Aşkın, hırsın, kaybedişin ve tutkunun hikâyesi. Beş yüz yıl öncesinden günümüze uzanan…
Kanuni Sultan Süleyman’ın miğfer-tacı… Cellat pazarına düşen mücevher saat… Kösem Sultan boğulduğunda kulağından çalınan paha biçilmez küpeler… İkinci Abdülhamid’in Paris’te satılan mücevherleri…
Ve günümüzde kıyasıya çekişmeyle geçen bir müzayede… Hepsinin ortak yanı İstanbul Yıldızı denen göz alıcı elmas.
Aşkın, hırsın, kaybedişin ve tutkunun hikâyesi. Beş yüz yıl öncesinden günümüze uzanan…
“Değerli Gül İrepoğlu yeni eseri İstanbul Yıldızı’nda görkemli bir elmasın peşine düşerek, adeta ‘elmaslı bir Osmanlı tarihi’ kaleme getirmiş. Öyle bir elmas ki, dört bir yanı daima ‘mavi bir ışığa’ boğuyor. Ve bu mavi ışığın parıltısında Kanuni’nin benzersiz miğfer-tacından II. Abdülhamid’in Paris’te satılan mücevherlerine, yüzyıllar, serüvenler, iktidar hırsları, tutkunun da ötesinde aşklar,bağlılıklar, ihanetler çok renkli bir geçit törenine çıkıyor.
İstanbul Yıldızı’nı ilk okuyanlardanım. Sevgili arkadaşım Gül’ün Osmanlı saray dünyasını yaşama ve yaşatma konusundaki başarısına yine hayran kaldım.”
- Selim İleri
Yazar hakkında: Mimar ve sanat tarihçisi Prof. Dr. Gül İrepoğlu TRT 2’de “Şehir-Mekân” ve “Sanat-Mekân”; TRT Okul’da “Zamanda Yolculuk” TV programlarını hazırlayıp sunmuş, TAÇ Türkiye Anıt Çevre Turizm Değerlerini Koruma Vakfı başkanlığını üstlenmiş, 2006-2012 yıllarında UNESCO TMK yönetim kurulu üyesi ve Somut Kültürel Miras Komitesi başkanı olarak görev yapmıştır. Halen NTV’de “Acaba” isimli tarih programını sürdürmektedir. Gölgemi Bıraktım Lale Bahçelerinde, Cariye ve Fiyonklu İstanbul Dürbünü romanları birçok dile çevrilmiştir.
De eerste keer dat ik zo een fictieve boek lees over de Ottomaanse periode. İk vond het toch wel interessant, de schrijver heeft zeker haar verbeelding gebruikt
diplomatik nezaketle zaman kaybedecek değilim. zira, istanbul yıldızı'nı okuyucuya ulaştıranların da kaliteyi ve orijinalliği bir kenara bırakarak, popüler olan piyasa işini alelacele yapmak için zaman kaybetmedikleri gün gibi ortada. son yıllarda yükselişe geçen osmanlı dizileri olmasaydı, büyük ihtimalle doğan kitap'tan da bu eserzede çıkmamış olacaktı. ne demiş atalarımız? sen işlersen mal işler, insan öyle genişler.
daha kitabı elime alır almaz beni allak bullak eden bir şey dikkatimi çekti: 150 sayfalık, birçok yaprağı boş geçilmiş, kocaman puntolu bir kitabın kapağına utanmadan sıkılmadan 'tarihi roman' ibaresini eklemek ve tanıtım bültenlerine de kitabın türünü aynı şekilde not düşmek... cesareti tebrik ediyorum, ama gerçek bir romancı, istanbul yıldızı için sarf edilen kelime sayısıyla ancak bir romanın giriş bölümünü tamamlamış ve ana çatışmaya giriş yapmış olabilir. neyse ki, trt'de tv programcılığı yapmış prof. dr. gül irepoğlu çalışmasını elindeki kısıtlı kelime sayısıyla sonlandırmayı bilmiş.