Meydan onu bağrına basıp torbalarına öteberi doldursa da kimse tutarsızlıklarını bizzat gidip araştıracak kadar önemsemiyordu. İşte, ter bezlerinin ortalıkta dalgalanması da bir tür senetti belki, kim sabahın köründe kar gibi temiz yıkanmış bezlerle yollara düşerdi ki? Beyninde eve barka sığmamasına yol açan bir hasar yoksa da, zararsızca tuhaflaştırmıştı onu hayat. Sürprizlerle dolu, sürprizlere açık bir masal kahramanı gibi süzülüyordu oradan oraya.
Öykü türünde ilk metninin yayımlanışının kırkıncı yılını Cihan Aktaş “Kar Gibi Patiskalar’’ ile karşılıyor.
Bu kitapta yazar metropol mekânlarına dair ezberleri zorlayan kahramanlarla birlikte zamanında kurulmamış cümleler yüzünden hiçbir yere sığamayan benliklerin öykülerine de yer veriyor.
Bazı ritm aksaklıkları dışında, dünyasına çok hızlı girilebilen kadın anlatıcıların olduğu öyküler. Aykırılık ve dik kafalılık bir de sadece dik ve bağımsız duruşun hanımlara yakışmamasından mütevellit, kastedilmese de mecbur kalınmış bir eşantiyonu, marjinallik. Üretiyor, süpürüyor, yıkayıp iplere gerip asıyor, peçesini örtüyor, duvarların koruyamadığı, peçenin ise yükseltemediği bir batağın içinde çırpınıyor, sessiz ölüyor, kendisinin bedeni de her beden gibi teklemeye başladığında yalnız kalma korkusu taşıyor içinden.
Adresime imzalı geldiği için elbette beş yıldız veriyorum.
neredeyse her yazarın modern insanın içindeki kiri, çirkinlikleri, sapkınlıkları anlatmak için yarıştığı edebiyat aleminde cihan aktaş ters tarafa gitmiş. sağ tarafa. kalbi kar gibi patiska karakterler var kitapta. ben çok sevdim. "dünya çok kötü insanlar çok kötü bu ülkede şöyle yaşanmaz böyle yaşanmaz vır vır vır" diyen hakim kötümser görüşün dışına çıkıp derin bir nefes aldım bu öykülerde. oh be : )