Jump to ratings and reviews
Rate this book

Uzaklar #1

Uzaklar : Atasoylar'ın Dünya Seyahati

Rate this book
Osman ve Zuhâl Atasoy, Uzaklar adını verdikleri 8.5 metrelik tekneleri ile 1992-1997 yılları arasında 40 bin deniz miline yakın yolu aşarak, çıktıkları dünya turunu başarıyla tamamlamışlardı.

Osman Atasoy, yaşadıklarını akıcı bir üslupla kaleme aldığı eserine “Bu kitap, içinde uzakların çağrısını duyanlara adanmıştır” ithafıyla başlamış... Kitap, gerçekten de sadece denizcilere, uzun yolculuklar planlayanlara değil; hayal kurmayı seven her kesimden okuyucuya hitap ediyor. Okuyucu her sayfası renkli fotoğraf ve haritalarla dolu kitapta gezinirken Atasoylar’la birlikte uzak sulara yelken bastığı hissine kapılıyor...

Atasoylar bu seyahatte üç büyük okyanusu geçerek, otuzdan fazla ülkeye uğruyor; yüzlerce adayı, demir yerini dünyanın dört bir yanından gelen uzun yol denizcileriyle paylaşıyor. Yolculuk süresince iki tayfun atlatan Uzaklar korsanlık olaylarının yaşandığı tehlikeli sularda seyrediyor, uyuşturucu kaçakçılarının eline düşmekten son anda kurtuluyor ve daha birçok badireye rağmen azimle yoluna devam ediyor.

Uzaklar’ın ve mürettebatının başından sadece tehlikeli olaylar, okuyanları heyecana düşüren maceralar geçmiyor; Atasoylar yol boyu az sayıda insanın yaşayabileceği güzelliklere de tanık oluyor... Haftalar süren okyanus geçişleri sırasında tabiatın ne kadar büyük ve sessiz bir bilge olduğuna şahit oluyorlar. Doğayla mücadele yerine onunla uyumlu bir beraberliğin en doğru yol olduğunu; aslında insanın da doğanın bir parçası olduğunu ama bunun zamanla unutulduğunu (!) fark ediyorlar... Uzun yol denizcilerini yakından tanıdıkça onların kara insanlarından ne kadar farklı olduğunu görüyorlar. Azla yetinerek mutlu olmayı bilen bu insanlar arasındaki çıkar hesaplarından uzak dayanışmadan etkileniyorlar. Daha çok tüketmenin sonradan öğrenilen bir alışkanlık olduğunu, dünyayı hırs ve daha çok “şey”e sahip olma arzusu içindeki insanların kirlettiğini düşünüyorlar.

Uzaklar’ın başlangıçta iki olan mürettebat sayısı, Atasoylar’ın Yeni Zelanda’da dünyaya gelen kızları ile üçe yükseliyor ve yolculuk Pasifik’teki Tonga Krallığı’ndan itibaren aralarına katılan bebek Deniz ile devam ediyor! Küçük miço ilk yaşam deneyimlerini okyanuslarda deniz kuşları ve balıklarla paylaşıyor; yürümekten önce yüzmeyi, insan ve eşya isimlerinden önce yıldızların, gezegenlerin adlarını öğreniyor. Anne ve babasıyla birlikte iki buçuk yıl boyunca denizler, “kuş uçmaz gemi geçmez” ıssız adalar aşıyor. Dünyanın, denizler, balıklar ve üzerinde yaşadığı tekneden ibaret olduğunu sanırken rüya sona eriyor. Türkiye’ye vardıklarında ilk kez tanık olduğu kara hayatı karşısında şaşkına dönüyor...

Kitabın sonunda dört kısa bölüm yer almakta. İlkinde Uzaklar, Zuhâl Atasoy’un kaleminden kendi hikayesini anlatıyor. İkinci bölüm, Atasoylar’ın Türkiye’ye dönüşte yaşadıklarına, Uzaklar’ı Beşiktaş’taki Deniz Müzesi’ne hediye etmelerine ve seyahatle ilgili merak edilen soruların cevaplarına -böyle bir seyahatin malî portesi; vizeler; diğer formaliteler; lisan problemi vb.- ayrılmış. Üçüncü bölümde, Uzaklar’ın dünya seyahatiyle ilgili basında yayınlanmış köşe yazılarından bazı seçmeler yer alıyor. Son bölümde ise kitapta geçen denizcilik terimlerinin açıklandığı sözlük bulunuyor.

592 pages, Paperback

First published August 1, 2004

2 people are currently reading
57 people want to read

About the author

Osman Atasoy

2 books5 followers
Osman Atasoy 22 Temmuz 1957'de İstanbul, Dalyan'da doğdu.
Denizciliğe babasının sandalında başladı. Galatasaray ve Fenerbahçe Spor Kulüplerinde kürek ve yelken yaptı.

Poyraz adlı altı metrelik yelkenli sandalıyla Marmara ve Ege'yi dolaştı.

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi.

1992 yılında Zuhâl Atasoy'la birlikte, deniz yoluyla yapacağı dünya seyahatine Sığacık Limanı'ndan başladı.

Uzaklar adlı 8.5 metrelik yelkenlileriyle çıktıkları dünya turunu, 1995 yılında Yeni Zelanda'da doğan ve Deniz adını verdikleri kızlarıyla 1997 yılında tamamladı.

Seyahat dönüşü Uzaklar'ı, Beşiktaş Deniz Müzesi'nde sergilenmek üzere Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na hibe etti.

2008 yılında yeni teknesi Uzaklar II ile dört yıl sürecek yeni bir sefere çıktı. Atlantik ve Güney okyanuslarını aşarak Antarktika'ya ulaştı. 2012 yılında Türkiye'ye döndü. Uzaklar II ve ekibi Antarktika kıtasına giden ilk Türk ekibi oldu.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
32 (74%)
4 stars
11 (25%)
3 stars
0 (0%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 6 of 6 reviews
Profile Image for Caterina.
1,215 reviews62 followers
January 2, 2018
Uzaklar...

Bir dünya turunun Atasoyların dilinden öyküsü, dürüstçe, sevgiyle kaleme alındığı belli. Her sayfada denize aşık bu çiftin yaşadıklarını onlarla birlikteymişçesine hissedebiliyorsunuz.

Kitap bitmesin istiyorsunuz ama sayfalar akıp gidiyor.

Dünya turunun ardından kendilerine yaşatılanlarsa üzücü, kendilerine yazar payesi verilmiş bazı insanların onları dinlemeden onlara kişilikler oluşturması, yaşam şekilleri kendi kafalarındakine uymadı diye yargılaması kabul edilemez ama olmuş işte...

Kitabı bitirdiğimde şimdi ne yapıyorlardır diye düşündüm. Rahmi Koç Müzesi'nde sergilenen "Uzaklar"ı bir daha görmek istedim. Belki bir gün gideriz kim bilir?

Okuduğum en özel kitaplardan biriydi.

Ölmeden mutlaka okuyun!
6 reviews1 follower
February 20, 2023
Turun tamamlanmasından 25 sene sonra, bugün benzer rotalarda seyredenlerin videolarını seyrederken diğer yanda sanki Atasoy’larla birlikteymişçesine keyifliydi. Kitapta Deniz Müzesinde olduğu söylenen Uzaklar şimdi Koç müzesine taşınmış. En kısa zamanda ziyaretine gitmek niyetiyle.
Profile Image for ursullla.
74 reviews16 followers
November 15, 2020
"Bu kitap, içinde uzakların çağrısını duyanlara adanmıştır."

Atasoy çifti içlerindeki uzakların çağrısını duyup 'Uzaklar' adlı tekneleriyle 1992 yılında dünya turuna başlıyorlar. Gps olmadan, cep telefonları olmadan. Pusula ve harita gibi geleneksel denizcilik yöntemleriyle yollarına devam ediyorlar. Onlar tekneleriyle açık denizlerde ilerlerken biz de onlarla birlikte ilerliyoruz, yol boyunca durdukları bütün adaları geziyoruz, ufuk çizgisinin ardındaki farklı kültürleri görüyoruz. Günlerce karayı görmeden okyanusta ilerliyorlar. Yolculuk her zaman kolay da değil. Hatta yola çıktıkları ilk gün tekneleri arızalanıyor, yol boyunca da arızalanıyor. Fırtınalar, korsanlar, tayfunlar derken Uzaklar okyanusta ilerlemeye devam ediyor. Kitabın dili çok akıcı, insanı bulunduğunu yerden alıp okyanuslara götürebiliyor.

"Okyanusların sahipsiz yalnızlığında bulduğum huzuru başka bir yerde bulabileceğimi sanmam. Tabiat kuralları dışında sınırlamalara tabi olmadan yaşamanın verdiği özgürlük duygusu acaba başka nerede bulunabilir? Bu duyguyla sarhoş olmanın verdiği haz başka nereden alınabilir?"

Dünya turu sırasında bebekleri dünyaya geliyor. Adı 'Deniz'. 2 kişiyle başladıkları tura 3 kişi olarak devam ediyorlar. Okyanuslarda büyüyor Deniz. Okyanusun özgürlüğünü tadıyor. İnsanların kendilerini neden 4 duvarlı evlere kapattığını anlayamıyor. Okyanusun verdiği özgürlük hissinin yanında hayallerinin peşinden gidebilmiş ebeveynleri var Deniz'in. Şimdi ne yapıyor, nasıl bir hayat sürüyor merak ediyorum doğrusu.

"Engin denizler artık evimiz oldu. Üstelik bu öyle bir ev ki, ne etrafı duvarlarla sınırlanmış, ne de üstünde yıldızları ve hayalleri kapatan çatısı var. Halbuki karadaki evler böyle mi? Onlar insan hayallerinin düşmanıdır. Kurbanlarını fark ettirmeden dört duvarlarının arasına zincirler, orada sinsi sinsi yiyip bitirirler. Uzun süre denizlerde yaşayıp da şu çingene atasözüne katılmamak mümkün mü : 'Ev insanı öldürür.'"

Kitap hiç bitmesin istedim. Kitabı bitirdiğimde yazmaya vaktim olmadığından sadece bu cümleyi yazıp bırakmışım. Çünkü gerçekten bu yolculuk devam etsin istedim. Hatta son 100 sayfayı okurken bugün bitirmeyeceğim diye düşünürken Türkiye sularına girdiklerinde bu yolculuğun bittiğini anladım. Yola çıktıklarında 2 kişilerdi ama 5 yıl sonra yurda döndüklerinde yüzlerce insan onları karşılamaya gelmiş. Yıl 1997. Son sayfalar duygusal gerçekten. 'Uzaklar' bugün müzede sergileniyor, ileride bir gün gidip görmek isterim.

Kitabın sonunda basında yer alan bazı haberler var, oradaki şu diyalog çok hoşuma gitti. Gazeteci, Osman Atasoy'a soruyor. 5 yıl boyunca denizde ne yaptınız? Osman Atasoy cevaplıyor: 'Engin denizlerde yelken açtık. Siz 5 yıl karada ne yaptınız?'

Evet, biz yıllardır karada ne yapıyoruz?

"İnsan gittiği yerlerde iz bırakmak veya oradan bir şeyler almak arzusundan kendini alamıyor; çoğumuzda var olan sahip olmak ve varlığını kanıtlamanın bir neticesi olsa gerek. Açık deniz hayatı insana, yaşamını sürdürebilmesi için aslında ne kadar az şeye ihtiyacı olduğunu öğretiyor. Buna rağmen çoğumuz, hep daha fazlasını elde etme isteğini yenemiyoruz."
Profile Image for Salim.
213 reviews
May 15, 2018
Denize düşmek mi? Fırtınada alabora olmak mı? Mercan kayalıkları mı? Uyuyan balinalar mı? Korsanlar mı? Daha neler neler :)
Profile Image for Dilek Geçit.
33 reviews2 followers
July 1, 2014
MUHTEŞEM! TÜRK ÇİFTİN UFACIK YELKENLİ İLE DÜNYA TURU!
ÜSTELİK BEBEKLERİDE BU TURDA DÜNYA GELİYOR. TURA BEBEKLE DEVAM EDİYORLAR!
Displaying 1 - 6 of 6 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.