“Bir gün ona Avanos’taki çocukluğumdan, ilk gençliğimden bahsederken domatesi nasıl yediğimi tarif etmiştim. Avanos’taki evimizin bahçesinde bir havuzumuz vardı. Bahçeden koparırım domatesi, bol suyla yıkadıktan sonra keserim. Havuzun kenarında bir yerde, eskiden kalmış, kurumuş, katılaşmış tuz olur. Salatalıkta domateste sürekli kullanılmıştır o tuz. ‘Bıçağı önce tuza sürterim, sonra domatese sürterim, domatesi öyle yerim,’ diye bir şey anlattım ona. ‘Ulan anan seni çok sevmiş!’ dedi bana. ‘Nasıl yani abi, domatesten buraya nasıl geldik?’ dedim. ‘Oğlum,’ dedi; ‘sen doymuşsun zaten; anan seni çok sevmiş, ancak anasının çok sevdiği bir adam böyle anlatır domatesi.’ Ercan Kesal
Gerçek evimiz neresidir? Hikâyemizi en iyi kim anlatır? Geçmiş bizim için bir pişmanlıklar ülkesi midir, yoksa yeniden başlamak için bir imkân mıdır? Zamanla hesabımız ne zaman başlar, nerede biter? Çocukluğumuzdaki gökyüzü biz büyüyünce nereye gider? Bir insan diğerine ne zaman gerçekten bir şey söyler? Bir yazarla okuru arasında kurulan köprüden kimler/neler gelir geçer?
Yenal Bilgici sordu, Ercan Kesal tüm içtenliği ve duruluğuyla cevapladı; İsim Şehir Film Roman’da anahtar kelimelerin peşinden yollara düşüldü. Hayatımızı değiştiren isimlerin, hep özlediğimiz şehirlerin, hiç unutamadığımız filmlerin ve illaki film gibi romanların peşine...
Satırlar arasında uzaklara daldıran nostaljiden, kiminin boğazında bir yumru kiminde özlem olan gurbetten, bizi değiştiren yolculuklardan, geçip giden zamandan, kuruldukça çoğalan sofralardan ve çocukluğumuzda ısırdığımız o domatesten tatlar var.
İsim Şehir Film Roman; varlığını bildiğimiz ama yolda bir yerde bir şekilde unuttuğumuz, hasret duyduğumuz insanlık hâllerine dair derinlikli bir sohbet…
1959'da doğan Ercan Kesal, hekim ve sinema oyuncusudur.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1984 yılında mezun oldu. Keskin Devlet Hastanesi, Bala ve köylerinde Sağlık Ocağı hekimliği yaptı. Daha sonra özel hastane sektörüne girdi. Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak filmiyle oyunculuğa adım attı. Bir Zamanlar Anadolu'da filminde Ebru ve Nuri Bilge Ceylan'la birlikte yazdığı senaryo; 2011 yılında Asia Pacific Screen Ödülleri'nde "En İyi Senaryo" dalında ödüle aday gösterildi. Peri Gazozu (2013) ve Nasipse Adayız (2015) kitapları İletişim Yayınları tarafından basılmıştır.
Hayatımızı değiştiren kitaplar, filmler, şehirler, yazarlar hakkında konuşabildiğimiz bir Ercan Kesal var bu sefer karşımızda. Konu konuyu açıyor; yolculuklardan, geçip giden zamandan, çocukluğumuzdan, annemizden, babamızdan kısaca içimizde yer etmiş her şey hakkında bir bir sohbet ediyormuş hissine kapıldığım müthiş bir söyleşi.
Gerçek evimiz neresi, yeniden başlamak için bir imkân var mıdır diye sorarak başladım kitaba. Geldiğim noktada,bana sorarsanız “Dünya gerçek anlamda bizim evimiz,gittiğimiz her yer de bizim dünyamız.” Ercan Kesal ile tanışmamız Peri Gazozu’na dayanır. O gün bugündür de onun kaleminden, dilinden ne dökülse, takipçisi olmuş , kendini beslediği kitapların ,filmlerin, rutinlerin peşine düşmüşümdür. Ne mutlu ki ,yazarımız bizi hiç şaşırtmıyor ve her yeni kitabıyla, kendisine olan hayranlığım giderek artıyor. -Üretkenliği -Hayallerinin peşinden koşuşu -Yeni bir maceraya atılmak için Cesareti& bütünsel bakış açısı -İnsanlığa yaklaşımdaki şefkatı &vicdanı -Ölümsüzleşmek üzere bıraktığı sayısız eser -Hayatımıza kattığı derinlik -Cömertçe paylaştığı deneyimleri sayesinde bizde bıraktığı izler… Çok yaşayın, hep yazın , biz de sizin sayenizde anılarımıza, ıskaladığımız güzelliklere ışınlanmaya devam edelim…
Maalesef yazdıkça kötüleşen bir yazar Ercan Kesal ya da anlatacağı hikayeler bitmiş veya öyküleri bir kısır döngü içerisine girmiş. Peri Gazozu'nda yakaladığı o büyülü hava çoktan dağılmış. Metin Erksan ile olan kitabı ve Evvel Zaman'da başarılıydı. Ama bana ünlendikçe samimiyetini yitiriyor gibi geliyor. Bir kere, her kitapta aynı öyküleri anlatıyor. Aynı kitabı tekrar tekrar okuyorum gibi hissediyorum. İkinci olarak da kendini övme döngüsüne girmiş ki bir yazar için en kötüsü. Hani ne ara o kadar, o kadar gittin de röportaj kitabı yayınlandın. Tam bir hayal kırıklığı bir de son hastane skandalıyla (çalışanlarını maaşsız işten çıkarttığı söyleniyor) o çizdiği mahalle abimiz imajını bayağı çizdi. İnsanlara solculuk, ıvır zıvır satıp sonra böyle bir skandalla anılmak korkunç olsa gerek. Umarım doğru değildir. Velhasıl kelam, kitaplarında birini okursanız hepsini okumuş, en azından aynı mesajı almış gibi olursunuz.
Birinci söyleşi kitabı, Cebimdeki Ekmek Kırıntıları beni hayal kırıklığına uğratmıştı, tam nedenini çözememiştim. Bu kitapta fark ettim ki Ercan Kesal yaşamış, görmüş, okumuş, bir şeyler başarmış belli bir yaşın üzerideki entelejansya üyelerinin çoğunluğunun düştüğü hataya düşüyor. Hep bir öğüt vermek, hata gösterme yanilgisina düşüyor. Hep "doğrusu budur ya da bu olmalıdır" tavrı var. Hep mi böyleydi ? Peri Gazozu'nda hiç hissetmemiştim bu üstten bakan tavrı. Nasipse Adayız'da da hiç hissetmedim, ama bu 2 kitapda (belki de gercek Ercan Kesal'da) bu dedigim dedik, benim fikrim kesin doğrudur tavrı çok öne çıkmış, özellikle dilde. Beni rahatsız eden de bu oldu. Üzüldüm.
2024'ü bu 5 yıldızlı kitapla kapatmış oldum☺️ Bu kitabı okumak, Ercan Kesal'ın son bölümde bahsettiği o kalabalık sofranın bir parçası olmak gibiydi. Bir köşede sessizce oturup konuşulanları dinlemek çok keyifli oldu. Söyleşi şeklindeki köşe yazıları ve kitaplar bana tembel bir edebiyat izlenimi vermiştir hep ama Ercan Kesal o kadar iyi bir hikaye anlatıcısı ki bu kitapla bu önyargımdan sıyrıldığımı hissediyorum. Söyleşinin bu kadar derinlikli olmasının önemli bir sebebi de masanın diğer tarafında oturan Yenal Bilgici. Ellerinize, kaleminize sağlık🙏
"...Bir süre aynı güzergahta gidersiniz, birbirinizin başına gelenlere tanık olursunuz ama sonra kendi yolunuza dönersiniz". Yaşamak bir yolda olma hali ve Ercan Kesal bu yolu nasıl daha anlamlı yürüyebileceğimize dair kendisinin hayatını etkileyen isim, şehir, film ve romanlarla harika ipuçları veriyor.
Bir insanın zamana bakış açısı nasıl da bu kadar somut anlatılabilir? hayata dair, insana, dostluk ve sevgiye dair, sanata dair daha çok nice konularda felsefik bir yaklaşımı var Ercan Kesal in. Adama aşık oldum desem yeridir. Kesinlikle okunmali. Tecrübeden istifade edilmeli derim.
Ercan Kesal'ın düşünce yapısını, olaylara bakışını ve yakaladığı noktaları çok seviyorum. Aslında söyleşi kitaplarını pek sevmem ama adamın bahsettiği küçük detaylar o kadar iyi ki zevkle okudum.