Felsefe yapmak, yalnızca felsefe tarihi ve düşünürlerin yaşam ve görüşlerini okumaktan geçmiyor. Bundan öte felsefe, düşünmenin imkânını yakalamak ve tam anlamıyla ‘hakikat sevgisine’ ulaşmak demektir. Felsefe, dünya ilişkilerini araştırır, insanın kosmostaki yerini ve varlığın temelini tespit eder. Bu amaçla kendine özgü bir kavramsal dil kullanmak zorundadır. Uzun bir geleneği olan ve kendi içinde sayısız göndermelere sahip bu dil özümsendiği takdirde ilkçağ düşünürlerinin sormuş olduğu o meşhur sorular anlam kazanır: “İnsan nedir?” “Hakikat Nedir? “Kendi varlığımın sırrına nasıl erişebilirim?”
Büyük soruları kendimize yöneltmeden önce tıpkı bir felsefe öğrencisinin yaptığı gibi önce klasik düşünürlere, Platon, Aristoteles, Hume, Spinoza, Kant, Hegel ve Descartes’a bakılmalıdır. İdeal bir felsefe eğitimi için, Mantık sayesinde düşünmenin ilkeleri, Metafizik sayesinde evrenle kurulan bütünlüklü ilişki, Ontoloji sayesinde varlığın temel yapısı bu düşünürler tarafından nasıl incelendiği görülecektir.
Bu küçük kitapta, derin bilgisini özlü anlatımıyla birleştiren Heinz Heimsoeth, sistematik bir biçimde felsefeye dair en temel disiplinleri ve kavramları izah etmektedir.
Heinz Heimsoeth (12 August 1886, Cologne – 10 September 1975, Cologne) was a German historian of philosophy.
Heimsoeth began his studies at Heidelberg in 1905, but soon transferred to Berlin, where he studied with Wilhelm Dilthey, Alois Riehl, and Ernst Cassirer. Due to his interest in Kant he transferred in 1907 to Marburg, where he studied with Hermann Cohen and Paul Natorp. He graduated in 1911 with a thesis on Descartes. After a year studying in Paris with Henri Bergson he was habilitated with a thesis on Leibniz.
After two years teaching at Marburg, he was appointed Professor at the University of Königsberg in 1923. In 1931 he transferred to a chair in philosophy at Cologne.
After the Nazi seizure of power in 1933 Heimsoeth himself joined the Nazi Party and was named Dean of his faculty, a position he held again in 1943/44. He became Professor Emeritus in 1954.
kitabı okumaya başlamadan önce birçok filozof hakkında -ve özellikle kant hakkında- bilgi sahibi olmakta fayda var. bu nedenle felsefe hakkında çok az bilgisi olan biri için iyi bir başlangıç kitabı olmayabilir. aynı anda hem bahsi geçen filozofları çalışıp hem de kitabı takip etme konusunda çok sıkıntı yaşadım ve bu nedenle bitirmem çoook uzun sürdü. bu uzun süreçte dönem dönem kitaptan kopmama neden oldu. kesinlikle bilgilerim oturduktan sonra tekrar okuyacağım bir kitap ve bana çok şey kattı. yalnızca başlangıç için okumak isteyenlere önermediğimi söylemem gerek.
not: aynı anda iki kitabı beraber okumak isteyenler için bochenski'nin "felsefece düşünmenin yolları" kitabıyla beraber okumalarını öneririm. iki kitap arasında bağlantı kurulacak birçok nokta var ve birbirlerini açıklama konusunda okura yardımcı oluyorlar.
einstein'in "bir konuyu 5 yaşındaki çocuğa anlatabilirseniz, o konuyu anlamışsınızdır" ölçütü bu kitap için pek de geçerli değil. 15 yaşında bir insana zor anlattığını söyleyebilirim. felsefeye giriş yapmak için yazılan eserler, felsefenin şahsımca en zor tarafıdır.
yine de olabildiğince basit, akıcı ve harika bir çeviri.
"Düşünsel yaratmaların hemen hemen her alanında, büyüklerin ya da sağlam bilgisi olanların yanında, 'dünya sırlarını' bir anda çözüverdiklerine inanan amatörler, çok dağınık ve perişan kafalılar vardır."
Kitap oldukça anlaşılır, zaten temel disiplinlerle alakalı olduğu için çok fazla okuması yorucu bir kitap da değil. Beni rahatsız eden şey ise kitapta deney yazılıp parantez içerisinde experiment falan diye belirtilmiş olması. Latince, Fransızca cümlelerin kullanılıp açıklanmasına alışkınım, bu zaten felsefe kitaplarında çok sık karşılaşılan bir durum, Türkçeye çevrilen kelimenin parantez içinde İngilizcesinin verilmesi çok anlamsız geldi bana. Bir de basit kelimelerin direkt İngilizcelerinin yer almasını çok manasız buldum açıkçası. Cümlede gerçek demek varken neden real yazma gereksinimi duyduğunuzu gerçekten merak ediyorum sayın çevirmen.