Edebiyat ve gazetecilik dünyasının kapısından erken yaşta giren Selahattin Enis, piyasa romancılarının şöhret olduğu bir devirde, natüralist bir kimliğe sahip eserleriyle kıyıda köşede kalmış, görmezden gelinmiştir. Sanat hayatının ilk dönemini Birinci Dünya Savaşı’nın ve Mütareke devrinin İstanbul’u kasıp kavuran korkunç sefaleti ve karanlık günleri içinde geçiren Selahattin Enis’in romanlarında, sefahat içinde yaşayan çevrelere karşı öfkesinin izleri çok açıktır.
Selahattin Enis Orta Malı romanında, bir yandan Birinci Dünya Savaşı ve Mütareke’den sonra Türk toplumunda görülen yozlaşmayı, Fikriye adındaki evli bir kadının Şişli’nin yüksek sınıfına dâhil olma uğruna bir hayat kadınına dönüşümü üzerinden tasvir ederken; diğer yandan savaşın neden olduğu sıkıntıları, yoksulluğu, yeni türeyen savaş zenginlerini ve vurguncuları Zolavari bir üslupla eleştiriyor.
1892 yılında Antalya’da doğdu. Aslen Gürcistan’daki Atabek hanedanından gelir. Bu yüzden sonraları Atabeyoğlu soyadını aldı. Babası Jandarma Albayı Ahmet Enis, annesi Çeşme eşrafından bir ailenin kızı olan Naime Hanım’dır. İlk ve ortaöğrenimini babasının tayinleri dolayısıyla Anadolu’nun çeşitli yerlerinde tamamladı. Hukuk fakültesine girdi. Birinci Dünya Savaşı’nın çıkması üzerine öğrenimi yarım kaldı. Yedek subay olarak askerlik görevine başladı. Savaştan sonra Demiryolları’nda çalıştı, Ayan Meclisi katipliği, Denizyolları müfettişliği ve yayıncılık faaliyetlerinde bulundu. 11 Haziran 1942’de İstanbul’da vefat etti, Feriköy mezarlığına gömüldü.
Yayın hayatı on altı yıl sürdü. 1912 yılında Anadolu gazetesi (Konya), Rübab dergisinde ilk yazıları çıktı. Son Saat, Tanin, Şehâb (Konya), Barika (Konya) ve Vakit’te tefrika hâlinde eserlerini yayımladı. Natüralist bir yazar kimliğiyle mütareke yılları İstanbul’unun çarpık, çelişkilerle dolu hayatını olanca gerçekçiliği ve açık saçıklığıyla, abartmadan yazdı. Bu yüzden eserleri sakıncalı görüldüğü için kütüphane raflarında yer alamadı. Birçok eseri de ya tefrika hâlinde kaldı ya da müsveddeleri kayboldu.
Daha çok romancı ve gazeteci olarak tanınan Enis’in eserlerinin bellibaşlıları şunlardır: On yedi yaşındayken Konya’da yazdığı Neriman (1912), Zaniyeler (1924), Bataklık Çiçeği (hikâye mecmuası, 1924), Orta Malı (1925-1926), Sara (1926), Cehennem Yolcuları (1926), Ayarı Bozuklar (1926), Endam Aynası (1927).
Humour and criticism define this unexpected page-turner from the 1920s. It is most probably one of the unique examples of the genre that reveals the issues of gender, class, modernisation in Turkey in the early twentieth century in this manner. Boldly and humorously talks about sexuality, sexual orientation, class, and sordidness together with the details of a changing society in the background. A must read for anyone who studies literature in Turkish, gender&society and literature, and the novel in general.
This novel is able to reach its contemporary reader as part of a series published by Koç University Press. Their boxed design for this novel (that comes with a bounded original version of the text and with its reformed revision as a serialised novel) is another important reason to obtain a copy of it.
Eski İstanbul'u tanımak, o atmosferi gerçekten hissetmek için okunması gereken kitaplardan (Refi Cevat Ulunay'ın Eski İstanbul Kabadayıları ve Eski İstanbul Yosmaları) birisi. Beğenerek okudum. Konuya alakadar arkadaşlara okumalarını tavsiye ederim.