Çok çok iyi yazılmış bir kitap. Tezatların ve tekrarların edebi bir metinde nasıl ustaca kullanılacağı üzerine edebiyat atölyelerinde örnek olarak okutulabilir. O kadar.
Beyaz yakalı plaza kızı Doğa'nın beğenilme ve ilgi görme hırsı üzerine kurguladığı yapay hayatının gittikçe acılaşan, yokuş aşağı bir analizi. Gözlemler doğru ve yerinde. Fakat kendim de bir beyaz yakalı plaza insanı olduğum için kitabın konusu ilgimi çekmedi. Her gün içinde olduğum ortam ve olayları okumaktan sıkıldığımı itiraf edeyim.
Doğa'nın ("senin içinde iki kadın var kızım") öğrenciliğinde olduğu kişi ile bugün olduğu kişi, birbirine tezat iki şablon olarak kullanılıyor. Doğa'nın öğrenciliği, bugünkü yapay hayatına karşıtlık teşkil etmek üzere, yapmacıksız bir hayat gibi ortaya konmuş.
Lakin bu Doğa'ların her ikisi de (eski/olumlusu da, yeni/olumsuzu da) bana stereotip ve tek boyutlu geldi. Kitap plaza insanları için ilgi görme hırsıyla yanıp kavrulan, derinliksiz insanlar genellemesi yapıyor; ki benim buna itirazım var. Plaza insanı bu hayatı yaşar çünkü ekmeği burada. Bu, onun tek boyutlu, karton bir insan olduğu anlamına gelmez. Gençliğinde çantasından kitap eksik olmayan bir insan, beyaz yakalı oldu diye kitapları atıp kadın dergisi okumaya başlamaz. Bunu yapıyorsa, zaten gençliğinde de o kitapları okumamış, çantasında görünsün diye yanında taşımıştır. Misal ben de Stone Temple Pilots, Alice in Chains dinleyerek büyüdüm. Plazada çalışmaya başlayınca değişen bir şey olmadı, hâlâ aynı listeyi dinliyorum :)
Madalyonun öbür yüzünde ise öğrencilik dönemi var. O dönem de her şeyin saf, temiz ve mutlu olduğu bir dönem gibi yansıtılmış; ki benim buna da itirazım var :) O zamanlarda da göstermelik ilişkiler yaygındı. Ergenlik de eklenince, ilgi çekme ve ortamlarda popüler olma hırsı çocukları ezip geçiyordu. Sadece bu hırsın dışavurumu farklıydı. Saçları maviye boyamak gibi aslında çok da istemeden yapılan işler vardı :)
Diğer taraftan; genç yetişkinlerin neye özendiklerini onlara göstermesi ve bu konuların üzerinde onları düşündürtmesi bakımından Doğa şablonları kullanışlı olabilir. Nitekim kızımın lisesinde zorunlu okuma listesine almışlar, iyi de etmişler.
Hakan Bıçakçı'nın ilk eserlerini, ilk yayınlandığında, ilk okuyanlardan birisi benim. İlk eserleri benim okuma zevkim için fazla doğaüstü idi. Bu kitabın ilk yarısı son derece gerçekçi geçince şaşırdım. İkinci yarısında ise iç içe geçen ve Hakan Bıçakçı tarzını hatırlatan rüyalar, imgeler geri geldi. Gerçekçi gözlemler ile imgelerin bu kitaptaki birleşimini çok dengeli buldum.
Velhasıl iyi bir okuma deneyimi. Konu beni sıkmış olabilir ama bu başkasını da sıkacağı anlamına gelmez.