Yazarlığının yanı sıra dizgicilikten yayın yönetmenliğine kadar gazeteciliğin her aşamasında yer almış bir basın emekçisi olan Rıfat Ilgaz Yokuş Yukarı’da, Babıâli anılarını anlatıyor. Ilgaz, 1940’tan 1960’lı yıllara kadar, hapishane ve hastane arasında sürdürmeye çalıştığı gazetecilik yaşamının önemli bir bölümüne yer verdiği kitabında, Cağaloğlu yaşamından da ilginç kesitler sunuyor. Ayrıca Niyazi Akıncıoğlu, Sabahattin Ali, Orhan Veli, Sait Faik, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Cahit Külebi, Yaşar Kemal, Turhan Selçuk, İlhan Selçuk, Can Yücel, Leylâ Erbil, Bedri Koraman, Yusuf Ziya Ortaç gibi edebiyat ve basın dünyasının önemli isimleriyle yaşadıklarını ve paylaşımlarını da aktarıyor.
Ilgaz’ın, hayatının her döneminde olduğu gibi gazeteciliği sırasında da karşılaştığı baskı ve sıkıntılara rağmen mizahın gücünü kullanarak kaleme aldığı bu anılarını okurken, Babıâli’nin bir dönemine tanıklık edeceksiniz.
Mehmet Rıfat Ilgaz, Türk şiir, roman ve öykü yazarı. Özellikle Hababam Sınıfı romanıyla tanındı. Hem yazılarında hem de kişisel hayatında toplumcu bir çizgi devam ettirdi. Türkiye’nin en çalkantılı siyasi dönemlerinde devam ettiği dergiciliği, aynı dönemdeki birçok yazar gibi, onun da adliye koridorlarında ve hapishanede zaman geçirmesine neden oldu. Oldukça üretken olan yazın hayatına şiirden mizah öykülerine, romandan çocuk kitaplarına birçok farklı alanda eser sığdırdı. Bir zamanlar toplatılan Karartma Geceleri eseri 2004 yılında 100 Temel Eser listesine girdi.
Eleştiri dost övgüsü, kitap reklamı değildir. O da şiir kadar dürüstlük ister.
Sait Faik'in Havada Bulut kitabının sonunda bu kitaptan kısa bir bölüm vardı. Hemen edinip okumak istedim Rıfat Ilgaz'ın eserini. Bir zamanlar Türk basınının merkezi olan Babıâli'de çalıştığı dönemdeki anılarını paylaşmış yazar. Mizah dolu ve dürüstçe yazılmış anekdotlar. Hababam Sınıfına dair yazılanlar özellikle hoşuma gitti.
Sabahattin Ali'den Bedri Koraman'a Orhan Kemal'den Haluk Yetiş'e onlarca isimden bahsediliyor. Kimi yerde güldüm fakat çokça da üzüldüm yaşananlara. Bugün Türk edebiyatının ustalarından biri kabul ettiğimiz yazarın hapishanelerde, sanatoryumlarda, basım evlerinin yıkık dökük odalarında zorluklarla geçen yaşamına bu şekilde şahitlik etmek hüzünlendirdi beni.
Bir yandan da müthiş eğlenceli kısımları olan bir kitap. Mizah, Rıfat Ilgaz'ın karakterinin bir parçası adeta. Kahkaha attığım bir yeri paylaşmak istiyorum;
"Şu sporcuların yazıları . . . " dedim . "Cümleler birbirini tutmuyor, çok uğraştırıyor beni... Düzeltince de kızıyor bana spor sekreteri." Her zamanki sevimliliğiyle: "Aman! " dedi. "Dokunma yazılarına sakın. Düzeltiyorum diye üzme kendini! Onların okurları da kendileri gibidir!"
Son derece akıcı dilde yazılmış bir kitap, su gibi gidiyor. Edebi anı türü en sevdiğim kitap türüdür. Zaten kitabı sevmemin başlıca nedeni bu. Üstüne bir de Rıfat Ilgaz'ın kendi sıkıntılı yaşamını bile yer yer mizahi bir dille yazışı sözkonusu olunca, çok daha keyifli oluverdi. Hababam Sınıfı'nın yazarı çok daha iyi ve refah bir hayatı hakediyordu. Yaşamöyküsü kitabı değil bu ama okurken onu da gayet iyi anlıyorsunuz.
Çok hoş bir kitapti. O dönem yazarların masabasi içten sohbetlerini gorrmek, kişiliklerinin tahlillerini okumak ve yaptıkları şakalar, yaşadıkları zorluklar o kadar gerçekçi aynı zamanda güldüren tarzda yazmış ki sonundaki bolum duygulandırdı beni.. Çocuklarından evinden ayrı yaşamasını gerektiren bir antiIstanbulculugu olabilir ama yinede onlarla kalmaliydi. Cok hostu ve bir solukta bitti..
Hababam Sınıfı serisinin yazarı Rıfat Ilgaz’ın, Babıali anılarını anlattığı, okuması pek zevkli, insanı, o yıllara ışınlanmaya heves ettiren bir kitap bu. Gerçi, Ilgaz’ın başından geçenler pek parlak değil; sayısız dava, hapishane günleri, parasızlık ve ince hastalık epey yıpratmış yazarı. Yine de arkadaş ortamı fevkalade, isimlere bir bakın; Sait Faik Abasıyanık, Orhan Kemal, Orhan Veli Kanık, Sabahattin Ali ve niceleri. Eserlerini severek okuduğumuz yazarların, nasıl insanlar olduklarına dair ipuçlarını görmek hoş bence. Ilgaz da, etrafındaki insanlar hakkında sözünü sakınmamış doğrusu. Edebiyat ve süreli yayın dünyasının Babıali’deki fırtınalı maceralarını okurken, arka planda, ülkemizin geçirdiği süreçler hakkında da az çok bilgi gördüğümüz kitap, çizimlerle de zenginleştirilmiş, bu da hoş bir ayrıntıydı.
Son Türkiye seyahatimde almıştım, yavaş yavaş okumak her bölüme zaman vermek istedim. İsimlere aşinayım ama o dönemler hakkında hiçbirşey bilmediğimi de anladım. Kitabın tarzı Rıfat Ilgaz sanki kendi kendine anlatiyor gibi çünkü bazı yerlerde anılar birbirine bulaşıyor sanki. Tüm bir hayatı anlatamayacak kadar kısa, ama ilk ilgiyi çekmek icin yeterli.