Jump to ratings and reviews
Rate this book

Oğlanın Eğitimi

Rate this book
Herkes hayatını değiştirmek istiyor! Herkes korkuyor! Risk almaktan elimizde ne kadar ne varsa onu da kaybetmekten konforumuzun azalmasından korkuyoruz. (...) Her biri incecik ipeksi iplikler gibi olan sorumluluklar. İpek gibi kaygan hafifmiş duygusu veren ama güçlü dayanıklı... Ve bu ipek ipliklerle kozalanmış hayatlarımız. Kozalarımızdan çıkmak hayali bizleri canlı tutan yarına yarının gündelik sorunlarına göğüs germemizi sağlayan yegâne pırıltı!
Oğlanın Eğitimi her şeyin sıradan olduğu bir dünyada güçlü bir sessizlikle birbirine çekilen iki erkeğin ve bu çekimin arkasında yatan karanlık bir gerilimin öyküsü. İskender sakin ve karizmatik bir şekilde Selim'in hayatına adım attığında her bakış her dokunuş her ders iki adamı da itaatsizlik ve teslimiyetin girdabına sürükler. Eğitimin arzularla iç içe geçtiği bilinmezin cazibesinin giderek arttığı bu yolculukta Selim'in sadece bedeni değil ruhu da yeniden şekillenecektir.

224 pages, Paperback

Published January 1, 2024

12 people want to read

About the author

Mehmet Murat Somer

12 books88 followers
Mehmet Murat Somer was born in Ankara in 1959. After graduating from university, he worked for a short time as an engineer, and for an extended period as a banker. Since 1994, he has been a management consultant, conducting corporate seminars on management skills and personal development. When not working out in the hammam, he writes books in the Hop-Ciki-Yaya series, of which there are now 6.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
5 (13%)
4 stars
11 (30%)
3 stars
13 (36%)
2 stars
5 (13%)
1 star
2 (5%)
Displaying 1 - 7 of 7 reviews
Profile Image for Nurbahar Usta.
216 reviews89 followers
January 22, 2025
öncelikle mehmet murat somer'in yıllar sonra ilk kez yazmasının heyecanını ve hevesini kursağımızda bırakan dedalus yayınlarına burdan yazıklar olsun diyerek başlamak istiyorum. herhangi bir yerde resmi açıklamalarını görmedim ancak barbaros altuğ'un twitter hesabından duyurduğu üzere yayınevi (sanki hiç editörler okumamış, ne olduğundan haberleri yokmuş gibi) yayınlanmasının ardından bir hafta içinde falan satıştan kaldırma kararı almış. bunla örtüşen bir şekilde de kitapyurdu sayfalarında satışı yok, stok gönderilen yerlerde bittiğinde bitecek sanırım. hop-çiki-yaya'yı yeniden basmaya karar vermeleriyle gönlümde zirveye taşındıktan sonra bu saçmalığın gelmesi gerçekten çok çok ayıp, ayıptan öte karaktersizlik.

neyse. geleyim kitaba. somer'in bugüne kadar yazdığı her şeyden o kadar farklı ki binbir değişik his ve duygu içindeyim başladığım andan beri. türkçe yazılmış, türkiye'ye özelleşmiş kuir kültürünü, öznesi hariç kimsenin bilmediği dünyaları bize açmayı, tanıdıkça ve bildikçe ve öğrendikçe bizi değiştirecek o okuma deneyimini somer kadar başka hiç kimse sunmuyor diyebilirim. bunu yaparken de çoğunlukla eğlenceli olmayı kendine araç kullanırken bu kitapta tamamen aksi bir yol seçmiş ve tuhaf bir gerilim (çoğunlukla cinsel gerilim olmakla birlikte) hattında sürekli gitgel yapan bir hikaye yazmış.

eşcinselliği farklı yaşama biçimleri olduğunun sürekli altını çizerek bu kitapta oğlan-oğlancı formuna son derece dürüst, çıplak (pun intended) ve bir o kadar da eleştirel bir açıdan yaklaşıyor somer. dengeyi iyice alt üst etmek için 40 yaşında bir "oğlan" ile 28 yaşında bir "oğlancı"nın çok hızlı gelişen tanışma, sevişme ve ayrılma süreci. ana karakter aslında selim (40y), ama iskenderle (28y) tanışmasıyla birlikte birçok erkek ve ilişki girip çıkıyor hikayeye. iskender selim'i, selim'in daha önce hiç denemediği ya da arzulamadığı oğlan olmaya alıştırmaya çalışıyor özetle. bu süreçte son derece erotik sahnelerle, saniye saniye takip ettiğimiz sevişme anlarıyla başbaşa kalıyoruz biz de. iskender ne istiyor, selim ne yapıyor, selim tüm bunlar karşısında ne hissediyor neredeyse an an sunuyor okucuya somer. sekste rızanın ne demek olduğunu (sadece oğlan-oğlancı arasında değil çok daha genel) sürekli sorgulatıyor, arzunun ve şehvetin farklı formlarını sürekli hatırlatıyor yazar. ikilinin geçirdiği toplam belki beş gün ama selim'in zaman zaman kendini istemediği bir durumda bulduğunu hissetmemiz, onun hayır demesi gerektiğini zannettiği yerlerde hayır demediğini görmemiz sürekli inceden inceden germeye devam ediyor, selimin rahatsızlığı ama bir yandan da şaşkın mutluluğu işliyor daima. toksikleşti toksikleşcek derken sürekli diken üstünde selim de okuyucu da.

bu ikili romantik/cinsel ilişkinin dışında taşrada eşcinsel olmanın bin türlülüğü üstüne de bir sürü şey var. evliliğin araçsal ikiyüzlülüğünü anlatışına bayıldım. güvenli alan yaratıcam derken aslında hafiften tarikatleşmeye kayılan o çizgide de gerilim sürekli canlı. ki bu kitabın yarısından sonraki büyük bir kısmını oluşturuyor aslında, ama orayı da çok deşmeden heyecanını okumak isteyene bırakayım. her topluluk azıcık kalibresi şaşsa tarikatleşmeye ne kadar açık diyerek ben de gerilimi yükselteyim. aynı zamanda heteronormatif kodlar üzerinden devşirilmeye çalışılırsa hele bazı şeyler, CAN SIKIYOR diyeyim.

umarım başına gelen yayınevi dangalaklığı küstürmez mehmet murat somer'i. yazmasına, sürekli yazmasına ne kadar ihtiyacımız olduğu yeterince anlatılamaz (can't be emphasized enough?)

muhtelif sitelerdeki stoklar bitmeden alınız!
Profile Image for Judy Abbott.
870 reviews57 followers
February 20, 2025
Mehmet Murat Somer ülkemizdeki oğlancıları ve oğlancılığı alabildiğine pervasız ve cüretkar bir dille anlatmış. Selim ile İskender'in kısa süreli ilişkilerine tanıklık ettiğimiz romanın kahramanları kadın-erkek olsaydı belki Gri'nin Elli Tonu gibi best seller olacaktı. Kahramanlarımız erkek-erkek olduğu için kendi yayınevi kitabı apar topar satıştan kaldırmış kitabı. Amazon'da son kalan birkaç tane kitaptan birini alabilmiş şanslılardanım. Yayınevi de okumadan mı bastı kitabı anlamadım ki? Ne ayıp iş. Ne akıl almaz bir sansür.

Açık açık anlatılan sevişme sahneleri başta şok etse de bir taşra şehrimizdeki adeta fantastik oğlancı yaşamıyla hem eğlendiren hem öğreten bir kitap olmuş Oğlanın Eğitimi. Dilerim yazarımız bu akılalmaz sansür yüzünden küsüp yazmayı bırakmaz.

"Söyle bakalım Selim, daha evvel oğlancın var mıydı? Çıtırlığını hangi gavat yedi? Kimlerin tezgahından geçtin, yetiştin?"
Profile Image for Gu Gu.
519 reviews7 followers
January 15, 2025
Benim için bu kitap yeni bir deneyim oldu. Mehmet Murat Somer’in neredeyse tüm kitaplarını okudum, “kaderin peşinde” hariç, onu bulamamıştım. Ancak bu kitap biraz şaşırtıcı, sarsıcı, çarpıcı. Rafet ananın bağ evindeki geniş masanın çevresindeki sohbetler farklı şeyler öğretiyor insana. Bana çok değişik geldi, bu arada Somer’in tarzını da beğeniyorum. Burada biraz da duygusallık var. Yok yanlış anlaşılmasın, Brokeback Mountain gibi değil elbette, ama insan üzülebiliyor. Somer’in görgülü ve görmüş bir aileden geldiğini düşünüyorum. Satır aralarından çok belli.
Profile Image for İrem.
10 reviews
September 15, 2025
Kitaba kaç puan vereceğimi bile bilemedim, bir süre hikayeyi sindirmeyi bekleyip öyle veririm muhtemelen.
Beklediğim gibi yer yer hetero-coded bir hikayeydi ve hazırlıklı olmama rağmen yine de beni rahatsız etti biraz. Anadolu irfanı çok hissediliyordu ki kendisi en nefret ettiğim şeylerden biri. Hem karakterlerle bağ kurabilmişim gibi hem de hiç kuramamışım gibi hissediyorum. Kitabı sevmeye çok açıktım bu yüzden sevdim galiba ama bir şeyler okurken garip bir tat bıraktı işte; tam olarak parmağımı basamasam da hikayede bir şeyler yanlış. İskender'in kendi kendine yarattığı cinsel kalıplar bir yana, Selim'in bunları komik bulmasına çok güldüm; çünkü gerçekten komikti. İskender tam bir anadolulu hetero erkek kıvamında olmasa eminim hikayeyi çok daha fazla severdim. Kusura bakma İskender, bizimle değilsin dostum.
Profile Image for Deniz.
Author 7 books97 followers
January 7, 2026
Mehmet Murat Somer hayatımda bütün kitaplarını okuduğum sayılı yazarlardan biri. Hatta Hop-Çiki-Yaya serisini baştan sona iki kere okudum, aşırı seviyorum. Başka merak ettiğim kitaplar olmasa bir daha bir daha da okurum çok çok güzeldir. Benim için bir kitapta komedi yazmak, yani okurken kahkahalarla gülmek inanılmaz zor bir şey. Bir Hop-Çiki-Yaya serisinde bir de Otostopçunun Galaksi Rehberi’nde bunu hissediyorum. Öneri varsa yazın bu arada. Gerçekten komediye aşığım ama kitapta komedi asla bulamıyorum.
Neyse konunun dışına çıkıyorum.
Öncelikle, ben bu kitabı toplatıldı sanıyordum, buradaki yorumlar sayesinde öğrendim, toplatılmamış, yayınevi kendi toplamış! Zaten şu çeviri skandalıyla kendinden nefret ettiren bir yayıneviydi Dedalus. Neyse ki bu toplama muhabbetini duyduğum an hemen yetişmiştim bir şekilde kitapyurdunda yakaladım. Şimdi satışı yok, kontrol ettim. Ama Amazon'da var gözüküyor. Hatta linki koyuyorum gidip alın.


Neyse kitaba geliyorum.
Kitap çok güzel ama eksik çok şey var gibi hissediyorum. Adamın kıskançlıkları, bir hetero erkeğin bir hetero kadına yapacağı şeyleri yapması falan çok sinir bozucu. Rafet Ana yerleri çok güzel olabilirmiş ama orası çok bayık geldi bana. Of ne gerek vardı mesela orada beş bin tane yeni karakter yarattı. Bir insan bir masada 50 kişiyle tanıştırılsa hepsini nasıl aklında tutacak? Keşke tanışmasaydık hiçbiriyle diye diye oraların hemen bitmesini istedim.
Bilmiyorum yani böyle bir BDSM desen değil, roleplay desen roleplay değil çünkü İskender ciddiye alıyor, o rolde değil o gerçeği onun.
Bu arada başta bir kullanım var. Sonradan vazgeçilmiş Allah’a çok şükür! “Alfa” deyip duruyor :)))))))) Oğlancı diye bir kelimemiz var bizim alfa ne yahu! Alfa incellerin, heteroların lafı nereden çıktı falan oldum hatta not almışım kitabın başında sonra oğlancı dediler neyse ki (olması gerektiği gibi).
Bi de o kariyerden devam etmesem de bir denetim geçmişim var. O yüzden başka şehre gitme, oranın meşhur köftecisinde yemekten tutun yabancı yere denetime gitme hissini bilirim. Çok hoşuma gitti.

Tam Mehmet Murat Somer’e kavuştuk derken daha kavuşurken kaybettiğimiz için hevesim kursağımda kaldı, o yüzden sinir harbi var. Bu yüzden de bu kitabı hakkaniyetle eleştiremiyorum. Hatta boş boş beş yıldız verecektim ne yalan söyleyeyim çok sarmadı yani kitap.
Yine de bu karakterin maceraları olsa, 2-3-4 çıksa okurum. Denetimci karaktere de çok uygun, her şehirde yeni macera olabilir.
Umarım bu lanet yayınevinden kurtulur da yine İletişim’den Can’dan falan çıkar. Düzgün bir yayınevine geçse keşke.
Kitabı alalı bir yıl olmuş. Ve evde okumadığım bir Mehmet Murat Somer kitabı olması beni mutlu ediyordu. Şimdi yine başa döndük, Mehmet Murat Somer’in yeni kitap yazmasını bekleyeceğiz.
52 reviews1 follower
July 4, 2025
📘 “Oğlanın Eğitimi”, sadece bir karakterin değil, bir toplumun da eğitilme sürecine dair cesur ve özgün bir hikâye sunuyor. Mehmet Murat Somer, alışıldık sınırların dışına çıkan anlatımıyla hem güldürüyor hem de düşündürüyor.

Karakterler canlı, dili sivri ama samimi, olaylar ise toplumun bastırmaya çalıştığı gerçekleri su yüzüne çıkaracak kadar açık. Cinsellik, kimlik, aile ve aidiyet gibi konular ustalıkla harmanlanmış. Kitabın adı sizi yanıltmasın; burada eğitilen sadece “oğlan” değil — biraz da biz oluyoruz.

Ezber bozan, cesur ama içten bir anlatı.
Önyargıları kırmaya niyetiniz varsa, bu kitap doğru bir başlangıç olabilir.
Profile Image for Lucian Parnassus.
9 reviews
February 6, 2026
anadolunun korkunç dayatmalarını iyi veren bir kitap ve bunu rahatsız edici bir şekilde pat pat yüzünüze vuruyor. ben bunun dramatik bir akışla yapılacağını sanmıştım. karakterlere tam anlamıyla bağlanmış hissedemedim. kitap bitince ne düşüneceğimi bile çözemedim bu yüzden bir gün sonra yazdım.
Displaying 1 - 7 of 7 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.