1) Fikirlerin ya da açıklamaların birbirine meydan okuma ve böylece daha iyi bir teoriyi doğurma sürecine Hegel "diyalektik" adını vermişti.
2) Hegel, diyalektiliğin işlemesinde 3 temel yasa önerir. Marx ve Engels bu yasaların tümünü kabul etmekten memnundu.
1. Yasa - Niceliğin Niteliğe Dönüşme Yasası: Isıtılan suyun birden bire gaz halina dönüşmesi gibi toplumda aynı şekilde yavaşça ama ani dönüşümlerle değişir. Marksistler bu toplumsal dönüşümleri "devrim" diye tanımlar.
2. Yasa - Karşıtların Birliği Yasası: Gece-gündüz, sıcak-soğuk gibi her şey karşıtlık içinde var olur. Marksistlere göre mülk sahibi, işçi sınıfına karşıttır. Makinelerinin çalışması için mülk sahipleri işçilere, kendilerine iş verilmesi için işçiler mülk sahiplerine ihtiyacı vardır.
3. Yasa - Olumsuzlamanın Olumsuzlaması Yasası: Her tez içinde nihayet çökmesine sebep olacak olan sorunlar ve hatalar barındırır. Bu sorunları açığa çıkaran antitezdir, bu sayede tez olumsuzlanmış olur. Ancak antitez de kendi içerisinde hatalar barındırır, bu hataları açığa çıkaransa sentezdir. Marksistler bu sürecin tarihte işlediğini düşünür. Kapitalizm, feodalizmi olumsuzlamış; sosyalizm ise kapitalizmi olumsuzlayacaktır. Her olumsuzlamada sorunlar arkada bırakılır ama iyi şerler korunur. Sosyalizm, kapitalizmin sömürüsünü arkada bırakacak ama ileri teknolojiyi tutacaktır. Bu nedenle olumsuzlamanın olumsuzlanması süreci iyimser ve ilericidir.
3) Marx'ın diyalektik anlayışı Hegel'in aksine idealara değil maddi dünyaya bağlıdır. Marx'a göre Hegel'in gerçekliğin zihinsel olduğu ve fikirlerden oluştuğu fikri yanlıştır. Dolayısıyla Marx materyalist, Hegel idealisttir.
4) Marx sosyalizme diyalektik materyalizmi getirdiği için bilimsel olduğunu düşünüyordu. Bu anlayışla insan(veya türsel doğadaki) doğasındaki değişim için üç anlayış getiriyor;
1.Aşama: İnsanlar kendilerinin farkındadırlar, işbirliği yaparlar, özgürce yaşarlar fakat kendi koşulları üzerine düşünmez ve onları değiştirmek için harekete geçmezler.
2. Aşama: Ekonomik örgütlenme tarzları ortaya çıkar ve insanları doğalarından uzaklaştırır.
3. Aşama: Kişi kendini tam olarak gerçekleştirir. Nasıl yaşacağını, ne yapar ve nasıl olurs haklı olacağını bilir.
5) Doğadaki hammadddeleri çıkartıp onları işletmek için yapılmış şeylere Marx "üretim güçleri" der. Marx'a göre insanlık tarihinin başlarında insan ilişkilerine dayalı "ilkel komünizm" vardı. Bazı insanlar üretim güçlerine sahip olarak başka insanların emeğini kullanır hale geldi. Bu sistem çökmüş ve onun yerine feodalizm gelmişti. Fedoalizmde halk toprağa bağlıdır ve toprağın sahibide aristokratlardır. Büyüyen kasabalardaki tüccar ve imalatçılar iktidarı ele geçirerek Burjuva Devrimi'ne sebep olmuştur. Fedoalizm de çürümüş ve şimdiki üretim tarzı olan kapitalizm gelmiştir.
6) İngiliz ekonomist David Ricardo bir emek-değer teorisi geliştirdi. Bir metanın fiyatı onun yapılması için gereken zamana dayanıyordu. Marx'a göre sömürünün özünde meta ve değer vardır. Marx'a göre metanın tanımı: "Özellikleri sayesinde çeşitli türden insani istekleri karşılayan şey." Marx'a göre iki metanın ilişki içerisinde bulunduğu şey üretilmeleri için sarf edilen emek miktarıdır.
7) Üretim araçları, metaları yapmak için gereken araçlar ve makinelerdir. Bir makine bir meanın üretim miktarını iki katına çıkartabilir, böylece değeri yarıya düşer. Fakat bir işçinin böyle bir şey yapabilmesi için iki katı fazla çalışması lazımdır ki böyle bir şeyi yapamaz.
8) Kar elde edemeyen kapitalizm varlığını sürdüremez. Eğer kapitalist girişimciler işçilere emeklerinin gerçek değerlerini ödeselerdi hiç kar edemezlerdi. İşçiler kar edebilecekleri makinlere ya da fabriklara sahip olmadıkları için kendi emek güçlerini satarak para kazanırlar. Kapitalistler üretim araçları için ödemek zorunda oldukları para kontrollerinin dışındadır, onları mübadele değerinden satın almak zorundadır. Marx buna "sabit sermaye" demiştir. Emek gücününde işçilerin hayati gereksinimlerini karşılaması için gerekli oran para miktarından oluşan mübadele değeri vardır. Marx bunada "değişken sermaye" demiştir. Kapitalist kar edebilmek için işçilerine gerçek mübadele değerinden daha az ücret vermek zorundadır. Yani işçileri 10 saat çalıştırıp 6 saatlik ücret vermelidir ki kar edebilsin. Bunun yanı sıra kapitalistler kar oranını sürekli arttırmak durumundadır, bunun içinde örgütlenirler. Sermaye giderek yoğunlaşacak ve küçük girişimçiler piyasadan çekilecektir. Daralan kapitalist sınıf ile giderek kötüleşen sefaletten muzdarip ploterya arasında kutuplaşma olacak ve devrim gerçekleşecektir. 19.yüzyılda kapitalistler işçileri olağanüstü derecede uzun saatler boyunca çalışmaya zorlamıştır.
9) Her ne kadar Marksist teori sağlam ve mantıklı gözüksede, bugün az çok tüm ekonomistler Marx'ın teorisinin kusurlu olduğuna inanıyor. Popper, The Poverty of Historicism kitabında Marx'ın kilit kavramlarının yanlışlanamayacağını dolayısıyla bilimsel olmadığını söylemiştir. Bunun yanı sıra Popper, diyalektiliğin mistik ve doğrulanamaz bir saçmalık olduğunu düşünmüştü. Marx, 19.yüzyıldaki laissez-faire(let them do) kapitalizminin de devam edeceğini varsaymıştı. İki devasa sınıf olan sermaye ve emeğin ezip yok edeceğini düşündüğü orta sınıfın güç kazanacağını öngörememişti. Anonim şirketler sayesinde pek çok insan müşterek mülkiyet edinebildi, diğerleriyse yönetici olmuştur ve hissedarlar onlara yatırımlarının yönetsin diye ücret ödemektedir. Hissedarlarsa, Marx'ın beklediği gibi proletaryanın saflarına katılmak şöyle dursun, içinden çıktıkları sınıfa karşı kendilerini üstün hissetmişti. Sermayenin yoğunlaşması işçilerin "kolektifleşmesi"ne yol açar. Fakat, Marx'ın tahminin aksine işçiler kendi birliklerini, yani sendikalarını kurdurlar. Sendikalizmin amacı sistemi devirmek değil, ücretleri ve koşulları iyileştirmektir. Sosyal Demokrasi'nin "refah devleti"nin siyaset felsefi 20.yüzyılda güçlenmişti. Bu felsefinin merkezi özelliği, kapitalistlerin zararına olsa bile, sıradan insanların ekonomiyi iyileştirmek için ekonomiye müdahele etmesiydi. Böylece Marx'ın devletin yalnızca zenginlerin çıkarlarını kolladığı şeklindeki fikri hatalı çıkmıştı.