Bir yaban çiçeğinin sıkıldığını hissedebilecek kadar doğayla iç içe olmak isteyenler için…
Büyük şehirlerin unutturduğu doğanın sesleri kadim şairlerin dizeleriyle buluşuyor. Vahşi doğanın uğultusu betona boğulmuş korunaklı hayatların arasından sessizce yükseliyor. Geçmiş zaman bilgelerini andıran bir ses, bize sürekli yalnız olmadığımızı hatırlatıyor: Sargun Ali Tont’un, kuşu, kelebeği, böceği, karıncayı, yılanı, kırları, dağları, ağaçları, otları hayatımızın tam ortasına çağıran sesi bu. Evrende yalnız olmadığımızı hatırlatan dost ve bilge bir ses.
Sargun Ali Tont, kavalının büyülü ezgisiyle sürüklediği insanoğlunu, doğanın bağrına götürüyor. Bilimle doğanın, insanla evrenin buluştuğu o el değmemişliğe…
Sargun A. Tont, Robert Koleji’nin ikinci sınıfından Oregon State Üniversitesi’ne transfer olmuş ve orada Genel Fen Bilimleri (B.S) ve Oşinografi (M.S) okumuştur. Uzmanlık alanı “Deniz Ekolojisi” olan Tont; California Üniversitesi, San Diego’da 19 yıl araştırmacı ve öğretim görevlisi olarak çalışmıştır. Oradan emekli olduktan sonra yurda dönen Tont, ODTÜ’de 17 yıl çalıştıktan sonra ikinci kez emekli olmuştur. Science, Nature, Journal of Geophysical Research, Journal of Marine Biology gibi bilimsel dergilerde otuza yakın makalesi yayımlanan Tont, bir süre Atlas ve Tübitak Bilim Teknik dergilerinde köşe yazarlığı yapmıştır. Tont’un “Sulak Bir Gezegenden Öyküler”, “Nereden Geliyorsun?”, “Kuzeyden” ve “Uçun Kuşlar Uçun” adında 4 kitabı daha vardır. Sanat ve edebiyatın da bilim kadar önemli olduğuna inanan Tont, California Üniversitesi’nde “The Science and Poetry of the Sea” ve “Menkind and the Environment” derslerini başlatmıştır. ODTÜ’de okuttuğu dersler sırasıyla “Ecology”, “Applied Ecology” ve “Advanced Ecology”dir. Tont; Sabancı, Işık ve Yedi Tepe üniversitelerinde de yarı zamanlı ekoloji dersleri vermiştir.
Ortaokulu bitirdiğim yaz babamdan aldığım harçlıklarla kendime o dönemin Tübitak kitaplarından bir seri almıştım. Hemen hemen hepsinin biyoloji ile ilgili olduğu bu kitaplar içinde yazarın Sulak Bir Gezegenden Öyküler kitabı, belki de anlatımı, bilimi okul dersleri dışında pek de takip etmeyen birine bilim sevgisini aşıladığı için en beğendiğim olmuştu. Yıllar içinde Tübitak kitaplarından kendime güzel bir biyoloji kitaplığı kurdum, fakat günüzde Tübitak'ın hâli o kadar içler acısı ki insan düşündükçe nefes alamıyor sanki.
Zaman içinde yazarı Bilim ve Teknik dergisinden (onun da hâli mâlûm ya) takip etsem de, yıllar içinde çıkardığı birkaç kitabı daha okumak bana ayrı bir zevk verdi. Sargun Tont bilimle ilgili yazıların Sunay Akın'ı gibi. Ama yine de hiçbir zaman ilk kitabından aldığım zevki alamıyorum. Bu kitapta da olduğu gibi.
Belki çok pimpirikliyim ama bazı ayrıntılar gözüme çok batıyor. Mesela Sargun Tont gibi önemli bir çevrebilimcinin domatesten sebze diye bahsetmesi (çünkü şaşırtıcı da olsa domates meyvedir) bana bilimsel gelmedi mesela. Her ne kadar bu ayrıntıya değinse de yazı içindeki kullanımını bilimsel olarak "meyve" şeklinde yazmalı diye düşünüyorum. Bunun dışında bilim çevrelerinde maalesef hâlâ karbonhidrat şeklindeki yanlış kullanım devam ediyor. Yazar da ne yazık ki buna hiç dikkat etmemiş (doğrusu 'karbohidrat'tır). Bir de diğer can sıkıcı ayrıntı ise kadın cinsiyetinden "hanım" diye bahsetmesi. Bunu tamamen kibarlıkla yaptığını düşünüyorum ama bir biyolog kadına kadın diyemezse, bu halk kadın cinsiyetine yüklenen cinselliği çağrıştırıcı anlamı nasıl aklından silebilsin? Bunu bir bilim adamı yapamazsa belli kalıplara göre yetişmiş insanlar asla yapamaz. Hadi kibarlık diyorum ama, evlat edinmeyle ilgili bir konuda kurduğu şu cümle beni çok üzdü (buraya yazmakta sakınca görmüyorum, zira kitabı bastırmış ve ilan etmiş): "Sonuçta ben bizim hanımın kısır olmasına o kadar üzülmedim." Eşi bu ayrıntının bir kitapta yer almasından dolayı sıkıntı duymuş mudur bilmem ama ben bir erkeğin sanki "Evet, evlatlık çocuğum var ama sorun bende değildi" savunmasını okuyor gibi oldum. Kadın ya da erkek farketmez, bir insan eşinin bu kimseyi ilgilendirmeyen durumunu kitaba koymamalıdır diye düşünüyorum. Devam edelim... Bilkent Biyoloji Bölümü... Vardı da biz mi yazmadık? Bilkent'teki bölüm Moleküler Biyoloji ve Genetik'tir. Küçük ama önemli bir hata. Enerji ile ilgili bir bölümde (syf: 154-157) Ordu valisinin dinimize ve geleneklerimize aykırı olduğunu iddia ederek pisuarları yasakladığından bahsetmiş ve valinin bunu aynı zamanda çevre estetiği kaygısıyla yasakladığını söylediğini yazmış. Ve ardında da şu cümleyi kurmuş: "...çevre sorunlarının bizde belki de en az ilgi gören estetik yönünü gündeme getirdiği için valimize teşekkür etmek gerekir." Hayır efendim, gerekmez. Çevre estetiği ardına sığınıp dinimize bilmem nemize uymuyor diye ilkel bir bakış açısı taşıyarak kararlar alan bir valiye bilimsel anlamda bir teşekkür borçluysak vay hâlimize.
Bunlar kısaca aklıma takılan ve not aldığım noktalar. Kitap genel olarak akıcı ve bilimle ilgilenmeyen insanlar için pek çok konuda bilgi verici. Ama bazen zaman kiplerinin uyuşmazlığı ve sonuç bölümünün kestirip atılmış gibi yazılması kitabı okurken beni biraz sıktı diyebilirim. Daha sonraki baskılarında düzeltilmiş midir bilmiyorum ama kaynakların numarası bir noktada kayıyor; yani belirtilen numara ve kaynak bilgisi birbirini tutmuyor.
Yazarı sevdiğim için ve biyolog olmamda etkisi olan insanlardan biri olduğu için kendisine saygı duyuyorum ama artık ortaokul mezunu bir öğrenci değilim ve kitapları artık farklı değerlendiriyorum. Yazarın bu kitabı her ne kadar okunması zevkli ve öğretici bir kitap olsa da, ayrıntılarıyla yer yer rahatsız edici de olabilmesiyle beni şaşırttı.
Yine de ne yazsa bilim kitaplığıma ekleyeceğim yazarlarımızdan olduğu için bütün kitaplarını bilim meraklıları için öneriyorum.
"Canlılar bize faydalı olduğu için değil var oldukları için değerlidir."
"Hayvanlar olmadan insan nedir? Eğer bütün hayvanlar tükense insan, ruhun büyük yalnızlığından ölürdü."
"Kitap en güzel dosttur ve sohbet arkadaşıdır. İlim sabahının parıltısı kitaptır. Kitap senin için minnetsiz bir ilim üstadı olur; her zaman sana ferahlık verir. Dostların sana hıyanette bulunduğu zaman, sen onunla oyalanır, teselli bulursun."