"Bu kitap, içinde uzakların çağrısını duyanlara adanmıştır."
Atasoy çifti içlerindeki uzakların çağrısını duyup 'Uzaklar' adlı tekneleriyle 1992 yılında dünya turuna başlıyorlar. Gps olmadan, cep telefonları olmadan. Pusula ve harita gibi geleneksel denizcilik yöntemleriyle yollarına devam ediyorlar. Onlar tekneleriyle açık denizlerde ilerlerken biz de onlarla birlikte ilerliyoruz, yol boyunca durdukları bütün adaları geziyoruz, ufuk çizgisinin ardındaki farklı kültürleri görüyoruz. Günlerce karayı görmeden okyanusta ilerliyorlar. Yolculuk her zaman kolay da değil. Hatta yola çıktıkları ilk gün tekneleri arızalanıyor, yol boyunca da arızalanıyor. Fırtınalar, korsanlar, tayfunlar derken Uzaklar okyanusta ilerlemeye devam ediyor. Kitabın dili çok akıcı, insanı bulunduğunu yerden alıp okyanuslara götürebiliyor.
"Okyanusların sahipsiz yalnızlığında bulduğum huzuru başka bir yerde bulabileceğimi sanmam. Tabiat kuralları dışında sınırlamalara tabi olmadan yaşamanın verdiği özgürlük duygusu acaba başka nerede bulunabilir? Bu duyguyla sarhoş olmanın verdiği haz başka nereden alınabilir?"
Dünya turu sırasında bebekleri dünyaya geliyor. Adı 'Deniz'. 2 kişiyle başladıkları tura 3 kişi olarak devam ediyorlar. Okyanuslarda büyüyor Deniz. Okyanusun özgürlüğünü tadıyor. İnsanların kendilerini neden 4 duvarlı evlere kapattığını anlayamıyor. Okyanusun verdiği özgürlük hissinin yanında hayallerinin peşinden gidebilmiş ebeveynleri var Deniz'in. Şimdi ne yapıyor, nasıl bir hayat sürüyor merak ediyorum doğrusu.
"Engin denizler artık evimiz oldu. Üstelik bu öyle bir ev ki, ne etrafı duvarlarla sınırlanmış, ne de üstünde yıldızları ve hayalleri kapatan çatısı var. Halbuki karadaki evler böyle mi? Onlar insan hayallerinin düşmanıdır. Kurbanlarını fark ettirmeden dört duvarlarının arasına zincirler, orada sinsi sinsi yiyip bitirirler. Uzun süre denizlerde yaşayıp da şu çingene atasözüne katılmamak mümkün mü : 'Ev insanı öldürür.'"
Kitap hiç bitmesin istedim. Kitabı bitirdiğimde yazmaya vaktim olmadığından sadece bu cümleyi yazıp bırakmışım. Çünkü gerçekten bu yolculuk devam etsin istedim. Hatta son 100 sayfayı okurken bugün bitirmeyeceğim diye düşünürken Türkiye sularına girdiklerinde bu yolculuğun bittiğini anladım. Yola çıktıklarında 2 kişilerdi ama 5 yıl sonra yurda döndüklerinde yüzlerce insan onları karşılamaya gelmiş. Yıl 1997. Son sayfalar duygusal gerçekten. 'Uzaklar' bugün müzede sergileniyor, ileride bir gün gidip görmek isterim.
Kitabın sonunda basında yer alan bazı haberler var, oradaki şu diyalog çok hoşuma gitti. Gazeteci, Osman Atasoy'a soruyor. 5 yıl boyunca denizde ne yaptınız? Osman Atasoy cevaplıyor: 'Engin denizlerde yelken açtık. Siz 5 yıl karada ne yaptınız?'
Evet, biz yıllardır karada ne yapıyoruz?
"İnsan gittiği yerlerde iz bırakmak veya oradan bir şeyler almak arzusundan kendini alamıyor; çoğumuzda var olan sahip olmak ve varlığını kanıtlamanın bir neticesi olsa gerek. Açık deniz hayatı insana, yaşamını sürdürebilmesi için aslında ne kadar az şeye ihtiyacı olduğunu öğretiyor. Buna rağmen çoğumuz, hep daha fazlasını elde etme isteğini yenemiyoruz."