Koreli yazar Kim Young-ha'nın yeni romanı Veda, son zamanlarda gözardı etmek isteyenlerin dahi kendini ister istemez üzerine düşünürken bulduğu o malum konuyu ele alıyor: yapay zeka.
Dünya "yapay zeka yaratıcı üretimi de ele geçirecek mi" diye tartışadursun, kendisi sanat alanını en azından bir "konu" olarak epeyce ele geçirmiş durumda - son dönemde yapay zekaya dair ne çok kitap yazıldı, film çekildi... İlk aklıma gelenler arasında Kazuo Ishiguro'nun nefis kitabı Klara ile Güneş ve Kogonada'nın çok sevdiğim filmi After Yang var - konu ilginizi çekiyorsa bunları es geçmeyiniz diyeyim kitaba geçmeden.
Veda, zamanını tam bilemediğimiz bir gelecekte; yapay zeka sahibi robotlar, insanlar ve insansı robotların (hümanoid) yaşadığı bir dünyada geçiyor. Bu bir distopya mı, açıkçası bilmiyorum. İçinde yaşadığımız dönem malumunuz, artık neyin distopya olup neyin olmadığını bilemediğimiz zamanlardayız diyebiliriz sanırım.
Bilim insanı olan babası ve biri robot olan üç kedisi ile beraber bir şirketin kampüsünde yaşayan Cheol'ün, insan değil kayıtsız bir robot olduğu iddiasıyla toplama kampına götürülmesiyle başlıyor hikâye. Cheol böylece kendi güvenli fanusunun dışındaki hayatın bambaşka olduğunu, yapay zeka ve insanlar arasında epeyce şiddetli bir savaşın sürdüğünü öğreniyor ve kendini bu çatışmanın ortasında buluyor.
Kitap bir yandan yapay zeka ve teknolojiye dair akıl yürütürken, bir yandan da felsefenin kadim sorularından birini didikliyor: insan olmak nedir? Bizi insan yapan, bizi üstün kıldığını düşündüğümüz şey, tam olarak nedir o? O "şey"e ne kadar ihtiyacımız var? Yapay zekanın öğrenme kapasitesi genişleyip, kendisi ikinci jenerasyon yapay zekalar ürettiğinde biz insanlığa ne olacak? Hikâyeler, duygular, tutunduğumuz miraslar, hafıza, hatıra - bunlar sahiden sandığımız kadar güçlü mü, bizi var etmeye yetecek mi?
Bilimkurguyu ve felsefeyi epey güzel harmanlayan bir roman Veda. Yalnızca yazarın dilini fazlasıyla mesafeli bulduğumu söylemem lazım. Anlattığı hikâye aslında epey hüzünlü ve bunu bir melodrama çevirmeme tercihine çok saygı duydum ama daha çok duyguyu tetikleyecek bir öyküleme biçimi bence bu kitaba çok şey katarmış.