Ne işim var benim burada? Müşterisi olmam gereken yerde servis yapıyorum. Yaş otuz iki. Çok değil, daha dört ay önce takım elbiselerimin içinde kırıtıyordum şu caddede. Ama hadi evimize gidelim Fulsen. Burası bize uygun bir yer değil.
“Omlet alacağım bir tane. Bir de çay. Omleti yumurtasız yapalım lütfen.” “...bu arada salata rica ediyorum ben. Ama gereksiz yeşillik koymayın içine.” “Vejetaryen bir içeceğiniz var mı? Sıcak, soğuk farketmez.”
Garsonluk yedi milletten insanla anlaşabilme yeteneği, yüksek sabır, içinizden söyledikleriniz duyulmasın diye güçlü mimik kontrolü ve teatral yetenek gerektirir…
Yalnızca statü ve etiketlerin yüksek sesle konuştuğu bir hapishanede yaşıyorsunuz. Ne kadar dayanabilirsiniz? Mutlaka sizi de “daha iyi yerlerde görmek” isteyenler vardır. Onlara bir fincan iyi kahve verin. Sakinleşeceklerdir.
Blogunda paylaştığı “32’me doğru, garson ve mutlu…” yazısıyla 300.000 ‘den fazla okurun ilgisiyle karşılaşan Fulsen Türker, ilk romanında, büyük dönüşümünü, beyaz yakalıktan garsonluğa uzanan yolu anlatıyor.
Garson ve Mutlu hayatı ansızın tepetaklak olan genç bir kadının sadece meslek değiştirme serüveni değil, kendisi ve geri kalan herşeyle yeni baştan ilişki kurma mücadelesi.
“Dede sana bir şey söylemem lazım.” “Söyle kızım.” “Ben mutluyum.”
1981 yılında güneşin Oğlak burcuna girdiği gün Eskişehir’de doğdu. Eğitimini müfredata uygun bir şekilde, İzmir’de tamamladı. 1999 yılında “İstanbul’u kazanmak” için girdiği sınavda Mimar Sinan Ünv. Matematik Bölümü’nü tutturdu. Özgeçmişi daha havalı olsun diye uluslararası bankacılık ve finans üzerine yüksek lisans yaptı. 9 yıl boyunca beyaz yakalı olarak farklı görevler üstlendi. 2013 yılının Eylül ayında yükselen burcunun Yengeç olduğunu öğrendiği için hayati bir kırılma yaşadı ve insanları beslemekten çok hoşlandığını farketti. Garsonluğu meslek edinmesiyle çarklar dönmeye başladı. Halen İstanbul’da yaşamakta olan Fulsen Türker, kariyerinin bundan sonrasında dünyanın en iyi ablası olmayı hedeflemektedir.
Kendi sınıfındaki örneklere göre değerlendirildiğinde oldukça başarılı bulduğum bir kitap oldu. Edebi yönden bir beklentiyle başlamamış olmama rağmen yazarın anlatımının basit ve akıcı olduğunu düşünüyorum. Bu kitabın var olmasını sağlayan blog yazısını takiben yazarın beyaz yakalı plaza dünyasını nasıl ve neden bıraktığını samimi bir dille anlattığı bir kitap olmuş. Bana samimiyetsiz gelen bir kısmı olmadığı gibi ne kadarının kurgu olduğunu bilmediğim karakterlerin hikayelerini de ilgiyle okudum. Birden beşe kadar rakamlara verdiği anlamlar da güzel bir detaydı bana kalırsa. Son okuduğum kitapta fazlasıyla sinirlerimi bozan samimiyetsizlik hissini bu kitapta üzerimden atmamı sağlayan, hoş vakit geçirten, kolay okunan bir kitap.
Okuyanus'un okudugum diger kitaplarindan farkli bir kitap bu.Nasil aciklayacagimi bilemiyorum ama digerleri kadar hafif degil ki bunu pozitif ya da negatif olarak soylemiyorum.Bayildim ben bu kitaba.Kitaptakilerle tanismak istiyorum resmen,aralarindaki baga,her bir insana hayran kaldim.Okurken cok eglendim,Fulsen'in anlatimi cok hosuma gitti.Kitap yazmayi surdurur umarim,takipcisi olacagim.
türünün en iyi orneklerinden, bir gunde otobus vapur nerde bos vaktim varsa okuyup bitirdim. akici, yer yer kendini sorgulatici, kolay okunan bir kitap olmus. tavsiye ederim