This is the first full-length biography in English of Nazim Hikmet, the Turkish poet and political activist who is one of the greatest literary figures ever to emerge from Turkey. Not only a communist committed to revolution, but a romantic who was passionately in love with his country and his people, Hikmet was repeatedly arrested for his political beliefs and sentenced in 1938 to twenty-eight years imprisonment. Although an international campaign helped to secure his release under an amnesty in 1950, he fled to the Soviet Union in 1951 where he died in 1963 stripped of his Turkish citizenship. This book presents much new material, most of it Turkish and not available to most readers, and the authors have also used interviews with people who were close to Hikmet to illuminate his life. Hikmet's poetry has been skillfully integrated with his personal and political life, and photographs richly illustrate the career and life of a poet whose career forms a microcosm of twentieth-century politics.
İçlerinde M. Fuat, K. Sülker, Va-Nu, H. Oral, E. Babayef, A. Bezirci, R. Fish gibi önde gelen Nazım Hikmet sevdalılarının kitapları da dahil olmak üzere Nazım Hikmet’in onlarca biyografisini okudum. Onun gerek yaşamını ve eserlerini gerekse duygu dünyasını, düşüncelerini bu kadar tarafsız ve söz kalabalığına kaçmadan net olarak veren biyografinin bu kitap yani “Romantik Komünist” olduğunu düşünüyorum.
Saime Göksu bir fizikçi ama sağduyusu ve çalışkanlığı onu aslında edebiyatçıların, akademisyenlerin yapmasını beklediğimiz çalışmaya yönlendirmiş ve bu mükemmel kitap ortaya çıkmış. Türkiye, Rusya ve Amsterdam arşivlerinde araştırmalar yapmış, Nazım’ı yakından tanıyanlarla söyleşiler gerçekleştirmiş. Bu arada Amsterdam’daki Uluslararası Toplumsal Tarih Enstitüsü arşivlerinde çözülmemiş bant çözümlerinin olduğunu öğrendim, bu hazineye yaşım uygun olsa tüm mesaimi vermek üzere başvururdum.
Eserlerini hangi koşullarda, kim için, ne için, nasıl yazdığını, özellikle sürgündeki Nazım’ın duygusal yaşamının da en az siyasi ve kültürel faaliyetleri kadar karmaşık olduğu çok güzel anlatılmış. Sürgün öncesi Türkiye’de gördüğü baskı, işkence ve mahpusluğuyla ilgili yürekli duruşunun duygu dünyasında kadınlar karşısında kalp yetmezliği bulguları verdiğini objektif olarak vermiş S. Göksu ve eşi E. Timms.
Nazım Hikmet’i tanımak daha da ötesine onu anlamak için ideal bir kaynak. Öneriyorum.
Göksu ve Timms'in biyografik çalışmaları iyi bir arşiv çalışmasına dayanmakla birlikte, reel sosyalizm ve Nâzım'ın komünizmle ilişkilenmesi bağlamında sığ bir perspektife sahip. Nâzım'ın edebî, siyasal ve kişisel yaşamını (üçünü birbirinden ayırmak ne mümkün) yer yer parçalara ayırarak kavrayan yazarlar, 20. yy. dünya ve Türkiye toplumsal tarihi bağlamında şairi tam anlamıyla ele alamadıkları için emperyalizm çağında mücadele eden, örgütlü bir aydını anlamlandırmakta zorlanıyorlar. Kapsamlı kaynakçası kitabın en olumlu yanını oluşturuyor, diyebilirim...