"Verkligheten är ett mycket stort och märkligt ställe. Där händer fakiskt precis allting." Ja, såna kloka saker får Zackarina höra av Sandvargen. Han är den bästa vän man kan ha. Hur ledsen eller arg Zackarina än är så blir hon alltid glad när hon träffar honom nere på stranden. Han hjälper henne t.ex. att träna "tänkeriet" och att det är nu som gäller. Precis som i första boken Sandvargen korta, avslutade berättelser som passar jättebra att läsa högt.
Zackarina'dan yine birbirinden tatlı, öğretici ve içinde mesajlar barındıran hikayeler. Bu tarz kitaplar gerçekten her yaşa hitap ediyor çünkü bir baba olarak aldığım gizli anlamlar çok daha farklı. Asa Lind'in ülkesi İsveç'te "kızım sana söylüyorum gelinim sen anla" gibi bir ifade var mıdır bilmiyorum ama "çocuğa okuyorsunuz bakalım ebeveynler siz bu hikayeden ne çıkardınız?" dercesine adeta.
Bununla birlikte çocukların ailece alınan kararlara dahil edilmesi gerektiği, çocukların basit mantıkları, çocukların birbirine saçmalama olasılığı ve buna gönülden inanmaları, Zackarina ile Kumkurdu'nun en tatlı öğretileriydi.
Çocuksu ilüstrasyonlara sahip bu seriye bir yetişkin olarak bayılmadım ancak hedef kitlesi de ben değilim zaten.
Serinin ikinci kitabı olan Daha Fazla Kumkurdu’nda Zackarina’nın ilk kitaba kıyasla değişen ve aynı zamanda gelişen hayal gücü dikkatimi çekti. (Sanırım Kumkurdu ile olan dostluklarının etkisi bu) Zackarina ve anne-babası arasında geçen diyaloglar ise bir yetişkinle bir çocuğun sıradan bir olayı bile nasıl bambaşka gördüklerinin etkileyici birer kanıtı adeta. Basit ama etkileyici betimlemelerin, hayal dünyasının sınırsızlığının ve daha fazla kumkurdunun olduğu bu ikinci kitabı da yine çokça severek okudum. Her çocuğun mutlaka ama mutluka kitaplığında olması gereken bir seri olduğunu da belirtmeden geçmeyeyim. Alın, aldırın, okuyun, okutun. Ve çocuğunuzla birlikte bolca üzerinde düşünün.
1. Kitap olan Kumkurdu’nu okuduktan sonra, hemen 2. Kitabına başladım. Gayet güzeldi. Kitabın birbirinde bağımsız bir sürü bölümü var ve hepsi farklı farklı Zackarina ve Kumkurdu hikayelerini anlatıyor. Ben okurken çok güldüm ve eğlendim. Sırasıyla okunmak zorunlu değil, zaten birbirinden bağımsız hikayeler. Hemen 3. Kitabını alıp başlamak istiyorum. Hekese tavsiye ederim. Sevgiler: ADA SEVEN
Çocuk kitabı olarak bilinmesine rağmen 7'den 77'de denen cinste herkesin kendine göre anlamlar çıkarabileceği bir kitap. Çok keyifli, akıcı ama bir o kadar da üstünde düşünerek sindire sindire okumak lazım.
“Birinin dost mu düşman mı olduğu nasıl anlaşılır?” diye sordu Kumkurdu’na. “Şey, yemek gibi” dedi Kumkurdu. “Tadına bakmak gerek.” “Olmaz ki” dedi Zackarina. “İnsanların tadına bakılmaz ki.” “Öyle ama gözlerinin içine bakabilirsin” dedi Kumkurdu. “O zaman her şey anlaşılır.”
Cudowna książka, uwielbiam Piaskowego Wilka całym sercem, uwielbiają go też i moje dzieci. Są takie książki, które - mimo że dziecięce - to sprawiają mnóstwo radości i dorosłym. Ta zdecydowanie do nich należy. Jedna z ulubionych książek w dziecięcej biblioteczce!
Bu kitap Zackarina adlı bir kızı, eşi benzeri olmayan bir hayvan olan Kumkurdu’nu ve onların arkadaşlığını anlatan çok güzel bir kitap. Herkese tavsiye ediyorum.
Eğlenceli bir seri. Ebeveynlerin çocukları ile beraber okuması için ideal. Özellikle ilk kitap, açıklanması zor şeyleri çocuklara aktarma yöntemleri(ben doğmadan önce neydim, neredeydim? vb.) ve onlara nasıl davranmak gerektiği konusunda sevimli küçük hikayeler sunuyor.
Seri 3 kitaptan oluşuyor; Kumkurdu, Daha fazla kumkurdu, Daha da fazla kumkurdu..
İlk kitabı oldukça beğendim. İkinci ve üçüncü kitapta ise temponun bozulduğunu ve akışın olumsuz anlamda değiştiğini düşünüyorum. İlk kitap daha bir bütünlük içerisindeyken ikinci ve üçüncü kitap daha birbirinden kopuk ve görece tatsız konulara değiniyor gibiydi.
"Birinin dost mu düşman mı olduğu nasıl anlaşılır?" diye sordu Kumkurdu'na. "Şey, yemek gibi, " dedi Kumkurdu."Tadına bakmak gerek." "Olmaz ki, " dedi Zackarina. "İnsanların tadına bakılmaz ki." " Öyle ama gözlerinin içine bakabilirsin," dedi Kumkurdu. "O zaman her şey anlaşılır."
Wieder ein Juwel - so feine, feinsinnige Geschichten über die wichtigen Themen für Kinder, in Sprache, Situationen und Vergleiche gesteckt, die für alle greifbar sind. Ganz besonders gefällt mir auch der Umgang zwischen Zackarina und ihren Eltern, und die Rollenverteilung der Eltern.
Ich freue mich sehr darauf, dieses Buch meinem Kind endlich vorzulesen, und es in der Grundschule einzusetzen.
Ich hoffe, der Beltzverlag legt es nochmal neu auf - dann würde das mein Geschenkfavorit für ungefähr alle Kinder in dem Alter.
Mai mult „Lup de nisip”, mai multă tandrețe. Cartea asta continuă farmecul primei părți, dar e parcă și mai profundă. Zackarina crește, iar întrebările ei devin mai serioase — despre viață, moarte, despărțiri, prietenie. Lupul rămâne același ghid blând, ironic uneori, dar mereu cald și înțelept. Îți vine să subliniezi fiecare pagină. E o carte care nu explică, ci lasă loc pentru tăcere și înțelesuri. Mi-a plăcut la fel de mult ca prima, poate chiar mai mult. Are ceva din liniștea verii și din tristețea care te face om.
"Ne zaman soluğumu üflesem öyküler, masallar uyanır," dedi Kumkurdu. "Insanlar görebilsinler diye uyandırırım onları." "Iyi ama yapraklar nasıl kitap olur?" diye sordu Zackarina. "Sonra eldivenler?" Kumkurdu'na göre çok basitti. Birinin yaprağı ya da kaybolmuş eldiveni görmesi yeterdi. Onların içindeki öyküyü gören birinin. Gören, anlayan ve başkalarına anlatabilen birinin... Örneğin bir kitapta. "Ama bazı insanlar öyküleri ne görür ne de işitir," dedi Kumkurdu. "Sanki beyinleri tıkanmıştır."
Serinin ikinci kitabı da bölüm bölüm hikayelerden oluşuyordu. Ayrı ayrı da okunabilir. İçinden seçtiğiniz bölümü belki o gün çocuğunuzla okuyabilirsiniz gibi. Zackarina ve ailesi arasında geçen konuşmalar, aslında iki tarafın birbirini bazen anlayamadığını ya da yanlış anlayabildiğini örneklerle gösteriyor. Ayrıca Zackarina’nın Kumkurdu ile dostluğu bana biraz Şeker Portakalı’nı da anımsattı. Hayali arkadaşlar ne kadar doğru? Yeniden sorguluyorum.
Aslında Daha fazla kumkurdunu da çok beğendim fakat ilki (kumkurdu) benim için çok daha özeldi ve güzeldi. Biraz geç de olsa okudum, mutluyum. Okunmalı :)
🧶 “Balaca Şahzadə” əsəri kimi fəlsəfi və dərinliyi olan bu kitabın da hər yaşa xitab etdiyi düşünürəm. Daha çox valideyn və övladların oxucusu olan bu kitabda sahil kənarında yaşayan Zakarina və Qum canavarı ilə birlikdə “düşüncə macəralarından” bəhs olunur. Zakarina uşaq olduğu üçün bəzən ana-atasının davranış və söhbətlərindən sıxılır, Qum canavarı ilə vaxt keçirir. Zakarina evdən kədərli, əsəbi, ya da narahat halda qaçar, ancaq Qum canavarı onun narahatlığı yoxa çıxarar, beynində yeni lampa yandırar, Zakarina da evə yeni düşüncə, ağılla qayıdar…
🧶 Əsərdə bəyəndiyim ən gözəl nüans – Zakarinanın valideynlərinin davranışıdır. Düzdür, onların digər böyüklərtək bəzən Zakarinanı anlamadığı, qulaq asmadığı vaxtlar da olur. Buna baxmayaraq qızlarını anlamağa çalışır, Zakarina yeni nəsə kəşf etdikdə qulaq asır, dinləyirlər. Zakarinadan onun fikirkərini soruşurlar. Məncə, bu davranış uşağın inkişafında sərbəstlik, özünəinam, açıq danışmaq və bu kimi bacarıqlar baxımdan böyük təsirdir…
🧶 Bəzən böyüklər qətiliklə uşaqlara bəzi mövzuları (məsələ, ölüm barədə) deməməli olduğunu söyləyirlər. Ancaq mənə elə gəlir ki, bu mümkün deyil. Çünki uşaqlar hər şeylə maraqlanmağa və öyrənməyə meyilli olduqlarından hər mövzudan sual verirlər. Və sualları cavabsız qoymaqdansa, uşağa uyğun təhərdə cavab verməyin yolu var. Bu kitab da bir növ cavablar kitabıdır, hansı ki, valideynlərə kömək olar…
🧵– Həqiqət, – o dedi. – O çox böyük və qəribə bir yerdir. Orada hər şey baş verir…