Söyleyecek sözü olanların bir araya gelip, bir yandan yiyip içerken bir yandan söyleştiği sofraları düşünün. O masaları… İşte şimdi tam da oradasınız; Vedat Milor’un sofrasında. Bir farkla…
Menümüzde bu sefer yemekler değil, hayata dair seçimlerimiz var.
Âdeta bir menüden yemek seçer gibi, her gün hayata ve yaşadıklarımıza dair çeşitli kararlar veriyor ve yolumuza devam ediyoruz.
Günümüz dünyasında ise bu menü kabardıkça kabardı, seçenekler hiç olmadığı kadar dallanıp budaklandı. Öyle ki alışkın olduğumuz bazı yollar artık çıkmaz hâle gelirken yeni rotalar tüm belirsizlikleriyle önümüzde belirdi.
Yeni kurallar, yeni oyuncular ve meslekler, yeni yaşam kültürleri…
– Peki, baş döndürücü bir hızla değişen bu dünyaya nasıl ayak uyduracağız?
– Geleceğimizle ilgili hâlâ planlama yapabilir miyiz? Nereye kadar?
– Önümüzde serili binlerce imkân varken hangi seçimleri, neye göre yapacağız? Önceliklerimizi nasıl belirleyeceğiz?
– Neleri korumak için nelerden vazgeçmeliyiz? Ufkumuzu nasıl genişletmeliyiz?
– Bu yaşamı, kendimize ve başkalarına saygı duyarak, en zor koşullarda dahi vakarımızı koruyarak sürdürmeyi nasıl becereceğiz?
Yenal Bilgici sordu, Vedat Milor yanıtladı: Yeni Dünya Yeni Kurallar. Yaşam zevkinin bugünkü yollarına, çağımızda var olmak için gereken yetenekler setine, bu çağda insan kalmaya dair derinlikli bir sohbet…
Haydi gelin, siz de bir sandalye çekip bu masaya oturun.
Hesap Lütfen kitabını okuyup bana çok şey kattığı için Yeni Dünya Yeni Kurallar’ı da merakla okudum. Vedat Milor, yalnızca gastronomi üzerine değil, toplum, kültür ve değişen dünya üzerine de derinlemesine düşündüren bir anlatı sunuyor. Günümüz dünyasına dair tespitlerini, kendi tecrübeleri ve sağlam temellere dayanan bilgilerle aktarıyor. Özellikle sinema ve kitap önerileri beni her zaman beslemiştir.
Öncelikle şunu fark ettim, Vedat Milor’u tanımıyormuşum, yada çok ğstün körü tanıyormuşum. Kitabın kapağındaki kısa özgeçmişi bana bu kitabın beni zenginleştireceğini müjdelemiş oldu zaten.
Zeki, iyi eğitimli, vicdanlı, saygı ve sevgi ile yoğrulmuş bir entellektüelin yaşam tecrübeleri ve hayata bakışını görmek için kendime dersler çıkartmak için çok faydalı bir kitap oldu.
Marcus Aurelius’un bu kitapta da karşıma çıkması beni çok mutlu etti.
En sevdiğim kitaplar, başka film, müzik ve kitaplara yol açan kitaplar oluyor. Bu kitapta öyle, bende içinde geçen bazı referansları okuma ve izleme isteği uyandırdı.
Yılın sonuna doğru, yeni yıl ve hayatı değerlendirmeye daha meyilli olduğumuz bu dönemde, iyi gidebileceğini düşündüğüm bir kitap.
Y. Bilgici'nin Vedat Milor ile hayata dair söyleşisinden oluşan, su gibi akıp giden ve öğretici bir kitap. Bu kitap en iyi şekilde 40 yaş ve üstü yaşların kafasıyla, 20'li yaşlarda okunur. En büyük zevk ve verim ancak o zaman alınır. Tabii bu mümkün değil, ama keşke olsaydı.Demek istediğim, kitabı tam olarak anlamak ve gerçek zevki alabilmek için orta yaşlarda olmak gerektiği, ancak bu bilgileri hayata uyarlayabilmek ve bazı şeyleri değiştirebilmek için daha genç olmak gerektiği.
Vedat Milor gerçekten hayatta birçok şeyi görmüş, kafasında çözmüş ve o en üst olgunluğa erişmiş bir entellektüel. Bu kitap bana göre üniversitelerde zorunlu olarak okutulmalı. Bakış açınızı ve hayatı yaşama şeklinizi değiştirebilecek bir kitap çünkü. Hayattan zevk almanızı da arttıracak bir kitap.
İşin özü keşke bu kitabı bu yaşımın aklıyla 20 yıl önce okusaydım diyorum. Herkesin okuması gereken, notlar aldığım ve zevkle okuduğum bir kitap oldu. Vedat Milor'un diğer kitaplarını da okuyacağım.
Vedat Milor’un gastronımi dışında belki ondan çok daha etkileyici sosyolojik tespitleri ve entellektüel bir dünyası var. Onun sofrasında oturmuş gibi, onun sohbetini dinlemek, ondan kitap, film tavsiyeleri almak ve hayata dair, topluma dair tespitlerini okumayı seviyorum.
Vedat Milor ile aynı sofrada oturuyormuş gibi hissettiren, Yenal Bilgici’nin klasik soran-cevaplayan düzlemin dışına çıkarak bizi düşündüren ve ilham veren bir söyleşi konseptiyle hazırladığı bir kitap. Her bölümüyle yeni bir ufuk açıyor.
Yenal Bey'in söyleşi yaptığı kitapları özellikle beğendiğimi farkettim. Vedat Bey de okurken keşke komşum olsaydı dediğim bir insan. Okuması pek keyifliydi.
Yeni Dünya’ya dair Yenal Bilgici’nin perspektifi ile belirli alanlarda ufuk açan soruları ve alıntılarıyla Vedat Milor’un hem Türkiye hem de Dünya’ya dair düşünceleri, bakış açısı, anıları, çalışmalarını anlattığı okuması keyifli ve bir o kadar da öğretici, düşünmeye sevk eden ve ilham veren bir kitap. Kitaptaki başlıklar ise şu şekilde; *Bugünün Dünyasıyla nasıl baş etmeli? *İnsan ne için yaşar? *Yaşam sevgisi bir kültürdür. *Yeni kahramanlar, eski kahramanlar: İlham kimlerden alınır? *En zayıf halkaysak nasıl ayakta kalacağız, komplo teorilerinden nasıl kaçacağız? *Yüzyılı deviren Cumhuriyetimiz: Neleri doğru, neleri yanlış yaptık? *Geleceğin Meslekleri *Ufkunuz nasıl genişler? İyi okumalar:)
Milor biraz geride kalmış hissettirdi. Yapay zeka soruluyor, otomasyona bağlıyor. Onu da otel odasını iki gün az ayırtamasından anlatıyor. Yazılımdır geliştirilir. No big deal. Çok tekrara da düşüyor o yüzden sonlara doğru iyice zorlandım. Mesela sosyal medya cebelleşmeleri, programındaki haksız rekabet şikayeti, kendisinin haksızlığa uğramaya dayanamaması falan. Bence editing daha iyi olabilirdi. Sınıf farkı da hissediliyor. Bir şehre gidince gönlüne göre gezmesi. Nasıl olsa bir daha gelirim kafası. Bu herkes için kolay değil. Bazen söyleşiyi yapanla da ayrı tellerden çalıyorlar, özellikle yenal alıntı yapınca.
Gastronomi kısımları ve yorumları güzeldi. Birlikte yemek yemenin önemi konusunda ufuk açtı. Michelin yıldızlı yerlerin hızlı giden, küçük porsiyonlar sunulan sistemine eleştirisi iyiydi
Vedat Milor hayatını toplum baskısından bağımsız sadece kendi doğruları ve istekleri doğrultusunda yaşamaya cesaret etmiş nadir insanlardan biri. Diğer kitabını (Hesap Lütfen) da çok ilham verici bulmuştum. Bu kitabı da üstüne düşünecek yeni kapılar açtı bana. Ne kadar derinlikli bir insan olduğunu tekrar anladım.
Kitap, Vedat Milor'la sofrada oturup edilen bir sohbet gibi -ki bunu yapmayi ne kadar çok isterdim- akip gidiyor. Sinemadan ve felsefeden harika referanslar içeriyor. Kimi zaman bilimsel makale okur gibi not ala ala, referanslari inceleyerek okudum. Kimi bölümler ise ikilinin sohbetini dinledim. Sonuç olarak, Vedat Milor bana yine ufkunu genisletmenin zevkini yasatti.
Vedat Milor’un “Hesap Lütfen” kitabını okurken artan hayranlığım bu kitapla katmerlenerek arttı. Size her alanda farklı bakış açıları kazandırmayı başarması kitaptaki cümlelerinde saklı. Okudukça kendisinin vizyonu, netliği ve bilgeliğine hayran oluyorsunuz.
Vedat Milor’un sosyoloji doktorası olduğunu, bir dönem Dünya Bankası’nda raportörlük yaptığını, üstüne bir de hukuk fakültesine gidip Silikon Vadisi’nde yazılım hukukuyla ilgilendiğini biliyor muydunuz? Milor’un Yenal Bilgici ile yürüttüğü nehir söyleşi bu kitabı doğuruyor. Tespitleri gerçekten dolu dolu, aynı şeyleri düşündüğümüzü fark ettim bazen. Bazılarını birebir aynı kelimelerle Milor’dan dinleyince şaşırdım. Gurmeliğinin yanında ne kadar önemli bir aydın olduğunu görebilirsiniz. Özellikle Bilgici’nin en büyük sorunla ilgili yönelttiği bir soruya verdiği “kaynakların verimsiz kullanımı” cevabı bir harika. Bu kadar spoiler vereyim ve kitaba davet edeyim. Gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.