Alevilik pirine, ocağına ikrar ile bağlanmış taliplerin oluşturduğu bir 'yeminli yurttaşlar topluluğu' mudur yoksa bünyesinde ilahi sırlar saklayan bir 'gizem okulu' mu? 'Ma Ana' kimdir ? Aleviler kendilerini neden 'Millete Ma' olarak tanımlıyorlar?
Ma Ana, Mary Ana ve Fatma Ana aynı kutsal varlığın farklı iklimlerdeki adı mıdır?
Erken Hıristiyanlar Bakire Mary'den doğan Tanrının oğlu İsa hikayesini Bu gün Hacı Bektaşi Veli'nin adı ile anılan Karacahöyük Dergahı'ndan mı kopyaladılar?
'Ehli Beyt' sözcüğünün 'Alevi ince yolu' içindeki sırlanmış anlamı nedir?
Ürgüp, Göreme, Avanos ve Ihlara Vadisi'ndeki yeraltı şehirlerini ve kaya yerleşimlerini Roma'nın mağdur ettiği Hıristiyanlar mı yoksa Hıristiyanlığın zulmünden kaçan Karacahöyük Dergahı'nın talipleri mi inşa ettiler?
Alevilikte 'mumyalama' var mıdır? Hacı Bektaş Veli Dergahı'nda eski çağdan kalan mumyalar kimlere aittir?
Hacı Bektaşi Veli Dergahı, Eski Çağ'da Seyit Battal Gazi Dergahı'nın kolonisi miydi?
Battal Gazi Dokuzuncu yüzyılda Divriği'de bir Alevi devleti kurdu mu?
Babai katliamı Katolik Kilisesi tarafından tasarlanmış bir soykırım girişimi miydi ? Selçuklular bu kanlı operasyonda taşeronluk mu yaptılar?
Alevi mürşitlerine, Alevi pirlerine ait soy ağacı bilgileri neden ortadan kaldırıldı? Osmanlı Devleti kuruluşunda Alevi miydi ?
İflah olmaz bir Alevi düşmanı olan Şah İsmail 'tebdil-i kıyafet' ederek Alevi erkanı içine nasıl girdi ?
Bu kitabın yapraklarını çevirirken; mahsur kaldıkları kuytu karanlıkları delerek teker, teker gün yüzüne çıkan Alevi gerçekleri ile tanışacaksınız.
Bu satırların arasında gezinirken, bu toprakların en eski uygarlığının, sonsuzluğun dehlizinde, sanki hiç varolmamış gibi, yitip gitmemek için gösterdiği soylu direnişe tanıklık edeceksiniz.
Göğsünüz kabaracak.
Aleviliğin uzun sürmüş onurlu ve hüzünlü macerasını ak kağıtlar üzerinden ilk kez okuyacaksınız..
Bir ulu ışık düşecek üstünüze, içiniz aydınlanacak.
İttihat ve Terakki Partisi’nin iktidarından bu yana ülkenin tüm insanlarına tek bir geçmiş, tek bir inanç ve tek bir kimlik giydirme gayretleri nedeniyle resmi tarih dayatılmaktadır görüşünü savunan Erdoğan Çınar, Alevilik tarihi ve Aleviler ile ilgili baştan sona yanlış ve çarpıtılmış bilgiler olduğunu ileri sürerek kendi tezlerini anlatmaktadır bu kitapta. Bazı çok iddialı ve inandırıcılığı tartışılabilecek tezlerinin yanısıra büyük bir kısmı mantıklı açıklamalara ve kaynaklara dayanan tezleri ilginç ve bir o kadar da düşündürücü, araştırmayı teşvik eden tezler.
Aleviliğin temel taşları İslam’da olmadığı gibi, İslam'da olan da Alevilikte yoktur diyen yazar Hz. Ali’nin yazdıklarında ve söylediklerinde Aleviliğin izi bile yok, ondan sonra gelen on bir imamın eserlerinde de aynı dırum söz konusu diyor. Hz. Ali başta olmak üzere, on iki imamın dudaklarından, Alevilikle ilgili olabilecek en küçük bir söz bile dökülmemişse, yazdıklarında da zerre kadar Alevilik yoksa ve İslamiyet’in bu ünlü şahsiyetleri yaşamlarını da birer Alevi gibi sürdürmemişlerse, onları nasıl Alevi yolunun kurucu mürşitleri olarak kabul edeceğiz diye sorgulayan Çınar okuru sarsıyor, düşündürtüyor.
Anadolu’da Alevi ocaklarının tarihini Hitit-Luvi çağında ‘Kadın Ana’ya (Ma) adanmış dergâh devletlere kadar indiren yazar bu dergâh devletlerde kutsal ayinlerin yapıldığı yere “Kadın Ana’nın evi” denildiğini (Ma-beth), Anadolu’da bu mabetlerden çok sayıda olduğunu da ileri sürüyor. Hatta Fransa’da Oksitanya’daki Kathar-Albigen hareketini de Alevilere bağlayacak kadar geniş bir coğrafya ve tarihi süreçten bahsetmektedir ki okur olarak bilgi ve düşünme sınırlarını zorlamaktadır. Büyük Babai Hareketi’ni Aleviliğin başlangıcı saymanın Aleviliğin 1240 yılından önceki o çok uzun geçmişini inkâr etmek demek olduğunun altını ısrarla çizmektedir.
Osmanlı arşivlerinde ve döneme tanıklık etmiş ünlü Osmanlı tarihçi ve gezginlerinden geriye kalan metinlerde Pir Sultan Abdal adına rastlanılmaması, Pir Sultan Abdal’ın öncülük ettiği ünlü Alevi isyanına dair en küçük bir izin dahi bulunamamasını, Pir Sultan Abdal’ın efsane olduğu sonucuna bağlamaktadır. Pir Sultan halkın birikimi, belleği, ortak ruhu, onun adına söylenen deyişler ise bir kolektif söylemin ürünüdür demektedir. Keza Şah İsmail, Alevi tarihinin “kuzu postuna bürünmüş kurt”udur görüşü de ilginç.
Alevi terminolojisi, tarihteki önemli Alevi büyükleri, büyük kıyım ve zulümleri, Kurtuluş Savaşı’nda Alevilerin tutumu, Cumhuriyet ilanından sonraki durum gibi konular genişçe yer alıyor kitapta. Özetle, bu ülkenin en büyük zenginliği, bir insanlık mirası, bu ülkenin geçmişi olan Aleviliği merak edenler için farklı bir kaynak, gayriresmi bir tarih kitabı olarak önerilebilir.