Bir cümle hayatını kurtarabilir. Gelecekten geliyorsa. Üstelik kendi el yazınla!
"Hepimizin hayatında, sonrasında hiçbir şeyin aynı kalmadığı, dünyamızı ikiye ayıran en az bir an vardır. O an, ilk bakışta muhtemelen önemli görünür. Ama değildir. Önemli olan daha önce gelir. Ben Ayırıcı diyorum ona, diğerlerini deviren ilk domino taşı."
Mobius. İsmini sonsuzluk şeridinden alıyor. Brooklyn'in gözlerden uzak teraslarında kurulu bir startup. Ortaklar hipster girişimci Andy ve esrarengiz dâhi fizikçi Rowan'a göre icatları tüm dünyayı değiştirecek bir devrim niteliğinde. Temporal Distorsiyon Portalı. Kısaca: Zamanda Yolculuk! Gelecekten sana, kendi el yazınla gönderilen mesajlar.
Bu icatla kusursuz bir kariyer inşa edebilir, gelecekteki ruh eşinle tanışabilirsin. Dostların ve düşmanlarınla takvimlerin ötesinde yüzleşebilir, akla gelmeyecek tüyoların izinde zaman korsanlığına, sonsuz servet peşinde gelecek hırsızlığına soyunabilirsin. Ama hepsinden önemlisi; en büyük hatanı düzeltebilirsin.
Caleb kendi elleriyle mahvedene dek hayalini dahi kuramayacağı bir hayat sürüyordu. Her koşulda sırtını dayayabileceği hayat arkadaşı Hannah'ya, herkesten çok sevdiği oğlu Seth'e, dünya çapında popüler teknoloji girişimlerinde göz alıcı bir kariyere sahipti. Sonra kaçınılmaz sürpriz gerçekleşti. Caleb şimdi çoğu beyaz yakalının gizli kahramanı olsa da CEO'lara göre bir hain, yatırımcılara göre steroid basılmış bir kriptonit. Son dayanağı ve akıl hocası Jim, ona Andy ve Rowan'ın mucizesinden bahsettiğinde, kaybedecek hiç bir şeyi kalmayan Caleb kaybettiği her şeyi kazanma olasılığını keşfediyor.
Türkiye'de hem bilim kurguyu hem okuma alışkanlıklarını yeniledi. Olasılıksız, Empati ve OZ adlı romanlarıyla milyonları okumaya âşık etti. Her jenerasyonun baştan keşfettiği fenomen yazar Adam Fawer bu kez de Zaman'a meydan okuyor. Kader, özgür irade, geçmiş, gelecek, aşk, felsefe, bilim, polisiye... Zamanda Yolculuk hiç bu kadar gerçek olmamıştı. Adam Fawer'dan asla bitmesin isteyeceğiniz bir roman daha.
Adam Fawer (born 1970 in New York City) is an American Novelist. Improbable, his first novel, has been translated into more than five languages and won the 2006 International Thriller Writers Award for best first novel. His second novel, Empathy, has been published in 2008 in German, Japanese and Turkish.
Fawer holds undergraduate and master's degrees from the University of Pennsylvania and received an MBA from the Stanford Graduate School of Business. During his corporate career, Fawer worked for a variety of companies including Sony Music, J.P. Morgan, and most recently, About.com, where he was the chief operating officer.
Fawer lives in New York with his partner and two sons.
8 Yıl aradan sonra en sevdiğim BK romanı olan Olasılıksız’ın yazarından yeni bir kitabın elime geçmesinin mutluluğunu yaşıyorum. Kitap çok güzel başladı. Konu gayet modern ve heyecan verici. Benim gibi yazılım dünyasının içinde biri için terminoloji ve ofis entrikaları çok bildik, çok tanıdık… Pek çok startup şirket bünyesinde CFO olarak çalışan, ekip kuran, para bulan hırslı, bencil ve asabi bir finansçı olan Caleb’ın yolu yeni kurulmuş bir startup firma olan Mobius ile kesişiyor. Başlangıçta Caleb’a göre şimdiki zamandan ve geçmişte yaşanmış olaylardan hikayeler okuyoruz. Startup’ın kurucu ortakları olan Andy ve teknolojiyi icat eden Rowan ile Caleb’ın yollarının nasıl kesiştiğini ve ilk yatırımı nasıl bulacaklarının hikayesi de var. Ayrıca tadından yenmez olan kısımda TDP Cihazı! Gelecekten kendilerine text mesajlar göndermeye başlıyorlar… Konunun fiziği ile ilgili yapılan açıklamalar okurken ağzımı sulandırdı demeliyim… “Zaman” konusunda yıllar içinde keşfettiklerimizin bilimkurgu romanları içindeki evrimini okumak oldukça tatmin edici…
Buradan itibaren yazacaklarım bir miktar sürpriz bozan içerebilir!!!
Gelgelelim sayfaları atladıkça aksiyonun eksik olması biraz hayal kırıklığı oldu. İlk 300 sayfa durağan geçti. Daha aksiyonu yüksek bir kitap bekliyordum. Ayrıca devamlı “geçmişi” ve “şimdiyi” okuduk ki bence “gelecekteki” Caleb, Rowan ve Andy’i de hikayeye eklemesi gerekiyordu ki hikaye bütünlüğü netleşsin… Gerçi kitap içinde geleceğin olasılık olarak belirsizliğine, süperpozisyonda duruyor ve gözlemlenmedikçe gerçekleşmeyeceğine dair çok güzel değindiğinden; yazarın geleceği hikaye olarak yazamayacağı fikrini anlıyorum ama yine de “şimdinin” geleceğini biraz yazabilirdi demekten de geri duramıyorum. Kitabın finali tam da beklediğim gibiydi. Hem Mobius sonsuzluğu, hem de Ouroboros’un kendi kuyruğunun peşinde dönüşüne yapılan müthiş göndermeli ve nihayet yükselen aksiyonu ile Adam Fawer kapanışı vardı. Özlemişim. Yine de ekibin toplanıp portaldan geçmişe yazdıkları metinlerin aktarıldığı bir sahneyi de kitap çok hak ediyordu demekten geri duramıyorum ve puanım 4.5 oluyor…
Mobius, finans sektörü, kuantum fiziği gibi alanlara değinmesi ile yavaş okunan bölümler içerse de; en sevdiğim dizi olan Fringe'te geçen olguları anımsatan konusu, film izliyormuş hissi uyandıran işleyişi, zaman yolculuğu, paralel evrenler, iş odaklı yitip giden yaşamlar, acı deneyimler yolu ile öğrenme gibi kavramları vurgulayan kurgusu ve etkileyici sonuç bölümü ile okumaktan keyif aldığım ve beğendiğim bir kitap oldu. Yazarın en sevdiğim kitapları Empati ve Olasılıksız olmaya devam etse de; Mobius rutin döngüde hayatımızda nasıl olsa hep var olacağını düşündüğümüz olguları kaybetmeden,değer ve anlamını anlamadığımız bilgisinin altını çizmesi açısından iyi ki okudum dediğim bir kitap oldu.
Caleb Bachman,42 yaşında hayatını farklı öncelikleri uğruna istemediği bir yöne çevirmiş, bir zamanlar evli, bir çocuk babası, finans sektöründe çalışan başarılı bir iş insanı olmasına rağmen her şeyini kaybetmiştir. Uzun süredir tanıdığı akıl hocası Jim'in önerisi ile bir startup olan Mobius'un iki kurucusu ile tanışıp, mali danışmanlık için başvurmaya karar verir. Şirket'in kurucularından Andy ve Rowan ile tanışması kendisi için hayalkırıklığı yaratsa da; Rowan'ın icat ettiği teknoloji uğruna tüm şüphelerini bir kenara bırakmaya karar verir. Mobius adı verilen teknoloji geleceğe bir tünel açıp, mesajlar almayı içermekte, zaman yolculuğunun kapılarını gözler önüne sermektedir. Caleb'in zihninde ise tek bir cümle dönüp durmaktadır: Geçmişte yaptığı hataları geri almak için karşısına bir şans çıkmıştır ve bu sefer bu şansı doğru kullanabilecek midir?
Birey için değerli olan, hayatın anlamını yansıtan olguların önemini vurgulayan, felsefe, fizik, kişilerarası ilişkiler gibi süreçleri işleyen bu kitap etkileyici son bölümü ile de soluksuz okunuyor.Zihin yakan bir zaman kurgusu çerçevesinde birey için önemli olan olguları keşfetmesinin değerini işleyen bu kitap önerimdir.
Beni asla yarı yolda bırakmayan bir yazar. Akıllıca ve dopdolu bir kurgu sunuyor resmen. Okurken hem merak ediyorum hem de farklı konularda bilgileniyorum.
Mobius, zaman çizgisinin düz ilerlemediği, geri dönüş ve iç içe geçmiş anlarla dolu, tam bir labirent kurgu. Bu labirent kurguyu daha iyi çözebilmek için mobius şeridi kavramını biraz biliyor olmak gerekiyor. Ben kitabın sonuna geldiğimde araştırmadan okumaya başladığıma pişman oldum.
- Mobius şeridi, 1858'de Alman matematikçi August Mobius tarafından tanımlanan, tek yüzeyli ve tek kenarlı bir geometrik yapıdır; matematiğin topoloji alanında incelenir ve "yönsüz" yüzeylerin en temel örneğidir. Normalde bir yüzeyin iki tarafı varken, Mobius'ta bir şeridin ucunu yarım döndürüp birleştirerek oluşturulan bu yapı, yüzeyi boyunca kesintisiz dolaşıldığında karşı yüzeye geçmeden başlangıç noktasına dönülmesini sağlar; böylece iç/dış, üst/alt gibi ayrımlar ortadan kalkar, bu da özellikle fizik, elektronik, kimya ve sanat gibi alanlarda hem teorik hem de pratik uygulamalara ilham verir.-
"yönsüzlük": Bir yüzeye hangi yöne gittiğini belirtmeden dolaşabiliyorsan, o yüzey yönsüzdür. Mobius şeridi, en bilinen yönsüz yüzey örneğidir ve bu kitap bunu zaman kavramı üzerinden sorguluyor, sorgulatıyor; bize de okurken hayatımızın yönünü belirleyebilmedeki sınırlılığımızı düşündürüyor.
Tabii ki bunu yaparken doğrudan kuantum fiziğinin kalbine, hatta Schrödinger'in kedisinin sessizce mırıldandığı kutuya uzanıyor. Bu kısımda superpozisyon ve gözlem en ilgimi çeken bölümler oldu. Kuantum fiziğinde süperpozisyon, bir parçacığın aynı anda birden fazla durumda bulunmasıymış. Yani bir elektron hem burada, hem orada olabilir ama biz onu gözlemlediğimizde yalnızca bir yerde bulunabiliyor. Buna gözlemcilik ilkesi deniyor.
Ve kitabın en en en çarpıcı vurgusu!
" Gerçeklik, onu gözlemlediğinde çöker. Olasılıklar, seçim anında tek bir gerçeğe dönüşür."
Kuantum fiziğini bilmeyi, bu kavramları ve kitapta bahsedilen teorileri gerçekten anlayabilmeyi isterdim. Aslında kitabı okurken bazı yerlerde sıkılıp kitaptan kopsam da, bu konuyla ilgili bölümlerde romanın yönlendirmesiyle okuduklarımdan baya etkilendim, hatta birkaç gün 'yönsüz' diye sayıkladım durdum!
Mobius şeridi, kendisi zaten bir yönsüz, döngüsel ve tek yüzeyli labirent metaforu. Roman; zamanın doğrusal olmaması, karakterlerin seçimleriyle çoklu evrenlerin oluşması, aynı olayın farklı olasılıklar üzerinden tekrar etmesi gibi öğelerle zihninizde bir labirent yaratıyor. Romanın karakterleri, geçmişleriyle, bilinçleriyle ve kırılgan kararlarıyla tam da bu noktada duruyorlar karşınızda: Birden fazla ihtimalin süperpozisyonunda.
Ta ki bir "ayrıcı noktasında" bir seçim yapana dek...
Kitap bu noktada edebi olarak insan ruhunun, yazgısının, hatta "seçim" dediğimiz o titrek anın anlamını yeniden düşündürüyor size.
"Gelecek, yazılmamış değildir ama tek bir ihtimalle yazılmamıştır.
O, gözlemlenmediği sürece bir Mobius şeridi gibi dönüp durur. Kendini tekrar eder ama hep farklı bir yüzle."
İşte bu noktada; kuantum felsefesinin edebiyatla buluştuğu yerde, çok iyi geldi bana bu kitabı okumak.
Belirsizlik, korkulacak bir şey değil, içinde potansiyelin dans ettiği, dönüşümün mümkün olduğu bir özgürlük alanıdır.
Mobius şeridi gibi, süperpozisyondaki gelecek de: dış ve iç ayrımı yapmaz, zıtları aynı yüzeyde buluşturur, seçimle tekilliğe düşürür. Ama her seçim, bizi kendi "tersimiz"e biraz daha yaklaştırır.
Kendimizle çakıştığımız o an- "işte o an, gerçekliğin çökme anıdır!"
Akıp gidecek kitaplar okumak istiyorum bu sıralar ; bu sefer de tercihimi Empati kitabını sevdiğimi hatırladığım Adam Fawer’dan yana kullandım, zaman yolculuğu ve paralel evren konularını da hep sevmişimdir . Yine de okuma sürecimde Amerikalı yazarın bazı kitaplarının sadece Türkçe olarak basıldığını farketmem ve yazar üstüne bu süreçte yaptığım araştırmalar kitaptan daha sürükleyiciydi. Romanı kendi türü içinde değerlendirince fena değil ama ben sanırım artık daha derin karakterler , daha edebi cümleler okumak istiyorum genel olarak.
Zamanda yolculuk en sevdiğim konulardan. Kitabı çok merakla okudum ama sonu tam beklediğim gibi çıktı. Yaratıcı bir final beklerdim. Okuması zevkliydi ama finalde patlama yaşamadım.
Olasılıksız ve Empati, kitap okumaya yeni başladığım zamanlarda büyük bir hayranlıkla okuduğum kitaplardı. Adam Fawer’dan yıllar sonra bir şey okuyacak olmak çok heyecanlandırdı beni. Kitap su gibi akıcıydı gerçekten, güzeldi de ama o kadar. Beni hiç şaşırtmıyordu. Ama sonra, yazar son sayfada öyle bir şey yaptı ki bambaşka bir noktaya taşıdı olayı! Kesinlikle okuyun!!
Not: Çevirmenin devrik cümle yazma sevdası beni çok yordu :D
Ahh… this book shouldn’t have ended! I honestly would have read 400 more pages if there were any. The writing was so smooth, making it an absolute pleasure to read. The story itself isn’t particularly unique—it follows the classic time machine concept without any major twists or surprises—but the way it’s told is just beautiful. It truly touched my heart. Such a wonderful book!
ortaokuldan beri ilk defa adam fawer okudum. o zamanlar olasılıksız ve empati furyasına ben de yenik düşmüştüm. maalesef bedelli sürecimde okuduğum en akıcı kitap buydu. inanılmaz bir steins;gate izleme isteği uyandırdı tekrardan. tek günde 520 sayfa okuyarak kişisel rekorumu kırdım.
Adam Fawer has once again created an amazing science fiction story for us. The topic of time travel—which I’m already interested in—and the challenges faced by a startup are reflected very well. While reading, I really enjoyed the references to modern life and especially the nods to characters from his previous books. I won’t give any spoilers, but once again, the ending twists your mind and melts your brain—just like the ending of Empathy. While reading, I thought I’d rate it 3.8/5, but after finishing it, it’s a 4.8/5 for me.
Valla ilaç gibi geldi şu kitap bana. Yine doğru zamanda bir işaret oldu benim için adeta. Duvarlardaki afişlerde gördüm de aldım kitabı. Konusunu hiç bilmeden önceki kitaplara güvenerek okudum. Girişimcilik ekosisteminde geçmesi ekstra hoşuma gitti. İlgi alanlarımı bir arada görmek bana büyük ilham verdi. Teşekkürler Adam abiiğ
Fizikçi bir babanın ve bankacı bir annenin kızı olarak fizik, metafizik, kuantum fiziği ve matematik temelleri içeren paralel evren gibi kuramsal olay örgülerini severim. Kendimi bildim bileli yoğrulduğum konular, dolayısıyla kitabın finans terminolojisi bana yadırgayacağım ölçüde yabancı gelmedi. Yazarın kalemini bilenler kitabın konusunun ve haliyle olay örgüsünün alışmışinin dışında olduğunu tahmin edebilirler. Elbette kitabı finansörler, yatırımcılar veya girişimciler normal statüdeki okurlardan daha fazla beğenecekler ancak nasıl ki polisler polisler okusun diye yazılmıyorsa, bu kitabın da iş dünyasını aydınlatmak amacıyla yazıldığını düşünmüyorum. Bence yazar dengeyi iyi ayarlamış, evet terimler var ama boğmuyor. Tek bilmeniz gereken 'başlangıç'ın anlamı geri kalanların açıklamaları dipnotlarda mevcuttur. Zaten olayı genel hatlarıyla kavradığınızda detaylara takılmıyorsunuz. Öte yandan her okura aynı oranda hitap edemeyebilir, kitabı sevmeyen okur arkadaşlarıma da hak veriyorum. Felsefe, finans, fizik ve teoloji benzeri konular sıkabilir veya zamanda yolculuk teması cezbetemez. Ama kitap bunlardan ibaret değil, çeşitliliği bol. Örneğin Caleb'in trajik bir aile öyküsü var ki oldukça ön planda, işkolik olmakta ciddi bir hastalık. Ayrıca teknolojinin bu kadar ilerlemesi sanılanın aksine son derece ürkütücü olabilir ve korkunç yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Kitap dünyayı değiştirecek bir icadın, insanların arasındaki dengeyi nasıl bozabileceğini ve oluşabilecek tehlikeleri de açıkça ele alıyor. Yani yazar bazen zeki, hatta dâhi olmanın da fazlasıyla başa bela olduğunu göstermek istiyor. Uzun zamandır 500 sayfalık bir kitabı iki günde okumamıştım. İyi geldi.
Möbius’u okumaya başladığımda ilk 20–30 sayfa boyunca tam olarak neyle karşı karşıya olduğumu anlamakta zorlandım. Olaylar net değildi, karakterlerin konumu belirsizdi ve metin bilinçli olarak okuru bir boşluğa bırakıyordu. Tam da bu nedenle kitap ya erken bırakılacak ya da sabırla devam edilecek türden. Devam ettikçe Fawer’ın niyetinin hikâye anlatmaktan çok bir soruyu kurmak olduğu anlaşılıyor: Eğer geleceği biliyorsak, verdiğimiz kararlar hâlâ bize mi aittir? Roman, zamanı doğrusal bir akış olmaktan çıkarıp zihinsel bir döngüye dönüştürüyor. Bu yönüyle Olasılıksız’ın daha karanlık, daha kapalı ve daha felsefî bir versiyonu gibi duruyor. Determinizm ile özgür irade arasındaki gerilim kitabın asıl omurgasını oluşturuyor ve okur farkında olmadan bu gerilimin içine çekiliyor. Ancak anlatı büyük ölçüde zihin merkezli ilerliyor. Bilincin bedensel, duygusal ve travmatik katmanları söz konusu olduğunda roman bilinçli bir mesafe koyuyor. Bu da kitabı entelektüel olarak güçlü kılarken, insan deneyiminin bazı derinliklerini dışarıda bırakıyor. Möbius, hızlı okunan ama kolay hazmedilmeyen bir roman. Cevaplar vermekten çok sorular bırakıyor ve okurdan aktif bir zihinsel katılım bekliyor. Zaman, kader ve bilinç üzerine düşünmeyi sevenler için etkileyici; netlik arayanlar içinse zorlayıcı bir okuma.
Olasılıksızdan sonra yazardan okuduğum ikinci kitap Mobius. Yazar Yine bilimkurgu, gerilim ve felsefenin iç içe geçtiği bir hikaye sunuyor bize.
Kitap Mobius ismini, Mobius şeridinden almış. Bu, matematikte bir yüzü ve bir kenarı olan paradoksal bir yüzeymiş. Gerçeklik ve bilinç kavramları bükülerek karmaşık ama bir okadar da sürükleyici bir hikaye ortaya çıkmış durumda.
Olasılıksız okuyanların hatırlayacağı David Caine diye bir karakter var bu kitapta ona yeniden rastlıyoruz. David’in zihin üzerine sıradışı bir yeteneği var. Mantık ve gerçekliği sorgulamaya itiyor. Geçmiş ve gelecek arası sık bir yolculuk yaşıyoruz. Ve bu yaşanırken bir çok olayın döngüsel olarak birbirleriyle olan bağlantısına rastlıyoruz. Yani David önceden epilepsiden ne kadar muzdaripse şimdi beyninin tüm fonksiyonlarını rahatlıkla kullanıyor. Ve bize aktardıklarıyla beyin yakıyor diyebilirim. İş dünyasının çıkarcı ve adaletsiz alt yapısı, fizik ve bilimin harmanlanması, zaman makinası ve kuantum fiziğiyle çok çeşitlilik içeren bir hikayeydi.
Yine oldukça düşündürücü, zorlayıcı ve kafa karıştırıcı bir macera sunuyor bize. Zor olsa da okumayı başardım. Yazarın müptelalarını güzel bir okuma bekliyor benden söylemesi.
Akıp giden bir kitap. Konusu zaten birçok kişiye ilgi çekici gelecektir, paralel evrenler, zamanda yolculık... Ama kitap tüm bunların etrafında gerçekten bağ kurabileceğimiz karakterler yaratmış. Güçlü bir hikaye var. Bilhassa bence yazar işin sonunda hikayeyi ustalıkla bağlamış. Zaten kendisinin Olasılıksız kitabını ilk okuduğum kitap sayarım. (Yada bana okuma alışkanlığını gerçek anlamda kazandıran ilk kitap sayarım diyelim) Kabalcı'da Zar Adam'ı görüp kapağını ve ismini beğenip almak istemiştim. Biraz konuştuktan sonra satıcı Olasılıksız'ı önerip, beğenirsem Zar Adam'ı okumamı tavsiye etmişti. Herhalde 12-13 yaşlarındaydım. Bayıla bayıla okumuştum. Bunca yıl sonra aynı yazarı önce Flu TV'de görmek, hayatına dair biraz olsun bilgi edinmek ve ardından da bu kitabını okumak enteresan. Bazen 13 yaşında okuyup beğendiğiniz kitaplar büyüyünce dönüp baktığınızda "meh" gelir ama Adam Fawer özelinde durum öyle olmadı. Mobius çok iyi yazılmış, müthiş sürükleyici ve güzel bir kitap. Olasılıksız'ı Empati'yi okuduğumda daha çocuktum. Beğenmiştim o zaman ama aynı yazarın şimdi kitapları o kadar ilgimi çeker mi acaba diyen varsa hiç şüpheye düşmeden okuyabilir.
Seth'in de en son gecmise gitmesiyle beraber guzel bitti. En son Caleb'in gecmise gidince gecmisteki kendisini oldurmesini planlamasi guzeldi ama yeri ve zamani ve planin kotulugu cok kotu oldu. Daha iyi olabilirdi. Bir de hamam bocekleri gibi kendisini oldurmesi gerekmesi ve tamamen yok olmalari gerekmesi fena degildi. Babasinin oglu ile yarismasi ile sonuclandi bir sekilde. Neyse, bir de ayrica bana antinatalizm veya insanin tamamen olmamasinin daha dogru olmasini istemesi felsefesini hatirlatti. Bir de yine su anda okudugum bir baska kitap Doomed'da da gectigi gibi, anneannesini sigarayi daha cok sevdigi ve bu yuzden kansere yakalanip oldugu icin affetmeyen Madison gibi, ikinci kez olumunu isteme olayi aklima geldi, bu sefer isteme degil 2.kez oglunun olumune sahit olan ilk Jim ve hatta diger Jimler... Bir de diger Jimler de gecmise gitmeye neden calismiyorlar diye dusundum:basit cunku yaslilar. Neyse yine de guzel kitapti ve imzasi icin Adam Fawer'a tesekkurler. Bana kitabi verdigi zaman okumaya baslayip, cevirideki cinsiyetci sozcuk secimlerinden dolayi okumamistim, belki de ayirici zamanim o zamandi, belki de simdi.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Hikaye betimlemeler, doğrusal/çizgisel anlatım, bilgi akışı, geri dönüş ve ileri sıçrama gibi teknikler harmanlanarak yazılmış. Buna alışmak gerekiyor.
Zamanda yolculuğun teknik açıklaması yeterli gelmedi. Bu konu defalarca işlendiğinden yeni ve yaratıcı bakış açısı getiremediğini düşünüyorum. Zamansal kurgularda sıkça başvurulan sicim, everett vb teorilere dayanan hikayelerin modasının geçtiğini düşünüyorum. Detaycı bk meraklıları için zaman algısı konusunda yeni fikirlere ihtiyaç var ki nolan bu konuda oldukça zorlayıcı içerikler üretiyor.
İş dünyası ve startup’lardaki ilişkiler güzel anlatılsa da daha az detayla hikaye kısaltılabilirmiş. Neredeyse her anın detaylı anlatımı ilk yarıda sıkıcı olabiliyor.
Hikaye herkese hitap etmeyebilir. Okuyucu kitlesi kurumsal iş tecrübesi olan ve günümüz teknolojilerine meraklı olanlar.
Kitabı bitirmem biraz zaman aldı. Ancak bu kitaptan değil benden kaynaklıydı. Uzun zamandır düzenli okuma alışkanlığımı kaybettiğimden.
Kitaba gelirsek sonsuz bir döngüye sıkışıp kalmanın hikâyesi. Geçmişte hayatımızı değiştiren ana geri dönüp onu değiştirebilsek gerçekten geçmişi ve geleceği değiştirebilir mi sorusuna sağlam bir giriş yapmış. Daha doğrusu 'kader değişir mi?' sorusuna kafa yormuş yazar.
Kitaptaki ihtimalleri okumak hoşuma gitti. Fiziksel teorileri de anladım ancak TDP'yi bir türlü hayal edemedim. Benim de sorunum buydu.
Spoiler olacak ama benim çözümüm daha basit Rowan'ı fizikten ziyade başka bir alana yönlendirmek sorunu hepten çözecek gibi 🤣🤣
This entire review has been hidden because of spoilers.
Genç bir girişimci; bir sene önce çocuğunu kaybetmiş bir baba. Çocuğu öldükten sonra hayatı dağılıyor, son girişiminde büyük bir kazık yiyor. İş hayatında birden gözden düşüyor. Kendisini kollayan yaşlı ve multimilyarder girişimci devreye giriyor ve garip bir proje ile tanıştırıyor. Projede dahi bir fizikçi kız ile baba parası yiyen bir girişimci var. Bu ekibe projeye finansman bulacak birisi lazım. Kitabın kahramanı bu rol ile devreye giriyor. Proje, zaman makinası diyemesek de zamanın akışını manipüle eden bir konuda. Kitabın konusu yavan bir şey gibi geliyor başlangıçta. Ancak konu ilerleyince kurgu zevkli ve heyecanlı bir hal alıyor.
3,7'den falan 4. Hikâye sonunda hiç beklemediğim bir yerden mobius şeridine döndü. Gereksiz denebilecek kısımları da vardı, bazı hikâye parçalarının neden verildiğini anlamadım, çünkü sonuçla herhangi bir ilgileri olmadı, süreç içerisinde de çok bir şey anlatmadılar. Bunları saymazsak güzel bir kurgu, ince ince bakılırsa tutarsızlıkları vardır belki ama ben okurken büyük bir mantık hatası hissetmedim ve keyif aldım.
Uzun zaman sonra Adam Fawer okumanın verdiği heyecan ile çevirinin yarattığı yerli kargaşanın bir bütünü ele hakimdi. Kitabın sonu büyük bir şaşkınlık uğratsa da, kitabın içinde verilen bilimsel açıklamaların kafa karışıklığına hüküm sürdüğü bir süreç oldu benim için. Genel hatlarıyla keyifle okuduğum bir kitap oldu. Adam Fawer yine kendine has dilinden ödün vermeden okuyucuyu birden fazla duyguyla buluşturmuş diyebilirim.
Uzun zamandır beklediğim son Adam Fawer kitabımı elime almamla tüm dikkatimi üzerine çekti. Karakterin dinlediği müzikten tutun, verdiği film referanslarına kadar sanki bana yazılmış gibi hissettirdi. Cân-ı gönülden kutluyorum Adam, yine başarmışsın. Olasılıksız ve Empati'yi sevdiyseniz, bunu daha da çok seveceksiniz.
Büyük bir hevesle ilk baskısını satın aldım. Kitabın ilk yarısı bence çok sıkıcı geçiyor ve benzer konuları anlatıyor. Keşfedilen cihazın çalışma prensibi ve donanımsal dizaynı gerçekten çok komik bence. Çok bir beklentiniz olmasın. sadece son 50 sayfası heyecanlı bence. En sonu her zamanki gibi güzel. ama genel olarak çok vasat bir roman. 2/5 veya 5/10 puanım
Adam Fawer'ın önceki kitaplarından dolayı beklentiyi üst düzeyde tuttuğum için kitabın çok içine giremedim sanırım. Hikayedeki tutarsızlıklar ve derinleşemeyen kurgular beni zaman zaman kitaptan koparttı. Ama bu kitap yazarın ilk kitabı olsaydı ve bundan 10 sene önce okumuş olsaydım kesin çok severdim.
Oz'dan sonra Olasılıksız ve Empati tadında bir kitap yazmak Adam Fawer'in bizlere borcuydu. Fawer, o borcu da Mobius ile ödemiş diyebilirim. Çoklu evren, sicim teorisi, kuantum fiziği konularından beslenen Fawer, Caleb karakteriyle bizi zamanda yolculuk konusunda güzel bir maceraya davet ediyor. Biraz zorlama olsa da okuması keyifliydi. Sonunu ayrı bir beğendim diyebilirim.
Meh bir kitap. Bir zamanlar herkesin elinde dolanan Olasılıksız’a (okumayı denediğim zaman kendi yoğunluğumdan bitiremeyip kenara atmamdan belki de) büyük önyargım olduğu için onun yerine takip ettiğim bir okuyucunun da önerisiyle Mobius’u okudum, keşke Olasılıksız’ı okusaydım.
Çok daha iyi kurgulanmış, örülü kitaplar okuduğum için beni çok da etkileyemedi ne yazık ki.