EĞER BİR ÖLÜM İŞARETİN VARSA, ARTIK KELLEN PARA EDİYOR.
Raven Suikastçı Akademisi’nde sessizlik bir silah, gölgeler ise birer müttefikti. Rowenan bu ölümcül akademide hayatta kalmayı öğrenirken silah kullanımı eğitmeni Kant Tenebris ile karşı karşıya gelmişti. Kant’ın acımasız eğitimi ve karanlık cazibesi Rowenan için yalnızca bir meydan okuma değildi, aynı zamanda tehlikeli bir sınavdı. Akademinin kuralları keskin, hayatta kalma mücadelesi acımasızdı. Ancak en büyük tehlike Rowenan ve Kant arasındaki sırlardı.
bu kitabı yorumlamaya nereden başlasam bilemiyorum. gerçekten çok kötü, rezalet ötesi bir kitap. verdiğiniz paraya yazık ( ananın güğümleri sağ olsun pdften okudum).
sırayla gitmeye çalışacağım çünkü daldan dala atlama huyum var.
öncelikle ben evrenden bahsetmek istiyorum. kitabın ilk sayfalarında hikayenin geçtiği yeri tasvir eden bir harita var fakat harita çok yetersiz. haritada raven ve darkstalkers akademileri, tavernalar, korucu kalesi ve adını hatırlamadığım bir bölgede resmedilmiş. evren ne kadar geniş bilmiyorum fakat bu harita sadece ufak bir kısmını ele alıyordur diye ümit ediyorum, öyle değilse çok kısıtlı bir evren çünkü. her neyse.
düzgün ve sistematik bir evren kuramamış yazar. olaylar kurgusal bir kıtada geçiyor. monarşi ile yönetilen bu ülkede askeri sistem yok sanırım çünkü hiç bahsedilmiyor. iki tane suikastçi yetiştiren akademi var ve bunların öğrencileri birbirlerine düşman. gördükleri yerde birbirlerinin boğazına yapışıyorlar öyle bir nefret fakat ülkeye bir şey olursa birlik olup onu savunacak kadar etmiyorlar herhalde. anlamadım o kısmı neyse. bu iki okul da çok iyi, özellikle raven akademisi bir tık daha iyi ve kral bizzat oradan ve öğrencilerinden vs çok korkuyor düşünün nasıl bir akademi orası.
hem öğrencilere hem de eğitmenlere suikastçi deniyor, zaten öğrenciler okula girmeden önce kendilerini eğitmiş insanlar. sadece aralarında en güçsüz olanlar patır patır ölüyor. derslerin anlatımı kısıtlı, birkaç cümle ile geçiştiriliyor ancak oradan bile anlıyoruz ki bu dersler suikastçilere değil de savaşçılara verilecek dersler. benim bildiğim suikastçiler gizli görevlerde yer alır, gizlice hareket eder, kendini belli etmez ve bir hedefi ortadan kaldırmayı amaçlar. fakat bu akademide öğrenciler savaşçı gibi eğitim alıyor suikastçilik ile alakalı pek bir şeyden bahsedilmiyor. galiba yazara suikastçi olmak çok havalı gelmiş o yüzden bunu yazayım bari demiş.
sırayla gideyim dedim ama aklımda oluşturduğum sırayı da yazarken kaybettim keşke bir yere not etseydim... neyse devam ediyorum artık.
kitapta sürekli tanrı, tanrılar adına, ana adına, ananın güğümleri vs vs böyle söylemler geçiyor. bu evrenin dini nedir, insanlar neye tapınır yine hiçbir şeyden bahsetmemiş yazar. çalakalem yazılmış bir evren. bu kitabı tek seferde yazdığına ve sonra kontrol etmeyip hemen yayınevine gönderdiğine yemin edebilirim fakat kanıtlayamam. anahtarcı diye birinden söz ediliyor, rowenan hemen gitmeliyim diye yanına gidiyor ve kadına bana her şeyi açabilecek bir anahtar lazım diyor ve ta-da!! kadın hemencik anahtarı teslim ediyor ve rowenan on dk içinde oradan ayrıldım diyor ve bölüm kapanıyor. yani kimdir bu anahtarcı? nereden buluyor tüm bu anahtarları? kadim bir varlık mı? sihir mi kullanıyor? hiçbir şey yok yine.
suikastçi akademisi okuyoruz yeeeyy diye elinize alıp okuyorsunuz ya bam. birden ortaya çıkıyor ki bu evrende büyü de var. fakat büyü sistemi yok hiçbir şeyde olmadığı gibi. yani o kadar rastgele yazılmış bir kitap ki on yaşımdayken ben daha güzel hikayeler yazıyordum ve daha mantıklıydı.
şimdi karakterlere geliyorum. rowenan la blanc bizim kadın karakterimiz. soy ismi çok güzel seçilmiş anlamı beyaz demekmiş, çünkü erkek karakterin soy ismi de kara anlamına geliyormuş. bababababa bak sen şu işe gğgğglflkgşfldkf.
rowenan raven akademisine annesinin intikamını almak için giriyor. annesini oradan birisinin öldürdüğüne inanıyorlar ailecek, kızın görevi de kim onu bulmak. rowenan yazarın anlattığına göre sert ve güçlü bir kadın karakter. ama hayır. aslında çok alaycı, kibirli, kendini bir bk zanneden küçük bir kız. pickme. annesinin intikamını almak için giriyor fakat yaptiği şeyler birkaç tane kitli kapıyı açmak falan. o kadar mantıksız olaylar var ki. mesela baş eğitmenin pelerinini alıp kütüphaneye gidiyor ve nöbetçiler ufacık minnacık bir kızın kılık değiştirdiğini asla anlamıyorlar ve nedense rowenan oraya girdiğinde ayağı hemencik bir şeye takılıyor düşüyor ve halıyı kaldırıyor ve ne buluyor!!! gizli bir geçit!!!! inanamıyorum yazar bir dahi!!!
etrafındaki herkese laf sokuyor, öfkeli ve asabi, sürekli kendini üstün görme çabaları beni bitirdi cidden. güya güçlü kadın karakter yazıyorsunuz ama bu nedir. rezalet.
rowenan'ın etrafında neredeyse hiç kadın yok. arkadaşları hep erkek. zaten kendisi dediğim gibi pickme, ben minnacığım, tenim bembeyaz kaşım saçım kara o yüzden çok dikkat çekiyorum falan diyor. giydikleri üniformanın altında belli olmasın diye göğüslerini falan sarıyor ama bir eğitmen için balıketli diyor. sana ne balıketliyse. lena diye bir kız var ve rowenan onunla sürekli çatışma içinde ve bu lenanın suçu. neden böyle bir dinamik oluşturmuş yazar bilmiyorum. herkes ondan korkuyor. koridorda yürürken insanlar ondan çekiniyor. daha 17 yaşında bir kız fakat öyle bir eğitim almış ki her türlü silahı kullanmayı biliyor.
diğer bir karakter ise kant. bana acaba ismini kadınların belli bir bölgesini sevdiği için mi aldı dedirten bir karakter fakat yazarın bu kadar akıllı olduğunu sanmıyorum ve devam ediyorum. kendisi güya gri bir karakter. travmaları olduğu için yaptığı tüm kötülükleri göz ardı etmemizi istiyor yazar. fakar kant bunları sırf yapabildiği için yapıyor. kendisinin rowenandan aşağı kalır yanı yok. konuşma şekli aşağılayıcı, durduk yere laf sokuyor. kadınları objeleştiriyor. öğrencileriyle yattığı iddiası dönüyor okulda fakat kendisi buna gülüyor sadece. öğrencisine memelerinden tanırım gibi bir cümle sarf ediyor. gerçekten red flag bir karakter.
diğer karakterler hakkında pek bir şey diyemeyeceğim, tek bildiğim erkekler çok yakışıklı kızlar da dedikoducu. tüm kızlar rowenan'ın arkadaşlarına sulanıyor vs vs saçmalıklar.
bu arada karakterlerin isimleri çok alakasız. mesela rowenan'ın soy ismi fransızca. diğer karakterlerin isimleri de ingilizce, almanca vs karışık. kitapta osiris diye bir karakter var mesela. sen evren kurmuşsun bizim dünyamızda olan bir şey senin evreninde varsa buna mantıklı bir açıklama yaparsın okurlar da hm tamam der okur. bu kitapta o da yok. katana kullanıyor öğrenciler mesela. ne alaka? arnavutkaldırımı diye bir kelime geçiyor onun yerine başka bir kelime kullanabilecekken neden bizim dünyamızda olan bir şeyden bahsediyorsun. bunların hepsi işte evrenin ve kurgunun yetersizliği ve sistematik olmamasından kaynaklanıyor.
rowenan bir ninni söylüyor mesela, ninni bilin bakalım hangi dilde? latince. güya kadim dilmiş bla bla. evren kuruyorsun güya ama kadim dilin latince oluyor. ortak dil İngilizce falandır o zaman.
daha fazla uzatmadan kitabın tropeuna girmek istiyorum. kitap düşmandan aşka diye pazarlanmış. rowenan ve kant birbirlerine düşmanlar, ölesiye nefret ediyorlar falan ama gerçekten düşmanlık beslemek için ele avuca sığar bir sebepleri yok. belki kantın sebebi geçerli olabilir, kız onun işaretini gördü diye. ama rowenanın bir sebebi bile yok. durduk yere adama düşman kesiliyor. ortada bir sebep yok ki neye düşman oldun. herkes birden enemies to lovers yazmaya başladı diye geri kalmak istemedi herhalde yazar çünkü başka bir neden göremiyorum. kitapta hiçbir şeyi anlatamadığı gibi bunu da anlatamamış çünkü.
kitap başından sonuna kadar sorunlar içeren bir kitap. daha ilk on sayfada bile abi kardeş konuşmalarından yazarın problematik olduğu belli oluyor. 10.sayfada abisi kıza seni kimse tatmin etmemis belli gibi bir laf ediyor. abisi kızın cinsel hayatını neden biliyor?
okurken her zerresinden nefret ettim iğrenç ötesi bir kitap. ne okuyun ne de okutturun. paranız cebinizde kalsın.
Suikastçı ve eğitimlerin olduğu kitapları seviyorum ve bu kitap çıktığından beri özellikle kapağı yüzünden çok merak etmiştim. Yazarın kalemi de böyle bir konu için oldukça güzel ve akıcıydı. Ben sadece Rowenan'a ısınamadım. Başlarda iyiydi ama sonra akış boyunca kendini yüceltmelerine bir gıcık olmaya başladım :") Güçlülük algısınının dozunda işlenmesinden yanayım ben ki özellikle başrol anlatılırken. Kitap boyunca tek sevdiğim kişi Kant'tı. Daha doğrusu Rowenan ile olan Kant sahneleri kdkdkd Yani bu kadar çekiminiz var nasıl duruyorsunuz yerinizde çünkü ben duramadım. Rowenan'a da çok tolerans gösterdiğini düşünüyorum. Kant'tın anlatıldığı gibi bir karakter olmasını olaylarla okumak isterdim. Benim için biraz yetersiz kalsa da keyifle okudum. Genel olarak 15 yaş üstüne hitap ediyor kitap bence gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz tavsiye ederim.🙏🏻
doğrusunu söylemek gerekirse uzun zamandır kitap okuyamıyordum ve bu kitap bana ilaç gibi geldi. aynı zamanda daha önce fantastik tarzda kitap okumamıştım. birkaç kitap okumaya çalışmıştım ama bana çok ağır gelince yarıda bırakmıştım. ancak bu kitap benim için efsaneydi! hem anlatımı çok güzeldi hemde çok akıcı bir anlatımı olduğundan su gibi okunuyordu. okumaktan, yaşananları hayal etmekten çok keyif aldım. kitabı çok kısa bir sürede bitirdim ve şu anda 2. kitabını okuyorum aynı heyecanla. bu kitabı ayrı yazarını ayrı seviyorum. beni hiç pişman etmedi ve fantastik kitap türüne olan ilgimi kesinlikle fazlasıyla arttırdı. Ayrıca kitap okuma dönemimi tekrardan geri kazandığımı hissediyorum. Dolayısıyla bu kitap benim için milat gibi oldu. gerçekten çok iyi geldi, iyi ki geldi. bu kitabı okurken her şeyiyle çok keyifliyim, çook iyi hissediyorum.
yorumlamaya nereden başlasam bilemiyorum... öncelikle ilk bölümler gerek başkarakterin tavırları gerek de yazılış tarzıyla bana 2010ların genç fantastiklerini okuyormuşum havası verdi, ilerleyen süreçte beklediğim tüm klişelerin gerçekleşmesiyle de bu hissiyat iyice güçlendi. kitap genelinde çok fazla yabancı kurgulardan esintiler var, bu konuya çok değinmeyeceğim ama bazı konuşmalar sanki ingilizceden google translate ile çevrilmiş gibiydi, bu biraz eğriti duruyor ve kurguyu ciddiye almamı engelledi. tüm bunlara ek olarak kitapta olaydan olaya atlama durumu mevcut, başkarakterin gerçekleşen bir olaya karşı tepkisini okuyamadan kendimizi hemen başka bir olay içinde buluyoruz, yazar karaktere de okuyucuya da bir an olsun nefes aldırtmadığı için olaylar oldukça havada kalıyor.
peki kitapta beğendiğim ne var? kant karakterinin gri bir karakter olmasını sevdim, karakterin geçmiş hikayesi ile güzel bir kurgu çıkarılabilir. akademinin ele alınışı fena değildi, kurulmak istenilen evren anlaşılabilir bir durumdaydı.
kısacası bu kitabı ortaokul yıllarımda okumuş olsaydım yüksek ihtimal oldukça beğenirdim, fantastiğe yeni başlayacak gençler için uygun bir kitap potansiyelinde ama şu an benim için tatmin edici değildi, devam kitabını okuyacağımı sanmıyorum.
Kitabı beğenmedim. 1 puan verilen emekten 1 puan da Selin'i sevdiğim için ve hızlı okunduğu için verdim. Başlıca sevmeme sebebim yazım diliydi. Yazım dili kötü çevrilmiş bir kitap gibiydi. Bazı cümlelerin birbiriyle bağlantısını, hangi cümleyi hangi karakterin söylediğini anlamak zordu. Kurguyu da çok beğenmedim, kurgu sevsem yazım dilini önemsemem ama kurgu da karakterler de beni kendine bağlamadı. Olan olaylar da tahmin edilebilirdi bence. Sadece sondaki Adrien'in ölümünü tahmin edemedim. Karakterler desen Kant Tenebris iğrenç bir insandı. Küçükken kötü şeyler yaşaması, yaptıklarının üstünü kapatmıyor. Çok çelişkili bir karakter kendisi. Rowenan'a karşı nötrüm. Yan karakterler Adrien, Vladimir, Alister, Garrison. Yan karakterler de bana çok geçmedi. Ne ara Rowenan ile yakın oldular da ekip oldular anlamadım. Lena desen bir kaybolup bir geliyordu. Tek sevdiğim yanı hızlı okunmasıydı. İkinci kitabı almayı düşünmüyordum ama bu işin sonu nereye bağlanacak merak ettiğimden almaya karar verdim.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Selin Solaris’in Raven Suikastçısı kitabı benim için sürükleyici ve aynı zamanda şaşırtıcı bir deneyim oldu. Yazarın dili oldukça akıcı; kitabı elime aldığımda fark etmeden sayfaları çevirmeye devam ettim. Olay örgüsü merak uyandırıcı bir şekilde ilerliyor, özellikle okul atmosferi kitaba hoş bir hava katıyor.
Bununla birlikte, anlatım tarzında bazı noktalarda zorlandım. Çoğu bölümde karakterler gizli işler çeviriyor ve bunların açıklaması hep bölüm sonunda geliyor. Bu yöntem başlarda heyecanlı hissettirse de tekrarlandığında biraz yorucu olabiliyor. Ayrıca bazı olayların yeterince “yedirilmeden” hızlı ilerlediğini düşündüm. Bu yüzden karakterlerle bağ kurmakta zorlandım; daha derin bir karakter anlatımı olsaydı çok daha güçlü bir etki bırakabilirdi.
Bir diğer eksiklik hissettiğim nokta ise dünya kurulumuydu. Yaşadıkları dünyanın mimarileri, ormanları, hayvanları, yaratıkları, hatta tarihi hakkında daha çok şey okumak isterdim. Böyle detaylar kitabı daha zenginleştirir ve o evrene bağlanmamızı çok daha kolaylaştırırdı. Umarım serinin devamında bu yön daha da geliştirilir.
Beni en çok şaşırtan taraf ise Türk bir yazardan böyle bir kurgu okumak oldu. Açıkçası Türk yazarlara biraz önyargılıydım; “wattpad kafası” dediğimiz daha basit, genç okura yönelik bir tarz bekliyordum. Ama Raven Suikastçısı bu önyargımı kırdı. Konusu beklediğimden çok daha ilgimi çekti, kapağı ve illustrasyonları bayıldığım detaylardı. İçinden çıkan ayraç da ayrı bir tatlılık kattı.
Şunu da söylemeliyim ki, 15-16 yaşındaki Ecem bu kitabı okuyor olsaydı kesinlikle ayılıp bayılırdı 🤭 Daha sonradan detaylı fantastik seriler okudukça bu kitap bana biraz geri planda kaldı. Bunun sebebi de bence Raven Suikastçısı’nın ilk kitap olmaktan çok bir “prolog” gibi hissettirmesi. Yani çok fazla bilgi vermeden, ufak pencereler açıyor ve okuyucuyu devamına hazırlıyor. Bu da beni ikinci kitabı merakla bekler hale getirdi.
Bir de karakterler… İnsanları kesip biçen karakterleri sevmek bana biraz suçlu hissettirse de, onların travmatik geçmişleri ile birleşince kendimi onlar için üzülürken buldum. Kant ve Rowenan’a karşı hissettiğim bu çelişki aslında kitabın güçlü yanlarından biri oldu. Umarım birbirinize iyi gelirsiniz Kant & Rowenan 💗
Benim puanım: 5 üzerinden 4. Eksiklikler daha çok yazım tarzı ve dünya kurulumuyla ilgiliydi, kurgunun kendisini ise çok beğendim. Ayrıca Selin Solaris’in genç bir yazar olduğunu bilmek bana umut veriyor; bu anlatım tarzındaki eksikliklerin zaman içinde toparlanacağına inanıyorum. Bu haliyle bile oldukça keyifliydi, kendini geliştirdikçe çok daha güçlü eserler ortaya koyacağına eminim ✨
okuğum en saçma kurgulardan biriydi desem yalan olmaz. Yazarını sevdiğim için almıştım ve çok övünüyordu yine hayal kırıklığına uğradım. öncelikle yazım dili dehşet vericiydi. sanki bir çırpıda yazılıp üzerinden geçilmemiş bir taslak metin gibiydi. Fantastik diye yutturulan evren de hem tasvir olarak hemde genişlik olarak yetersizdi. Ne evrenin işleyişinden ne kültüründen haberdardık. hatta bence yazar bile bihaberdi bu durumdan. Olayları da doğru düzgün anlatamamıştı. yaşanan olaylar hem zaman bakımından hemde işleyiş bakımından çok mantıksız ilerledi. hatta çoğu olayı algılayamadım bile. Bunun sebebiyse olayların mantığınıza yatacak şekilde yazılmamadıydı. Mesela güçlü kadın karakterleri severim fakat kitapta kadın karakterimizin gelişimine dair hiçbir şey yoktu. Güçlü kadın karakter damarını kabartmak için yazılmıştı. Şişirilmiş güçlü karakter yerine yaşadıklarıyla güçlenen bir karakter daha az kasıntı ve inandırıcı olurdu. Yazım dili ise üzerinden hiç geçilmemiş gibiydi. Daha iyisini yazarım diye iddia etmiyorum fakat okurken kitap okuyomuşum gibi bir hissiyat vermedi. İkincisi ve en çokta sinirlendiğim şey ise Kant denilen bu sırık red flag, karanlık güçlere sahip, yakışıklı, çok güçlü muhteşem erkek karakterimiz sapığın teki. kız öğrencileriyle adı çıkması yetmiyormuş gibi sürekli kadınları aşağılayıcı konusuyor ve bir kız öğrencisinin memesi hakkında onu kilometrelerce öteden tanırım diyordu. karakter olarak böyle olması gerekiyor falan gibi de değildi. Hatta yazar bu karakterimizi baya beğenerek güzellemesini yapıyordu. Benide yazardan soğutan bu olmuştu açıkcası. Kantı, dördüncü kanattaki Xaden Riorson' a benzetmeye çalışmıs fakat yanından yaklaşamamış gibi. yazar enemies to lovers olsun da ne olursa olsun diye kağıda aklına ne geliyorsa dökmüştü yani. savunabileceğim bir taraf düşünüyorum da yok gibi. ortaokullu ergen veletleri (hepsi değil tabi) tatmin etmek için yazılan ergence bir kitaptı. Zar zor yarım kalmasın diye bitirdim kitabı. Zevk meselesi falan değil bu kitap. kitap okuma zevkinizi böyle saçma kitaplarla düşürmeyin. Saygılar...
Ay selamlar size Raven Suikastçısı kitabının yorumu ile geldim
Konusu:
Rowenan annesinin katilini bulmak üzere babası tarafından Raven Akademisi’ne gönderilir. Raven Akademisi ülkenin en ünlü suikastçı akademisidir. Rowenan bir yandan çeşitli eğitimlerle uğraşırken bir yandan annesinin katilini bulmaya çalışıyordur.
Benim yorumum ( spoiler içerir)
Yazarın yazım dili akıcı ve açıktı, çok kısa bir sürede kitabı bitirdim. Karakterleri ve olay örgüsünü genel olarak sevdim.
Rowenan ve Kant’ın atışmalarını okumak keyifliydi. Hem birbirleriyle uğraşıyorlar hem de birbirlerinin arkalarını topluyorlar 😻
Kant’ın aile ilişkileri, bir eğitmenken işaretlenmiş olması beni şoka soktu. Kendisinin babasına çok gıcık oldum; bir an önce geberip gidebilir mi????
Rowenan kitapta favori karakterim oldu. Bir yandan akademiye alışmaya çalışırken bir yandan annesinin katilini arıyor. Kendisi, kitaptaki en güçlü karakterler listesinin en başında geliyor.
Akademide bulunan ceset, Kant’ın sırları, Adrian’ın ölümü… Hepsinin arkasındaki gerçeği çok merak ediyorum.
Son olarak şunları söylemek istiyorum: Kitapta olaylar çok hızlı akıyor; bazı olayları ve bazı karakterler arasındaki ilişkiyi sindire sindire okumak isterdim. Ayrıca bazı sahneler fazla gibiydi. Söyleyeceklerim bu kadar, yorumumu okuduğunuz için teşekkür ederim.
Suikastçılar üzerine kurulmuş "Raven Suikastçisi" adlı bu kitabı okudum ve gerçekten çok etkilendim. Bu, insanı içine çeken ve bir solukta okunan hikâyelerden biri. En çok dikkatimi çeken şey ise karakterlerin inanılmaz derecede özgün ve detaylı bir şekilde işlenmiş olmasıydı. Her biri kendi iç dünyasına sahip, motivasyonları ve sırları olan karakterlerdi. Hiçbiri "yan karakter" gibi hissettirmiyor; hepsi akılda kalıcı ve duygusal bir etki bırakıyor.
Yazarın tarzı da kesinlikle övgüyü hak ediyor. Olayları öyle ustalıkla ve ince ince işliyor ki, anlatılan her sahne adeta gözünüzün önünde canlanıyor. Okurken sanki bir film izliyormuş gibi hissettiriyor; canlı, heyecanlı ve atmosferik.
Eğer sürükleyici bir hikâye, derin karakterler ve akıcı bir anlatım arıyorsanız, bu kitap kesinlikle okunmaya değer! Devamını büyük bir heyecanla bekliyorum.
Çok güzel bir kitaptı, bitirdikten sonra keşke bütün zihnim silinseydide tekrar okusaydım dedim. Bide bütün kitap boyunca Rowanen ve Kant’ın sevgili falan olmasını bekliyorum sonra bi bakıyorum Rowanen Kant’ın çayına zehir katıyor, Kant Rowanen’ı boğuyor. Ama yinede baya güzeldi tam puanı kesinlikle hak ediyor
Sanal kitapmış ama sende öyle gerçek bir etki var ki, ekranın buğulanacak sandım. Henüz okumadım ama senin kaleminden çıkan her cümle, kalbime spoiler gibi geliyor
This entire review has been hidden because of spoilers.
Sadece ilk bölümlerini okudum daha kitabı almadım ama yine de aşırı begendimmm selin yazdıysa zaten güzeldir fantom etkisini de okumuştum ben o da çok güzeldi alın aldırın yani
Yani fazlasıyla şişirildi abartıldı ya canım ablam edebi yazıyı ve betimlemeyi fazla kaçırdı galiba yani sıkıcıydı okurken zevk falanda almadım zar zor bitirdim bitirdiğimde de şükrettim
beğenmeyen cok fazla kişi var ancak bence eksiklikleri ve toksiklikleri olmasa aşırı güzel kitap. Row, idolümsün dsjljdlkdjk. yazarın dilini ben sevdim ama bazı yerler biraz karışık geldi. neyse seriye de devam ediceğim. 7.5
Rezalet bir dünya kurulumu. Aşırı dağınık bir olay örgüsü. Bir sürü mantık hatası.
Rowenan aşırı sinir bozucu bir karakter ve tam bir zorba.
Kant tam bir sapık, manyak, zorba ve sosyopat. Bir insan nasıl bu kadar iğrenç bir karakter yazabilir, bir insan nasıl bu kadar iğrenç bir karakteri sevebilir ve böyle bir karakter nasıl romantize edilebilir anlamıyorum.
İki karakter de dünya üzerindeki tüm kötü özellikleri toplamışlar ama bir tane bile iyi özelliğe sahip değiller.
Rowenan dışında doğru düzgün başka kadın karakter görmememiz ve ara sıra gördüğümüz diğer kadın karakterlerin sürekli aşağılanması, kötülenmesi fazlasıyla iğrenç. Özellikle de erkek karakterler sürekli olarak övülürken. Bu kitabı nasıl bir kadın yazmış olabilir? Bir kadın bu kitabı nasıl sevebilir?