“Ortadoğu geçmiş zamanla yazılamaz, şimdiki zamanda yazılmaktadır.” Türkiye’nin dört Cumhurbaşkanı Filistin Cephesi’nde çarpıştı, ikisi İngilizlerin Mısır’daki esir kampında kaldı. Hepsi Kurtuluş Savaşı’nda ön saflardaydı.
Türkiye’nin üç Cumhurbaşkanı, zamanında Sovyetler Birliği olan Rusya’ya karşı İsrail ve İran’la kurulan gizli istihbarat işbirliği anlaşmasında görev almıştı. Uygarlıkların ve savaşların beşiği Ortadoğu’da rüzgârların ve ittifakların ne kadar çabuk yön değiştirdiğini biliyorlardı.
Nitekim Türkiye’nin NATO müttefiki ABD’nin bir başkanı, PKK liderinin yakalanıp hapsedilmesine yardımcı olurken, bir başkasının PKK’nın Suriye koluyla askeri işbirliğine gittiğine tanık olduk.
Kitapta “Başka bir Suriye siyaseti mümkün müydü?” sorusuna yanıt ararken, Gazze faciasıyla dünyanın vicdanını kanatan İsrail-Filistin çatışmasını ya da Kürt milliyetçiliğini mercek altına alırken, bütün bunların bir asır önce yarım kalmış hesaplardan ayrı düşünülemeyeceğine tanık olacaksınız. Siyasal İslamcılığı uluslararası ilişkilerde kullanma fikrinin İngiliz icadı olmayıp onların başka bir müttefikimizden kopya çekip geliştirdiğine de…
Düşünün ki “Ortadoğu” ifadesi bile bizlere, bölgemizin halklarına ait değil: Nerenin ortası, nereye göre doğu, değil mi? Kitapta bulacaksınız. Coğrafyamızda yüzlerce kez tekerrür eden tarih elbette geçmiş zamanla anlatılamaz, her gün haberlerde yazılmaya devam ediyor.
Bulgaristan Türkü bir ailede dünyaya gelen Yetkin, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü mezunudur.
12 Eylül Askeri Darbesi sonrasında Sıkıyönetim altında Bülent Ecevit tarafından çıkarılan Arayış dergisinde gazeteciliğe başlayan Yetkin, BBC World Service, Deutsche Welle, AFP, Turkish Daily News, Kanal D, NTV ve Sabah’ın bulunduğu yayın organlarında muhabirlik ve haber yöneticiliği yaptı.
2001 Şubat ayından gazetenin kapandığı 2016 yılına kadar Radikal gazetesi Ankara temsilcisi olarak görev aldı.
2011 yılında Hürriyet Daily News Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışmaya başladı. Bu görevinden 1 Ekim 2018 tarihi itibariyle ayrıldığını açıkladı.
Yetkin, aynı zamanda TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İktisat Bölümünde Süreyya Serdengeçti, Fatih Özatay ve Güven Sak ile birlikte "Türkiye'nin Ekonomik ve Sosyal Dönüşümü" dersini vermektedir.
***
Turkish journalist and columnist.
Born in Bulgaria to a Turkish family, he graduated from the Department of Mechanical Engineering at Middle East Technical University.
Following the September 12th military coup, Yetkin began journalism in Arayis magazine, which was published by Bülent Ecevit under Martial Law. Later, he worked as a reporter and news manager at BBC World Service, Deutsche Welle, AFP, Turkish Daily News, Kanal D, NTV and Sabah Newspaper.
From February 2001 until the newspaper's closure in 2016, he worked as the Ankara representative of Radikal newspaper.
In 2011, he joined Hürriyet Daily News as Editor-in-Chief. As of October 1, 2018, he left this post.
The Authority also TOBB Economy and Technology University Department of Economics at Mr. Serdengeçti, Fatih Özatay and trust with Sake "Turkey's Economic and Social Transformation" gives the lesson.
"Şimdilik Ak Parti'nin Suriye iç savaşına neden dahil olduğuna dair duyduğum en net gerekçenin Dıişleri Bakanı Hakan Fidan'ın verdiği yanıtta söylemekle yetineyim "Sığınmacılar yine gelecekti ama masada olmayacaktık" (s.19)
"Cevdet Öneş ..... -Ne yapılmak istendiğini o zamandan saptamıştık" diyecekti; Irak ve Suriye'nin komşu kesimlerini birleştirerek, bağımsız olamıyorsa özerk bir Kürt bölgesinin kurulması; ABD'nin, İsrail'in isteği de bu yöndeydi" (s.27)
"Savaşı kazanan kendi hukukunu dayatıyordu" (s.31)
"1916'da Kut'ta İngilizlerden ele geçirilen silah ve cephanenin çoğu Kurtuluş Savaşı'nda kullanılmış, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taaruz'da ele geçirilen Yunan cephanesinin çoğu da 1925 Şeyh Said Ayaklanması'nda harcanmıştı" (s.56)
"Lawrence savaş sonrasında yazdığı anılarında, Türk askerisinin de kendi içinde milleyetçiler ve dinciler olarak bölünme eğiliminde olduğunu saptadıklarını anlatacaktı. Mustafa Kemal'in millyetçiler arasında önde gelen isimlerden olduğuna dikkat çekerek "Hedefimiz özellikle onlardı" diye yazacaktı. Çünkü Lawrence'nin aktardığına göre İngilizler, Arap ayrılıkçı çıkarları üzerinden kendi çıkarlarını en iyi sağlayacak anlaşmanın "Milleyetçi Türklerle değil, Muhafazakar Türklerle" yapılacağını inanıyordu" (s.153)
"... Sudoplatov'dan okuyalım "Daha sonra Barzani beni komutanlarıyla tanışmaya davet etti. Otuz kişinin dikkaetle ayakta beklediği bir odaya girdik. Odaya girer girmez, hepsi dizlerinin üzerine çöküp Barzani'ye doğru emeklemeye, cübbesini ve çizmelerini öpmek için izninini istemeye başladılar. Demokratik Kürdistan'a dair zihnimdeki büyün hayaller uçup gitti" (s.180)
"Copelan bir süre önce raporunda demişti....."Oyunu değiştirmediğinizde, oyuncuyu değiştiririsiniz" (s.199)
"Demirel 1967'de başbakan olarak Bağdat'ta C.Başkanı Hasan el-Bakr'la görüşmesini anlattı. Görüşmeler sürerken salonun arka tarafında sessizce oturup puro için genç bir adamı merak etmişti. Türk büyükelçisi Emin Ali Binkaya," Rejimin güçlü adamı"demişti. Yardımcısı olduğu El Bakr'ı 1968'de deviren darbede rol oynayıp 1979'da cumhurbaşkanlığını alan Saddam Hüseyin idi o puro içen güçlü adam. Demirel, Cohen'e "Saddam'ın arkadasında da puro içen bir adam bulabiliyorsanız, o yolu deneyin" demiş, kısacası darbe önermiş ama Amerikan askerinin Türkiye topraklarından geçip Irak'a saldırmasına kapıyı açmamıştı"
"Ortadoğu'da tarih geçmiş zaman değildir, şimdiki zamandır" (s.514)
Birinci Dünya Savasina Ortadogudan acilan bir pencereden bakarak başlıyor kitap. O dönemde Ortadoguda kol gezen casuslar, önemli aileler ve her ülkenin tarihinde yer alan önemli isimlerin hayatları hakkında detayları, iliskilerini görüyoruz. Aşama aşama günümüze geliniyor. Adini bile batidan alan Ortadoğu’nun sekillenisi, aktörler, zaman içinde degisen ortakliklar, birilerinin vekil savaşları derken bir solukta okunuyor. O kadar çok isim ve olay geçiyor ki ara ara özellikle farklı dönemlere aynı metin içinde referans verildiğinde akisi takip etmekte zorlandım fakat cok üzerinde durmadan devam ettim. Öğretici, aydınlatıcı ve karışık bir tarih için iyi bir referans. Keyifli okumalar.