Quel âge avez-vous ? Cette question, depuis quelque temps, me plonge dans l'embarras. D'abord pour ceux ou celles qui me la posent, parce qu'elle me semble témoigner d'une forme d'indélicatesse dont je ne soupçonnais pas l'existence. Ensuite parce que je dois réfléchir avant de répondre. La question de l'âge est une expérience humaine essentielle, le lieu de rencontre, entre soi et les autres, commun à toutes les cultures, un lieu complexe et contradictoire dans lequel chacun d'entre nous pourrait, s'il en avait la patience et le courage, prendre la mesure des demi-mensonges et des demi-vérités dont sa vie est encombrée. Chacun est amené un jour ou l'autre à s'interroger sur son âge, d'un point de vue ou d'un autre, et à devenir l'ethnologue de sa propre vie.
Marc Augé is a French anthropologist. His career can be divided into three stages, reflecting shifts in both his geographical focus and theoretical development: early (African), middle (European) and late (Global). These successive stages do not involve a broadening of interest or focus as such, but rather the development of a theoretical apparatus able to meet the demands of the growing conviction that the local can no longer be understood except as a part of the complicated global whole.
“Nostalji ya da vicdan azabı zamanı ele aldığında zalimce bir eleme yapar. Unutmak onun gizli ve en etkili silahıdır, öyle keskin bir kılıçtır ki bu, hatıraları budayarak inceltir, en iyisini seçer ve hiç olmamış bir geçmiş uydurur. Çocukluk aşklarmızın cennetinin o kadar güzel olmadığını içten içe çok iyi biliriz. Boşuna olduğunu bile bile dilediğimiz şey, şimdiki özlem, arzu ve hayallerimizi orada bulmaktır. Pişmanlık duyduğumuz şey aslında hiç olmamıştır çünkü tam tersine şimdiki zamandaki arzumuzu geçmişe yansıtmak onu var eder.”
…
“Alzheimer hastalığı, unutmanın doğal bir süreci hızlandırmasından başka bir şey değildir, öyle ki dayanıklı imgeler, yani en sadık imgeler, çocukluktan kalanlar olur. Buna sevinelim ya da üzülelim, bu tespit bir parça acımasız da olsa kabul etmek gerekir: Herkes genç ölür.”
" Halbuki hafıza kurmacadır, hepimiz bir gün kendimizi yeniden icat etmeye mecbur kalırız." Yaşadığım kaybın ardından okumamla daha da anlamlı olan bir kitap oldu. Eminim ki daha önce okusam böyle derin anlamlar veremezdim. Kitapta insanın yaş almasına çok farklı bir açıdan bakılmış. Dildeki, toplumdaki klişelerin ötesinde yaş denilen şey matematiksel bir kavram değil, hatıranın biriktirdiklerinden ibaret. Ve " Buna sevinelim ya da üzülelim bu tespit biraz acımasız da olsa: Herkes genç ölür." Çünkü hafıza en çok gençlik anılarını diri tutar, bizi genç tutar.
First time I'm reading Augé, (i got to point out the success in turkish translation). I haven't realized the concepts of age and time in a social construct, but the book helped me expand my thoughts about how actually it affects our understanding.
1935-2023 yılları arasında yaşamış antropolog Marc Auge'nin son eseri.
*Zaman bir özgürlük; yaş ise bir sıkıntı, bir zorlamadır. *Halbuki hafıza kurmacadır, hepimiz bir gün kendimizi yeniden icat etmeye mecbur kalırız. *Eğer yaşımsam ve sadece yaşımdan ibaretsem, özümde, herkesin tanıdığı kurallar tarafından sıkıca belirlenmiş, sosyal ve kültürel bir varlığımdır. *Elbette, tanımı itibariyla, hatıralar asla anlattıkları olaylarla aynı zamanda yazılmamıştır. Olaylara geriye dönerek bakmak; zamanın, yaşın ve de geleceğin nasıl şekillendiğini belirler. *İnsanın devresini söylemesi hiçbir hesaplama gerektirmez; yaştan farklı olarak, insanın devresi her sene değişmez. Kimliğin kalıcı bir parçasıdır. Ayrıca dayanışmanın ve bir gruba ait olmanın bir parçasıdır. *İki tür nostalji vardır; biri yaşadığımıza, diğeri yaşamış olabileceğimize duyduğumuz özlemi ifade eder. *Alzheimer hastalığı, unutmanın doğal bir süreci hızlandırmasından başka bir şey değildir, öyle ki dayanıklı imgeler, yani en sadık imgeler, çocukluktan kalanlar olur. Buna sevinelim ya da üzülelim, bu tespit bir parça acımasız da olsa kabul etmek gerekir: Herkes genç ölür.
Marc Augé 1935 doğumlu Fransız düşünür ve antropolog. Gündelik yaşam alanlarına ilişkin çok sayıda incelemesi ve birçok kitabı var. Yazar 2023 yılında 87 yaşındayken aramızdan ayrıldı. Bu benim okuduğum 5. Marc Augé kitabı. Öyle gözüküyor ki Marc Augé okumaları devam edecek..
Bu kitap ..yaşam, yaşlanma ve kendini tanıma.. üzerine 3 ile 12 sayfa arasında değişen 11 tane yazı içeren bilgece bir kitap. Kısa, hemen bitirebilirsiniz ama yazılanlar üzerinde düşünmek baya zaman alabilir..
Mi aspettavo qualcosa di diverso, per qualche motivo che ancora non trovo. Ho apprezzato lo stile: scorrevole, corretto e ben argomentato, in pieno stile francese. Mi è piaciuta anche questa sorta di struttura circolare: il libro si apre con una riflessione sui gatti e si conclude con i gatti, ma, nella parte finale, l'autore arriva ad esprime quello che secondo me è il concetto chiave del libro, perché sì, la vecchiaia non esiste, ma questo anche e soprattutto perché quando si muore, si muore giovani. In futuro, lo rileggerò.
Cosa si può dire di questo libro? Io lo definirei vademecum se non addirittura “Bibbia” ma non vorrei risultare blasfema. Per gli operatori del settore ma anche familiari o semplici curiosi (per prepararsi al futuro o per qualsiasi cosa in realtà) è assolutamente da leggere. Non nascondo che un minimo di attitudine al linguaggio filosofico debba esserci: non è una lettura semplice ma è una lettura necessaria. Sembra strano ma sento un senso di abbandono… vorrei non averlo mai finito. STUPENDO
Bu sabah, talihsiz bir kazada zamansız kaybettiğim bir yakınımı anmışken, kitaplığımda göz göze gelip, inceliğinden bugüne dek okumadığıma mahcup şekilde, evde yalnız oturmaktan yanık kafayla birkaç saat içerisinde bitirdim.
Yaşlanmaya, nostaljiye, ölüme ve bilge kedilere dair söylediklerini okudukça duygulandırdı ve yazarın hayali elini sıkıca tutup iyi ki varsın ve bunları not etmişsin dedim.
Auge denemelerden oluşan kısa kitabında yaşlılık diye bir şeyin olmadığını iddia ediyor ve bedensel yaşlılık ile zihinsel yaşlılığın karşılaştırılması, bireysel hatıraların toplumsal olaylarla iç içe geçişi, hafızanın kurmaca karakteri, sanat eserlerinin ‘eskimesi’, hayvanların ölümünün anlamı, yaşlandıkça diğer insanlarla girilen ilişkiler gibi konuları akıcı bir şekilde anlatıyor.
Mi aspettavo di più, ecco. Tutto qui. Augé è senza dubbio persona colta e intelligente, ma non mi sembra abbia un dono particolare per la scrittura - che definirei: onesta, da bravo scolaretto - né per le riflessioni - che definirei: carine e qui mi fermo. Mi ha tanto ricordato "L'eleganza del riccio", ovvero un libro osannato dalla critica (e da tanti lettori) che a me era parso di una banalità ai limiti dell'insulso: aria fritta, servita magnificamente. Questo è leggermente meglio.
yaşlanmanın doğallığı üzerine yazılmış iyimser bir kitap. kedilerden ve kitaplardan da söz etmiş. yazarını tanımıyorum ama yaşlılığı sevdirmeye çalışmış. sevilir mi ki?