Tam bir İstanbul romanı. Yenisiyle de eskisiyle de şehri hissettiriyor. Hikaye çok akıcı.
-spoiler- Kitap kahramanlarından biri olarak Faust Zonaro'yu görmek sürpriz oldu açıkçası. Karısı Elise'e kısa da olsa değinilmesi oldukça tatlıydı. Anlatılan iki hikaye de gayet sürükleyici. Zaten kitabı 2 gün gibi kısa sürede bitirdim, elimden bırakamadım. Dili güzel. Sadece yazarın sürekli özdeyiş tadı veren cümleler yazması bazı yerlerde göze batıyor. Çoğu hoşuma gittiği için rahatsız olmadım aslında ama bazı cümleler cidden oturmamış. Hele mum yakan kadınlarla ilgili bir çıkarım vardı ki kendimden geçtim yani.
Karakterlere gelecek olursak, Osmanlı döneminde geçen hikaye için denilecek fazla bir şey yok. Ters köşesi olmayan ama sağlam, kendini sevdiren karakterler. Sadece üzerinde özellikle konuşulacak şey göremiyorum.
Modern çağdaki karakterlerimiz ise ayrı mevzu. Baş karakterimiz Halide'nin bu kadar zarif, iyi yürekli, şefkatli ve mükemmel bir insan olarak yazılmasını kitabın sonunda öğrendiğimiz üzere Nihal'in gözünden aktarılmasına bağlıyorum. Okurken rahatsız olmadım bu arada, Halide saf yanları olsa da güçlü bir duruşu olan, asil bir kız. Nihal için ise aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Hikayede kendisini oldukça masum, işlediği günahtan habersiz gibi göstermiş ama bunun imkansız olduğunu düşünüyorum. Eşi olacak insanın ablasıyla bir flört dönemi yaşamadığını bilmemesine imkan var mı? Belki bu evlilikle ailesi tarafından değer görecekti, belki de ablasından sebepsiz bir intikam almış olacaktı. Her şey olabilir ama kesinlikle masum değil. Olaya dördüncü duvarın ardından bakarsak, Nihal de bu kitabında belki vicdanın rahatlatmak, kendi gözünde de iyi biri olmak adına hikayesini böyle yazmış olabilir.
Abi karakteri çevremizde sık görebileceğimiz kazandığından çok harcayan, bir baltaya sap olamamış, kolay para peşinde olan bir adam. Sadece kendisinden 20 yaş biriyle evlenmiş olması büyük talihsizlik. Bunun bir hata ve aldanış olduğunu kabullenmiyor, Harika Ay'ın kendisinden faydalandığını reddediyor. Oysa reddetmesi böyle bir insan için çok mantıklı, kabul ettiği takdirde hayatının yarısından fazlasının boşa gitmiş olduğu gerçeğiyle yüzleşmektense bunu görmeyi reddetmek daha kolay ve belki de onun için daha sağlıklı olan yol. Herkesin kabul edebileceği bir gerçek değil çünkü bu.
Zeliha da oldukça talihsiz bir karakter. Aksayan ayağı yüzünden yaşadığı özgüvensizlik annesinin tavırları sebebiyle körükleniyor. Annesi ise onun tam tersi: baskın, özgüvenli, belli ki şık ve alımlı bir kadın. Bu sebeple ondan nefret etse de aynı zamanda ona benzemek istiyor. Bunu başarabilirse olduğu kişiden kurtulmuş olacak.
Anne karakteri ilk bakışta sığ, dümdüz bir kötü gibi görünebilir ama aslında çok gerçek bir karakter. Kendi kişiliği ve Halide'ye olan tutumu benim hayatımda tanıdığım bir anne-kızla tıpatıp uyuşuyor. Bu kadın hakkında söylenebilecek en net şey birçok psikolojik problemi olduğu. Bunların arasından en göze çarpanın da depresyon ve narsist kişilik bozukluğu olduğunu düşünüyorum. İkisinin birleşimi çevresindeki insanların hayatını zehir etmek için yetiyor da artıyor. Bunun yanında hamileyken eşi tarafından terk edilmesi, hayatta tek kalması depresyon ve memnuniyetsizliğini tetiklemiş. Ben bu karakterin en çok da detaysızlığını sevdim aslında. Bu hale gelmesinin sebebini bilmiyoruz. Bir travma mı yaşadı, kendi anne-babası mı böyle davrandı, ne oldu da kadın bu hale geldi?(evet Handan'dan beri bu köşkte süregelen bir mutsuzluk laneti olduğunu biliyoruz ama Reyhan Hanım için bu yeterli değil bence) Gerçek hayatta da böyle insanlar var. Nesiller boyu süregelen travmalar zinziri yaratan, hatasını asla kabul etmeyen, etrafındaki insanların mutluluğunu hep bozmaya çalışan... Bu insanlar psikolojik olarak rahatsız. Tedavi oluyor ya da olmuyorlar(genellikle olmuyorlar), mutsuzluk ve memnuniyetsizlikleri hiç değişmiyor. Ben Reyhan'ı tanıyorum.
Halide içinse ne diyeyim. O kadar tatlı o kadar masum ki. Hikayeyi Nihal'in yazmasına bir sebepten mutlu oldum: Halide'nin köşkteki 16 yıllık esareti hayal ürününe dönüşüyordu. Tam olarak Nihal'in yazdığı gibi bir insan mıydı bilemiyoruz ama yaşadıklarını hak etmediği belli.
-spoiler bitti-
Okuyup okutturabilirsiniz. Ben bir süre etkisinde kaldım, tavsiye ediyorum.
Sevdiğim bazı alıntılar:
''Erken ölmekten de ölüme geç kalmaktan da korkuyorlardı.''
''Alnına yazılmış acıları çekmek için sırasını bekleyen kadınlardan biriydim, yaşlı bohçacı kılığına bürünüp evlerin kapısını çalan kader, sırtında taşıdığı en kara elbiselerden birini benim için ayırmıştı.''
''İnsan ne kadar aciz olduğunu en iyi başkalarının gözünden okuyabiliyor.''
'' Sorunu kendinde görmeye başlamak ölümcül bir alışkanlıktır, kendi kendinin kurbanı olmuşsundur, işin kötüsü en yakınındakiler bile bunu fark ettiklerinde sana acımasız olmaktan, hakkını yemekten çekinmezler, ne yaparlarsa yapsınlar onları suçlamayacağını bilmelerini rahatlığındadırlar. ''