Jump to ratings and reviews
Rate this book

Geniş Arazide Bir Ben

Rate this book
Bangır bangır ağlamaya hazırlıyordum kendimi. İyi olacaktı. Olacaktı da, parmaklarımın ucundaki tütün kokusu dikkatimi dağıttı. Neredeyse iki saat önce içmiş, ellerimi de yıkamıştım üstelik. Bangır bangır ağlama fikrine yine de sadık kaldım. Hiç hoşuma gitmediği halde, görebildiğim dünyanın üstüne hayalimde bir perde örterek yalnızlığımın içime işlemesine izin verdim.”

Sema Aslan, Geniş Arazide Bir Ben'de, kendisiyle mücadele halindeki bir kadının hikâyesini anlatıyor. Babasıyla ama kendisiyle, arkadaşlıklarla ama kendisiyle, dünyayla ama kendisiyle! Bir çıkar yol arıyor, ferah ferah nefes alabileceği bir an. Ama neresi çıkar yol, hangi an diğerlerine göre daha ferah? Bu soruların yarattığı karmaşa da ortada duruyor ve bir yerden sonra hikâyenin kendisine dönüşüyor.

75 pages, Paperback

Published November 1, 2024

26 people want to read

About the author

Sema Aslan

8 books4 followers
1978 Berlin doğumlu. Sosyoloji ve iletişim okudu, gazetecilik yaptı. Benim Kitaplarım/35 İsim 35 Kütüphane (Doğan Kitap, 2009) isimli bir söyleşi kitabı ve Kozalak (İletişim Yayınları, 2012) adlı bir romanı bulunuyor. İradenin İyimserliği (Ayizi Kitap, 2015), Sayfiye-Hafiflik Hayali (İletişim Yayınları, 2014), Yengeler Cumhuriyeti (İletişim Yayınları, 2017) kitaplarına yazılarıyla destek verdi. Şehrin Göbeğini Bulamıyorum! adlı çocuk kitabı 2017'de İletişim Yayınları tarafından yayımlandı.


Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
2 (16%)
4 stars
6 (50%)
3 stars
2 (16%)
2 stars
2 (16%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 2 of 2 reviews
Profile Image for Eylül Görmüş.
774 reviews4,995 followers
December 22, 2024
Hiç aklımda yokken bu kitabı okurken buldum kendimi. Biri "sen çok seversin bu kitabı" diyince tamam dedim, hadi bakalım.

Bilinç akışı ile yazılmış 75 sayfalık bu minik novella, bir kadının iç konuşmalarından oluşuyor. Düşünceler değil, konuşmalar sahiden. Ben kendi kendisiyle sürekli konuşan biri olduğum için bu tür iç diyalogları okumayı seviyorum, bir tür yakınlık hissediyorum.

Anlatıcımız -tahminimce- 30larının sonunda bir kadın. Babasının evine gidiyor ve orada başlıyor hatırlamaya ve anlatmaya. Hatırlamak istemedikleri var, zihni oralara gidince "sar, sar, ileri sar" diyor kendi kendine. Babasıyla çözemediklerini, artık görüşmediği, akıbetini de bilmediği arkadaşı Sevil'le yaşadıklarını hatırlıyor ve anlatıyor.

"Bangır bangır ağlamaya hazırlıyordum kendimi. İyi olacaktı. Olacaktı da, parmaklarımın ucundaki tütün kokusu dikkatimi dağıttı. Neredeyse iki saat önce içmiş, ellerimi de yıkamıştım üstelik. Bangır bangır ağlama fikrine yine de sadık kaldım."

Böyle başlıyor kitap. Alıntıladığım kısmın son cümlesi beni heyecanlandırdı, kendiyle konuşurken kendi sesiyle de alay eden, müstehzi bir metin okuyacağımı düşündüm ki malum, bayılırım. Ancak maalesef metin ilerledikçe alaycılığını yitiriyor anlatıcımız ve gitgide daha depresif bir ses işitir oluyoruz. Küçük, iddiasız ama insana dokunan cümlelerin sayısı azalıyor, büyük cümlelerin sayısı artıyor. Bir noktadan sonra bana çok boğucu gelmeye başladı kitap ve baştaki heyecanımı yitirdim, ritmini kaybediyor sanki yazar. Bir kurmaca metin için kurma kısmı da zayıf kalmış gibi hissettim maalesef, anlattığı öykü fazla müphem, kadının zihninden geçen olaylara dair daha çok şey bilelim isterdim.

Yine de içinde çok sevdiğim kısımlar oldu; örneğin kendi hayatını anlatmaya çok hevesli olan pansiyoncu, kadının öğretmenlik yaptığı anaokulunda kendisine "bugün biraz küçülmüş gözüküyorsunuz" diyen öğrencisi, kadının "tuhaflıkların" sürekli kendi başına gelmesine dair anlattıkları, bir de tabii takılıp kaldığı birini öldürme meselesi, buralar çok güzel yazılmıştı.

Çok iyi olabilecekken olamamış ama bu haliyle de iyi bir metin bence kendisi. Böyle.
Displaying 1 - 2 of 2 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.