Jump to ratings and reviews
Rate this book

Hiç

Rate this book
“Evet, her şey hiç! Her şey bir sabun köpüğü! Saadet de öyle! Tutmak, yakalamak istediğiniz zaman parmaklarınız birbirine sürünüyor. Ve ortada hiçbir şey yok. Ya aşk! Aşk nedir? O kadar kahir, o kadar elle tutulabilecek kadar muazzam bir ıstırabı olan bu aşk nedir? Hiç, o da bir hiç, öyle değil mi?”

Seza, küçük oğlu Mehmet ve dadısıyla yaşarken evli bir adam olan Atıf’la ilişkisi olur. Atıf, ölen kocasının ortaklarında kalan parayı alması için Seza’nın yurtdışına gitmesine yardım eder. Seza yurtdışındayken Atıf’ın başından savmak için kendisini yurtdışına gönderdiğinin farkına varır. Yurtdışında bir taraftan kocasından kalan parayı almaya çalışırken, bir taraftan da oğlu Mehmet’in hastalanmasıyla hastane ve sanatoryumlarda vakit geçirmeye başlar. Her şeye rağmen Mehmet’i kurtaramaz.

Suat Derviş, 1935 yılında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen ve 1939 yılında kitap olarak yayımlanan eseri Hiç’te bir kadının dünyasını anlatıyor. Yazar, bu eserinde farklı açılardan annelik ve aşk temasını ve Doğu ile Batı arasındaki farklılıkları da olağanın dışında bir bakış açısıyla ele alıyor.

223 pages, Paperback

First published January 1, 1939

3 people are currently reading
103 people want to read

About the author

Suat Derviş

47 books93 followers
Suat Derviş İstanbul’da doğdu. Tıp profesörlerinden İsmail Derviş Bey’in kızı olan Suat Derviş, çocukluk yıllarında özel eğitim aldı. Daha sonra Kadıköy Numune Rüştiyesi’yle Bilgi Yurdu’nda eğitim hayatına devam etti. Konservatuvar eğitimi için ablasıyla birlikte Almanya’ya giderek piyano dersleri almaya başladı ve edebiyat fakültesine yazılarak felsefe derslerine yöneldi. Konservatuvar eğitimini bırakıp Almanya’daki çeşitli dergi ve gazetelerde yazmasıyla gazetecilik hayatı başladı. 1932’de Türkiye’ye döndükten sonra da Son Posta, Vatan, Cumhuriyet, Gece Postası, Yeni Ay, Tan gibi gazetelerde röpotajları, hikâyeleri, romanları yayımlanarak yazı hayatına devam etti. Reşat Fuat Baraner ile birlikte Türkiye’de toplumsal gerçekçi akımın ilk yayın organlarından sayılan Yeni Edebiyat Dergisi’ni yayımladı. Bu dergide kısa öyküler, fıkra ve eleştiriler yazdı. 1944 tutuklamaları sırasında eşi Reşat Fuat Baraner’i sakladığı ve yasadışı Türkiye Komünist Partisi’ne katıldığı gerekçesiyle yargılanarak bir yıl hapse mahkûm oldu. Ardından Paris’e giderek 1953-1961 yılları arasında Fransa’da kaldı. 1961’de Türkiye’ye döndükten sonra romanlarının yazımı ve yayınıyla uğraştı. Birçok ilke de imzasını atan Suat Derviş, yazı hayatına adım attığı Alemdar gazetesindeki “Hezeyan” şiiri başta olmak üzere, gerek farklı mahlaslarla gerek kendi ismiyle yazılmış birçok eseri geride bırakarak 1972’de Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu.

http://www.ithaki.com.tr/yazar/suat-d...

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
21 (24%)
4 stars
41 (48%)
3 stars
16 (18%)
2 stars
7 (8%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 16 of 16 reviews
Profile Image for Fact100.
485 reviews39 followers
October 26, 2024
Edebiyatımızın üretken ve öncü gazeteci ve yazarlarından biri olan Suat Derviş, siyasi görüşleri nedeniyle mahkum edilmesi yetmezmiş gibi edebiyat camiasından dışlanmış, gazetecilik yapması engellenmiş, bir bakıma unutturulmuş, yitik bir değerimiz.

"Hayatta olan hadiselerden hiçbiri, üstünde tevakkuf etmeye değmez. Hayatta hakiki ve devamlı hiçbir şey yoktur. Her şey bir sabun köpüğü gibidir. Solmaya, ölmeye, yok olmaya mahkûmdur."

Yazarın, 1935 yılında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen ve 1939 yılında kitap olarak yayımlanan "Hiç" adlı romanı, okuyucuyu, batılılaşma gayretindeki bir toplumda gelenek ve tutkuları arasında kalan bir kadının duygu dünyasına götürüyor.

"Hayat bir kuruluşun değil, bir yıkılışın ifadesidir. Neye dayanacaksınız? Neye tutunacaksınız? Her şey yıkılıyor. Elinizi etrafta bir destek bulmak, bir hakikat bulmak için nafile sallamayınız. Ortada hiç... hiç... hiçbir şey yoktur."

Bugünün okuyucusuna uzak olmayan konuları, iyi bilinen formüllerle işleyen "Hiç", yazıldığı dönem dikkate alındığında zamanının ötesinde olduğu için edebiyatımız açısından özel bir kitap.

Böyle akıcı ve değerli bir eserin rağbet görmüyor oluşuna şaşırmamak elde değil. Bu durumla ilgili olarak sunuş yazısında yapılan şu tespite hak veriyor insan: "Türk Edebiyatı Tarihi'nde nev'i şahsına münhasır olmak zordur. Çünkü sizi konumlandırabilecekleri bir "akım" bulamadıklarında çoğunlukla yer vermemeyi tercih ederler."

Bu sebeple, yazarın eserlerinin tekrar yayınlanması güzel bir girişim olmuş. Tabii, böylesi güzel bir girişimi gölgeleyen arka kapak yazısı olmasa daha iyi olurdu. 210 sayfalık kitabın ilk 150 sayfasını, "ilkokul öğrencileri için kitap özetleri" kıvamında bir kısalıkla özet geçerek kitabın okunma keyfine ciddi bir darbe indirmek hiç hoş olmamış. Umarım sonraki baskılarda bu paragraf tamamen kaldırılır. Demem o ki, kitabı okumak isteyenler, arka kapak yazısını okumasın.

Edebiyatımıza 30'dan fazla eser kazandırmasına rağmen hakkı olan ilgi ve alakadan mahrum bırakılmış, millî bir değerimiz olan Suat Derviş'in bu eserini, tüm edebiyatseverlere öneririm.
Profile Image for Zeynep T..
938 reviews133 followers
October 2, 2022
1935 yılında böyle bir roman yazacak ve tefrika ettirecek kadar cesur, dürüst, yetenekli ve duyarlı olan Suat Derviş Hanımefendiye hayran kalmamak elde değil.

Sevgisiz ve hoyrat akrabalar arasında geçen çocukluğunun tüm travmaları ilişkilerine yansımış Seza'nın ıstırap dolu hayatını okuyoruz bu kitapta. Kadın merkezli bir anlatı olması çok değerli. Aşk, annelik, arzu, "o kadın" ya da "diğer kadın" olma meselesi gibi konular ele alınıyor. Fakat hikaye Seza'nın bireysel acılarından ibaret bir melodram değil. Kişilerin yaşadıkları toplumdan ayrı düşünülemeyeceğinin ve insanların ikiyüzlülüğünün farkında olan yazar yaşadığı çevreyi eleştirmekten asla kaçınmıyor. Ve tüm bunları muhteşem bir anlatım dili, kurgu, başarılı diyaloglar ve psikolojik çözümlemelerle yapıyor.

Hayran kalarak okuduğum bir yazar Suat Derviş. Bugüne kadar okuduklarım arasında bir tek Gönül Gibi kitabını sevememiştim fakat geçinmek için yazan ve sürekli üretmek zorunda kalan bir edebiyatçı olduğu düşünüldüğünde her kitabının muhteşem olmasını beklemek büyük haksızlık.

Yazarın eserlerini okumaya devam edeceğim. Bu kitapla beraber Çılgın Gibi ve İstanbul'un Bir Gecesi kitapları tavsiyemdir.
Profile Image for merixien.
674 reviews672 followers
November 23, 2021
“Medeniyet nasıl bir hiç olabilir! Bütün icatları, bütün kudretiyle karşısında duran medeniyet nasıl bir efsane olabilir? Yirminci asrın insanı her şeyi düşündü. Yirminci asrın insanı her şeye çare buldu. Ve Seza bu çare asrında çaresizlikten ölü­yor..”
Profile Image for booksofAhu.
287 reviews39 followers
January 7, 2015
Suat Derviş her okuduğum kitabıyla daha çok sevdiğim bir yazar.
1935 lerde değil de sanki yeni yazılmış gibi.. Beni sanırım en çok etkileyen bu..

Hiç bir kadının dramını anlatıyor. İlk kısım evli bir adamla yaşadığı ilişki üzerine. Ne istediğini bilen ve sevgisinde kendine ve etrafa dürüst olmayı seçen ama bu seçimde karşılık bulamayan bu nedenle de avrupaya gitmeye ikna edilmiş ve bunu berline vardığında anlamış bir kadın.

İkinci kısımda ölen kocasıyla aynı hastalığa yakalanan oğlunun hastalığı ve ölümüyle yıkılan bir kadın.

Üçüncü kısımda ise kaybedecek bir şeyi kalmadığında çocukluk aşkının sığlığıyla yüzyüze gelip içindeki son mutluluğu da kaybeden bir kadın.

Seza'nın güzelliğine yapılan vurgu ve yaşadıkları "güzellik başa bela" ve "Allah çirkin şansı versin" deyimlerini akla getiriyor.

Bazen hiçmi iyi bişey olmaz tüm felaketler mi bu kadını buluyor diye darlanıyor insan okurken..
Sorumun cevabı kitabın adında gizli.

Hiç vurgusundan örnekler:
s:57
O Atıf şimdi o Atıf değil miydi? O Atıf bu Atıf'tı, ortada değişen insan değil, değişen bir duygu vardı.
- Susuyorsun Seza! Ne düşünüyorsun?
Hiç.

s80:
Ben senin hayatında ya hep ya hiç olmak istiyorum.
Profile Image for Elçin Arabacı.
158 reviews203 followers
September 6, 2021
Suat Derviş, hödük erkekliğin dünyasında tutkusunun ateşi kendisini yakan aykırı kadın romanlarının yazarı. Hangi sınıftan kadına ses olursa olsun, bu böyle. Yaşadığı zamanın ötesinde, çok sıradışı bir yazar Derviş. "Hiç" de Fosforlu Cevriye'den sonra okuduğum romanları arasında en beğendiğim romanı oldu. Hiç, tutkularının peşinden gidip talih de yüzüne gülmemiş her kadının günün sonunda elinde kalan...Seza'nınki onun hikayesi.
Profile Image for Şehriban Kaya.
409 reviews19 followers
August 19, 2019
Suat Derviş yaşamın kıyısındaki kadınları anlatmakta son derece usta bir yazar. Kitapta Seza'nın yaşamın kıyısındaki ruh halini toplumun ona yüklediği sorumluluklar ve baskılarla inanılmaz güzel ince ince anlatmış.

Suat Derviş romanları üzerine kapsamlı bir çalışmam aşağıdaki linkte

https://www.researchgate.net/publicat...
Profile Image for Özgün Onat.
437 reviews6 followers
Read
October 16, 2023
HİÇ / SUAT DERVİŞ
Geçen ay sonu, küçük bir gurupla Suat Derviş okumasında bu sefer "HİÇ" adlı eserini okuduk. Kitabın kapağında da dediği gibi, Canan Hatiboğlu'nun önsözü ve Serdar Soykan'ın kronolojik biyografisi ile birlikte.
Gurubun okumalarına, sıralarına karışmıyorum sonradan dahil olan biri olarak ama keşke bu kitabı ilk sırada okusaymışız. Çünkü Suat Derviş ile tanışırken Serdar Soykan ile de tanıştım ve araştırmalarını, incelemelerini ve yazdıklarını çok beğeniyorum; titizlikle yapılmış, özenilmiş, emek verilmiş, okuru bilgilendiren, doyuran yazılar. "HİÇ" 1935 yılında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilip, 1939 yılında kitap halinde basılarak erken / orta dönem eserlerinden olsa da Serdar Soykan'ın 'kronolojik biyografisi bu kitapta olduğu için yazar ve tüm eserleri hakkında bilgi veriyor. Bu yüzden ilk bu eseri okusaydık, daha bilinçli bir okuma yapardık.
HİÇ'e dönersek ( hiç dönmeyelim dermişim 😂) Canan Hatiboğlu'nun da dediği gibi edebiyat tarihinde 'ortada kalmış' bir halin ürünü. Melodramatik bir öykü olsa da yaşadığı toplumun izlerini taşırken aynı zamanda bir çöküş hikayesi. Muhafazakar izler taşısa da yozlaşan toplumu da yansıtıyor. Ezilen, dışlanan kadını anlatsa da baş karakter, alt sınıfın mensubu değil, orta üst sınıftan.
1935 yılında Niyazi Acun'a verdiği röportajda Suat Derviş, HİÇ için: "Şimdi bir eser yazıyorum ki, şu ümitle... Türk edebiyatında parmakla gösterilecek ve Nobel mükafatını alacağım." demiş. Ama maalesef alamamış, herhalde siyasi yaşamı yüzünden yasaklı olmasının etkisi vardır diye düşünüyorum.
Kitabın konusuna gelirsek: Seza, küçük oğlu Mehmet ve dadısıyla yaşarken, evli olan Atıf ile bir ilişki yaşar. Ölen kocasından kalan parayı ortaklarından alması için Seza'nın yurt dışına gitmesi gerekmektedir, Atıf gerekli yardımı yapar ve Seza'nın gitmesini sağlar. Seza, yurt dışındayken olanlar sonucu Atıf'ın ondan kurtulmak için yurt dışına gönderdiğini fark eder. İşler umduğu gibi gitmez; bir taraftan parayı almaya çalışırken bir taraftan da hastalanan oğluna deva bulmaya çalışır.
Tanıtım yazısında:"Hiç’te bir kadının dünyasını anlatıyor. Yazar, bu eserinde farklı açılardan annelik ve aşk temasını ve Doğu ile Batı arasındaki farklılıkları da olağanın dışında bir bakış açısıyla ele alıyor. " denilmiş. Arka kapakta, Canan Hatiboğlu'nun yazısında ise; "Modern deyişle "mahalle baskısına" aldırmayıp dul kadın kimliğini kabullenmeyen Seza'nın gittiği sonda toplum normlarının, bireylerin ve bizzat Seza'nın ta kendisinin rolü var." diyor. Bence; mahalle baskısına aldırmamak, dul kadın kimliğini kabullenmemek başka bir şey; ihanete alet olup yuva yıkmak ve bir anne olarak çocuğunu göz ardı ederek, ikinci plana atmak başka... Öyle ki çocuğunun hastalandığını, ilk semptomlarını dahi fark etmiyor.
Okuduğum kitap ve izlediğim filmlerde ihanet söz konusu olduğu zaman anlamadığım bir durum var. İhanete alet olan ikinci kadın neye güveniyor? Sevgisine / aşkına mı güveniyor? Eee, sen adamın ilk aşkı değilsin ki, senden önce eşine, belki arada başka kadınlara da aşık olmuş, seninkinin farkı ne? Senin de vaden dolacak, aşkı bitecek, üstelik bu tip ilişkiler için düzenini bozan, ailesini dağıtan çok az. O zaman kadınlar niye böyle bir ilişkiye başlıyor?
Kitaba dönersek, anlamadığım bir şey daha var: ortaklık parası... Bu neyin ortaklığı, menşei nedir? (meblağı geçiyorum) Yurt dışında ortak iş sahibi olan ölmüş eş, yurt içinde hiç bir şey bırakmıyor. Bir de Mehmet'in hastalığı çok hızlı gelişti, okura ip ucu verip, hazırlamadan, sanki diğer olaylar uzatılmış, bazı konular tekrarlanmışken bu bölüm kısa geçilerek bir an önce konu bağlanıp, kitap bitirilmiş gibi.
Kitabı okurken bilgi dağarcığıma bir şey daha eklendi. Emprovizasyon: Şiir veya müzikte hazırlanıp düşünmeden, birden bire, içe doğduğu gibi söyleme veya çalma.
Suat Derviş, eserleri ve yarattığı karakterler üzerine söylenecek, araştırılacak çok şey var. Ama yorum uzadı, o yüzden kitap okuyalım, okutalım diyerek bitiriyorum.
Profile Image for Didem Can (itspreaklypear).
217 reviews9 followers
March 4, 2023
Suat Derviş'in okuduğum ilk kitabı. Dili çok akıcı. Yorucu, ağır, edebi bir dili yok. Kitabın Atıf'la ilgili ilk bölümü pek sıradandı ancak oğlu Mehmet'le ilgili bölümdeki duygu yoğunluğunu çok iyi verebilmiş. İçindeki ikircikleri, isyanını, ümidini her şeyini yoğun bir şekilde hissedebiliyorsunuz.
Profile Image for Ebru Kalan.
277 reviews6 followers
March 27, 2020
Suat Derviş Cumhuriyet Döneminin ilk yazarlarından. Türk Edebiyatını çok sevmeme rağmen ismini Osman Balcıgil’in İpek Sabahlık romanından duydum ilk defa. 1920’lerde korku ögesini Türk romanına getiren, 1930’larda ise ilk işçi romanlarını yazanlardan olan yazar, Türk romanına olan katkısı neden arka planda kalmış ve neden yeterince anılmamış bilemiyorum. Popüler romanlar yazarı olduğu için döneminde değerini bulamadığı söylense de hakkında tezler yazılıp kitapları yeniden gün yüzüne çıkarıldı.
Asıl adı Hatice Saadet Baraner olan Suat Derviş, yazılarında farklı isimler de kullanmıştır. Modernleşmeyle birlikte kadınların yabancılaşmasını anlatmasının yanında, gelenek içinde bu yabancılaşmayı dezavantajlı bir bakış açısıyla anlatmasıdır. Hiç romanı ilk okuduklarımdan. Ana karakter Seza ve yaşamı senelerin asırların zamanın hiçliğini bize öğretiyor. Hayat bir kuruluşun değil bir yıkılışın ifadesidir. Neye dayanacaksınız ki? Her şey yıkılıyor. Elimizi bir destek bulmak için nafile sallamayınız. Ortada HİÇ...HİÇ....Hiçbir şey yoktur...
Profile Image for Yasemin Salihoglu Karagul.
327 reviews27 followers
October 31, 2019
"-Susuyorsun Seza. Ne düşünüyorsun?
Hiç."
Bu kadar kısa ama bu kadar vurucu. Seza'nın yaşadıklarını ve hissettiklerini ne kadar anlatırsa anlatsın başklarının anlayamayacağı daha net bir şekilde ifade edilemezdi.
Suat Derviş bize yine kahramanın hayat hikayesini anlatırken onun duygularını daha iyi anlamamızı sağlıyor. Seza'nın evlat, yeğen, kadın ve anne olarak yaşadıkları; kendini bırakışı; hayata her sarılmak istediğinde başına gelenleri bir solukta okudum.
Ancak bir eleştirim yine yayınevine. Canan Hatipoglu'nun sunuş bölümünü en son okudum iyi ki de öyle yapmışım. Çılgın Gibi adli kitabını okurken sunuş bölümünü önce okumaya başlamış ancak daha sonra kitabın nasıl bittiğini anlatacağını farkettiğim için yarım bırakmıştım. Hiç'i bitirdikten sonra sunuş bölümünü okudum ve yine kitabın sonunu da yazdıklarını farkettim. Sonsöz olarak çok güzel ancak kitabı okumadan önce okunmasını tavsiye etmem.
154 reviews
October 3, 2022
Bir döne­rnin toplumsal panoraması, bir kadının dramı, insan ruhunun halleri... Aynı anda hepsi ve hiçbiri.” Canan Hatiboğlu
Tabi biraz yüzeysel bir betimleme. Bir kadının dramı olmaktan çok kadının toplumsal konumlanışı ve bunun götürdükleri üzerine…
“Daha fişlenmeden, solcu yaftası üzerine asılmadan kadın olarak erkek egemen edebiyat dünyasında ezilmiş. Kırklı yılların başından itibaren hem kadın hem solcu olarak katbekat fazla ezilmeye, hırpalanmaya başlamış. “Serdar Soydan
“Birçokları ağzını açmaktan, kalemini oynatmaktan korkarken ömrünün sonuna kadar faşizmin karşısında durmuş güçlü bir kadın. “Burak Albayrak
Dönemi için oldukça çarpıcı ve aykırı bir gazeteci, yazar, muhalif, solcu…8️⃣
Profile Image for Yelin.
29 reviews1 follower
July 15, 2022
- Hiç !
Evet, her şey hiç! Her şey bir sabun köpüğü! Saadet de öyle! Tutmak, yakalamak istediğiniz zaman parmaklarınız birbirine sürünüyor. Ve ortada hiçbir şey yok. Ya aşk! Aşk nedir? O kadar kahir, o kadar elle tutulabilecek kadar muazzam bir ıstırabı olan bu aşk nedir? Hiç, o da bir hiç, öyle değil mi?
"Hayat bir kuruluşun değil, bir yıkılışın ifadesidir."
Neden doğuyoruz? Ölmek için neden kuruyoruz? Yıkmak için neden seviyoruz? Bıkmak için neden saadeti tanıyoruz?
Felaketin azametini tatmak için . . .
Hayır, etrafında hiç . . . hiç . . . hiçbir şey yok!
"Neye dayanacaksınız? Neye tutunacaksınız? Her şey yıkılıyor. ”
Profile Image for Mustang Sally.
76 reviews
November 4, 2025
Karakter derinliği ve kurgusal açıdan zayıf bir roman. Dili son derece akıcı, temiz, kulağa güzel bir name gibi geliyor. O dönemdeki toplumsal hayata, aile ve insani ilişkilere dair ufak da olsa bir fikir vermesi dolayısıyla bir roman beklentisiyle değil de, sosyal arkeoloji çalışması yapıyormuşcasına okuyun.
Profile Image for Necdet Yücel.
523 reviews15 followers
November 26, 2022
Suat Derviş kahramanların uzun soluklu mutluluklarına izin vermiyor ama hayat da böyle değil mi zaten
Profile Image for Metaforikimsi .
35 reviews1 follower
July 29, 2023
1935 yılında kaleme aldığı bu eserle, içinde bulunduğu zamanın ve mekânın çok ötesinden sesleniyor bize canım Suat Derviş.
22 reviews1 follower
January 19, 2025
Hayata tutunamayan, tutunmaya değer birşey bulamayan bir kadının hikayesi. Çok derin anlatımlara yer vermeden duygusunu size yansıtmayı başarıyor.
Displaying 1 - 16 of 16 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.