Jump to ratings and reviews
Rate this book

Flu'es

Rate this book
Bu gece, sokakları şöyle bir dolaşmam gerekecek sanki...Kristal noktalarda konaklayan, titizlendiğim hatalardan çağrı aldım. Gücüm yeterse, oyalanacakları bir hüzün haritası, bir dirençsizlik / küskünlük, bir münzevi mırıltısı götürürüm oralara. Bir başka güzellik götürür, bir başka aldanışla geri dönerim. Alex´ i sürükleyen böceklerin adı anılamaz. Hissettiğim kadarıyla, konuşmaya ihtiyacım kalmadı. Buna duyarsızlık deme Tay. Bu, olsa olsa sahte kilidin sahte anahtarı. Ayaklarım, yapacaklarını bilirler. Solgun ışıkların aydınlattığı çıplak, duru, zayıf oğlan bedenlerini kuşatan bir gezegen halesini hatırlıyorum çok eskiyi düşündükçe. Yaşlı bir tarihçinin zarif parmaklarını süsleyen gümüş yüzüklerdeki (kötü) göz kabartmalarını..gözlerdeki o metal feri hatırlıyorum çok eskiyi düşündükçe..çok eskiyi düşündükçe arkabahçe(sin) de tek başına üşüyen faşist çocuk (oluyorum).

296 pages, Paperback

First published January 1, 1998

Loading...
Loading...

About the author

Küçük İskender

77 books99 followers
Derman İskender Över (28 Mayıs 1964, İstanbul), Türk şair, eleştirmen.

1964 yılında İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi son sınıfında okulu bıraktı. Ardından İstanbul Üniversitesi sosyoloji bölümüne girdi, 3 yıl sonra bıraktı. 1980'li yıllardan başlayarak günümüze kadar çeşitli dergilerde şiirler, eleştiriler, denemeler yazdı. İlk şiiri Milliyet Genç Sanat Dergisi'nde, İskender Över ismiyle çıktı. Profesyonel olarak 1985'te Adam Sanat Dergisinde şiirleri yayımlanmaya başladı.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
21 (27%)
4 stars
28 (36%)
3 stars
17 (22%)
2 stars
7 (9%)
1 star
3 (3%)
Displaying 1 - 5 of 5 reviews
Profile Image for Oya.
70 reviews3 followers
November 14, 2024
"Benim dokunmaya kıyamadığım şeyleri siz bir anda lekelediniz. İşte bu yüzden bir gün birileri benden özür dileyecek." s.(100)

"Ben senden ne bekleyebilirim ki aşkıma
senin kuşun tek kanatlı, benim kuşum tek kanatlı
ancak birbirine tutunarak uçabilir böyle iki kuş da!
senin perilerin benim perilerimi döverdi istesen
sen yaralansan, ben kanardım ölümüne, ölümüme doğru
(...)
biz, korkularımızla dalga geçebilecek kadar sahipsiziz!
(...)" s.(141)

"yüzünü görmek için çevirir gibi
bir sabah yatağınızda bulduğunuz cesedi
bambaşka bir kentte numaranızı çevirmiştir
upuzun parmaklı, titrek bir el."(s.241)

43 reviews3 followers
December 12, 2021
K. İskender ülkemizdeki temsilsiz yeraltı edebiyatının kralıdır.
Profile Image for Deniz Bayram Görmez.
52 reviews1 follower
October 9, 2025
En sevdiğim yazarlardan olan, yeraltı edebiyatımızın büyük şairi Küçük İskender'in eserlerini okumaktan büyük keyif aldığımı belirtmek istiyorum ve incelemeye geçiyorum.

Öncelikle romanın ismiyle başlayalım...
''Flu'es'' ismi, yazarın özellikle tercihi diye düşünüyorum. Flu' kelimesi: bulanık, puslu, net olmayan anlamlarına geliyor. -es takısını da çoğul olarak kullandığını varsayarsak; ''bulanık şeyler'' veya ''puslu şeyler'' olarak adlandırabiliriz. Öte yandan, İngilizcede grip anlamına gelen: İnfluenza'yı da çağrıştırır. Roman boyunca o ateşli ve sayıklama hâlini düşünürsek, bu anlamı daha da tutarlı geliyor. Çünkü anlatıcı, ateşli bir hastalık geçirirken sayıklama hâlinde olan bir bilinç akışı içindedir.

Marjinal ve beatnik bir tarzı olan yazarın, bu şekil bir adlandırmaya gitmesi gayet normal. O sık sık şiirlerinde, İkinci Yeni gibi alışılmamış bağdaştırmaları kullanır. Bazen de şiirlerini bu iskelet üzerine kurar.

Romanın dili şiirsel ve deneysel. Yazar şiirsellikten kopamıyor, bu nedenle romanı okumak (hele ki Küçük İskender tarzını aşina değilseniz) biraz gayret istiyor. Çünkü klasik bir anlatıya; giriş-gelişme ve sonuç bölümlerine sahip değil. Belirli bir olay örgüsü yok. Hatta bir olay örgüsü de yok diyebiliriz.

Romanı okurken bir olayı ya da olaylar dizisine şahit olduğumuzu hissetmek istesek de yazar buna izin vermez. Parçalı yapısı nedeniyle sürekli zihnimizde bir eksiklik ve soru işareti bırakır... Daha çok bir bilinç akışında dolaşırız. Bazen gerçekle yüzleşir, bazen de halüsinasyon hâlinde buluruz kendimizi. Romanın genel atmosferi oldukça tekinsiz ve karanlıktır. Burada aklıma Bilge Karasu'nun ''Gece''si gelse de Flu'es daha farklı bir yapıdadır. İskender, burada bütün kuralları yıkmış, tüm tabuları altüst etmiştir. Biçimsel olarak her şeyi yıkmış, adeta kendi bilincindeki dünyayı yaratmıştır. Bizde onun bilincinin en karanlık katmanlarında gezinip dururuz.

Tematik ve içerik olarak baktığımızda; gece hayatı, marjinalleşmiş karakterler(çok aşırı marjinal), uyuşturucu, alkol, fuhuş, cinsellik ve eşcinsellik gibi unsurlar romanın çekirdek yapısını oluşturur. Yazar öfkeyle, melankoliyi harmanlar. Neredeyse çoğu bölümde iki duygu sıra sıra verilir. Mekân olarak İstanbul'u ve kirli sokakları kullanır. İstanbul kişileri kusar ve yutar. Mekân adeta ikinci bir başkarakter olarak yer almaktadır. İçerikteki her yeni bölümün bir başlığı vardır. Her başlıkta yazarın kendi bahsetmek istediği şeyler bulunur. Yazar bir de senaryo yazmıştır. Romanın bir kısmı ciddi anlamda senaryo formatındadır. Bu kısımlarda müstehcenlik ve cinsellik oldukça üst düzeydedir.

Yazar, yasak arzularını kullanırken dilin imkanlarından ve alışılmamış bağdaştırmalardan yararlanır. Cümleleri bazen çok uzundur, bazen de kısa ve nettir. Bir neşteri andırır. Bazen bir günlük okuduğumuzu düşünürüz. Türler arası geçiş mevcuttur. İmgeler çok baskındır. Zihnimizde bir sinema filmi canlanır bazen. Yazar engellenen arzularını, saldırganlığını, cinselliğini oldukça sert ve radikal bir şekilde metne döküyor. Hem iktidarın, hem mahalle baskısının hem de sanatın baskıcı yapısına başkaldırıyor... Yani bu romandaki hakim tema onun bu başkaldırı ve isyanını temsil ediyor. Sınırsız bir yaratma evreninde, sınırsız arzu ve nesneler vardır. Kimi zaman gerçekle absürd içe içe geçer. Bir halüsinasyonun içerisinde hissederiz kendimizi. İdeolojinin baskılayıcı unsurlarını dilin ve yazının kurallarını hiçe sayarak yok eder. Karakterleri genelde topluma ve hayata yabancılaşır... İçerik hakkında söylenecek çok söz olsa da genel çerçeve böyledir.

Dilin ve gerçekliğin bozulduğu, hayal ve halüsinasyonun iç içe geçtiği, karakterlerin ve olayların deforme olduğu bu romanı okumak; zor ama keyifli bir süreç... Yazar anarşist bir estetik anlayışıyla varoluşsal sancılarını, kimlik arayışını Flu bir şekilde anlatmıştır. Bir olay örgüsü değil de bir ruh hâline şahit oluruz. Okurken bunları göze alarak okumalısınız.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Displaying 1 - 5 of 5 reviews