Editörlük Zor Zanaat’ın öznesi editör olduğu için biz bolca editörlüğü, editörlerin sorunlarını konuştuk. Özneler değişir, sorunlar pek değişmez bu sektörde. Tam da bu sebeple farklı özneleri de konuşmak gerekiyor. Biz fitili “editör” üzerinden ateşleyelim, devamında başka fitiller ateşlenir, en nihayetinde belki yayıncılığa bir meşale yakarız, belli mi olur?
Selahattin Özpalabıyıklar · Cem Akaş · Tanıl Bora · Sevengül Sönmez · Murat Yalçın · Savaş Kılıç · Nazlı Berivan Ak · Cem Alpan · Semih Gümüş · Ayşegül Utku Günaydın · Mustafa Çevikdoğan
bir kere sektöre yakın olanların anlatılan pek çok şeyi bildiği söyleşiler bunlar ama burada önemli olan bence ülkede teoride ve pratikte işlerin ne kadar farklı olduğunu bir kez daha anlamamız. söyleşi veren editörlerin ortaklaştıkları yegane konu da zaten ülkedeki ekonomik şartlar ve bunu kendi çıkarlarına kullanan yayınevleri. onun dışında daha uzun yazacağım ama bir kere söyleşiler çok güncel, bunun için cansu canseven’i kutlarım çünkü epey bir yayım öncesi çalışma da olmuş olması gerekiyor pandemiden geçen zamana ve iş değişikliklerine bakarsak. söyleşiler ve sorular da biraz buna yönelik güncellenmiş. ama anladığımız en önemli şey ve benim de katıldığım kısım bu: bu iş gönül işi. dergicilik, editörlük, çevirmenlik, bunlar üzerine yazıp çizmek hepsi delilik gibi ama delimiz bol, gençliğimiz var. yine anket gibi sorulan son sorular çok önemli çünkü türkçenin aslında ne kadar “hissiyata” ve anlama dayalı bir dil olduğunu kanıtlıyor. ne yazım kuralı ne retorik, bodoslama bazı şeyler ve ben bu dili bundan dolayı seviyorum. meraklısı için gözlerden kaçmaması gereken bir çalışma. hele sondaki liste… paha biçilmez. herkesin ellerine sağlık.
Cansu Canseven faydalı bir iş yapmış, “Editörlük Zor Zanaat” başlığı altında editörlerle yaptığı söyleşilerini biraraya getirmiş. Selahattin Özpalabıyıklar, Cem Akaş , Tanıl Bora, Sevengül Sönmez , Murat Yalçın, Savaş Kılıç, Nazlı Berivan Ak, Cem Alpan, Semih Gümüş, Ayşegül Utku Günaydın ve Mustafa Çevikdoğan hem kendi editörlük yaşamları hakkında hem de editörlük hakkında konuşmuşlar. Bu deneyimli editörlerin anlattıklarıyla yayıncılık tarihi de şekilleniyor. Yayıncılık mesleğindekiler ve bu sektörde çalışmak isteyenler için çok faydalı bir çalışma olmuş. Akıl edip gerçekleştireni de yayınlayanı da kutlarım. Günümüzde editörlüğün varlığı yokluğu tartışılmıyor. Editörün işinin ne olduğu konusunda da fikir birliği var. Söyleşi yapılan tüm editörler benzer tanımları yapıyor. Editör görünmeyen ama vazgeçilmez bir eleman. Bir kitap başarılı olursa, beğenilirse, çok okunursa bu başarı kuşkusuz yazarın hanesine yazılır. Ama her türlü başarısızlıkta olağan suçlu editördür. Kolayca gözden çıkarılır, feda edilir. Yeter ki yazar üzülmesin. Yazar kaprisi olarak editörlerin işten atıldığını biliyoruz. Çünkü editör yazarla yayıncı arasında köprü görevi görür, taraf tutmaz ve “her zaman doğruyu söyleyen”dir. Eh, doğru söyleyen de dokuz köyden kovulur. Cansu Canseven, yayıncılık sektöründe çeşitli görevlerde bulunmuş, şimdi de yayın yönetmenliği yapıyor. Sektörün sorunlarına aşina. “Editörlük Zor Zanaat”ın girişine uzun bir önsöz yazıp editörlüğü merkeze alarak yayıncılığın sorunlarını saymış. Sonra da bu sorunlar hakkında editörlere sorular sormuş, görüşlerini almış. Tamamen duygusal nedenler (yani gelir azlığı) temel sorunu oluştursa da ayrıntı sayılabilecek, aslında bir metnin kitaplaştırılmasında çok önemli olan yazım/imla tercihlerine dek birçok sorun var. Varlığı yokluğu tartışmasını aşıp bu meselelere gelmek de aslında editörlüğün kökleşmiş bir meslek olduğunu gösteriyor.
Sorular ve editörlerin verdiği cevaplarla sadece yayıncılık dünyasına yakından bakmıyoruz, Türkiye’nin son 25 yılında geçirdiği negatif kültürel ve ekonomik dönüşümü, editörlük mesleğini odağa alarak gözlemliyoruz.
Eğitimleri, bilgileri ve tecrübeleriyle el üstünde tutmamız gereken bu kıymetli insanları kitabı okuyarak kendiniz dinleyin, ne hissediyorlar meslekleri ile ilgili?
İyi ki editörlerimiz varlar ve Cansu Hanım’a da böyle güzel bir çalışma ortaya çıkardığı için teşekkürler 🙏
Yayıncılık ve editörlük üzerine, muazzam isimlerle yapılmış derinlemesine bir çalışma. Edebiyatla iç içe olan, iyi birer okur olmak isteyen herkesin okuması gerek.
Sadece editör olmak isteyenlere değil, editörlüğün tam olarak ne olduğunu anlamak, öğrenmek isteyenlere ayrıca bilinçli okura hitap eden çok güzel ve titiz bir çalışma örneği Editörlük Zor Zanaat kitabı.
Toplamda 11 editör ile yaptığı söyleyişinin çok başarılı derlemesiyle hem editörlüğü bize anlatıyor hem de mesleğin zorluklarını ve şu an ki sorunlarını -ki büyük kısmı maalesef ekonomik nedenler- bize aktarıyor.
Editör Ayşegül Utku Günaydın'ın dediği gibi: '' Bir okur iyi bir metin okuyorsa arkasında iyi bir editör olduğunu bilmelidir. '' Dolayısıyla her kitap, her yayınevinden okunmaz; artık bilinçli okurların sadece yayınevi değil, aynı zamanda editör de seçmesi lazım. Herkese ters gelen bir şey de söyleyerek konuyu kapatıyorum: Klasikler, bana göre asla İş Bankası Yayınlarından okunmamalı. Her ne kadar kapağına ve dışına özen gösteriliyor gibi dursa da, aynı özen içerikte gösterilmiyor.
Editörlüğe merakı olan, sektörle ilgilenen veya bu konulara merakı olan ve öğrenmek isteyen herkesin okuması gereken önemli bir çalışma.
Birbirinden değerli ve önemli onbir editör ile Cansu Canseven'in yaptığı söyleşiler. Editör nedir, ne iş yapar, yazar ve yayınevi sahibi ile ilişkileri nelerdir, bu mesleğin kolay, zor, olumlu ve olumsuz yanları nelerdir, hepsi burada; yayıncılık ile uğraşan herkesin okuması gereken bir kaynak kitap olmuş, beş üzerinden beş.