Ayşe Erbulak, aile ilişkilerinde görünenin yüzeyselinden derinine, en derinine iniyor. Bir yaşam susma ritüeline dönüştüğünde bunun nelere mal olduğunu okurken şaşırıp çoğu kere kızacaksınız… Belki de katil, bu suskunluktan doğacak. Yaşam nerede kırılır? Sorunun cevabını ararken gittikçe katmanlaşan bu cinayet romanı, aile içi ilişkilerin gerisindeki trajediyi, travmaları ve sonuçlarını gözler önüne seriyor.
“Ayşe Erbulak’ın ilk okurlarındanım. İlk okur olmanın torpiliyle, bu kitabı da öncelikli okudum. Ayşe’nin polisiye zekâsı ve kalemi çok çok güçlü. Bu romanda sadece polisiye zekâsını değil, aile kurumuna bakışını ve eleştirisini de seveceksiniz. Mutlaka okuyun, sonra gidip diğer Ayşe Erbulak kitaplarına koşun…” Armağan Çağlayan
Altan Erbulak, 16 yaşında adını mahkeme kararı ile Ayşe’ye çevirip kendini Ankara’da Devlet Konservatuarı tiyatro bölümü öğrencisi olarak buldu.
Ancak o yıllarda 10 parmağında 10 mesleğe sahip babası Altan Erbulak’ın bir başka mesleği olan gazeteciliği ile de ilgilendi. Tiyatrocu mu, gazeteci mi olacağına karar vermeden önce karikatürist olamayacağını zaten biliyordu. Karikatürist olmak yerine iyi bir karikatür okuyucusu ve gazeteci olmak için yola çıktığında sadece 18 yaşındaydı…
Günaydın, Güneş ve Sabah gazetelerinde çalıştıktan sonra tekrar canlanan tiyatro aşkı O’nu İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları ve Ali Poyrazoğlu tiyarolarında oynama imkanı sağladı…
Özel televizyon kanalları hayatımıza girmeye başladığında kaçınılmaz olarak Kanal 6 ve Show TV’de çalıştı. Ayrıca Kanal D’de free lance olarak birçok başarılı organizasyona imza attı…
TV kanallarının mutfağında çalıştığı gibi bir çok televizyon dizisinde de rol aldı…
Yakınları O’nu yıllarca önce Altan Erbulak’ın kızı, daha sonra Sevinç Erbulak’ın kızkardeşi ve en sonunda da Dağhan Külegeç’in annesi olarak tanıştırdı. Sokaktaki adamın tanımadığı ama bilgi & birikimleri, engin kültürü, hazır cevaplığı ve inanılmaz kahkahaları ile sanat ve medya çevrelerinin sevdiği bir kadın olarak hayatımızda yerini aldı…
40’lı yaşlarında Norveç’e göç ederek bambaşka bir iş dalında yüksek eğitim alarak bir kafe işletmiş ve norveçce olarak 2 ayrı tiyaro grubunda sahneye çıkmıştır…
Rol aldığı “Stjördal Teater” ile İstanbul’da Tiyatro Festivali’nde de türk seyircisi ile buluşmuştur…
Kitabın ilk sayfasından aile draması anlaşılıyor aslında. Hayatı herkese cehenneme çeviren bir baba, üç çocuk ve hiçbir işe yaramayan geberisice anne. Gerçekten insanın arkasında duran bir annesi olması büyük bir şans, herkesin hayatını berbat ettin de iyi mi oldu? Be gerçekten aile bir zehir ya, insanın hayatını mahvediyor sevgi, birlik, dirlik altında. Neyse sinir bozucu bir kitap.
Aile cinayeti kitabı ülkemizde çokca yaşanan olaylara değiniyor o nedenle okurken çok üzüldüm bir bakimevinde kalan Bilge'nin oğlu tarafından zehirlenmesiyle başlayan bir olaylar dizisini anlatiyor. Aile içi şiddet,istismar ve bakımevinde yaşanilanlar kitabimizin temasi.
Audio - Tekrar okuma aliskanligimi kazanmaya baslamak icin harika bu kitapti. Ayse Erbulak’la ilk tanismam. Diger kitaplarini da okumak istiyorum. Sok ve rahatsiz edici bir sonu vardi.
Ben Ayşe Erbulak’ın kurgularının çoğunu seviyorum. Bu kitapta da çok grift bir cinayet örgüsü var. Ama dolanmamış o iplere ve işin içinden çıkmış. Tek kusuru bazı cümlelerin zamanlamalarının farklı başlayıp farklı bitmesi, bazı cümlelerin de öznesinin olmaması. Ama bu cümleler de toplamda on taneyi geçmez.
Zor bir konuyu ele almış Ayşe Erbulak, aile içi şiddet, taciz, tecavüz, ensest, cinayet... Zorlu ama gerçek bir konu... Sadece Türkiye için değil tüm dünyada, örneklerini daha çok gördüğümüz, duyduğumuz bir konu. Polisiyesi zaman zaman düşük seyrediyor ama oldukça güzel ilerliyor.