Emniyet teşkilatının deneyimli komiserlerinden Devin, hayatının bir günde altüst olacağından habersiz. Çözmeye çalıştığı bir cinayet soruşturmasının üstü kapatılmış; hırslı, kolay vazgeçmeyen genç kadının görev yeri değiştirilmiş. Devin’in yeni görevi hem daha zor hem de daha hassas: Peş peşe kaçırılan çocukları bulmak. Aylarca çözülmeyen bu vakalarda failin bıraktığı ilginç bir de ipucu var: Simli bir kardan adam kartpostalı.
Dahası bu korkunç suçun yeni odağı bizzat Devin’in kendisi. Bir yandan kaçırılan çocukları aramaktan, bir yandan da kapatılan cinayet dosyasını canlandırıp aralarındaki olası bağlantıları çözmekten başka çaresi yok. Üstelik bunu yaparken soruşturmadan sorumlu olan, soğuk ve ketum Esmer Başkomiser’le uzlaşmanın bir yolunu da bulmalı.
İpuçlarının adım adım peşinde, soluksuz bir kovalamaca sonunda Devin’i hayatının en sarsıcı şoku bekliyor. Düğümler çözülecek, sırlar açığa çıkacak ve herkesin hayatı sonsuza dek değişecek.
Kardan Adamın Külleri, gerilim ve polisiye hikâyelerinin başarılı ismi Işıl Işık’ın kaleminden aksiyon, macera ve dramın ustalıkla harmanlandığı, ters köşelerle dolu heyecan verici bir polisiye.
Kitaba biraz ön yargılı başlamıştım çünkü hiç kötü yorum görmemiştim ama kitap gerçekten harikaydı. İlk olarak kitap çok akıcıydı anlatım dili de güzeldi ama bence bir polisiye kitabı için en önemli şeyler mantık hatası olmaması ve sonda her şeyin tek tek anlatılarak açıklığa kavuşması ve bu kitapta da mantık hatası yoktu ve her şey açıklığa kavuştu. Kitap baştan sona çok güzeldi sonu saçma bitecek diye de düşünmüştüm ama hiç de öyle olmadı. Gereksiz kalabalık karakterler de yoktu her şey ayarındaydı bence. Işıl Işık hep yazsın biz de hep okuyalım⭐️
Devin bir komiser. Zengin bir baba oğula kafayı taktığı ve oğlu bir cinayetten yakalatmak istediği için (Fuat ve Kerem Cansay) görev yerinden uzaklaştırılıp Çocuk Şube'ye veriliyor. Sonra, çocuklar ortadan kaybolmaya başlıyor. Önce Aslıhan, sonra Arda, en son Asrın. Devin'in (evlatlık) oğlu.
Devin gerçekten takıntılı bir kadın ve oğlu kayıpken bile Cansay vakasının peşini bırakamıyor. Kayıp çocukların Cansaylarla bağlantısı olabileceği şüphesi daha da motive ediyor Devin'i. İşkolik olmasını anlayabilirim ama Devin'in hırçın ve dikbaşlı hallerini anlamıyorum ve bu hallerinden hoşlanmadım. Kafasına göre araştırma yapıyor, üstlerine danışmayı geçtim, haber dahi vermiyor, ve bunları yaparken oğlu dahil kayıp çocukların araştırılmasını kendi elleriyle baltaladığını ya fark etmiyor ya da umursamıyor. Oğlunun kaçırılmasını araştıran Başkomiser Esmer'le yakınlaşmaları da mantığıma sığmadı, açıkçası. Oğlu kaybolan bir kadının dertleşmek istemesini, yardıma ihtiyaç duymasını, birilerinden destek almaya muhtaç hissetmesi anlarım ama oğlu için endişelendiğini iddia ettikten sonra işte üstü olan bir adamla, üstelik de kendisini kişisel olarak ilgilendiren bir vakayı araştıran bir adamla flört etmesini, eğlenmesini, tabiri caizse aşna fişne yapmasını anlamıyorum.
Devin ve yıkıcı, düşüncesiz tavırları sinirime dokundu, kısacası.
Kayıp çocuklar vakasını beğendim. Kitabın sonunda her şey açıklandı ve hiçbir şey ucu açık bırakılmadı. Asrın'ın geri dönmemesi dışında ama Asrın'ı kaçıran kişinin diğer çocukları alan kişi ya da kişilerden farklı olduğu çok da büyük bir sürpriz olmadı.
SPOILERS!!
Çocukları kaçıran kişi Devin'in ekibinden bir polis memuru olan Mustafa'ydı. Sürpriz olabilirdi ama yazarın her dönemeçte bir ters köşe yapma huyunu keşfettikten sonra, çocukları kimin kaçırmış olması en az olası diye düşümeye başladım ve Mustafa'yı tahmin edebildim. Bütün kitap boyunca isimlerini eskittikten sonra, Cansayların olayla bir alakası olmasını isterdim ama yoktu. Devin Cansayları enseledi ama çocuk kaçırmadan değil, Kerem'in hizmetçisinin cinayetinden.
Mustafa'nın çocukları kaçırma gerekçesi kalp kıran cinstendi. Mustafa kimsesiz büyümüş ve emniyete gelen vakalara bakarak huzursuz, mutsuz aile ortamlarındaki çocukları kurtarmak istemiş.
Ama Asrın'e değil. Devin bir defasında Asrın evdeyken kocası Levent'e silah çekip ateşlemiş ama Mustafa yine de Asrın'ı kaçırmaya cesaret edememiş. Asrın'ı alan, Devin'in eski kocasını da kendi tarafına çekmeyi başarmış olan, Asrın'ın bakıcısı ve biyolojik annesi, Sevde. En iyi ters köşe buydu sanırım ama Devin'in müthiş bir polis olarak tanınmasına rağmen Sevde'nin gerçekte kim olduğunu anlayamamış olması azıcık tuhafıma gitti.
Bir de Sevde'nin Devin'e bıraktığı günlüğü. Kesinlikle günlük diliyle değil, roman diliyle yazılmıştı ve biraz yapmacık geldi o yüzden. İnsan kendi kendine günlük yazarken kitap dili kullanmaz; yıllarca günlük tuttum, şimdi de roman yazıyorum, oradan biliyorum. Ayrıca, Sevde bu günlüğünde bu kadar ayrıntı verecekse günlüğü, bir okur düşüncesiyle Asrın'a ya da arkasında bırakmak hedefiyle Devrin'e hitaben, bir çeşit söyleşi tadında yazmasını tercih ederdim.
Sevde sonunda günlüğü Devin'e bıraktı ama kaçıp tamamen ortadan kaybolmak varken, mantıksız bir davranıştı bence. Tam olarak nereye gittiklerini bile yazmıştı(Sırbistan). İnanamadım.
Devin'in Asrın'ı aradığı bir kitap daha olacak ve seriyi yarım bırakmayı düşünmüyorum ama bakalım beni daha neler bekliyor?
P.S. Alakalı değil belki ama kitapta birbirine çok yakın üç işim vardı; polisler Semra ve Sevcan ve bakıcı Sevde ve kitabın yarısına kadar falan benzer isimler kafamı karıştırdı. Kitabın ilk yüz sayfasının epey yavaş olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Sonrasında hızlanıyor. Hatta yer yer fazla bile hızlanıyor, bir gelişmeyi sindiremeden başka bir şey oluyor.
“Dünyanın bütün sisleri toplanmıştı gönlüme. Vardım ama yoktum… Yoktum ama oradaydım…”
Gerilim ve polisiye türünün insanı sürüklediği bir gerçek var. Bu gerçek, olay örgüsüyle katlanabilirde, dibi de görebilir. Fakat bugün ki dava dosyası çok çetrefilli, olay örgüsü karmakarışık ve ipin ucu bizi nereye götürür bilinmez. Tabiki sona kadar…
İnsan herzaman mücadeleci olmalıdır ama kadın daha çok. Ve verdiği mücadeleninde herdaim kölesi oluyor. Başarılı ve azimli bir komiser olan Devin, cinayet bürodayken çözmeye çalıştığı bir mafyanın olayının kurbanı oluyor öncesinde. Üstü kapatılan olayda oklar bir anda ona dönüyor ve görev yeri değiştiriliyorbir nevi sürgün hesabı. Yeni görev şubesi ise çocuk büro. Önüne gelen ilk olay ise kaçırılan birden fazla çocuk dosyası. Fakat o davayı çözmeye çalışırken ibrenin ucu ona da dönüyor ve oğlu Asrın, aynı diğer çocuklar gibi kaçırılıyor. Kaçıranların yöntemi de ipuçlarıda aynı vakayla ilişkilendiriliyor. Şimdi hem diğer çocukları hem de kendi oğlunu bulmak zorunda. Tabi bu kişisel bir meseleye girince emniyet teşkilatı dosyayı Devin’den alıp Asayiş şubeye veriyor. Asayişin başkomseri de işinde çok başarılı Esmer komiser.
Devin tabiki dosya onudan alınmış olsada olayın peşini bırakmıyor ve ekibiyle son sürat çalışmaya devam ediyor. Bir yanda oğlunun yokluğuyla boğuşmaya çalışırken, diğer yanda hergün çıkan yeni bir ipucuyla davanın seyri yavaş yavaş değişiyor. Daha önce üstü kapatılan cinayet davasında sanıklar güçlü ve hatrı sayılır kişilerdi. Ve bu davada da ipuçlarını takip ettikçe Devin, çocukların davasınında onlarla bağlantılı olabileceği düşüncesine giriyor. Fakat ipuçlarının peşinden gittikçe hayatının şokunu yaşamaya da anbean yaklaşıyor. İşler hiç ummadığı şekilde boyut değiştirecek, sırlar ortaya çıkacak ve herkesin hayatı değişecek.
Türünde çok başarılı kalemlerden biri @ışılışık. Kardan adamlı Kartpostalların gizemi, olay örgüsü, ve gidişatın evrildiği noktalar mükemmel işlenmişti. Başlarda durağan başlamış olsada, git gide heyecan doruk noktasına ulaşıyor ve ters köşelerin her biri insanı dumura uğratıyor. Yazarın kesinlikle usulü böyle diyebilirim artık. Çünkü diğer serisinde de kesinlikle ters köşelerle bizi manyak etmişti. Nitekim bu hikayede müthiş heyecanlı ilerledi. Sonunda devamının olacağı sinyalleri de mutlu etti diyebilirim. Umuyorum ikinci kitaba kavuşur Devin komiser ile maceralara devam ederiz.
Detaylı kitap yorumumuz Konumuz Kitap web sayfasında!
Işıl Işık, Kardan Adamın Külleri ile polisiye edebiyatına yeni bir soluk getiriyor. Roman aksiyon, macera ve dramı ustalıkla harmanlayarak ters köşelerle dolu heyecan verici bir hikâye sunuyor. Biz okurlar olarak ipuçlarının adım adım peşinde, soluksuz bir kovalamacanın içinde buluyoruz kendimizi. Ve bu hikayenin sonunda da düğümler çözülecek, sırlar açığa çıkacak ve herkesin hayatı sonsuza dek değişecek.
Kardan Adamın Külleri, Işıl Işık'ın kaleminden çıkan sürükleyici ve etkileyici bir polisiye roman. Gerilim ve polisiye seven okurlar için kaçırılmaması gereken bir eser.
Işıl Işık'ın önceki kitaplarını keyifle okumustum, bu biraz zorlama olmus. Polisiye'nin önemli taraflarından biri çözüme götüren ipuçlarının önceden mutlaka bir şekilde ortaya çıkması, son dakikaya kadar önemli bir noktanın, çözüme yol açan noktanin saklanmamasidir. İşin keyfini kaçırır.
****Spoiler**** Asrin'in evlatlik olması son dakika ortaya çıkıyor. Ayrıca polis Mustafa o.cocuklari nasil büyüyecekti? Okula gitmeyecekler mi? Hastaneye gitmeyecekler mi? 7/24 evde mi tutulacaklar? Bu kadar büyük bir operasyon amcadan kalan mirasla yürütülebilir mi? Velhasıl bu sefer maalesef pek de keyifli bir kitap olmamış.
This entire review has been hidden because of spoilers.
İlk defa bu tarz bir roman okuyorum ve çok beğendim. Yazarı da ilk defa okudum. Kitap çok hızlı ilerledi bırakmadan okumak istedim. Kaçırılan çocukları bulmaya çalışan Devin’in oğlu da kaçırılıyor. Olaylar böylece başlamış oluyor. Tüm olay örgüsü kitabın sonunda şaşırtıcı bir sonla açıklığa kavuşuyor. Kitabın sonu sanki devam kitabı var veya olacakmış hissi uyandırdı bende ama bilemedim. Devin, Asrın, Levent, Sevde, Esmer, Tuğrul, Yalçın, Mustafa, Sevcan, Fuat Cansay… Güzel bir kitaptı.
İsil ne yazarsa okurum ben arkadaslar guvenim tam Yine muthis bir polisiye kurgusu ne diyebilirim ki. Olaylarin akisi insani asla sıkmiyor cunku her dakika bir olay oluyor ve sonraki bolume geciyorsun.Sahsen ters kosesi cok muthisti abi ben dedim bu sefer tahmin edicem ASLA TAHMİN EDEMEDİM O NEYDİ OYLE YA inanamiyorumhttp. 2.si cikabilir mi artik birileri bekleyemiyomus da..
sonu gercekten hem yarim kalmis gib hemde tam yerindeymis gibi hissettirdi. birini kaybetmenin caresizligini hissettirdi gercekten. Ne fazla ne az gayet iyiydi.
This entire review has been hidden because of spoilers.