Jump to ratings and reviews
Rate this book

Bozkırda Altmışaltı

Rate this book
Handan bakındı bakındı, “Yumurta alayım,” dedi. “Ama az olsun. Taze olsun,” dedi. “Nasıl olsa burayı öğrendim. Gelir taze taze alırım,” dedi. Sen gel tabii. Senin gelmediğin dükkânın ben anasını satarım.Sen gel tabii. Senin almadığın yumurtayı ben yere çalarım. Sen gel tabii, ben tüm Yozgat’ı bırakır tüm malı sana saklarım sultanım, diyemedim. “Her zaman,” dedim. “Her zaman bekleriz.”
Her işin ivilini civilini bilen esnaflar, Çamlığa çıkan, Yozgat’a yukarıdan bakan âşıklar, öpçe bebeler, sesi kılavlı, öyle ataşlı öyle delikanlı kopiller, iyi pişmiş gözlemeler... Tina’nın çilleri var. Aziz Efendi ne kokuyor? Ayva, sobanın üstünde döne döne pişiyor. Mahalleye Bursa’dan bir Mersedes geliyor, Piç Sevi nasıl da çalım atıyor, Refet Efendi nasıl da dertleniyor... Lan Şahin, yazık değil mi Memnune’ye? Yazık değil mi sana?

Mustafa Çiftci, şeker gibi iyimser hikâyeler anlatıyor taşradan, kıtlıktan... Kara sakız, kendir, kına, kaya tuzu, iğde... “Vatandaş, ne isterse vereceksin, yok demeyeceksin.”

Bozkırda Altmışaltı, gülerek memlekete bakıyor... Allah için, Elif de kolay unutulmuyor işte...

160 pages, Paperback

First published May 1, 2014

14 people are currently reading
204 people want to read

About the author

Mustafa Çiftci

13 books17 followers
1977 doğumlu, ilk ve ortaöğrenimini Yozgat’ta tamamladı. 1999 yılında Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. 2000-2001 yıllarında Güney Afrika Cumhuriyeti’nde bulundu. Dönüşünde İngilizce okutmanlık, metin yazarlığı, radyo ve TV programcılığı yaptı. Çeşitli dergilerde yayımlanmış hikâyelerini Adem’in Kekliği ve Chopin (Ülke Edebiyat, 2012; İletişim Yayınları, 2015) adlı kitabında topladı. Evli ve iki çocuk babası. İkinci kitabı Bozkırda Altmışaltı (İletişim Yayınları, 2014), Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “2014 Yılının En İyi Hikâye Kitabı” seçildi. Çiftci, 2016 yılında da Necip Fazıl Ödülleri kapsamında “İlk Eserler Ödülü” almıştır. Son kitabı Ah Mercimeğim 2017 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlandı.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
90 (34%)
4 stars
110 (41%)
3 stars
53 (20%)
2 stars
10 (3%)
1 star
1 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 35 reviews
Profile Image for Bülent Ö. .
296 reviews140 followers
September 30, 2018
Öyle seviyorum öyle seviyorum ki Çiftci'nin öykülerini.

Bir miras gibi saklayacağım Mustafa Çiftci'yi. Ezbere yaşadığım duygular yerine hasını koyabilmek için tutacağım içimde. Kitaplığımdan eksik etmeyeceğim, dönüp dönüp okuyacağım çağımın alışkanlıkları içinde unutayazdığım Anadolu'luğumu hatırlatsın diye.

Bir abi belleyeceğim onu, kitaplarını öpüp başıma koyacağım. Arada bir kitaplığımın batılı yanından onun yanına gidip sohbet edeceğim vardan yoktan.

Di'li zaman yakışmıyor benim Mustafa abimle macerama; hep okuyacağım, hep okutacağım.
Profile Image for merixien.
672 reviews665 followers
September 20, 2021
Sade ve su gibi akan kırsal -daha doğrusu direkt Yozgat- öyküleri. Normalde kırsal hikayeleri çok favorim olmasa da nedense yazarın öyküleri anlatımdaki sakinliği çok hoşuma gidiyor. Bu kitaptaki; “sen nereye gidersen git içindeki bozkır da seninle gelir” temalı “Elif, Tina, Tolga” öyküsü sanırım en sevdiğim öykü olsa da okuduğum kitapları arasında favorim Ah Mercimeğim.

3,5/5
Profile Image for Arzu.
199 reviews42 followers
November 9, 2015
Sakin, yormayan, sıkmayan öyküler okumak isteyenler için tavsiye..
Yozgat'ın yöresel dilinin, deyim ve kelimelerinin ustalıkla kullanılması, taşra karakterinin karikatürize edilmeden, gerçekçi bir şekilde yansıtılması kitabın öne çıkan özellikleri..
Edebiyatımız ikinci Tutunamayanlar'ı kaldırır mı bilinmez ama Mustafa Çiftçi daha çok yazsın, daha çok okuyalım..
Profile Image for Arzu Onuklu.
966 reviews9 followers
December 13, 2020
Mustafa çiftçi'yi daha önceden Ah mercimeğimle tanımıştım. Bu yılın son ayında diğer kitabını okumak nasip oldu. Ve iyi ki okumuşum dedim. Bu aralar okuyamıyorum nedeni de corona çemberi daraldıkça psikolojik olarak etkilenmiş olmamdı. Iste bir anda 'Bozkırda Altmışaltı' kitabını aldım ve başladım. Kısa film izler gibi bir okumaydı. Konuları ve dili ile -bazen yerel şive kullanıldığında yapay durabiliyor ama burda öyle değildi- bizdendi. Keşke daha da uzun olsaydı diyerek bitirdim. Net tavsiye ederim.
Profile Image for Terss.
660 reviews36 followers
March 30, 2020
Mustafa Çiftci'nin okuduğum ilk kitabı, yazarınsa yayımladığı ikinci kitap.

İçinde birbirinden sıcak yedi öyküyü barındırıyor. Öykülerin tamamı Yozgat öyküsü. Bozkırda Altmış altı ismi de Yozgat'ın plakasından esinlenilmiş bir isim.

Neden üç yıldız verdiğine gelince, bana yeni ufuklar gösteren ya da bilmediğim bir coğrafyayı keşfetmemi sağlayan şeyler değildi okuduklarım. Öyküden ziyade daha çok anlatı tarzındaydı. Hani birinin yanındayken oturursunuz size aklına gelen bir şeyi anlatır. Sıcak samimi öyküler ama aradığım derinliği bulamadım ben.
Profile Image for Nurcan ATİLA.
62 reviews6 followers
September 3, 2018
Aktı gitti, altın sırmalı bir tebessümle nihayete erdi. Kalemine sağlık Mustafa Çiftci.
Profile Image for Usuyitik.
204 reviews76 followers
June 7, 2014
pek güzel pek ala. hikaye anlatmayı biliyor. bizim sözümüz pas tutmaz dese inanırım yani.
yozgatlı karakterleri var. hepsi çok iyi. öykülerin teknikleri de kusursuz. bu kadar iyi öykülerle karşılaşacağımı ummuyordum doğrusu. çok iyi oldu. bizim taşra öyküleri çok azdır. olanlar da karakterini karikatürleştirir, bir sterotipe indirger ordan yürür. bu da sahiciliğe halel getirir. çiftçi o tuzağa düşmemiş.

fakat, o sahiciliğe binaen midir ne, öykülerde hep bir iş tutturamamış ya da küçük kalmış, ıncık cıncık satan esnaflar, onların halden anlamaz karıları, hayırlı/ hayırsız evlatları cirit atıyor. o yüzden, ufak bir eleştiri olarak, daha zengin daha geniş yelpazeli öyküler okumak istiyor insan.

bir de, olmayan bir şey üzerine eleştiri inşa edilmez elbet ancak, çiftçi'nin öykülerinde hiç radikal kötü yok. ufak tefek kusurları olan ama bunların farkında, kendini düeltmeye çalışan ya da vicdan azabı çeken tipler bunlar. belki taşralılığa dair yorumu budur çiftçinin, belki kutlu gibi sakin öyküler anlatmayı seviyordur (gerçi son kitaplarında kutlu bir coştu ki sormayın, kan gövdeyi götürüyor), yine de belki bı kitap üzerinden de olsa, çiftçi'nin insana ve ahlakiliğe dair bir tavrı, duruşu olduğu söylenebilir.
Profile Image for Emre Ergin.
Author 10 books83 followers
September 23, 2018
Kurguların düğümleri neredeyse tamamen "aşk" üzerine kurulu. Bu yönüyle kitabın kolaya kaçtığını düşünüyorum. Anlatılan hikâyenin ana konusu aşk olsa da, karakterler arası etkileşimlerde karakterlerin arkaplanında filan üstünde daha fazla durulursa herhalde sıkıcı olacağı düşünülmüş bir derinlik var aslında. Ama acısı olmayan insana aşk ile acı bahşetmek, sonu olmayan hikâyedeki karakteri öldürmek, bayağı basit, kurgu konusunda sıkıntı çeken yazarların doğrudan başvurabileceği bir kısayol. Mustafa Çiftçi bunu kullanmaktan çekinmemiş. Dildeki ustalığı ve bölge insanını yansıtmadaki samimiyetiyle benim beğenimi kazandı yine de. Elif, Tina ve Tolga öyküsünü ise diğerlerine nazaran daha çiğ buldum, (yurtdışında master yapan) baş karakter bana diğer öykülere nazaran daha fazla benzemesine rağmen onunla daha az özdeşleşebildim. Yazarın özgeçmişini okusam bulabilir miyim bunun açıklamasını?

Bir kitabın çok hızlı okunuyor olmasını bir artı yahut bir eksi olarak görmüyorum, ama belki gören vardır: Yarısı uyumakla geçen bir ramazan gününde okudum. Kitap fazlasıyla akıcı. Kitap okuyanı yormuyor. Adına ne derseniz.

Sonuç olarak, öykülerin bende bıraktığı izlerin kalıcı olacağını düşünmüyorum. Yine de Ah Mercimeğim'i okuyacağıma ve anama babama tavsiye edeceğime eminim.
Profile Image for Aykut Kısa.
222 reviews18 followers
August 27, 2016
Ulan Gobel!

Ekşi sözlükte kitap hakkında ki bir entryde dediği gibi Yozgat'tan çıkan en iyi şey olabilir. Kitabın ismi fazlasıyla ilgi çekici. Keza kapağı da çok güzel. İçindeki hikayeler de sıcak olunca efsane bir şey olmuş. Önerilecek kitaplar listeme ekliyorum bu kitabıda hayal pilavını kaşıklarken. :)
Profile Image for Suavi.
2 reviews3 followers
June 29, 2019
ALTMIŞALTI PLAKALI HİKÂYELER

Kimlerin hikâyelerini anlatıyor Mustafa Çiftçi? Hayat mücadelesindeki insanları mesela. Ensesi sararmış adamları… Kara kedi adlı kokuyu satan seyyar esnafı. Tam yırtmak üzereyken yiten ve bozkıra dönmek zorunda kalan ama yitiğini de altmışaltı plakalı memleketinde bulan futbolcuyu. Aşklarını dillendiremeyenleri. Memur çocuğu da olsa esnaf da olsa içe atılan ve yokmuş gibi yapılan duyguları. Ertelenmiş asla vakti gelmeden tamamen geç kalınmış hayatları anlatıyor Mustafa Çiftçi. Hayatta kalma derdinde olan insanları anlatıyor. Onun hikâyesinin kahramanları hayatlarının, yaşadıkları coğrafyanın gereklerini bir zırh gibi giyip bütün ağırlığı ile taşıyan insanlar. Londra’nın göbeğinde bile yaşasa bu bir yanlarıyla bu coğrafyanın damarlarında dolaşmaya devam ettiği insanlar onlar. Bütün bunları soyut ve zihinsel ego oyunlarıyla değil sahici bir coğrafyada yaşayan; etiyle, kemiğiyle, ruhuyla hakiki insanların yaşadıklarıyla okura adeta bizzat tecrübe ediyormuş duygusu uyandırarak anlatıyor. Bozkırda Altmışaltı’da taşra, bir müze soğukluğunda ya da nostalji sulugözlülüğünde değil etiyle kemiğiyle, hatasıyla sevabıyla halen yaşayan bir organizmanın ve işleyen bir organizasyonun canlılığıyla anlatılıyor.
Sezai Karakoç Kasaba Edebiyatı yazısında tam da böylesi bir tahkiye imkânının müjdesini verir. 1962’de yani Mustafa Çiftçi doğmadan on beş sene önce kaleme aldığı yazısında zamanının baskın iki damarını köy edebiyatını ve proleter edebiyatını sert sözlerle eleştirir. İkisinin de ideolojik, soyut ve jakoben bir damarın fantezisi olduğunu vurgular ve kasaba edebiyatını alternatif bir imkân olarak sunar. “Köy ve proleter edebiyatında kişi adeta yoktur; bir romandaki kişiler, bir kızılderili filmindeki kişiler kadar birbirine benzer, birbirinden ayrılmazlar.” der ve kasabanın sahici hikâyelere ilham kaynağı olabilecek bir vasat sunduğunu anlatır. Nüfusunun büyük bir çoğunluğu büyük şehirlere yığılmış olsa da, internet, televizyon gibi iletişim araçları küresel köyün şom ağızlı müjdecileri olsa da Umberto Eco’nun bir makalesinde haber verdiği yeni Orta Çağ’da kasabaların olmasa da kasabavari hayatların tekrar gündeme gelebilme potansiyeli taşıdığını düşünen biri olarak Bozkırda Altmışaltı’yı önemsiyorum. (Bu uzun ve teorik bir açıklamayı gerektiren bir tez. Bu yazıda ima etmekle yetinmek zorundayım. Zira Mustafa Çiftçi’nin kitabının gölgede kalmasını istemem.)
Mustafa Çiftci’nin karakter paleti çok zengin. Bir iki cümleyle bile olsa öyküsünde yer alan her karakteri sahici birer insan olarak okuyoruz. Mustafa Çiftçi, anlattığı kişileri okuruna hatalarıyla birlikte sevdiriyor. Hikâyedeki karakteri onaylamasanız bile yaptığını kolay kolay dışlayamıyor, habis bulamıyorsunuz. Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli için uydurduğu Zebercet’i gibi bu toprakların bir yazarı tarafından kaleme alınmış olsa da aslında coğrafyaya yabancı bir entelektüel fantezisinden kotarılmış oryantalist bir karaktere yer vermiyor Mustafa Çiftçi. Bir İğne Bin Kuyu’nun kahramanı Şahin bile bir açıdan bakınca negatif karakter sayılmaz. Eşini, çocuğunu terk edip kaçmış bile olsa onun bir açıdan bakıldığında olumlu yönlerini görmek mümkün. Şahin’in çaresizliğini anlattığı için Bozkırda Altmışaltı karton kesilmiş tek boyutlu karakterlere yer vermeyen bir kitap. Yenilgileri anlatıyor Çiftci ama hezimetleri değil. Bu yüzden de Ensesi Sararmış Adamlar dışındaki öyküler son noktalarından sonra bile devam ediyorlar sanki. Öykü son noktada değil “taklıdığı” noktada nihayetleniyor. Handan Yeşili böyle mesela.
Mustafa Çiftci’nin bir başarısı da dil ve anlatımındaki renklilik. Güzel bir öykü okumanın lezzetini kitabın büyük bir bölümünde hissetmeye devam ediyoruz.
Bozkırda Almışaltı hem mütevazı ve hem de iddialı bir kitap. Zira Çiftci o kadar sade, yalın, küçük hikâyeler kuruyor ki… Peki, niçin mi iddialı bu hikâyeler? Zira hayata/yaşanabilir olana yaklaştıkça olası hatalar daha çok barizleşir, samimiyetsizliği saklamak imkânsızlaşır. Hele bir de yazar hayata olumlu/saf/iyi niyetli pencereden bakmaya karar vermişse. İşler katmerli şekilde güçleşir. “Kendi hikâyemiz”, yaşadığımız ülkenin modern hikâye ile tanışmasından beri yazma kaygısı duyan her yazarın ucundan kıyısından da olsa temas ettiği, çözmeye çalıştığı bir problemdir. Her yazar kendi çözümünü imza attığı eser ile koyar.
Bozkırda Altmışaltı ile kendi çözümüne imza atan Mustafa Çiftci, İstanbul’un dışına çıkamamaktan coğrafyasını kaybetmiş bir edebiyata sahicilik duygusunu yakalayabileceği bir imkân alanı gösteriyor.
Mustafa Çiftçi’yi “kendini okutan” hikâyelere imza atıyor. Bu yüzden “okuyun” demeyeceğim. Bir başlasanız zaten okuyacaksınız/ başlamışsanız zaten bu yazıya vakit ayıracağınıza onu okumaya devam ediyorsunuz demektir. Bu yazı henüz o başlangıcı yapmayanların eşiği aşacak adımı atmaları için kaleme alındı zaten.

SUAVİ KEMAL YAZGIÇ
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Başak Ebru Tarım.
227 reviews10 followers
January 3, 2023
Haydarpaşa Garındaki kitap fuarında tanıştım Mustafa Çiftçi'yle. İletişim yayınlarının standında çalışanlar tavsiye ettiler. Yozgatlı bir yazar dediler. Yozgat hikayeleri anlatıyor, konuşur gibi yazıyor dediler. Ben de 2 tane ince öykü kitabını aldım Mustafa Çiftçi'nin. Ah Mercimeğim ve Bozkırda Altmışaltı. İyi ki de almışım. İlk okuduğum öykü Ah Mercimeğimdi. Hikayeyi Yozgat'lı varsıl bir ailenin üç kızdan sonra doğan lise talebesi oğlunun ağzından dinledim. Bir garip, bir tutkulu aşk hikayesi anlattı bana. Ama o kadar tatlı anlattı ki, öykünün tadı damağımda kalınca, öyküyü ertesi gün bir daha okudum sonra bir daha okudum. Ah Mercimeğim öyküsünün yeri bende saklı kalmak kaydıyla okuduğum diğer öyküleri de çok sevdim.



Mustafa Çiftçi bize çok samimi, çok canlı öyküler anlatıyor. Kimi zaman bir çocuğun ağzından, kimi zaman yaşlı bir amcadan, yörenin diliyle, tatlı tatlı, konuşur gibi, dertleşir gibi anlatıyor. Kahramanları Yozgat'ın insanları ve olaylar genellikle Yozgat'da geçiyor. Öyküleri okurken Yozgat İstanbul'dan pek bir hoş gözüküyor. Çünkü bunlar mutlu öyküler. Kahramanlarının başına kötü şeyler de geliyor ama umut hiç kaybolmuyor. Bittiğinde ağzınızda kekremsi bir tat bırakmıyor. İşte bu nedenle ben hikayelerde eski Yeşilçam filmlerinin naif havasını da buldum biraz.



Ah Mercimeğim'de 5, Bozkırda Altmışaltı'da 7 hikaye var. İçlerinde hardal sarısı kumaştan bir örnek pantolon diktiren arkadaşlar, Handan yeşili gözler, kara kedi parfümü, çeşit çeşit aşk hikayesi var. Farkında olmadan ucu uca eklediğim bu öyküler sayesinde kişisel edebiyat atlasıma Yozgat da katılmış oldu. Artık içinden Yozgat geçen bir yazarım var. Mustafa Çiftçi'yle siz de tanışın derim.
Profile Image for Özlem.
73 reviews
May 7, 2024
Dedem yıllar önce Yozgat’tan Ankara’ya göçmüş. Babam da tıpkı kendi neslinden birçokları gibi (Ankara’nın yarısı Yozgatlıdır) “Orda bir köy var, uzakta,/ O köy bizim köyümüzdür.” şiiri misali uzaktan; atasının, dedesinin mezarının bulunduğu bir köyü olduğunu bilerek büyümüş sadece. Yozgat Sürmelisi dinlerken aklına o köy gelir. Telefon numarası alınacaksa içinde 66 olanı seçer, bir yere şifre konulacaksa içine mutlaka 66 koyar, bir yere giderken yolda 66 plaka görünce hemşehrim der, sevinir…

Bayramda falan, akrabalarla bir araya geldiğimizde ailenin büyükleri (uzaktan değil, “gerçek” Yozgatlılar yani) Yozgat’tan konuşur, sittin sene evvel yaşananlardan bahseder, kah üzerler kah kahkahayla güldürürler.


Ben bu kitaptaki öykülerde o cümbür cemaat toplanınca edilen muhabbette anlatılan hikayeleri, insanları buldum. O tanıdıklık ve yer yer kullanılan yöresel dil, Yozgat ağzı bana böyle bir hissiyat verdi.


Mustafa Çiftci genelde TRT’nin Gönül Dağı dizisinden bilinse de ben BBC’nin yaptığı “Yozgat: Hayaller ve Gerçekler” belgeseliyle tanımıştım. Öykülerini okumak bu zamana nasipmiş, diğer eserlerini de okuyacağım mutlaka. Umarım daha çok yazmaya, üretmeye devam eder, biz de adını raflarda gördüğümüzde trafikte memleket plakası görmüş gibi seviniriz.

Profile Image for Sudefteri.
467 reviews9 followers
February 12, 2021
Trt1'deki Gönül Dağı Dizisi'ni izlemeyi seviyordum. Yazarın hikâyelerinden esinlenildiği jenerikte yazınca, merak edip okumaya başladım. Yazarla tanışma kitabımdı.

Anlatım tarzı, betimlemeleri çok hoşuma gitti. Bazı yerlerinde güldüm bazen hüzünlendim okurken. Bizim insanımızı, İç Anadolu insanını iyi gözlemlemiş ve iyi yansıtmış. Uzun süredir duymadığım, belki de az kişinin bildiği kelimeleri ve cümleleri görmek sevindirdi.
Son iki hikâyeyi sevemedim, diğerlerinin yanında hem sönüktü hem de tatsız geldi.

Kara Kedi'yi bir tiyatro oyununu izler gibi okudum. :)) Yaşıyordum adeta. Yaşlı bir akrabamız vardı, bayramlarda ne zaman ziyaretine gitsek hepimizin eline Kara Kedi kokusu sürmek isterdi. Her ne kadar bundan hoşlanmasak hatta kokusundan tiksinsek de kendisini kırmaz sürmesine izin verirdik. Defalarca yıkamamıza rağmen kokusu uzun süre çıkmazdı elimizden. Şimdi sağ olsaydı da yine sürseydi..

"Handan'ın saçları düz ki nasıl. Aşağıya doğru zeytinyağı dökmüşsün. Yağ akarken saçlar peşinden gelmiş, öyle yani."



İçindeki Hikayeler:

Handan Yeşili
Kara Kedi
Ensesi Sararmış Adamlar
Ankara'daki evlatlar
Bir iğne bin kuyu
Elif, Tina, Tolga
Piç Sevi
113 reviews1 follower
May 28, 2021
Ah Mercimeğim gibi yine öykülerden oluşuyor. Ondan daha uzun ve daha iyi olsa da benim için yine sıradan bir kitap oldu.

Aslında şöyle bir varsayımım var. Ben önce Gönül Dağı dizisini izleyip beğendim ve onun üstüne bu kitabı dinlemeye başladım. Diziyi sevmeme rağmen kitabı sevmeyişimi, oyunculukların iyi olmasına ve rollerin aktör ve aktrislerle uyumuna bağlıyorum. Kitaptaki basit bir olayı dizide karakterler öyle güzel aktarıyor ki kitaptan fazlasını alabiliyor insan. Şeytan Ayrıntıda Gizlidir kitabını beğenmeyip dizisini beğeneceğimi varsaymam da bundan dolayı idi.

Kısacası, diziyi öneriyorum ama kitabı okumasanız da olur.
Profile Image for Jpnymskn.
29 reviews25 followers
March 16, 2017

Bir hikayenin başına geçince ne zaman başladı, ne zaman bitti bilmiyorsunuz. Akıp gidiyor, anlatımın enfes bir duruluğu ve sadeliği var, çok güzel.
Ama hep Yozgat... Ve ekseriyetle sinir bozucu, şark kurnazı esnaflar var başlardaki öykülerde. Bu esnafları öyle sahici aktarmış ki muharrir, bir süre sonra gerçekten sinirimi bozdular."Yozgat'tan, hadi Yozgat'a tamam da, Yozgat'ın esnaflarından başka bir şey yok mu?" diyerek ara verdim kitaba.

Bir müddet sonra kaldığım yerden devam edince, okuduğum her öyküden (son 3 öykü) çok keyif aldım. Elif, Tina, Tolga öyküsü ile "Yozgat'tan başka şeyler de var elbette, ben istediğim her şeyi öyle bir yazarım ki seni de böyle ağlatırım, hem de trende" diye dalga geçti yazar benimle. O öykü bitmesin, uzasın-uzasın, karakterler tahlilleri binom açılımı gibi açılıp gitsin ve bir romana dönsün bile istedim bir ara.

Çiftçi'nin, gerçeği, önümüzde akıp giden hayatı, (hem dıştan hem de içten) adeta fotokopisini çeker gibi dondurabilme kabiliyeti var. Tam fotokopi gibi değil aslında Harry Potter'daki hareket eden fotoğraflar gibi bir şey yaptığı.

Melankolik, mutsuz öykülerden sonra bu kitaptaki öyküler yalınlığıyla, neşesiyle, bazı karakterlerin saflığı ve masumluğuyla, kullanılan yöresel kelimeler ve deyimlerle, ilginç bulduğum teşbihlerle çok iyi geldi bana.

En kısa zamanda diğer kitaplarını da okumak lazım.
Profile Image for Evren Erarslan.
449 reviews18 followers
Read
November 6, 2020
Mustafa Çiftçi'nin Ah Mercimeğim kitabında tanımıştım, oradaki sade yazımı nedeniyle diğer kitaplarını da okuma kararını aldım ve belki de en çok bilinen kitaplarından birini bitirdim. Bozkırda Altmışaltı yine Yozgat'ta yeşeren hikayelere yoğunlaşıyor. Hepsinin içinde saflık, aşk ve ekonomik kaygılar yer alıyor. Özellikle aşkı tanımlama biçimini çok sevdim Çiftçi'nin. O kadar sade ve temiz biçimde yansıtıyor ki insanın aşka umudu artıyor. Kitap kapağında görünen resme bir hikaye yazın derseniz bu tarzda öyküler çıkacaktır. Gayet uyumlu bir seçim olmuş.
Profile Image for Edmond Kirsch.
41 reviews
March 21, 2023
Yedi kısa öyküden oluşuyor. Öyküler sade bir dil ile yazılmış. İnsanı boğmuyor ve yormuyor.

Ben okurken genel olarak içim hep sıcacık oluverdi. Öykülerin temasından dolayı mı yoksa Anadolu'nun ve insanının yazılıp çizilmesinden dolayı mı bilmiyorum. Sanırım gerçek, yaşanmış anıları okuyor gibi hissettiğimden dolayı. Çünkü öyküler tam olarak böyle hissetmeye sebep oluyor. Dışarda dolaşırken göz ucuyla gördüğümüz insanların hikayesi gibi. Onların hayatlarından küçük kesitler gibi.
Profile Image for Eslem.
5 reviews
May 10, 2020
Yöresel bir dil kullanılması genelde eğreti gelir okurken bana ama Mustafa Çiftçi'nin kaleminde hikayeyle dil birbirini çok güzel tamamlamış olacak ki beni hiç yormadi. Hikayelerdeki insanlar hep günlük hayattan, Anadoludan; gerçek olduklarını hissederek, bilerek okuyorsun. Belki bu hissin yoğunluğu içinde sürekli aşk ekseninde dönen konular işlenmesi, bir şekliyle beklediğimi tam bulamamama neden oldu. Bu noktayı bir eksiklik değil de bir fazlalık biraz da kolaycilik olarak gördüm kitapla ilgili. Kitaptaki favorim de bu düşüncelerime paralel olacak; Ensesi sararmış adamlar hikayesi.
Profile Image for İhsan Karabulut.
1 review
January 25, 2021
The book is composed of stories that tell the language of the Central Anatolia and the cultural phenomenon of "Gariplik". In the book, the expression of sincerity, weakness and the power of meanings in simple things is used very effectively. I don't think it has been translated into English for now.

Author Mustafa Çiftci won "the best story award" in 2014 with this book.
3 reviews
September 29, 2017
Mustafa Çiftçi rahat öykü dili ile Mustafa Kutlu'nun öykü dilini andırıyor. Kitaptaki tüm öyküler yozgatta sıradan insanların hikayeleri. Fakat tüm öyküler aynı tempo ve güzellikte değil, sona doğru biraz zorlama diyebileceğimiz öyküler var.
134 reviews4 followers
December 21, 2020
Bozkırın sevincini, üzüntüsünü, hayallerini ve kadercilik anlayışına mağlup olmuş hayatlarını yine taşranın diliyle bizlere anlatan bir kitap olmuş.
"Handan Yeşili" ve "Ensesi Sararmış Adamlar" diğerlerine göre öne çıkan öyküler oldu bu eserde.
8 reviews
February 17, 2023
harika öyküler var içinde. handan yeşili, ensesi sararmış adamlar özellikle dikkate değer. Mustafa Çiftci bize çok daha yakın gelen bir tarzda anlatıyor öykülerini. bu nedenle kitabın akıp gittiğini hissediyorsunuz.
Profile Image for Yigit.
19 reviews3 followers
November 4, 2018
Su gibi akan öykülerle dolu pırıl pırıl bir öykü kitabı.
Profile Image for Hilal Yavuz.
41 reviews1 follower
December 16, 2021
Güzel bir şarkı dinliyorum sanki okurken. Ahengi bozan tek çıkıntı yok.
Displaying 1 - 30 of 35 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.