Bir doktor olarak hastalarımın sağlığını önemsiyor, onların yaşam tarzlarını düzeltirken en fazla ihtiyaç duydukları gıda takviyelerini ‘reçete’ ediyorum. ‘Reçete’ kelimesini özellikle kullanıyorum çünkü bir doktorun önerdiği her takviye veya tavsiye aslında bir ilaçtır. Reçeteye giren ve hastamın kullandığı her ilaç gibi, gıda takviyelerinin sorumluluğu da bana aittir. Ait olmak zorundadır. Hayata yeniden tutunmak isteyen, sağlıklı yaşama adım atmak için hazırlık yapan ya da çocuklarına daha iyi bir beslenme düzeni oluşturmak isteyen herkesin ilk aklına gelen konulardan biridir gıda takviyeleri. Aynı zamanda yanlış kullanım sonucu çok can yakabilen, organlarımızın iflasına veya en iyi ihtimalle sermayemizin kaybına neden olabilen, yoğun bir bilgi kirliliğinin olduğu bir alandır. Kalp damar sağlığını ve sağlıklı beslenmeyi önemseyen bir hekim olarak bu yanlışlarla mücadeleme daha güçlü ve kalıcı bir katkı olması için bu kitabı yazmaya karar verdim. Bu kitapta, günlük hayatta en sık kullanılan ve en fazla reçete edilen takviyeleri bulacak, dolabınızda veya yanı başınızda duran gıda takviyelerini daha iyi tanıyacak, kendiniz için en doğru gıda takviyesini en uygun dozda kullanmayı öğreneceksiniz. Hepinize iyi okumalar diliyorum...
Doktor beyi sosyal medyada beğenerek takip ediyorum, verdiği bilgiler için de minnettarım. Maalesef pestitler olsun, toprakların fazla ürün yetiştirilmesinden mineral zenginliğini kaybetmesi olsun, ve anksiyete dolu hayatımız olsun dünyada sadece yediklerimizle sağlıklı kalabilmek çok zorlaştı. Takviye ürünlerse gereksiz ya da fazla alındığında tam tersi zarar getiriyor. Bu kitapta da en popüler birkaç takviye incelenmiş.
Kitabın en sevdiğim yerlerinden biri kan tahlillerinden bahsederken sadece normal aralıktan değil, optimal aralıktan da bahsediyor. Hele bu aralıkların genelde erkekler üzerinden belirlendiğini düşünürsek, optimal aralıklar özellikle kadınlar için kıymetli. (Şahsen B12 seviyem normal aralığın düşük tarafındaysa gayet şiddetli belirtiler yaşıyorum mesela.)
Kitapta eksik gördüğüm nokta ise bu tarz kitaplarda bence “X vitamin en çok şu gıdalarda bulunur” yerine sonda bir tablo olmalı, 100 gr gıdada ne kadar var çoktan aza sıralammalı, neyi beraber yersek emilim azalır o da tabloya konmalı. Sosyal medyanın İngilizce tarafında bu tarz çok tablo / illustrasyon oluyor. Aynısını kitaplardan da beklemek lazım.
Omega 3, D vitamini, Magnezyum, B12 vitamini, C vitamini, Demir, Çinko, Koenzim Q10 eksiklikleri durumunda ne olacağını, fazlalıkları durumunda ne olacağını, günlük kullanılması gereken dozu, çeşitli formlarını, hangi kaynaklardan elde edebileceğimizi, önemini çok anlaşılır bir şekilde özet halinde aktarmış. Herkesin okuyabileceği biçimde yazılmış. Fakat bu 8 in dışında önemli olan diğer bileşenlere de değinebilirdi. İyottan bahsedebilirdi, biotinden bahsedebilirdi, glutatyondan bahsedebilirdi. B grubu vitaminlerinin hepsini daha detaylı inceleyebilirdi.