Ona bırakılan ipuçlarının peşine düşen Lina, bir yandan tekerlemeler ve bilmeceleri çözmeye çalışırken öte yandan geçmişinden göz kırpan kanlı bir anıyı anımsar. Geçmişin perdesi aralandıkça ellerinin kirlendiğini hisseden Lina bir anda asıl tehlikenin kendisi olabileceğiyle yüzleşir ve bu farklı yüzleşmeleri de beraberinde getirir. Tilki evin yolunu kaybettiğinde bir yıldız yolu gösterir. Bir taş devrildiğinde onu diğerleri takip eder, sıradağ evi olur. Satrançta taşlar tekrar dizilir, kartlar el değiştirir ve bir Soytarı, reddedilemez bir davetiyeyle çıkagelir…
“Bazı insanlar böyle yaşar, diye değil Lina… Sen nasıl istiyorsan öyle yaşa diye.”
“Ben değmem bu kadarına” “Sen her şeye değersin.” “Unutmama rağmen mi?” “Her şeye rağmen.” 💜
İnanılmaz güzeldi. Bu kitabı incelemek için bile yeterince zeki olduğumu düşünmüyorum. Çok iyi kurgulanmış. Tüm karakterler daha iyi çözümlenmişti ve asıl konuya giriş yapılan bir kitap olmuş. Çok heyecanlanarak ve bazen de gerilerek okudum. Gerilme nedenim karakterlere çok bağlandığım için gerçekten bu hikayenin iyi ilerlemesini istediğim için beni psikolojik olarak azıcık sarstı. Herkesi ayrı ayrı bambaşka bir şekilde seviyorum. Ares beni deli gibi korkutuyor o son kısımlar özellikle ve tabii ki Ekin. Onu daha fazla okumak hikayesini daha fazla merak ediyorum. En başından beri bir şeylerin onun açısından farklı olduğu zaten hissettirilmişti ama bu kitapta onun Aral ve Lina ile olan sahneleri o kadar kalbimi kırdı ki -iyi anlamda kırdı ve gerçekten çok güzel bağlar kurdum. Lina’nın şu noktadan sonra neler yapacağını nasıl ilerleyeceğini deli gibi merak ediyorum çok fena bir yerde bitti. Deniz’i de gerçekten daha çok okumak isterim öyle bir hikaye kurgulanmış tüm karakterler biraz işin içinde Lina’nın annesinin mesleği, Babasının konumu ve tabiki hükümdar ile olan bağlantıları ve geçmişleri hepsi inanılmaz iyiydi özellikle Lina’nın annesiyle olan kısım beni baya şaşırttı diyebilirim ve hepsinin bakış açısını ve onlar tarafından hikayesini merak etmeden duramıyorsun. Her açıdan çok iyi bir dinamiği olan çok sağlam bir hikaye. Lütfen sevdiğim karakterlere bir zarar gelmesin çok kötü hissedicem çünkü. Duygusal olarak sarsıyor ama hikayenin kalanını da deli gibi merak ediyorum o nedenle çok uzatmadan geçmek istiyorum dördüncü kitaba. Önerilir okuyalım, okutalım.
This entire review has been hidden because of spoilers.
"Seni ilk gördüğümde tekrar yaşamak istemiştim Lina ama seninle yaşayınca sensiz yaşamak istememeye başladım ve bunu durdurmamın bir yolu yok. Çok seviyorum seni. Korktuğun her şeyi biliyorum, yapmak istediklerini de. Hepsini içimde taşıyorum ben de. Bazı insanlar böyle yaşar diye değil, nasıl istiyorsa yaşa istiyorum. Benimle yaşa istiyorum."
İkinci kitabın sonunda Lina, geçmişindeki sırlarının Aral'la ilgili olduğunu öğrenmişti. Burada da tam mutluluğa kavuşmuşken Aral'ın detaylarıyla her şeyi anlatması, Lina'nın ilişkilerinin bitmesi gerektiğine karar vermesiyle sonuçlanıyor. Peki neymiş bu ayrılığı beraberinde getiren sebep? Onu öğreniyoruz ama spoi vermek istemiyorum bu konuda. Polisiye-gizem'e kaydığı için konu heyecanı bozulmasın. Çoğunlukla ilişkilerini anlatan bir kitaptı diye bilirim ama bunun yanında Lina, babasının ona bıraktığı ipucuları birleştirerek geçmişinin karanlık tarafını da ortaya çıkıyor. Kızıl Tilki adlandırılan bir örgütün olduğunu, nasıl işlediğini, Lina'yla alakası ne, Lina aslında kim ve kim değil??? bunları da öğrenmiş olduk. Yazarın burada psikolojiyi bu kadar anlaşılabilir anlatmasına da hayranım doğrusu. Kurgusu da çok ilginç ve ürkütücü. Bunları araştırma isteği uyandırdı bende. Gerçekten mümkün mü böyle şeyler bir bakacağım.
Yorumum çok duygusal olacak muhtemelen ama olsun. Bazı insanlar böyle yaşar'la Lina gibi hissettiğim bir dönemde tanışmıştım. Aral'ın her tesellisi bana öyle iyi geliyordu ki bunu bir tek Lina anlar galiba. Yeri çok ayrı bende. Aral, sanki Sezen tüm şarkılarını sana yazmış gerçekten. Yara bere içinde bu yolları geçiyorsunuz ama aşk için ölmeli'de diyorsun.
Kitap kimi zaman kalbimi kırk parçaya bölen kimi zaman da artık eriyip bittiğimden okuyamadığım sahnelerle doluydu. O kadar güzelsiniz ki Lina ve o kadar hak ediyorsunuz ki bunu. Ama acını yine kırıp dökerek, ben de Aral'ın geçmişte yaşadıkları yetmezmiş gibi aşktan da çektiğini, yarasına her basışını ağlayarak okudum. Her şeye rağmen Aral'ım (aşktan yaratılmışım sanki bu adammmm!) diyor ki "Ayrıyken bile sevgiliyiz" ve ekliyor "Ayrılık aşkı ölenler için. Aşktan ölenler için değil..." Burada bayılmış olabilirim tabii. Aral ve Lina'nı ne kadar sevdiğimi ve Aral'ın en sevdiğim erkek karakterlerde ilk 3'te olduğunu belli ettim diye düşünüyorum. Diğer Çakırca kardeşlerinin hepsini ayrı ayrı seviyorum ama bir Ekin de var ki hâlâ esareti devam eden:( Çok kırıyor bu kitap beni. Hükümdar Çakırca'nın bile bir sebebi olduğu belli o yüzden onu da düşman olarak görmüyorum. Annen konusuna girmeyeceğim Aral dayanamıyorum.
Slow burn ilişkileri (yalan bu tamamen Aral'ım direkt âşık) ve 5 kitaptan oluştuğundan olayların yavaş yavaş ilrelediği bir seri. Ki çoğu seri böyle şimdilerde. O yüzden 500 sayfalık kitapları keyif alarak okumak için gerçekten kurgunun ve karakterlerin sevilmesi gerekiyor bence. Bu yüzden tavsiye konusunda bir şey diyemem. AMA ÇOK GÜZEL!!! İlk sayfadan sizi içine çekiyorsa birlikte Aral'a Fun Club açabiliriz:D. Ve acilll 4. Kitabı istiyorummm! Ama Aral Çakırca gerçekte yok diye akıl sağlığımı korumam gerekecek orası ayrı.
Kitap azıcık elimde süründü ama bu tamamen benimle ilgili. Yoksa kitaba da seriye de aşığım. kitabın başlarında sürekli ağladım. Seriye ilk başladığımda da Lina için ağlıyordum hala Lina için ağlıyorum. Çekmediği çile dert kalmadı. Hayatında iyi ki İYİ Kİ Aral var. (keşke benim de olsa😔) hayatımda bu kadar sonsuz sevgiye sonsuz bağa sonsuz sadakate sahip olsam ne yapardım bilmiyorum, hayali bile çok zor. Lina zaten güçlü ve zeki bir karakter, başından beri belli ama bu kitapta artık net olarak görmeye başladık. Babasının bıraktıkları, kartlar, bilmeceler, dosyalar her şeyi o kadar iyi anlıyor o kadar iyi çözüyor ki aşığım ona!! Ekin'i de çok seviyorum. Onu daha fazla görmek, okumak istiyorum. Aral ile aralarındaki en ufak iletişimde dünya mutlusuyum. Hükümdar Çakırca okuduk birazcık bu kitapta. Hiç beklediğim gibi biri çıkmadı (olumlu yönde) o yüzden birazcık şaşkınım. En büyük şaşkınlığım 7. bölümde yaşananlar. Yemin ederim üç kitapta en şok olduğum kısmın bu olması beni çok güldürdü. Ama hiç beklemiyordum, yaşandığı için çok mutluyum. Kitabın son sahnesinden sonra dördüncü kitapta ortalığın karışacağı, yeni karakterlerin katılacağı belli oldu. Zaten dördüncü kitabın finalini de biliyorum artık daha çok korkuyorum, hazır değilim🙃
Bayıldım çok üzücü ama müthişti. Lina’yla bir çok noktada buluştuğumuz anlar, kendimi ona çok yakın hissettiğim bir kitap oldu başlara bakarak linanın şimdiki mantığını ve düşünme yapısını sevmeye başladım. Aynı anda hikayeye de artık daha da derine inmeye başladığımız için mutluyum. Sadece keşke yan karakterli ve hikayelerini daha fazla okuyabilseydik diyorum
Olayların çok gelişmediğini, karakterler arasındakiler aşka fazla odaklandığını düşünüyorum. Belki de hemen okuyup bitirdiğim için de böyle hissetmiş olabilirim🤷🏻♀️ yine de kitabın içine girip , Çakırca ailesinin bir üyesi gibi olayları yaşamayı seviyorum. Yazım dilinden de hiç şikayetçi değilim, kendine özgü bir dil olduğunu düşünüyorum ve okurken hoşuma gidiyor. Keşke sonu bu kadar heyecanlı bitmeseydi 🥺 8.5/10⭐
Bu kitap kesinlikle bir dönüm noktası. Birçok şey öğrendiğimiz ama ne kadar öğrenirsek öğrenelim sanki bataklığa batıyormuşuz da hiç çıkamayacakmışız gibi hissettiren bir kitap.
Circus için başlamış olduğum bir seriydi ancak bu kitabı okuduktan ve sonraki kitaplar hakkında yapılan bazı yorumları gördükten sonra yazarın asıl amacının Lina ve Aral'ın aşkını yazmak olduğunu, Circus ve diğer şeylerin de sadece bir araç olduğunu düşünmeye başladım.
Lina'yı da Aral'ı da sevmiyorum. Özellikle de Aral'ı. Pek çok kişinin aksine "bebeği gibi seven erkekler" benim hoşuma gitmiyor. Lina bir yetişkin ancak Aral'ın ona sanki üç yaşında bir bebekmiş gibi davranması aşırı sinirlerimi bozuyor.
Bu kitapta Circus hakkında güzel bilgiler edindik, bu bilgileri ben zaten bilmiyor olsaydım muhtemelen şaşırırdım ve kitap çok daha fazla hoşuma giderdi ancak zaten olacakları bildiğim için dümdüz okudum sadece.
Kurgu her ne kadar güzel olsa da gereksiz derecede yavaş ilerliyor. Bunun en büyük iki sebebi de Lina'nın sürekli olarak kendini tekrar eden düşünceleri ve Lina ile Aral arasındaki sahneler. Her bir olaydan sonra milyonuncu kere boş bir köşeye çekilip birbirlerine "İyi misin?" diye sormalarından, sonrasında birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini söylemelerinden ve birbirlerini gazlamalarından sıkıldım. İlk kitaptan beri aynı tantana.
Şahin, Mehmet Ali ve Kürşat karakterlerini seviyorum. Ekin'i çok seviyorum. Onu daha fazla okumak istiyorum, Circus'u daha ayrıntılı görmek istiyorum ama bunu için Lina ve Aral'a daha fazla katlanmak istemiyorum.
Bu durumda seriye devam etmek benim açımdan pek mantıklı değil. Belki ileriki bir zamanda devam etmeye karar verebilirim ancak şu an için yarım bırakmaya karar verdim.
Yine aslında çok güzel ve çok fazla potansiyeli olan ancak iki karakterin aşkı uğruna harcanmış bir kurgu.
İncelemeyi aslında burada bitirecektim ancak yazarın kaleminden de bahsetmek istiyorum. Kötü bir kalemi yok ancak öyle wow bir tarafı da yok. Ergence konuşmalardan ve sosyal medya dilinden uzak durarak dümdüz yazıyor sadece. Ancak karakterlerin zaman zaman kullandığı "evveliyatını sikerim" tarzı küfürler aşırı derece bozuyor bu anlatımı. Tamam, küfür edebilirler elbette ancak böyle etmesinler. Konuşma tarzlarına ve anlatıma aşırı ters duruyor çünkü. Bunun yanında kitapta yoğun bir "zira" kelimesi kullanımı var. "Zira" kelimesinin anlamı "çünkü, şundan dolayı"dır (TDK sözlüğünde de Dil Derneği sözlüğünde de böyle) ancak yazar ne zaman isterse o zaman kullanmış gibi bir durum var. Bununla ilgili kitaptan örnekler de vereceğim:
Sayfa 180: Hatırlıyordum o anı. Hatırladığım ilk an oydu zira.
Sayfa 214:
Sayfa 249: Başım ve gözlerim ağrıyordu. Zira bu yüzden uyanmıştım.
Sayfa 308: Yakalanma durumumda en kötü ihtimalle Aral babasından ricacı olurdu. Zira bu hep bir ihtimal oluyordu zaten. Başarma ihtimalim de vardı.
Sayfa 309: Kaşları çatıldı bu planıma. "Aral kabul etmez," dedi net bir sesle. Bunun ben de farkındaydım zira.
Sayfa 312: Acı çektiğine ya da hissettiğine dair tepki vermiyor. Zira sebebini tahmin edebiliyorum.
Sayfa 324: Kaşları çatıldı hafiften Aral'ın. Düşünmesine izin verdim. Zira çok uzun sürmedi.
Yeterli sayıda örnek olmuştur diye düşünüyorum. Bu kitap, yazarın yayımlanmış altıncı kitabı. Editörü ve son okumasını yapan biri de var. Kusura bakmayın ancak bu üç kişinin de "zira" kelimesinin anlamını bilmemesi aşırı komik. Tabii bundan daha komik olan bir şey de var. Yazarın en yeni kurgusu olan İçimizde Büyüttüğümüz Şeytanlar'ın ilk bölümünü ilk yayımlandığı zamanlarda okumuştum ve doğru hatırlıyorsam "zira" kelimesini o bölümde de yanlış kullanmıştı.
Su gibi akan bir seri. Serinin ilk 3 kitabını 4 günde okudum, gözlerim isyan etmezse 4. kitaba da başlayacağım.
Yoruma geçersem;
Aral, bu zamana kadar okuduğum en green flag erkek karakter olabilir. Lina ile diyalogları cok güzel, çok naif, çok olgun. Çizgisini hiç bozmadı.
Linanin, 3. kitapta kapasitesi anlatıldı, iyi duyması, bulmaca çözmesi, hafızası, zekası, dövüş yetenekleri... Serinin 4. kitabında bunların daha da içerisine gireceğiz gibi hissediyorum. Birinci kitaba göre çok kendini geliştirmiş bir karakter, zaten yazar da bunu hedefliyordu muhtemelen.
Çakırca kardeşlerin, her birini ayrı ayrı sevdim, ama Ekin'e çok içim gitti. Üstelik Lina ile diyaloglarina baktığımızda Hükümdar da o kadar kötü bir karakter gibi durmuyor, çocuklarını yakmasaydi iyiydi aslında. Ama bunun altından da bir sey çıkacakmış gibi hissettiriyor.
Kitap genel olarak çok başarılı kurgulanmış. Başlangıç noktasindan buraya gelmeyi beklemiyordum. Diyaloglar çok yerinde, "nasilsin" cümlesi bile boşa yazılmamış. filler neredeyse hiç yok. Bu kitapta dahil olmak üzere aşk, Lina'nin geçmişi, travmaları üzerine yogunlasilmisti. Tahminim 4. kitap daha hareketli olacak.
İnanılmaz bir kitap.. bir insan nasıl böyle bir kitap yazabilir ya delirdim okurken. Filiz fanıyım bundan sonra. 🧎🏻♀️➡️ Bakın arkadaşlar bu kitap müthiş bir zekanın ürünüdür.
Lina ve Aral çiftinin arasındaki uyum, enerji süpeeeer! Hele Aral’ın Lina’yı güzel bebeğim diye sevmeleri.. delirdim diyorum ya delirdim.
Smut sahneleride bu çifte yakışır şekilde aşırı “safe” hissettirdi ama aynı zamanda çokta ateşli bir çift. Birbirilerine dokunmadan duramıyorlar falan inanılmaz ya. Ayrıca tüm seri boyunca sezen açıp tutuklu dinleyip ağladım evet..
Lina’yı ayrı Aral’ı ayrı delicesine seviyorum. Ya Lina’nın minik kız kardeşi?? Dünya’nın en tatlı kızı olabilir konuşması, şirinliği, çok akıllı oluşu 💖
Olayın romantik kısmına yorum yaptım ama genel olarak müthiş bir evren oluşturulmuş olaylar bu kitapta yavaş yavaş anlam kazanmaya başladı. Veee benim ödüm kopuyo.
Tek korkum şudur ki bu evrenin kötü bitmesi. Umarım umarım bu güzel çift hak ettiği güzel sonu yaşar. 😭 Filizzzz nolursun kıyma onlara. 😭
KİTABA AŞIIK OLDUM!! Serinin 2. kitabını da çok sevmiş ve tam puan vermiştim ama bu kitap kadar olaylı değildi kesinlikle.Bir kere aşırı ince işlenen detaylar var kitapta,öyle zekice yazılmış ki hayran kaldım.Bir yandan hızla kitabı okurken bir yandan da tıpkı Lina gibi ben de çözmeye çalıştım tüm bulmacaları.(Arada yakaladıklarım oldu bu arada.Yanımızda Aral olmasa da yapıyoruz bir şeyler 😋) Aral… Kendisi benim CANIMINN İÇİ ❤️🩹 Bir erkek karakter ancak bu kadar güzel olabilir.Zaten Filiz Puluç erkekleri diye bir şey var benim lügatımda ve hepsi -ama özellikle Aral- tüm kriterlerimi karşılıyor. Bir de okuduğum sayfalar boyunca -genel seride de olan bir şey bu ama özellikle bu kitapta çokça hissettim- Lina’nın karakter gelişimi ve çıkardığı dersler gerçekten çok hoşuma gitti.Zeki gösterilmeye çalışan bir ana karakter değil bence o, gerçekten zeki bir kadın karakter ve bunu okuması çok zevkli.Aynı zamanda da aşırı tatlı.🧇 🫶🏻
Ben bu seriye başlarken böyle beklenmedik ve şaşırtıcı bir yöne gideceğini asla düşünmemiştim. Yazar Filiz Puluç'u tebrik etmek istiyorum çünkü bu kitapla ortaya çıkan her detay ile her şeyin altı o kadar iyi ve şaşırtıcı bir şekilde dolmuştu ki resmen aydınlandım. Araları eklediği detaylar olsun, oluşturduğu sistem olsun hiçbir şekilde soru işareti oluşturmadığı gibi kurguyu tamamlar nitelikteydi.
Bu arada Aral ve Lina'ya bir şey olursa mahvolurum. Bunu da bildireyim.
artık bu kitapla birlikte evrenin içine öyle dahil olduk ki gün içinde "acaba aral ve lina şuan ne yapıyordur?" diye düşünmeye başladım xmösjs. benim kafamın içinden bir an evvel çıkın başka bir şey düşünemiyorum. aral nasıl bir erkek karakterdir aklım almıyor. tek bir sinir bozucu, gereksiz, saçma hareketi olmadı, olmayacak gibi de duruyor. daha önce bu kadar kusursuz birini okumadım sanırım. 4 ve 5 için çok heyecanlıyım artık olaylar hem çözüldü hem de iyice karıştı 🏃♀️🏃♀️
bu seriyi gerçekten çok seviyorum, artık olaylar ve aralarındaki bağ daha fazla göz önüne çıkmaya başladı, şaşırdığım yerler oldu ama bu kitapla ilgili daha önemli olan şey kesinlikle hissettirdiği duygular. hemen dördüncü kitaba başlayacağım çünkü yeni karakterleri tanımak istiyorum. hemen dördüncü kitabı aldığım için çok mutluyum yoksa dayanamazdım.
Artık bir şeyler gerçekten olmaya başladı durağanlık azaldı bu kitapta . İlk 2 kitaba göre daha fazla olayların içine girebildik. Gerçek Lina potansiyelini göstermeye başladı
Sonunda Ekin nin ağzından kısımlar okudum ve çok mutlu oldum ilk kitaptan beri onu anlamak istiyorum bence görülenden çok daha fazlası olan bir karakter bir şekilde onu da çok seveceğime eminim. Bir tabloyla konuşup iyi geceler diyen Ekin ah ya yalnızlığın çok ağır. “İnsan kurtuluşu olduğunu bilse de anlaşılmadığı, değer görmediği yerde çok kalamıyormuş.” Biliyorum Lina bu hissi de çok iyi biliyorum. “Bazı insanlar böyle yaşar, diye değil Lina, sen nasıl istiyorsan öyle yaşa diye.”Bu sözü de anlamını da çok seviyorum ve her söylediklerinde çok derinden hissettiriyor kendini. “Annemden vazgeçmek dizlerine gidememekti. Aral dan vazgeçmekse bir daha eve dönememekti.”böyle demesine rağmen acısına rağmen ondan uzaklaşmaya çalışan Lina sana kızmam lazımdı belki ama kızamam yaşadıkların öyle korkunçmuş ki ne yapsan anlarım artık. “Ben abimin, gidelim, dediğimde gelmemesine değil, herkesi kurtarmaya çalıştığı için kendisini ve bizi hiç etmesine kızgınım.”Ekin ya of biliyorum senin acın da beni mahveder biliyorum. Ekin ve Aral ın sarıldığı an çok güzeldi ya canım Ekin beni çok üzüyorsun hep sarılsanız olmaz mı aralarındaki ilişki çok kalbimi kırıyor. Lina nın Aral ın annesi ile tanışması ve sonrasında olanlara mahvoldum ya canım Aral ağlamaya başladı ve paramparçayım işte. Bu kitap bazı karakterlerin duygu derinliklerine daha çok hissettirdi gibi ben daha fazlası olmaz zannederken okudukça daha da hissediyorum bağlanıyorum öyle güzel ki bu kitaplara dair her şey çok güzel sanki.Evlenme teklifi miiiiii ya beklemediğim anda oldu her şey ve çok güzeldiiii bayıldım bayıldım ve sonrasında olanlar bu zamana kadar okuduğum en güzeliydi. Ama şu an üçüncü kitap bitti ve korkuyorum Beyaz Leke okuyup aşık olduğum karakterlerin korkunç sonunu okuduktan sonra travma sahibi oldum bu seri de böyle bir sona ulaşırsa diye korkuyorum çünkü kitabın sonunda olanlar bir sürü şey çözmelerine rağmen hala daha korkunç daha kontrol edemedikleri şeylerin olduğunu gösteriyordu. İçimde bir his sanki kurtulamazlar gibi ya da kurtulmak için çok fazla şey feda etmeleri gerekirmiş gibi geliyor. Lütfen öyle olmasın ya devam kitabını da okuyup sonra serinin son kitabına kavuşmayı bekleyeceğim ama bu hikaye güzel bitsin lütfen zaten her karakteri her olayı ve her hissettirdikleriyle beni paramparça etti bari sonu mutlu olsun. Tabi ben serinin bütün kitaplarında hem ağlıyorum hem de deli gibi mutlu oluyorum bu karakterler bir şekilde benimle kaldılar kalbimde kaldılar ve beni gülümsetiyorlar. İyiki okudum.🤍
Reread 09.01.2026-12.01.2026 🤍
This entire review has been hidden because of spoilers.