Harelerle sarılı ışık Güneş vazgeçmiş yalnızlıktan Karanlığa hapsolmuş gece “Gölgelerden geçerken bırak nefesini” Bir ses buldu sessizliğimi Gölgelerin kaybolduğunu ben Bilmeden söyleyemem Bilmek acı Bilmek sancı Dayanamam Bilmeye cesaret edemem
Şiirlerin teması varolma sancıları, aşk ve anlam arayışı başlıkları altında toplanabilir. 20'li yaşların sonuna doğru yaşama dair belirsizliklerle boğuşan/boğuşmuş ve hayatın anlamını sorgulayan/sorgulamış herkesin kendinden bir parça bulabileceği, içten ve dolaysız bir dili var Altıntaş'ın. Şiirleri okurken bazı imgeler bende hayranlık uyandırdı, mesela 'Rüzgârlara Teslim' isimli şiirden aşağıdaki bölüm; (...)Elekten dökülenler Ruh çıktı İç içe geçmiş Yıkık dökük Rengarenk bulamaçtan Bıraktı rüzgâra Anıları(...)
Anlam bakımından ağır ama söyleyiş bakımından oldukça romantik ve keyifli bir eser. En beğendiğim şiir 'Başka' oldu; sevgisizliğin getirdiği acının üstesinden merhametle gelmeye çalışmak ancak ince bir ruhun işi olabilir. Sözlerimi 'Her' isimli şiirden bir alıntıyla noktalamak isterim;
En çok yokken vardır Yaşanmamış hatıraların Varolmayacak hisleri Tekrar tekrar başa sarıyorum Vakit çok daha Vakitleri camdan silkeliyorum
Uykularımla beslenir sabah sıkıntılarım Kalbimin şiddetli atışlarının gölgesi bilinmezler denizimin sahibi / sf.18
Şiirle pek tanışıklığım yoktur, dolayısıyla bu kitabı iyidir ya da kötüdür diye değerlendiremem. Ama nahif bir yüreğin kaleminden dökülmüş bu satırlara bir şans vermenizi öneririm.
Canım Ezgi, ilk kitabının yolu açık, okuru bol olsun ❤