Jump to ratings and reviews
Rate this book

Ben Troyalıyım

Rate this book
“Zaman, rüzgârlarla uçup gider, Yıllar yüzer yüzer atlarken Hisarlık Tepe’de ardı ardına kurulan kentlerhem mekânı hem de düşü yaşardı. Dünya bir düş uykusundan uyandığındainsanların gözlerine düşen bir anın adıydı Troya. Ya da Wilusa… İlion...” Almanya’da eşi Albert ile mutlu bir yaşam süren Maysa,annesinin ölümü üzerine doğduğu toprakların onu çağırdığını hissetmeye başlar. Geçmişine doğru çıktığı bu yolculukta hayallerini, inandıklarını kısaca varoluşunu sorgulayacaktır. Benliğini, doğduğu toprakların beş bin yıl boyunca üst üstekurulan kentlerinde yani bugünün Çanakkale’sinde arar. Bu döngüsel zamanda rehberiyse annesinin ona miras bıraktığı yazılardır. Bu yazılarda Hisarlık Bölgesi’nin; Tunç Çağı,Troya Savaşı Dönemi ve Osmanlı Dönemi’ndekifarklı görünümleri hikâyeleştirilmiştir. Metinlerarası çıkacağınız bu yolculukta, aile içi çatışmalar özelinden medeniyetler arası çatışmalara açılırken Troya’yıbu kez de “bizden” okuyacaksınız

470 pages, Paperback

Published May 1, 2024

1 person is currently reading
2 people want to read

About the author

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
3 (50%)
4 stars
1 (16%)
3 stars
1 (16%)
2 stars
1 (16%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 of 1 review
9 reviews
January 20, 2026
"Ben Troyalıyım", okuduğum en dolu dolu, en ödüllendirici kitaplardan biri. Kitabın benim hayatımdaki kısa hikayesine gelirsek...

Onlarca sene sonra ülkeme geri dönüp, adım attığım ilk kitapçıda etrafımı çevreleyen yüzlerce Türkçe kitap karşısında sarhoş gibi olmuştum. Yıllardır başka dillerde okumak zorunda kalmak, daha önce hiç sorguladığım değil, sessizce ayak uydurduğum bir gerçekti. Ama bu zorunluluk, bunca Türkçe kitap arasındayken ne kadar da anlamsız gelmişti.

Gözüm "Ben Troyalıyım" romanına takıldı. Kitabın ismi ve kapak tasarımı oldukça başarılıydı. Hem doğal, hem de iddialı bir duruşu vardı. Bu organik albeni, bana yazarın, içeriğine oldukça güvendiği hissini verdi. İlk sayfasını açıp okuduğumdaysa, dilin akıcılığı, aklımdaki tüm soru işaretlerini silerek bu romanı okumam için beni daha da teşvik etti.

Şunu belirtmeliyim ki, bu kitap, en yavaş, en çok hazmederek ve en çok zevk alarak okuduğum eserlerden biri oldu. Romanın sunduğu bilgi dağarcığına, arka planında yapılmış olduğunu tahmin ettiğim yıllar süren araştırmalara hayran kalmamak elde değil. Her şeyden önce, tarihe özel bir ilgisi olmayan bir okuyucuya bile tarihte yaşanmış olayların tozlu yazılardan ibaret değil, gerçekten yaşamış ve vücut bulmuş insanların hayatları olduğunu böylesine net hissettirebilmesi çok özel.

Yazar, bu romanla binlerce sene tarihi adeta birbirine örgülerken, hem nesiller boyunca oluşturulan organik ve kolektif anıları tüm gerçekliğiyle ortaya seriyor, hem de "Doğu-Batı" çakışması dediğimiz olguların günümüz gerçeklerinden aslında nasıl farklı olmadığını okuyucuya net şekilde gösteriyor. Üstelik bu tarihsel örgünün ötesinde, bireysel insan ilişkilerinin dev devletlerin ve kültürlerin gölgesinde nasıl nefes almak için çaba gösterdiğini de ince ince işliyor. Roman tıpkı Troya kalıntıları gibi, katman katman zenginliklerle dolu.

Tarih adına bu kadar zenginlik; hem insan hem de devletler boyutunda ilişkilerin doğası ve böylesine akıcı bir dille buluşunca, ortaya gerçekten çok değerli ve özel bir eser çıkmış.
Displaying 1 of 1 review

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.