Geceyle gündüzün, aydınlıkla karanlığın iç içe geçtiği, sürprizlerin kapıda beklediği tekinsiz öyküler... Göktuğ Canbaba üçüncü öykü kitabında göremediklerimizin içinden geçip sınırların muğlaklığında usulca geziniyor.
Aslında içeride birinin olup olmadığına emin değil. Eve yerleştiğinden bu yana içeridekini görmedi hiç. Belki de içeride biri yok; belki Erdal markete gittiğinde o da çıkıp gitti evden; belki oraya yerleşeli beri hiç içeride olmadı; ya da içeriden hiç çıkmadı; sesini duymadı, gölgesini görmedi; tuvaleti, banyoyu kullandığına şahit olmadı; kontratta ismi yok. Sadece emlakçının anlattıkları var. Sanki hiç var olmamış biriyle paylaşıyor evini; içeride bir yabancı besliyor.
Göktuğ Canbaba, 1981 yılında Ankara’da doğdu. 2006 yılında Anadolu Üniversitesi Basın-Yayın Bölümü’nden mezun oldu. Lisans öğrenimini “Şarap ve İnsan” adlı belgesel fotoğraf projesiyle tamamladı. Uzakdoğu’da uzun soluklu birçok seyahate çıkıp kişisel fotoğraf projeleri üzerine çalıştı. İlk romanı olan Ozanın Şarkısı 2007’de yayımlandı. Tılsım-ı Kudret 2010’da, İşeyen Atmaca 2013’te, Ayyaş Buda 2016’da raflardaki yerini aldı. Öykü Gazetesi, OT, Dünyanın Öyküsü, Vagon, Yabani gibi dergilerde öyküleri yayımlandı. Aynı zamanda çocuklara da yazan Göktuğ Canbaba’nın Fener Balığının Kayıp Işığı, Valizdeki Kedi, Arayış Ormanı adındaki eserlerinin de aralarında bulunduğu Doğan Egmont’tan çıkan yirmi çocuk kitabı var.
Göktuğ Canbaba’nın toplumsal gerçekliğe en yakın kitabı diyebilir miyiz acaba? Belirlediği yol haritasında hayata, yaşamın içindeki gerçek insanlara çok yakın, saf bir yerde yürüyor bu kitabında. Bazı hikayeler dram dozuyla canımı yaktı. Dili her zamanki gibi çok tadında, akışkan.
Not: 3.5'tan 4. Göktuğ Canbaba'nın kaleminde tuhaf bir gerilim var. Bunu olumlu anlamda söylüyorum. Öykülerindeki o tuhaflık/tekinsizlik/gerilim hissi cezbedici. Yine de benim gözümde "Çatlaklar" kitabı, kendi kariyeri açısından epey yüksekte bir yerde olduğu için; "İçerideki"nin, biraz beklentimin altında kaldığını belirtmem lazım.
Bu kitabında da, "Hokus Pokus!" ve "Kuyu" öykülerini çok başarılı buldum. Kendisi, takip edeceğim genç yazarlar listesinde yerini sağlamlaştırdı.
"Sanki bazıları bahşedilmiş gülücüklerle doğup adımlarını yıkımların uzağına atıyorlar hep. Bazıları ise nadiren gülüyor. Belki de bazıları hayata kişisel enkazlarının merkezinde başlıyor." #göktuğcanbaba ciddi anlamda sevdiğim yazarlardan tüm kitaplarını okudum. Sevdiğim tarzda yazıyor. #içerideki #hikaye kitabı. İçerisinde 7 hikaye var. Konu ve puanlamaları aşağıda veriyorum. Gece Güneş: soğuk ve klostrofobik hissettiren bir hikaye. Gece iş görüşmesi için bilmediği bir şehre gider. Bir yandan geride bıraktığı anneannesini düşünmektedir. 4/5 Hokus Pokus: Nejat babasını kaybeder ve çocukluk evine cenaze için döner. Babasıyla iç hesaplaşması aile fertlerinin varlığı ile bozulur. 5/5 Her çukur kendi rotasını belirler: bir eve yeni taşınan Uğur, karşı komşusunun büyük bir çukur kazmadına şahit olur. 5/5 Kuyu: neriman her yıl aynı gün İstanbul'da bir kuyuyu ziyaret eder. 4/5 Kovuk: ilk kez bir kovukta birbirine aşık olan Kutay ve mervenin hikayesini okuruz. 2/5 Yıkım ekibi: bir kadın kocasıyla olan ilişkisini düşünürken kaşınmaya başlıyor 5/5 İçerideki: erdal ekonomik sıkıntıdayken ucuza kitsya çıktığı güzel bir evde başka birinin olduğuna inanır. Emlakçı da bunu onaylamıştır. 5/5
Son derece hissiyat ve hayal kırıklığı yüklü hikayeler. Tuhaf bir mizah yönü de var. Hep bir yarıda kalmışlık, tükenmişlik. Son derece güçlü bir yere evriliyor yazarın kalemi. Keşke birkaç öykü daha olsa dedim.