What do you think?
Rate this book


Now available in English for the first time, Jean Baudrillard's classic text was one of the first to focus on the process and meaning of consumption in contemporary culture. Originally published in 1970, the book still makes a vital contribution to current debates on consumption. Many of the themes which would make Baudrillard famous appear here for the first time.
The book includes Baudrillard's most organized discussion of mass media culture, the meaning of leisure and anomie in affluent society. A chapter on the body demonstrates Baudrillard's extraordinary prescience for flagging vital subjects in contemporary culture long before others.
310 pages, Paperback
First published January 1, 1970
...her tür başka nesne kategorisinin tabi olduğu aynı rekabetçi göstergeler talebine kültürün de tabi olması ve kültürün bu talebe göre üretilmesi...
...eğlenme, bütün kendi kendini coşturma, haz alma ya da kendini ödüllendirme olanaklarını sonuna kadar zorlama buyruğunun geçerli olduğu "fun-morality"...Tatili bile hakkını vererek yaşama zorunluluğu bunun en net hali:
Bronzlaşma saplantısı, turistlere İtalya'yı, İspanya'yı ve müzeleri "ziyaret ettiren" bu şaşkın devindirici güç... hepsi birlikte aslında ödev, fedakarlık, çilekeşlik ilkesine adanmanın belirtisidir.Dinlenmenin bile bir performansa döndüğü, hiçbir deneyimi kaçırmama telaşı.
...kural daha çok iktidar mücadelesi, "daha fazla"ya ve "daha iyisine" sahip olma ve "daha hızlı", "daha sık" sahip olma istencidir.Değerin işe yararlığında değil, o "fazladan şey"de göründüğü fikri bugünkü sürekli yükseltme, biriktirme, "bir üst model" kültürünü olduğu gibi anlatıyor.
Birey her yerde öncelikle kendini beğenmeye, kendinden hoşlanmaya özendirilir. Kendini beğenerek başkalarınca beğenilme şansına ulaşılacağı anlaşılmıştır.
Pratiklerini kutsal olmaktan çıkarmayı istediklerinde, toplum onları daha fazla kutsallaştırır.
Boş zaman etkinlikleri yaratıcı etkinliklerle karakterize edilmez. Boş zamanın temel modeli şu ana kadar tek yaşanmış boş zamandır: çocukluğun modeli.Boş zamanın bile nasıl yaşanacağının artık bir meta olmasına dair:
Dolayısıyla her tarafında aynı ahlaki ve idealist başarı hırsıyla, aynı Zorlama Ahlakı'yla karşılaşılır. Boş zaman etkinlikleri bütünüyle katıldığı tüketimden daha fazla bir tatmin praksisi değildir. En azından sadece görünüşte böyledir. Bronzlaşma saplantısı, turistlere İtalya'yı, İspanya'yı ve müzeleri "ziyaret ettiren" bu şaşkın devindirici güç, güneş altındaki bu zorunlu jimnastik ve çıplaklık ve özellikle de eksiksiz yaşamaya özgü bu gülüş ve neşe hepsi birlikte aslında ödev, fedakarlık, çilekeşlik ilkesine adanmanın belirtisidir. Söz konusu olan Riesman'ın sözünü ettiği "fun-morality" artık hiç kimsenin kaçamayacağı, kurtuluşunu başka başarı ölçütlerinde bulmak dışında zevk ve dinlenmede kurtuluşun bu tam anlamıyla ahlaki boyutudur.
Nesneler herhangi bir şeye değil, öncelikle ve özellikle size hizmet eder. Bu belirtili nesne tamlaması, kişiselleştirilmiş "siz", bu bütünsel kişisel hizmet ideolojisi olmasaydı, tüketim ne ise o olurdu. Tüketime tüm anlamını kazandıran saf ve basit tatmin değil, ödüllendirilmenin, kişisel dinginliğin sıcaklığıdır. Modern tüketiciler ilginin güneşinde bronzlaşırlar.
Paternalist analistin baskıcı konumu. Bu "olağanüstü anlayışlılık"ın amaçları bellidir: insanlar tarafından anlaşılmak için insanları anlamak. İnsanlar tarafından dinlenmek için insanlarla konuşmayı bilmek. İnsanların ilgisini çekmek için hoşa gitmeyi bilmek. Kısacası, bir ürünü -kendi ürününüzü- bu insanlara satmayı bilmek.
LSD'den flower-power'a, psişedelizmden hipilere, Zen'den pop müziğe, bunların hepsinin ortak noktası, toplumsal konumla ve verimlilik ilkesiyle toplumsallaşmanın reddi, tüm bu çağdaş bolluk, toplumsal başarı ve gadget litürjisinin reddidir.
Bir yandan beatle'lar ve rocker'lar, diğer yandan da hipiler, aşırı etkin ve barışçıl olmak isteyen ve kendisini aşırı etkin ve barışçıl olarak gören bu toplumun derin niteliklerinin tam tersine edilgenlik ve şiddet olduğunu ele verir. Beat'ler ve Rocker'lar bu toplumun örtük şiddetini, en uç noktaya kadar götürerek ona karşı çevirmek amacıyla ele geçirirler. Hipilerse bu toplumun gizli edilgenliğini bir tevekkül ve tam toplumdışılık pratiğine kadar vardırır.