Jump to ratings and reviews
Rate this book

Kırmızı Güller Çabuk Solar

Rate this book
12 Eylül 1980’in karabulutları Türkiye’yi karanlıklara sürüklerken, o yoksulluğun, o imkânsızlıkların, o haksızlıkların, o adaletsizliklerin ortasında cesaretiyle kendini var eden güçlü bir kadının hikâyesi...

“Ve unutma Zümrüt; tüm çiçekler yavaş yavaş, kırmızı güller çabuk solar.”

1980 yılının Mayıs ayında, Dilektaşı Mahallesi'ndeki aylardır boş olan daireye genç bir adam taşındı. Tek başınaydı, bir karısı veya çocukları yoktu. Kimseyle konuşmazdı ve soğuk çehresi, tenindeki yanığa benzer farklı renkte izleri, şüpheli hareketleri nedeniyle kimsenin de onunla konuşmaya niyeti pek yoktu. Mahalleli, dönemin şartlarını da göz önünde bulundurarak bu suskun ve gizemli adamın bir ajan olduğuna karar vermişti. Adama kendi aralarında Dilsiz Ajan diye sesleniyorlardı.

Zümrüt Ayten Özsoy ise henüz yirmisine yeni basmıştı. Altı çocuklu bir ailenin ikinci çocuğuydu. Hayat hakkında bilgisi bu aileyle ve bu mahalleyle sınırlıydı. Hayallerini baltalayan şey yoksulluk ve yoksulluğunun sebebi ise başlarındaki sorumsuz babalarıydı. Çoğunlukla bu kalabalık mahallenin cıvıltısında ömrünün çürüyeceğini ve ailesine rağmen yapayalnız öleceğini düşünürdü. Onun için hayat, ışıltılı bir oyun sahnesiydi ve bu sahne, akşam babası eve geldikten sonra perdelerini kapatarak karanlığa bürünürdü. Ve bir gün Dilsiz Ajan nihayet konuştu. Zümrüt Ayten Özsoy ise hayallerine çok yakın olduğunun henüz farkında değildi.

640 pages, Paperback

Published November 1, 2024

Loading...
Loading...

About the author

Ceyda Kalender

4 books2 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
17 (50%)
4 stars
9 (26%)
3 stars
7 (20%)
2 stars
0 (0%)
1 star
1 (2%)
Displaying 1 - 11 of 11 reviews
Profile Image for Sena.
97 reviews6 followers
January 12, 2025
Aylardır icalele baslamayi dusunuyorduk sonunda baslayip bitirdik ben çok beğendim çok güzeldi ya aytenin ailesinin icindeki yalnızlığı çaresizliğini o kadar hissetim ki (babasindan nefrettt ediyorum aci cekerek ölsün) akin ve aytenin o guzel aşkını okumayı o kadar sevdim ki dram eramda olduğum icin ayrı keyif alarak okudum meteyle aytenin iliskisini aytenin meteye olan sevgisi o kadar guzeldi ki en kisa zamanda devam edeceğim
Profile Image for Mihri.
437 reviews88 followers
November 19, 2024
Ağladım zırladım bir saniyemi bile onlarsız yaşayamadım… çok güzeldi çok sevdim nolur şans verin😭😭😭😭
Profile Image for Merodi.
10 reviews
April 3, 2026
434. sayfaya kadar anca dayandım. Beğenilerine güvendiğim bir okurun ''beklentimin üstünde çıktı'' demesi ve dönem kitabı olması nedeniyle bir şans vermek istedim. Şöyle söyleyeyim bu platformda 1 yıldız verdiğim ilk kitap oldu. Nereden tutsam elimde kaldı.

İlk önce Ayten'den bahsedecek olursam kitabın başında, baskıcı bir baba yüzünden okutulmayan ancak eğitime önem veren, çevresine göre kendini nispeten daha fazla geliştirmiş, nerede ne söyleyip konuşmasını asgari düzeyde de olsa bilen biri olarak okuduk Ayten'i. İlerleyen bölümlerde işvereniyle kırk yıllık dostmuş gibi mahalle ağzıyla konuşması, onun özeline izinsiz dalması, hele bir sahnede bugün için bile yapıldığında absürt duracak şekilde sanki evin içinde başka hiçbir eşya yokmuşçasına kendi kıyafetini çıkarıp iç çamaşırıyla kalması... Yani daha absürt olamazdı, aşk üçgeni oluşturulabilsin diye yazılmış sahne amacından başka bir amaca hizmet etmedi.

Gelelim Akın'a... Akın ise kitabın başında kalburüstü bir aileye mensup, kendi etik değerleri olan, okumuş- hali hazırda okuyan, kibar, nahif ve duyarlı bir karakter olarak lanse edildi. Ama yine aşk üçgeni oluşturulabilsin diye nezarethane sahnesinde, sevdiği kadınla birlikte insanların kim vurduya gittiği böylesine hassas bir dönemde karakola götürülüyor, Akın ise polisleri tehdit edip bağırma peşinde, avukatını çağırın deyip etrafa öfke saçıyor. Ama o sırada Yavuz'un ne yaptığını görüyoruz? Ayten'e bakıyor, onun için endişelendiğini hissettiriyor Ayten'e. Ferhat'a ceketini veriyor... Yavuz böyle bir karakter değildir demiyorum, ama Akın karakterinin yapması gerekenleri -ki hatta yapacağı- Yavuz'a yaptırıp hem okuyucuyu hem olayları aşk üçgenine çekmek...
Elbetteki insanlar her zaman bize kendilerini lanse ettikleri gibi değildir, elbetteki insanlar gerçek karakterlerini gizleyebilir ve yine elbetteki insanlar değişebilir. Ancak işte burada yazarın kalemi devreye girer. Bu sahne okurları Yavuz'u da sevdirmek için hem çok erken hem de çok çiğ olarak yazılmış bir sahneydi, ''character twist'' değil aksine yazarın henüz toy olduğunu fark ettirdi okura ve bana kesinlikle geçmedi. Böyle bir sahne okuduktan sonra yazarın artık olaya göre karakterleri istediği gibi eğip büküp, tutarsız eylemler oluşturabileceğini anlıyorsun ve o an kitap senin gözünde bir hiç oluyor.

Yavuz karakteriyle ilgili sadece şuna değineceğim: Sevmeyi başaramadığı, tek gecelik ilişki sonrası sadece oğlunun annesi olarak gördüğünü ifade ettiği bir kadın için öldükten sonra ağıtlar yakması; öldürüldüğünü öğrendikten sonra sinir krizi geçirip evde tamamen onun sorumluluğunda, ona mecbur bir can olduğunu unutup kendi hayatından vazgeçecek kadar bu kadının ölümünün dokunmuş olması sadece tutarsızlıklar silsilesiydi. Kitabın başında onu sevdiğini iddia ederken sonrasında ''aslında hiç sevemedim, zaten bu evlilik mecburiyetten kaynaklıydı'' şeklinde konuşmasıyla da yazarın aşk üçgenini daha rahat oluşturmak için böyle yazdığını çok net anlıyorsun...

Karakter eleştirilerinin dışında gelelim bilgi hatalarına... Yani kırıcı olmayayım diyorum ama yenidoğan bebeği kontrol için ''kadın hastalıkları ve doğum uzmanına''na götürmek nedir?! 1980 yılında, İstanbul sosyetesine mensup, milletvekili babası olan bir adam pediatrist nasıl bulamaz Allah aşkına! Okurların zekasıyla alay etmektir bu ya! Hadi diyelim ki bilmiyorsun, bu konuda fikrin yok, ya Allah için herhangi bir arama motoruna ''Yenidoğan bebeklerin rutin kontrolü hangi doktor tarafından yapılır?'' yaz ve oku, 5 dakikanı almaz. Annesinin hastalığındaki terminolojik ve tedavi hatalarına değinmiyorum bile. Ama en azından bir insan hangi hekime gideceğini bilir, ki sen yazarsın, fiziksel baskılı kitabını almışız okuyoruz... Üzgünüm ama bu okura saygısızlıktır, benim vaktimi ve enerjimi -fiziksel baskı açısından paramı da, artık kitaplar min 300 tl olmuşken ve maalesef ki lüks tüketim olarak değerlendirilirken- verdiğim bir durumda yazarın bu hassasiyete nail olmasını beklerim.

Demem o ki kitabın %67'sini bitirmişken bırakmam kendime olan saygımdan.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Ecbulat.
149 reviews2 followers
November 14, 2024
Çaresizlik… Kitabı bitirdiğimde düşündüğüm ve hissettiğim, duyguya dair ne varsa çaresizlikti.
Ailen olduğu halde tek başına verilen bir mücadele, hissetmeyi unuttuğun sıcaklığı bile adlandıramamak, iyi olan ne varsa yakıştıramamak. Sevgisizlik böyle bir şey miydi?
Yaşamadan bile denli can yakar mıydı ki?
Siz hiç 1980 yılının mayıs ayına gitmek, acıya rağmen her zorluğa sadece ve sadece kalbinin derinliğinde bulundurduğu merhametli kız ile tanışmak ister miydiniz?
Sanırım hiç bir şeyi bu kadar istemedim. Aynı sokakta oturup bende mutfak penceresinden evini görmeyi , her sıkıntısında bana geleceği bir kapısı olmasını öyle çok isterdim ki…
Zümrüt… Akın… ikisi de çok farklı, bambaşka hikayeleri olsa da aslında ortak bir noktaları vardı. Acı. Aileden miras kalmıştı onlara. Geçmeyen, kapandı sanılan ama ara ara kendini hatırlatan, hatırladıkça oluk oluk zehir saçan bir acı. Kimi zaman ellerinde, yüzlerinde hatta geleceklerinde, sızlayan morluklar. Kimi zaman, rüyalarda, yaşamda , bir bakışı bile hak etmediğini düşündürtecek kadar zalim bir acı.
İki ayrı payda tek bir kişi haline gelirken ödün verilen yaşam ve yoksulluğun sert ve acımasız darbesi . Açık sözlülükle kendini anlatmaya çalışan iki suskun dudak benim gözlerimden yaş oldu aktı, o kadar çok aktı ki kendimi gerçeklikten soyutlayıp kitabın içinde yaşamaya başladım.
Sonra başka bir gözyaşı düştü kitabın sayfalarına, Yavuz.
Kimse sevmese bile , ben seni çok sevdim Yavuz. Senin kırmızı elbiseyi sakladığın gibi sakladım gözyaşlarımda acılarını, Ödememen gereken bedelleri nasıl ödeyeceğini düşünüp senin yerine ben kahroldum.
Kimsesizliği ve çaresizliği bir de sen okuttun sanki daha önce hissetmemişim gibi. Büyüklerin cezasını neden çocuklar çekiyor ? dedirtti Yavuz. Çoktan hak ettiği bir aşk, ama asla hak etmemesi gereken bir geleceği istemenin aşılmaz duvarında oturdum sanki Yavuz ile, yan yana.
Her bir satır iliklerime işledi. Yoksulluğu, gözyaşını, gülmeyi, acıların içinde kırmızı gül gibi duran Zümrüt’ü ben çok sevdim. Yazılan mektuplar, yaşanılan mecburiyetler bu hikayeyi nereye götürecek bilmiyorum ama bende en derinlerde bir yerde kalacak.
Bu hikayenin konusundan bahsetmek, sanki bende bıraktığı hisleri yok saymak gibi hissettirdi. Okurken deneyimlediğim hisleri dökmek istedim. Bugün sadece Zümrüt, Akın ve Yavuz olmak istedim…
Profile Image for Maze Demir.
481 reviews5 followers
November 25, 2024
#kırmızıgüllerçabuksolar
-CEYDA KALENDER

İnsan bazen en yakınındakine kulak tıkar, en yakınında olan şeye sağırdır, dilsizdir… Vardır böyle anlar, böyle hikayeler herkesin hayatında. Acıdır, dilsizdir yaralı yürekler. Ama önündedir görsende görmessin, duysanda duymazsın…
Hüzün kokar bazı anılar, bazı yaşanmışlıklar. Sizi alır taa tozlu zaman dediğimiz anlara götürür, getirir bazı kitaplar. Alır götürür de orda oan da kalırsınız. Hissedemez, yaşayamaz, öylece kalakalırsınız. İşte öyle bir mesele..

Bu kitap daha adını duyurduğu ilk an sanki gelip çöreklendi kalbime. Önce bir korku saldı yüreğime, ama sonra yerini sevdi. Kah ağlattı, kah güldürdü. Ama en çok da hüzünlendirdi. Eskilerin adı var derler ya. Aslında öyle değil bana göre. Eskilerin yarası var, yaşanmışlığı var. Kimileri o sıcacık evlerinde, sıcacık aileleriyle mutlu mesutken, kimileri ise acıyla yoğrulmuş, titrek nefeslerle yaşama tutunmaya çalışırdı o dönemler. Evet evet eskiler…

Şimdilerde pek kalmadı böyle hikayeler. Ama eskiden vardı, derindi, acıydı ama yine de güzeldi. Sevmeler güzeldi, dostluklar güzeldi en önemlisi de insanlar güzeldi.. 80’ler döneminde, Dilektaşı mahallesinin o aylardır boş duran evine bir yabancı çıkageldi. İsimsiz, kim olduğu belli olmayan tek başına bir adam. Hiç kimseyle konuşmayan, kendi halinde ama garip,bir gidip bir gelen biriydi bu. Karmakarışık o dönemde, böylesine bir yabancıyı ajan olarak yaftalamıştı bile mahalleli. Dilsiz ajan diye de bir lakap takmışlardı.

Tamda Zümrüt Ayten’lerin karşı eviydi. Yirmilerinde gencecik bir kız Ayten. Altı kardeşten ortancası, Sorumsuz bir babanın akıllı kızı. Hayata tutunmaya çalışan, sadece yaşamaya çalışan bir kız. Hayat vurmuş, Yoksulluğun içinde debelenirken birde babadan çekiyor şiddeti, işkenceyi. Hayallerinden vazgeçmiş, kardeşlerine hayat olmaya çalışıyor. Ama belki de bu acınası hayatı Dilsiz Ajan hayatına girdikten sonra değişecektir kimbilir…
Öyle güzel öyle derin bir hikaye ki.. Gerçek, bu kadar hissedilir olması da cabası. Ayten bizden biri, çok içimizden. Onun hayatına misafir olmak🥹 iyiki diyorum iyiki. Çok sevdim çok, başka ne diyebilirimki.
Profile Image for İrem Aklan.
31 reviews3 followers
September 11, 2025
Size okurken hiç yorulmayacağınız, kalın bir kitap olmasına rağmen bir çırpıda okuyabileceğiniz bir kitapla geldim. Yani en azından bende öyle oldu 😌

Kitabımız Ayten’in bakış açısından anlatılarak başlıyor, karşı apartmana erkek karakterimizin taşınmasıyla. O zamana kadar erkeklerle hiçbir alakası olmayan Ayten için durumlar bu sefer farklı ilerliyor. Akın’ın Ayten’e olan yaklaşımları o kadar tatlıydı ki.. o eski dönem havasını yazarımız çok güzel yansıtmış. O mahalledeki çocuk seslerini bile duyabiliyorsunuz okurken.. Ve anlatım şekli, betimlemeler çok yerindeydi. Başından sonuna kadar zihnimde her şeyi yaşadım Ayten’le 🥹

Yavuz karakterine çok üzülüyorum yaa.. Kafamın içinde bir ship sorunu yaşıyorum (üzgünüm Akın) 😔 evet bir aşk üçgenimiz var maalesef. Ve yazarımız ara ara gelecekten partlar veriyor. O partlarda ise durumlar hiç iç açıcı değil ve bu durum beni korkutuyor. O yüzden ikinci kitaba hemen başlamadım araya kitap sıkıştırcam 😔😔 benim kaçışlar ..

Bu kitapta kafamı karıştıran tek sorun, her şeyi Ayten’in ağzından okumuyoruz. Ara sıra Akın veya Yavuz’un ağzından da okuyoruz. Ama partlar başlarken kimin ağzından olduğu yazmıyor , ilk başta bi şaşırıyor sonra başa dönüp kafamdaki karakter sesini değiştiriyorum :d bunu defalarca yaşadım o yüzden part başlarına karakter isimleri yazılsa çok daha iyi olurr bence 🫶🏻🥹
Profile Image for Heyzılll.
214 reviews13 followers
September 19, 2025
Kitabı ilk 250 ve son 400 sayfa olarak ayıyorum içimde. İlk kısıma bayıldım.. Oraya 10/10 veriyorum hatta🤍 Çünkü çok softlardı, gerçi hep öylelerdi ama ilk anları o kadar hoşuma gitti ki. Hem ayrı ayrı hem beraber oldukları an’lar sıcacık hissettirdi. Mektuplaşmaları mesela kesinlikle daha uzun sürmeliydi. Çünkü tam o döneme gittiğimi hissetiğim zamanlardı.

Ayten’in hayatı çok zor. Çok zor.. Akın’ın hayatına girmesi, ona o zamana kadar hiç görmediği sevgiyi göstermesi çok huzurlu hissettirdi. Zaten Akınn!!! Hani love u love u❤️‍🔥❤️‍🔥

Sinirlendiğim çok şey yaşandığı için ve 250’den sonra başka bir Ayten okuyormuş gibi hissettiğim için puan kırdım🤎

Yavuz’u, Ayten’in ailesini, Akın’ın ailesini sevmiyorum.! Yani Ayten ve Akın hariç kimseyi sevmiyorum NAMSMSMSÖS

İki karakterin de an an inanılmaz saçmalamaları oldu yani kitabın içine girip sarsmak istedim onları, gerçekten çok sinirlendim, detay veremiyorum. Çok klişe olay oldu, normalde severim ben bu arada klişe okumayı ama burda “ya hayır ya” dedirtti. Sonra da düşündüğümde, o dönemde olması, Ayten’in yaşının küçük olması, tek sevgiyi Akın’dan görmesi vs. belki değişmesine ve yaşanan klişelerinde o dönem için normal olmasına yol açabilir gibi geldi. Yine de keşke kitap biraz daha kısa olsaydı, daha zevk alabilirdim gibi hissediyorum ama devamını okuyacağım. Çünkü genel itibariyle havasını sevdim🤎🏹
Profile Image for caroline .
13 reviews
March 25, 2025
Dönem kurgusu sevenlerin seveceğini düşündüğüm bir kitaptır. 80'ler dönemini anlattığı için çok sevdiğim bir kurgudur. Akın ve Ayten'in birbirine olan sevgisini o kadar çok sevdim ki. Sanki onları okuduğumda sevgiyle sarmalanıyorum. Akın gerçekten en sevdiğim karakterler arasında. Kitapta yer yer üzüldüğüm yerler olsa da bana umut aşılayan bir kitaptı.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for ulvs.
71 reviews2 followers
March 27, 2025
love triangle trope but make it anatolian with solcu-sağcı boys...
Profile Image for sum.
25 reviews
May 23, 2026
bütün seriyi 1bucuk haftada falan tükettim. 80lerde geçiyo dha ne isteriz. bu arada ayten babanın ta...
Displaying 1 - 11 of 11 reviews