekdotlardan yola çıkıp hayati meselelere uzanıyor. Kapısına dadanan bir kediden boğucu ikili ilişkilere, İlle-de-doğurması-gereken-kadınlardan, Milletçe mankafalaşmamızın nedenlerine açılıyor. Son model mirasyemezleri, Hayatı bize dar eden taksicileri, Popüler kültürün yaratıklandırdığı yeni nesli, İçinde boğulduğumuz kesintisiz kast toplumunu, Ve hakikat sevmezliğin gönüllü müritleri olma halimizi deşifre ediyor." diyor arka kapakta. Bunların içinde en çok dikkatimi çeken bölüm; 'Hayatı bize dar eden taksicileri'. Kitap 2014 yılında yazılmış, biz hala taksi / taksici sorununu çözemedik. Hatta bu konu ile ilgili Ayşe Kulin de 'Taksiii' adlı kitap yazarak bu soruna değinmişti. Gene arka kapakta kırmızı ile yazılarak dikkat çeken bir cümle: “Ellilerde, altmışlarda “cool” olmak mühimdi; zira az bulunan bir özellikti “cool”luk. Şimdi herkes, Ölü Canlar kastingi için hazırmış gibi dolanıyor ortalıkta.” bu dolanma da 10 senedir artarak devam etmekte maalesef." Kitabın adına gelince; 'Temayül' ne demek? Temayül: bir yana eğilme, eğilim anlamına gelmekte. 'Siyamlı Eşler' adlı bölümde "Herkes o kadar sosyalleşme hastası / bağımlısı ki günümüzde, biriyle evleniyorsan, "eş" konumu gereği onun sosyal / profesyonel / bilumum çevresiyle de ödüllendirilmiş oluyorsun. Bonus hayat ( sözüm ona) kazanıyorsun." "Kocam var; ben DE meşgulüm." Bu süper tespite ben de katılmaktayım. Bu hanımların durumu bana 'refakatçi sendromu'nu hatırlattı. Kısaca bu sendrom, refakatçinin kendini hasta ile bütünleştirmesi, sorulduğu zaman ' geceyi rahat geçirdik, ateşimiz çıktı, ağrımız var' gibi hastanın şikayetlerini kendi de yaşıyormuşçasına çoğul anlatması. 'Babalık Miti: Kadınla Gelen Kadınla Gider Mi?' adlı bölümde babaların evlatlarına yaptıkları / yapmadıkları, ilgileri, sevgilerini göstermelerini anlatıyor. Örnek olarak iyi baba Halit Ergenç ve evlat ayrımı yapan Fahrettin Aslan'ı vermiş. Benim babam da iyi üstü bir babaydı, döneminin çok ilerisinde. Gene de belgesellerden takip ettiğim kadarıyla doğadaki en mükemmel baba: Penguenler 🙂 Okuduğu / izlediği birkaç film / kitap ile ilgili değerlendirmeler de yapmış. Bunlardan bildiklerim dışında olan; Ettore Scola'nın 1981 yapımı (müthiş ötesi olarak bahsetmiş) Passione d'amore adlı filmi, Murakami'nin İmkansızın Şarkısı (okumayan bir ben kaldım herhalde), Philip Seymour Hoffman'ın yönettiği Jack Goes Boating (2010) ile The Master (2012 - Usta), Funny Games (1997- Ölümcül Oyunlar), The Baader Meinhof Complex (2008-Bir Terör Filmi) izlenecek. Kaçırdığım / izlemediğim film çok ama kitap bir tane, sevineyim bari. Kalemi ile ilk defa tanışacağım için endişeli başlamıştım ama keyifle okudum. Sizlere de denemenizi tavsiye ederim.
Tepenot: Bu yorum Perihan Mağden'in dilinden, anlatımından esinlenerek yazılmıştır. Kitabı henüz okumayanlar için açıklamadır....
Tehlikeli temayüller Perihan Mağden'in hayati meselelerini denemeler şeklinde yazdığı kitabı... Çok özlemiştim Perihan Madeni, kitap da bipolarik bir zamanıma cuk oturdu, çok keyif vereceğini sanarken ilk öykülerde aaaa oldum. Okudukça küçük a'lar AAA oldu. Tabii ki arka fonda çalan DONA, DONA, DONA sade , mıçıklı bir DONA ışınlandı. Neler olmuştu sevdiğim yazara, bu denemeler denenmeli miydi, denenmemeli miydi? Nereden fırlamıştı. Apıştım kaldım oldum. Türkçe taksiren katledilmekteydi. İşin fenası ( fenasi değil) yargılayan bir Killer. Hiç birşeyi beğenmeyen, tiksinen, KIYMACASINA( Hahahaha tabii ki kıyasıya değil) eleştiren biri olmanın, insanın sınırlarını ve sinirlerini istismar etmenin ne gereği vardı? Rahatsız olan evinde oturur. Çok gezen çok bilir diye gezmenin âlemi minarenin alemi. "Killing me softly" başladı bu kez arka fonda. Bende mayasıl, yani kurdeşenin köylüsü... Ne demeye bir zamanlar karar aldıysam okuduğum kitabı bırakmamak geldi çattı kapı önüme. Bu kitabı sarımsaklasak da mı yesek sarımsaklamasak da mı yesek? Ya bitireceksin ya bitini yiyeceksin diyip bitirmeye mahkum ettim kendimi. Kitap 7 katlı açma börek her katında ne istersen; otu, peyniri, patatesi. Pilav üstü keşkül tadında. Karakterler Cem Yılmaz, Marka çantalı kadın, Çok konuşan profesör, Türkçeyi katleden yazar, vesaire vesaire. Konular kesmece ve de seçmece. Demi Moore'un siyah bikinisinden tutun Madonna'nın kıçına kadar, çocuk eğitimi, ana baba school'u, (bu arada Perihan Mağdenleşiyorum, üslup geliştirmeye yaylandım) herşey, heryerde, her zaman mevcut. AAA Acun'u unutmamış canımın içi. Galiba kaptırıyorum, bir denemeler silsilesini ben de denesem mi? Hakkını yememek lazım, yazar iyi gözlemci. Ben se iyi gözlemeci. Benden bir çok olmaz. Kim okur beni yaşlı kocadan başka... Halâ başınız dönmeyip de okuyorsanız, bu kitabı da okursunuz. Ben okudum böyle oldum. Bir de yorum yazdım boru değil. Denemeyi deneyin. Sanki Maden... İyi ki varsın Perihan Mağden.
Yüzeysel mi değerlendirdim, alt metni mi okuyamadım bilemem ama yazar o kadar fazla "ben diğer kadınlar gibi değilim" mesajı vermeye çalışmış ki, bunaldım, boğuldum, darlandım...
Basılı bir kitap olarak alınca ve yazarı da yılların gazetecisi olunca, okur ister istemez dil konusunda bir marifet beklentisi ile okumaya başlıyor. Ancak bunlar kitap olarak basılmak üzere değil, alelade blog yazısı olarak yayımlanacakmış gibi yazılmış yazılar. Konular keyifli, gündelik hayata dair detaylardan yola çıkıp çözümlemeler içeriyor. Yine de "vay çok iyi tespit" dedirtmiyorlar. En kötü tarafı ise dili, "giricem", "olucam" gibi konuşma şeklinde yazılan kelimeler kadar, "non-stop" ve "bullshit" gibi pekala Türkçe karşılığı olmasına rağmen İngilizce kullanılmış kelimeler var. Zaman ayırıp okumaya değmez, ancak dergi karıştırır niyetine okunabilir bir kitap.