Jump to ratings and reviews
Rate this book

Yerli Bilimkurgu Yükseliyor - Bilimkurgu Öykü Seçkisi 2024

Rate this book
Sakın sana kötü diyenlere aldırma. Bana da geri zekâlısın diyenler oldu ve ben atomu parçalayıp ellerine verdim

Albert Einstein

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bilimkurgu yazar, sanatçı ve okuyucularının buluşma zemini Yerli Bilimkurgu Yükseliyor, yeni öykü seçkisiyle bir kez daha sizlerle. Serinin beşinci halkası olan kitabımız bu yıl, hayal gücünün ve yaratıcılığın sınırlarında dolaşan öyküleriyle elli yazarımızı ağırlıyor. Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Platformu olarak bu güzel buluşmayı, ülkemizde bilimkurguyu tanıtmak ve popülerliğini artırmak için çaba harcayan tüm dergi ve fanzin emekçilerimize ithaf ediyoruz.

Keyifle okumanızı dileriz.

Bilimle kalın, bilimkurguyla kalın...

436 pages, Paperback

Published January 1, 2024

5 people want to read

About the author

Sezai Özden

8 books8 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
3 (50%)
4 stars
2 (33%)
3 stars
0 (0%)
2 stars
1 (16%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 3 of 3 reviews
Profile Image for Bleda Gençay Sönmez.
233 reviews6 followers
November 30, 2024
2024 yılı bitmesine bir ay kala bu yıl içinde basılan Yerli Bilimkurgu Yükseliyor Bilimkurgu Öykü Seçkisi 2024'inde önceki seçkilerdeki Sezai Özden'in el emeği göz nuru çizimleri yerini artık hayatımızda yardımcı asistan görevi yapan yapay zeka tarafında tasarlanan ve öyküleri anlatan sinematik gerçekçi öykü resimleri yer aldı. Öykü seçkisinde öyküler, önceki seçkilerdeki öykü kalitesindeki düzeyinden gittikçe uzaklaşırken öyküleri tek tek nesnel anlatımlı olarak inceledim;

En Uzun Yol (Arda TİPİ); Akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılığın başrolde olduğu yerli bilimkurgu öyküsünde insanların nutuklarını keserken son paragrafın gereksiz olduğu da izlenimi veriyor. Rüya terapisiyle zaman yolculuğu yapıldığını görürken öykünün kırılma anı ise nutukları kesen o gizemli yaratığın varlığıdır. Ruhsal ve fiziksel betimlemelerle olayın gerçekleştiği labortuvarda kendimizi bulmakta alıkoyamıyoruz.

Robokurt (Muhittin Yağmur POLAT); Öykünün adı yarı Slavca yarı Farsça olsa da içerik olarak yerli bilimkurgu olarak kabul edilmesi su götürmez bir gerçektir. Öncelikle Robokurt için Dargankaşkır adı öneriyorum çünkü hayvan robotlar için metal anlamına gelen "Dargan" ve hayvan adları bir araya getirerek kullanabiliriz. Öyküye dönersek üniversiteyi kısa sürede bitirmek için bitirme tezi olarak hayvan zekası destekli yapay zekalı kuladargan yapıp üniversiteye sunmalıdır. Öykü ilk etapta ruhsal ve fiziksel betimlemeler ile durum öyküsü olarak ilerken birden kontrolden çıkan Dargankaşkır, ormana kaçıp insan zekası öykünen yapay zekadan yapıldığı için neden kaşkırıya dönüştürüldüğünü sorgulamasıyla öyküde akıcılık, merak ve heyecan, sahneye çıkmasıyla öykünün sonuna nasıl geldiğini bilmiyorsun.

Girdaptaki Esaret (Çağla ZENGİN); Öykü seçkisindeki tam anlamıyla %100 yerli bilimkurgu kriterine uygun olmanın yanı sıra uzaylı tarafında kaçırılan meraklı insanların üzerinde deneyler yapıp onlardan belli örnekler aldıkları için kobayları hilkat garibelerine dönüştüklerini görüyoruz. Bu öyküde aslında hayvanları denek olarak kullanırken onların ruhlarında ne denli hasarlar bıraktığımızı görüyoruz. Öykünün sonunda kaçırılan son kobayın kendilerine dönüştürülmeleri kobayda psikolojik bir hasar bırakırken uzaylıların amacı o kobayı kendilerine eş olarak seçtiklerini tahmin ediyoruz. Konjonktörel olarak baktığımızda öykünün uzaylı bakışı olmaması iyidir.

Sessiz Tepe (Sibel BOZKURT); Ruhsal ve fiziksel betimlemelerle örülü öykü, durağan yapısı durum öyküsü olarak devam ederken öyküdeki kırılma anı ise göktaşın içinde çıkan ışığın, kadının bedenine girdiği sahneyle yerli bilimkurgu öyküsü olduğunu gözler önüne sererken biçim değiştiren mekanik böceğimsi uzaylı ırkı neden gezegenimize geldiği merak konusu oldu. Konjonktörel olarak baktığımızda uzaylı ırkının türü ve adlarına yer verilmemesi iyidir.

tru a-L-ove (Edip SÖNMEZ); OpenAI'nin geliştirdiği yapay zeka kopya yazılımı sayesinde kendi klonunuzu yaratıp kendinizi teselli edebilme fırsatı vardır. Genç kalem, bu yazılımdan yola çıkarak gerçek aşk yazılımı sayesinde herkesin idealindeki aşkı bulması fırsatı sunarken aslında bizlere teknoloji kurbanı olmamız gerektiğini anlatmaya çalıştı. Öyküde gerçek aşk şirketi tarafında insanların kişisel verilerinden faydalanarak onlara özgü bir partner yazılımı yapıp oyunlara veya hobilerine gönderiyorlar yani en çok kullanıldığı sosyal medyaya.

Laplace'ın Şeytanı (12. YBKY 3.'sü) (Ali Burak ÖZKAYA); Pierre-Simon Laplace tarafından geliştirilen evrendeki her olgu ve olayı bilen ve bu sayede geçmişi ve geleceği tahmin edebilen bir sanal varlık fikrini ortaya çıkaran düşünsel bir deneyin adından yola çıkarak geliştirilen yapay zeka sayesinde geleceği öngören küresel çaplı bilimkurgu öyküde yapay zekanın geliştirdiği hologramik kadın, Saka'ya hazırladığı şaşırtıcı sonvariyle nutukları keserken merak uyandıran son uyandırmadı.

Üçlü Oyun (Kemal Burak CODUR); Yapay zekanın yaygınlaştığı dönemde Türkler'in MİT alanında geliştirdiği Sadakat Yongası adlı teknoloji sayesinde bütün dünyadaki yongaları devredışı bıraktığı gibi silahları devre dışı bırakıyor. Küresel çaplı yerli bilimkurgu öyküsünde Ceren, Sadakat Yongası üzerinde çalıştığı denklemleri bitirmek sohbet görücüden gereken bilgileri aldığı gibi sohbet görücünün köstebek olduğunu farkında değildi. Öykünün sonundaki kişi, ya Tom'un ayarladığı biri yada sohbet görücünün komutuyla hareket eden biridir.

Sonu Olmayan Yolculuk (12. YBKY 1.'si) (Anıl ŞAHAL); Ruhsal ve fiziksel betimlemelerle düşsel kurgu ve bilimkurguyu uyum içerisinde dans ettiren öyküde didaktik anlatımı tadında kullanıldığı için akıcılık, merak ve heyecan uyandırıcılık sahnededir. Yerli bilimkurgu öyküsünde şaşırtıcı son olmasa da öykünün kırılma anı ise kızın pusulayı his ederek gördüğü görüydü. Geçit kapısı yerine Ye'cüc ve Me'cüc'ün hapsedildiği yere açılan kuyuyu bulmayı hedeflenseydi öykü hak ettiği değeri fazlasıyla görürdü.

Göz (11. YBKY 1.'si) (Bora AŞIK); Konjonktörel olarak baktığımızda AT-42 adlı gezegenin, oradaki tüm türlerin ve uzaylıların adlarına yer verilmemesi iyi olduğu yerli bilimkurgu öyküsünde didaktik anlatımın ön planda olduğundan durağan bir yapı içerisinde sürüklenip öykünün sonuna geldiğinizde şaşırtıcı son olmadığını görüyorsunuz.

Tepegöz (Sadık Ziya YEMNİ); NEOM şehriyle kurulmasıyla işgörücüleri, insanları kontrol altına aldığı gelecekte Tepegöz adlı işgörücü tarafında esir alınan insanların geçmişiyle yüzleşerek bu esaretten nasıl kurtulacağına dair bir kanıya varıyorlar. Yerli bilimkurgu öyküsünde; Dede Korkut'un Basat ve Tepegöz halk öyküsü masal olarak adlandırılması yanlış çünkü Dede Korkut Öyküleri, destansı halk öyküler olup da öyküleri Dede Korkut kaleme almamış. Dede Korkut, bir şaman veya evliya olmakla birlikte öyküde geçen Annunakiler, paralel evrendeki gelişmiş insanlar olmayıp onlar aslında uzaylı bir ırktır ve Nibiru gezegeninde yaşarlar. Öykü sonu akıcı, heyecanlı ve merak uyandırıcı bitseydi diye düşünürken aklımızda Başat ve Tepegöz arasında ne geçti diye bir soru işareti uyanmasının öne geçemeyiz.

Keşif (İsmail ŞAHİN); Ruhsal ve fiziksel betimlemelerle örülü yerli bilimkurgu öyküsünde insanoğlu, teknolojide ileriye gidip Mars'a koloniler gönderdikten sonra orada kurulan dokuz şehirden birinde üç Türk genci, tarih anlamında merak ettikleri bilgileri araştırınca geçmişlerine dair izler bulmak istiyorlar. Öyküde anladığımız kadarıyla Mars Koloni Yönetimi, Mars'a yerleşenlerin Dünya ile bağlantısını sildiren bir olay geliştiğini görüyoruz. Bu noktaya değinen bir anı yazılsaydı belki de şaşırtıcı bir sonlu olurdu.

Zamanın Gizemli Dansı (Bünyamin TAN); Dünya'nın 2100 yılları görüp görmeyeceği soru işaretiyken öyküde ülkemizde inşa edilecek Uluğbey Gözlemevi kavramı bizim yüzümüzü gülümsetecektir. Bilim insanların aniden zamanın farklı bölgelerdeki yansımaları üzerine araştırmalar yaparken kendilerince mantık çerçevesinde bu zaman yansımalarının nedeni geçmişteki trajik olayları değiştirmekten geçtiğini düşünüyorlar. Öykünün sonunda bilim insanların yaptığı deney sonunda bambaşka bir maceranın kapısını aralattığını gördük. Bilimsel açıklamalar öyküye kısmen sıkıcı bir hava yaratsa da değişken yapısı öyküyü okumayı sağlar.

İnfaz (Aykut KOCA); Kıyamet alametlerinden biri olan kara dumanın gerçekleşmesi için iş görücülerin sayısı, insan sayısından fazla olacak NEOM şehriyle birlikte başlayan süreçte bir doktorun aşık olduğu kadın ve ondan alınan uzuvlarla yaratılan Biyobot daha doğrusu Mankurt arasındaki tartışmayı hatta devamında gelişen olayların anlatıldığı öyküde bilinç transferi fantastik bir durum olması su götürmez bir gerçektir çünkü insanın bedeni hareket ettiren ruh, o insanın bilincidir. Bilinç transferi yapılacaksa muhakkak ruhu kavrayan teknoloji icat edilmelidir. Öyküde ise o gencinin son sözünü gerçekleştiren hadise ise kara duman olacaktır.

Aynadaki (Emine VİLDAN); Yerli bilimkurgu kriterlerine uyan öyküde bir hilkat garibesinin kadını ziyarete geldiğini görüyoruz. Hilkat garibesinin cin yada uzaylı olarak düşünürken öykünün sonunda aslında ona hediye edilen aura aynası sayesinde egosunun nasıl göründüğünü öğreniyor ve bu görüntü karşısında hilkat garibesi, onun egosu olduğunu görüyor. Mantık çerçevesinde baktığımızda aura ayna keşfedilmesi imkansız olduğu su götürmez bir gerçektir çünkü ego ve aura gibi soyutsal kavramları kavrayabilen teknolojik hamlesi geliştirmedikçe bu durum imkansızdır. Eğer o hilkat garibesi uzaylı olarak kabul etseydi öykü etkileyici hale gelecekti.

Kurtarıcı (Fatih YAMAN); Kalgancı Çak'da uzaylıların yer yüzüne geldiğini anlatan yerli bilimkurgu öyküsünde iki karakter merkezinde materyalist ve inançlı tartışmasının alevini his edeceğiz. Tamamen uzaylı kavramına bakış açısı ön planda edebiyat-din ve edebiyat-psikoloji etkileşimleri görürken didaktik anlatımlarını yerini birazcık şeklebürünen adı verdikleri topluluk hakkında bilgiler olsaydı belki öykünün ayakları sağlam bir şekilde yere basar.

Öte Zamanlar (Aysun ERDOĞAN); Günümüzdeki diktatörlerin varlığı 2049 yılına devam ettiğini ve idam cezası geri getirilmiştir. Küresel çaplı bilimkurgu öyküsünde bir milyon öncesinde uzaylı-insan çatışmaları olması fantastiktir çünkü yeryüzüne inen uzay araçlarının kalıntıları olmalıdır. Eğer böyle bir durum varsa X Gezegeni'nin Güneş Sistemi'ne girip Dünya'ya yaklaştığı zaman gelmeli ki böyle bir durum var mı? Bu sorunun yanıtını bulmalıyız. Aslı, geçmişe değil geleceğe gönderilen kobaydır. Hankan öleceği için 2049 yılındaki durum değişeceğinden dolayı gelecekte değişecek.

Mason (Sezai ÖZDEN); Deizm ve Musevilik'teki kişileştirmiş Yahve inancını sentezi hissettirilen öyküde ezoterik varlıkların teknolojide ileri uygarlığa sahip olduğu ima ederken gezegendeki insanların barışçıl yaşaması için uzaylı formu kendini öldürüp halkın gözünde göksel varlık olma imajına hazırlandığını görüyoruz. Yerli bilimkurgu öyküsü, heyecanlı ve merak uyandıran bir son olmaya layıktır.

Klon (Halil Fatih AŞGÜN); Yapay zeka üstemcilliğin (diktatörlüğün) hüküm sürdüğü çağda Volkan Çekirdek tarafında bilimkurgu edebiyatımıza kazandırılan Biyobot kavramı, bu yerli bilimkurgu öyküsünde insansı varlıklar olarak üretildiği hatta klonlaştırıldığı görüyoruz. Öyküde kesik parmağın kime ait olduğu tartışılırken insan klonu uzun süreç olmadan yapılabileceğini tartışılırken doktor olan kalemim, Klon dizisinden habersiz olduğunu görüyoruz. Klon dizisinde doktor, arkadaşının ölen oğlunu klonmak isterken onun ani ölümünden dolayı onun ikizi olanın klonu yaratıyor. Adam 40 yaşına gelirken klonu 18 yaşına basıyor.

Katil Çocuklar (Sadık Efe SARITUNALI); Yakın gelecekte oburlar adını verdikleri uzaylıların gezegenimizde yaşarken ırkımıza zarar vermesinden dolayı çocuklarımız bizi koruyor. Öykü yerli bilimkurgu kriterine uysa da sanki bir eserden bir kesitmiş gibi algı yaratıyor. Öyküde oburlar dedikleri uzaylı ırkı hakkında bilgi ve onların neden bu gezegene geldikleri ile ilgili kurmaca olsaydı ayakları sağlam bir şekilde yere basardı.

Zamanı Geri Almanın Yegâne Yolu (Gökcan ŞAHİN); Hollywood'ın uzaylı istilalarını baz alarak simülasyonun artırılmış gerçeklik teknolojisiyle birleştirilerek üretilen sınırsız gerçeklik konsolu teknolojisini lensleri takarak oyunuluyor. Yerli bilimkurgu öyküsünde kalgancı çak kavramında uzaylı istilasını kullanmak, Hollywood pazarına yeni ürün sunmaktır. Öyküdeki kahraman bakış açısı, öyküye gerçekçilik etkisi katarak öykünün devamında zaman makinesi var mı? sorusunu algılıyoruz.

Themis'in Yumruğu, Soro ve Truva Atı (Elmas TUNÇ); Bir kadın gözünden uçkuruna düşkün erkeğin karısını nasıl yok ettiğini ve hatta elli yıl önce başlayan feminizm hareketi, Truva atıyla başarılı olup toplumda belli yerlere getirdi kadınları gördük. Boşuna denilmiyor kadın kadının düşmanıdır. Kalem, bu öyküsüyle hem cinslerine ataerkil yapıyı desteklediğini ima etti. Helen Edebiyatı'na hizmet eden bilimkurgu öyküsünde Themis ve Truva Atı kavramlarından dolayı yerli bilimkurgu kriterlerine uygun değildir.

Kalem Polisleri (Polat ONAT); Düşsel kurgu ve bilimkurgu iç içe geçtiği öyküdeki mantık hatası Güney Kore'dir çünkü Kore'nin baskıcı ve sosyalist yani Kuzey Kore olduğu için öykünün orada geçmesi en makulüdür. Düşsel kurgu unsuru da sürekli kısır döngü haline karabasanlar ve karakterin yazdığı öykünün gerçekleşmesidir. Öyküde geçen beyne takılan çip sayesinde kalemin sürekli tutuklanmasına vesile oluyor. Öykünün belli yerlerinde tekrarlanan sahneler olmakla birlikte karakterin adı Nutaf mı Fatun mu? sorusu soruyor bizlere.

Ekran Görüntüsü (Meltem DAĞCI); Yerli bilimkurgu öyküsünde rüyaları kayıt alma teknolojisi nasıl çalıştığına dair ve rüyalarla ilgili beyin lobları hakkında detayları olması öyküyü baya durgun bıraksa da öykü sonu ise akıllarda soru işaretleri oluşturuyor. Öyküde bu denli detay yerine neden kadının sürekli rüya görmemesi ile ilgili geçmiş dönüş sahnelerine yer verilseydi ilgi çeken rüyalar ilgili güzel öykülerden biri olurdu.

Gergedanın İçinde Zamanı Kaçırmak (11. YBKY 2.'si) (Emrecan DOĞAN); Türk kalemden Atlantis Bilimkurgu temalı öyküde Atlantis düşsel ada olduğundan dolayı bu öyküde bilimkurgu olmayan öyküdür. Coğrafyacılar ve Kazı bilimciler, Atlantis'e dair izleri bulamadığından dolayı Mu ve Lemurya kıtaları gibi efsanevi olarak kalmaya devam edecek. Öyküdeki bilimkurgu emaresi de Narval Balinası biçiminde tasarlanan denizaltısı örnek olarak gösterebiliriz.

Sonsuzluk Rüyası (Burak FEDAKAR); Ruhsal ve fiziksel betimlemelerle ayakları sağlam bir şekilde basan uzay operasında bu sefer öykünün konusu ve teması, yoğun didaktik anlatımların etkisinden dolayı gölgede kaldı. Öykü biraz tarih ders anlatımı biraz ise rapor formatında gittiği için edebi anlamda öykü demek için bir iz bulamıyoruz. Öykünün adından daha önceki "Sonsuzluk Aşk" öykünün geçmiş anlatısı yada cam küre içindeki el ele tutuşan çiftin uyanışı yada onların ruhların çağrısı formatında bir öykü beklerdik.

Öykülerin genelinde işgörücülerin insanların sayısını geçip onları esir tuttuğu dönemlerden izleri taşırken bir şiir ve üç düşsel kurgu öyküleri ["Karanlık Fener", "Eksik Yüz", "Köşe Kapmaca (Sonya, Yeni Toprak Köyü)" ve "Kaz Tüyü ve Bakır"] olması, seçkide göz yorucu bir etki bırakmıştı. Elimden geldikçe nesnel yorumlama yaparken bu sefer ilk ve son kez olarak öznel bir şekilde yorum yapacağım; Öykü seçkisindeki d��şsel kurgu öykülerin birinin yerine benim yazdığım Kuğurcak adlı bilimkurgu öyküm olması hak ediliyor çünkü bilimkurgu izleri taşıdığı gibi ve birkaç ay olsa seve seve e-dergi için öykü seçkisi incelemelerimle katkıda bulundum. Öykümün Sezai Bey'in çizimiyle nasıl görüneceğini hayal ediyordum. Ayrıca Atila Bilgen'in "Bir Onlar Eksikti" adlı komedi bilimkurgu öyküsü de seçkiye girmeyi hak ediyor. Bu iki öykü dışında birkaç bilimkurgu öyküsü varken neden üç düşsel kurgu öyküsüne verildi? sorusu akıllarda canlanacak. Sezai Bey'in emekleri ve yerli bilimkurgu gelişmesi için öykü seçkisine destek verelim.
Profile Image for Mert.
Author 13 books82 followers
November 20, 2025
Puanım 4/5 (%75/100)

Her zaman olduğu gibi değerlendirme yaparken tabii ki kendi öykümü katmadığımı söyleyerek başlayayım. Ondan sonra da başta Sezai Özden olmak üzere bu eserin ortaya çıkmasına emeği geçen herkese teşekkür edeyim. Ben okumak için çok geç kaldım ama gerçekten keyifli ve kolay bir okumaydı. Normalde bu tür seçkilerde bütün öyküleri tek tek incelerim ama 50 tane olunca pek mümkün olmayacak. O yüzden önce birkaç kişiye selam göndererek başlayayım daha sonra da aklımda özellikle yer edinen öykülerden bahsedeyim.

Bu sayacağım kişilerin bazılarıyla arkadaş olduk, bazılarıyla aynı projelerde yer aldık, bazılarıyla sohbet etme şansım oldu ve bazılarının da daha önceden eserlerini okudum. Bünyamin Tan, Gizem Çetin, Gökcan Şahin, Gülnur Ermiş, H. Fatih Aşggün, Melisa Parlak, Meltem Dağcı, Sibel Bozkurt, Şeyda Aydın, Uğur Aydın ve Anıl Şahal'a özellikle sevgiler ve selamlar.

Gelelim kitap yorumuna. Öncelikle beğenmediğim öykü olmadı. Tabii ki bazılarını daha çok beğendim ve daha iyi hatırlıyorum. O yüzden herkesten tek tek bahsedemeyeceğim maalesef. Ayfer Kafkas'ın "Kaz Tüyü ve Bakır" adlı öyküsüyle kitaba başlıyoruz ve ben çok keyif aldım, baya yaratıcı buldum. Burak Cem Coşkun'un "Tahayyül Sokağında Ateş Karıncası Isırığı" beni çok etkiledi, döngü teması güzel işlenmişti. Elif Kut'un "Şef'in Yeri" adlı öyküsü ayrı güzeldi çünkü hem yazıp hem de çizmiş. Çizgi roman görmek şaşırttı ve mutlu etti. Gizem Çetin'in "Androidler Çağında Bir Garip Kına Gecesi" adlı öyküsü daha başlığıyla ilgimi çok çekmişti ve baya keyifle okudum. Absürt ama etkili.

Benim Sonsuzluğun Melodisi üçlemesinin kapaklarını çizen sevgili Gülnur Ermiş'in de "Her Şey İyidir" öyküsü umut doluydu ve okuması hoştu. Melisa Parlak'ın "Bütünleşme"si diğer öykülere göre daha farklı ve ciddi bir tondaydı, hoşuma gitti. Mustafa S. Elitok'un "Halka Sesleniş" öyküsü de oldukça absürt ve keyifliydi. Sibel Bozkurt'un öyküsü "Sessiz Tepe" bana farklı şeyler hissettirdi ve okurken çok iyi içine çekti. Son olarak Anıl Şahal'ın ödüllü "Sonu Olmayan Yolculuk" öyküsü de baya başarılıydı. Dediğim gibi genel olarak bütün öykülerin kendine göre çekici yanları vardı ama bunlar benim özellikle aklımda yer edindi. Tekrardan herkesin eline emeğine sağlık. Yorumlarda buluşalım sevgili meslektaşlar!
Profile Image for Gizem Çetin.
Author 9 books18 followers
February 12, 2025
Yılın kitabı. Benim için öyle. Bilim kurgu, Türkiye'de dünyaya nazaran çok daha geç gelişmeye başlamış bir alan. Her icat bir hayalden ileri gelir, öyleyse Türkiye'nin muasır medeniyetler seviyesine çıkması ve bilim üretmesi için bilimkurgu da üretmesi gerekiyor. Bu çorbada tuzu olan tüm yazarları, çizerleri ve yayıncıları takdir ediyorum. Yerli Bilimkurgu Yükseliyor dergisinin yıllık olarak çıkardığı seçkinin bu yılki kitabı da 424 sayfalık kapsamlı bir derleme.

Öykülerde en çok öne çıkan temalar distopya, yapay zekâ ve post-apokaliptik senaryolar. Özellikle teknolojinin birey ve toplum üzerindeki etkileri derinlemesine işlenmiş. Ancak, uzay keşfi ve gezegenler arası maceralar gibi daha klasik bilimkurgu temalarının biraz geri planda kaldığını fark ettim. Bu tür öyküler sayıca azdı.

Genel olarak, seçkideki öykülerin kalitesi tatmin edici. Bazı hikâyelerde bilimkurgu unsurlarının daha çok bir arka plan unsuru olarak kaldığı dikkat çekiyor. Buna rağmen, seçki yerli bilimkurgu yazarları için güçlü bir vitrin.
Displaying 1 - 3 of 3 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.