Jump to ratings and reviews
Rate this book

Tuhaf Bir Kıvılcım

Rate this book

152 pages, Paperback

2 people want to read

About the author

Melisa Parlak

11 books31 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1 (25%)
4 stars
2 (50%)
3 stars
0 (0%)
2 stars
1 (25%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 2 of 2 reviews
Profile Image for Mert.
Author 14 books82 followers
February 20, 2025
Puanım 4/5 (%80/100)

Kitabi derleyen Melisa Parlak ve Meltem Dağcı başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etmek lazım. Kaliteli bir antoloji olmasının yanı sıra çok özgün bir fikir ile bir araya gelmiş bir sürü güzel isim var. Özellikle Fahrenheit 451 kitabıyla sevdiğim ve tanıdıığım Ray Bradbury gerçekten çok hoş bir şekilde anılmış. Şimdi kısaca spoiler vermeden bütün hikayelerden ufak ufak bahsedeceğim. Ateş, yangın ve kül sözcüklerini odağına alan öyküler farklı farklı türlerde ve konularda yazılmış.

1)Hattuşa Yangını-Özlem Ertan: Benim de bir süredir takip ettiğim ve güzel işlere imza atan Özlem Ertan'ı görmek güzeldi. İsimsiz bir kadının Hattuşa yangını sonrası hayatta kalma mücadelesini anlatıyor diyebilirim. Kadının iç dünyasına girip onun hissettiği şeyler hissettirmiş yazar. Ateşin hem yok edici hem de yaratıcı gücüne odaklanmış. Sonu özellikle güzeldi. Hititler hakkında bilginiz varsa daha çok seversiniz, bilmiyorsanız bazı isimler kafanızı karıştırabilir.

2)Evrenin Ortasındaki Fener-Selim Erdoğan: Sparta kelimesini görünce beni hemen içine çeken bir öykü oldu. Bir piroman veya kundakçının yolculuğunu takip ediyoruz. Yazarın hayal gücü yüksek; Sparta, Korint, Delfi vb. Yunan tarihi ve mitolojisinden elementleri distopik bir şekilde anlatması ilginçti. Sadece kafamda çok soru işaretleri oluştu ama cevap alamadan öykü bitti. Bazı yerlerin biraz daha açık olmasını tercih ederdim.

3)Isınan İskeletler-Meltem Dağcı: YBKY 2024 Seçkisinde birlikte yer aldığımız yazar ve aynı zamanda bu kitabın editörü Meltem Dağcı'dan okuduğum ilk eser oldu. Fakat kendisinin adını farklı farklı yerlerde duymuştum. Bu öyküde de ateşin yok edici gücünü görüyoruz. Anlatıcı küller yağan soğuk ve oldukça garip distopik bir dünyada yol alıyor. Dans eden iskeletleri görmek hem komik hem ilginçti. Sonu biraz çabuk geldi diye düşünüyorum. Yer betimlemesi güzeldi dünyanın içindeymiş gibi hissettirdi, nefesim daraldı.

4)Alevlerin İçinden-Anıl Şahal: Roket'te bir öyküsünü okuyarak tanıştığım ve uzun süredir desteklerini esirgemeyen sevgili yazar dostumun öyküsünü çok beğendim. Eşini bir yangında kaybeden adamın onu ateşler içinde görmeye devam etmesini anlatıyor. Ateş ile anıların sıcaklığını birleştirmesi ve trajik bir olayın da bir yönden pozitif bir etki bırakması güzeldi. Keyifle okudum.

5)İki Dünya Arasında-Didem Kazan Sol: Diğerlerine göre biraz daha kısa ama etkileyici bir öyküydü. Temasal olarak Özlem Ertan'ın öyküsünü anımsattı. İki farklı topluluk ve onların inançlarını, yaşam stillerini ve geleneklerini güzel şekilde anlatmış yazar. Kurban eskiden her toplumda vardı ama herkes farklı şekilde kurban veriyordu. Toprağın kan değil kül istemesi güzel bir fikirdi. Çabuk okunan iyi bir öykü.

6)Tüm Soslar Döküldü-Onur Selamet: Tuhaf Bir Kıvılcım ismini çok güzel temsil eden bir öykü olmuş. Okuduğum en ilginç öykülerdendi (sadece bu kitap değil genel) ve bunu iyi anlamda söylüyorum. Öncelikle çok alışık olmadığımız bir bakış açısından anlatılması bence öyküyü etkili kılmış. Makarna ve sos derken absürt bir konudan gitmesi ama bir şekilde sonunu güzel bağlaması iyiydi. Diğerlerine göre biraz daha uzun bir öykü. Postmodern hissettirdi.

7)Kibritçi Kadın-Melisa Parlak: Daha önce Avunma Mekanizması kitabını ve öykülerini okuduğum sevgili Melisa Parlak da çok iyi bir öykü yazmış. Herkesin bildiği Kibritçi Kız masalının yetişkin versiyonu gibi hissettirdi. Gerilim ve gizemin de bol olduğu bir öyküydü ve sonuna bayıldım.

8)Cinlerin Evi-Mehmet Berk Yaltırık: Daha önce birkaç öyküsünü okudum yazarın. Bu da isminden anlaşılacağı gibi yine korku türünde. Zaten kendisi korku/gerilim türü için önemli bir isim. Bir nevi hayalet öyküsü diyebilirim, anadoluda geçmesi de güzeldi. Tek sorunum yangın, ateş, kül temasına pek uymuyor olmasıydı. Sadece en sonda biraz bahsedilmiş onun dışında o kısma pek değinilmemiş. Bundan bağımsız olarak iyi bir öykü.

9)Umay Ana-Meltem Vatan Demirci: Diğerlerine göre biraz daha kısa olan ama çok etkili bir öyküydü. Yazar Türk mitolojisini daha modern bir şekilde işlemiş diyebilirim. Üzücü ama sonundan dolayı umut da doluydu. Oldukça hoşuma gitti.

10)Ateş Bizi Çağırıyor-Ruhşen Doğan Nar: Sevgili yazar dostum ve Roket'in editörü Ruhşen yine çok iyi bir öykü yazmış. Trajikomik diyebileceğim ve ateş temasının başarılı şekilde işlendiği bir bilimkurgu öyküsü bu. Zaten yazar mizah ve bilimkurguyu çok iyi harmanlıyor, burada da onu başarmış. Gülümseten yerler oldu, birkaç kısım Değiştirilmiş Karbon'u da hatırlattı.

11)Karanlık Köşedeki Masa-Sibel Bozkurt: Daha önce bir öyküsünü okumuştum yazarın ve birkaç seçkide de birlikte bulunduk. Özellikle çizimleriyle bu tür için çabalayan birisi. Ateş ve yangını bir araç gibi kullanıp özgün bir korku öyküsü yazmış. Bir barda sürekli aynı köşede oturup içen adamdan başlıyoruz ve olay farklı yerlere evriliyor. Okuması keyifliydi.

12)Ateşleme Arızası-Aslıhan Kocabal: Öykünün başlarında tahmin ettiğim şeyin gerçekten doğru çıkmasına sevindim ve bir nevi ne olacağını bilsem de okumaya devam ettim. Mizahi bir tonla yazılmış fantastik/bilimkurgu bir öykü olmuş. Baştan sona keyifle okudum, Aslıhan Kocabal'ın yetenekli olduğunu da birçok kişi bilir zaten.

13)Eurydice'nin Gölgesi-Emre Bozkuş: Ruhşen gibi Emre ile de bir süredir dostluğumuz devam ediyor. ORM dergisi için de birçok kez farklı konularda konuşmuştuk. Bu öyküde de başlığıyla ilgimi çekti. Mitolojik/tarihi bir öykü olmuş ve ateş temasını güzel işlemiş. Severek okudum.

14)Böceklerin Tanrısı-Selin Arapkirli: Güzel başlayıp biten bir öykü oldu. Antoloji'de en hayal gücümü zorlayan öykülerdendi. Böceklerin tanrılaştığı insanların da böcekleştiği bir distopya var diyebiliriz. Ateş ve yangın temasının biraz arka planda kaldığını fark etsem de iyi bir öyküydü.

Bütün öykülerin kendisine özgü yanları vardı bu yüzden hepsinde beğendiğim yerler var, kötü diyebileceğim bir öykü yok sadece bazıları bana hem okur hem de yazar olarak daha iyi hitap ediyordu. Bu yüzden 14 öyküden özellikle kafamda yer edinenler şunlar oldu: Kibritçi Kadın-Melisa Parlak / Ateş Bizi Çağırıyor-Ruhşen Doğan Nar / Ateşleme Arızası-Aslıhan Kocabal. Emeği geçen herkesi tebrik ederim, muazzam bir antoloji olmuş.
Profile Image for Bleda Gençay Sönmez.
233 reviews6 followers
March 12, 2025
Edebiyat; bazen bir kıvılcım gibi yanar ve o alev, hakikati aydınlatırken karanlığı da içinde tüketir. Bu seçki, Fahrenheit 451’in yakıcı mirasına saygı duyarak, spekülatif kurgunun sınırlarını zorlayan öykülerle dolu. İnsan ruhunun derinliklerinden, mitlerin gölgesinde şekillenen fantastik dünyalara; uzayın bilinmez boşluğundan, korkunun titrek ışığında yankılanan kadim anlatılara kadar her öykü, zamanın ötesinde bir yankı bırakıyor. Ateşin içinden yükselen bu hikâyeler, sadece hayal gücünü değil düşünceyi de tutuşturacak.

1-Karanlık Köşedeki Masa (Sibel BOZKURT); Sıkıcı ve durağan başlayan korku gerilim öyküsünde kırılma noktası Gamze'nin terk edilen apartman dairesinde kemikleri ve dağ gibi biriken kadın kıyafetleri görmesidir. Öyküde uzaylının, kadınları tavlayıp neden onları yediğine dair bir konuşma olsaydı ağızları açık bırakacak bir öykü sonu okurduk.

2-Alevlerin İçinden (Anıl ŞAHAL); Polisiye ve psikolojik gerilim türlerinin uyum içinde dans ettiği olay öyküsünde vicdan azabının vücut bulmuş haliydi. Öyküde yangında eşini kaybeden karakterin bu durumu sindirmeyince onda vicdan azabı oluşturdu. Aslında o anda eşinin yanında olsaydı onunla birlikte kurtulacağına inanıyordu. Karakterin öyküsü polisi o kadar etkilemiş ki her şeyi kül eden ateşin huzurun yeri olduğunu görüyor. Öykü kimi okurlarda ateşle ilgili anıları canlandırıyor.

3-Isınan İskeletler (Meltem DAĞCI); Hristiyan yerli bilimkurgu öyküsünde bilimkurgu emareleri yanında korku ve komedi unsurları bir arada uyum içinde kelimeler dans ederek okurların yüzünde hafif tebessüm yaratıyor. Öyküdeki anlatılanlar, Dünya ekstremlerine ayak uydurmadığı için düş güçlerimizle öykünün insanların koloniler kurduğu gezegenlerden biri olan ÖRTSÜLDE adlı yanan iskeletlerin ve kül yağmurların hakim olduğu gezegende geçiyor kurgu. Hristiyan Türkler'in halk bilimininde Helenizm ve Slavizm izleri olduğu için silahlar ve zırhlar üreten ateşler tanrısı Hefaist'in öyküde geçiyor.

4-Hattuşa Yangını (Özlem ERTAN); Antik Çağ gerilim öyküsünde Hititlerin çarpık yaşantısında kadınların birbirine gizliden gizliye diş geçirmenin sonucu; Hitit devletinin başkenti Hattuşa'nın yakılmasıdır. Öyküde o dönemde geçen kurguda Hititli cariye, ülkenin adını Hitit olarak diyor. Bildiğimiz kadarıyla Hititler kendilerine Neşalılar demiş. Antik Çağ mitolojisiyle ilgilenen kalemimiz, politeist bir şekilde düşünüp yazması takdir-i şayanlara layıktır. Öyküde verilen mesaj; büyü yani bedduanın iki başlı yılan olduğunu bilerek beddua etme yada büyü yapma konusunda daha detaylı düşünmemizi vurguluyor yoksa hırslarımızın kurbanı olacağız.

5-Ateşleme Arızası (Aslıhan KOCABAL); Psikolojik Gerilim öyküsünde öykünün büyüsünü bozan hatta öyküyü komple çürüten Prometheus'a bağlanma kısmıdır. Öyküde ateşin yoklaması karşısında ulusumuzun mizahi bakışına dair izlerin hüküm sürerken öykünün ortasında Prometheus kavramı kullanılması çatışmayı ön plana çıkardı. Prometheus yerine başkarakterin gördüğün karabasan olarak öyküyü sonlandırılsaydı seçkinin en güzel öyküsü olabilirdi.

6-Umay Ana (Meltem VATAN DEMİRCİ); Reklamın iyisi kötüsü önemli değildir. Önemli olan ele alınan mit sayesinde o kültürün mitolojisini ufak olarak tanıtılmasıdır. Öyküde doğurganlık ve bereket tanrıçamız olan Umay Ana'nın ormanda ormanı ve yeni bebeklerin koruyucusu olarak karşımıza çıkıyor. Umay Ana'nın çerçevesindekilerin adları Türkçe olmalıdır çünkü Türk mitolojisine ait bir karakterdir. Öyküdeki yeni bebeklerin döl eşlerini detaylı anlatılıp bunları bir tohumla toprağa neden gömüldüğüne dair bilgiler verilmelidir. Öykünün sonunda Zilan'ın kızı üzerinde aşırı derecede bilinçaltı mesajı veriyor. Her doğulu Kürt gören zihniyetin Umay Ana'yı çaldığını görüyoruz.

7-Cinlerin Evi (Mehmet Berk YALTIRIK); Osmanlı korku gerilim öykülerinden biri olan bu öyküde korku gerilim edebiyatımızın vazgeçilmez teması olan cinlerin musallat olduğu ev bölgesi, köy halkı tarafında hep merak konusu oldu. Öykünün en merak edilen konusu ise kocanın öldüren Emine'nin birden ortaklıkta kaybolmasıdır. Yazar, bu konuyu detaylı kurgulayabilseydi cinlerin neden insanlara musallat olduğunu az çok tahmin ederdik. Öykünün bazı yerlerinde sıkıcılık ve durağanlık hakim olurken yer yer akıcılık, sürükleyicilik ve merak uyandırıcılık izleri görebiliyoruz. Cin teması dışında başka korku gerilim öyküleri de yazılmalıdır.

8-Kibritçi Kadın (Melisa PARLAK); Bir Cermen Masalı olan Kibritçi Kız, bu sefer karşımızda boyutlar arası geçiş yapabilen kahraman olarak karşımıza çıkıyor. Zor durumda olan kızın yardımına koşuyor. Öykünün durağan yapısına rağmen verdiği mesajla hak ettiği değeri kazanacağı bellidir. Öykü bizlere masalın perde arkasına bir gönderme yapıyor.

10-Böceklerin Tanrısı (Selin ARAPKİRLİ); Didaktik anlatımın ön planda olduğu ve bilimkurgu-düşsel kurgunun uyumu içinde bir araya geldiği öyküde iki temel çatışma var?; Tanrı mı Tanrılar mı? ve doğayla uyyum ve vandalizm. Öykünün dinamiklerine göre Eron adı uygun olup olmadığı tartışıladursun. Öykünün en etkili kısmı Eron dönemidir. Bu belgesel tadında öyküde böcekleri biyolojik silah olarak kullanılmasıdır. İlahi dinleri tiye alan enerji his ediliyor.

11-Evrenin Ortasındaki Fener (Selim ERDOĞAN); Okurlarda öykünün adı, nötron yıldızları konu alan bir bilimkurgu öyküsü algısı yaratıyor çünkü nötron yıldızlar, karanlığı delen yıldızlar olduğu için fenere benzetiliyor. Öyküde ise Dünya'nın Venüs gibi bir gezegene dönüşürken insanların yer altılarına inip teraryum gibi kentler kurduğunu vurguluyor. Öyküdeki didaktik anlatımın ağır basmasından dolayı kentlerin bağlı olduğu fenerlerin ne işlev taşıdığını anlamak zorlaştırıyor. Didaktik anlatımda aşırıya kaçırılırsa kurmaca metinler, sıkıcı ve durağan bir yapıya dönüştürüyor. İnsanoğlu, kıyamet kopmadan önce böyle bir distopyayı yaşar mı bilinmez. Benim gibi okurlarda bu sorunun yanıtı belli iken diğer okurların nezdinde nasıl bir yanıtla karşılık bulunduğu bilinmez.

13-Tüm Soslar Döküldü (Onur SELAMET); Seçkinin en vasat öyküsüdür. Anlatılardan yola çıkınca uzaylıların gezegenimizin istila etmesinden sonra geçen bir dönemde geçiyor kurgu. Uzaylılar temas olmadığından dolayı onları kendi kültürün çevresinde yorumlamalısınız. Ayrıca öyküye dönersek müzenin önemini anlatmak yerine ne istediğini bilmeyecek edasında kurgu yazılırsa benim gibi okurların nezdinde vasat öykü olarak değerlendirilir.

14-İki Dünya Arasında (Didem KAZAN SOL); İnsanlar arasına karışan uzaylı üzerinde göksel dini kötülemeye ve insanların bu inanç sistemiyle ömürlerini harcadığını vurgulamaya çalışıyordu. Gerçek dinin Hinduizm benzer gibi dinlere inandığını anlatıyor. Göksel dine inanmasan da bir gerçek asla unutulmazdır. Kutsal kitabımızda tüm evren, Tanrı'ya secde ettiğinden bahseder. İnançlı okurlar için bu öykü, ilgi çekmez ve okumaya değer olmadığını bilirler.

Korku, bilimkurgu ve mitoloji gibi türleri harmanlayan geniş bir yelpazeye sahip olan seçkideki bazı öyküler, sürükleyici anlatımı ve derin kurgusuyla okuru içine çekerken bazıları durağan yapısı veya didaktik anlatımıyla etkisini zayıflatıyor. Mitolojik ve dini göndermeler, türüne göre başarılı kullanılsa da yer yer anlatının önüne geçerek hikâyelerin bütünlüğünü zedeliyor. Buna rağmen, seçki farklı anlatım teknikleri ve özgün fikirleriyle türler arası geçişlerden hoşlanan okurlar için ilgi çekici olabilir. Özellikle mistik, gerilim ve tarihi unsurların birleştiği anlatılar, hayal gücünü tetikleyen güçlü bir atmosfer sunuyor. Ancak tutarlı bir kurgu ve derin karakter analizleri bekleyen okurlar için bazı metinler tatmin edici olmayabilir. Sonuç olarak mitoloji, gerilim ve bilimkurgu tutkunları için keyifli keşifler sunan, ancak her okurun beklentisine hitap etmeyen bir seçkidir.

Not: Bu incelemeyi okuduğunuzda "Eurydice’nin Gölgesi" öyküsüne yorum yazmadığımı fark ettiniz. Sevdiğim kalem "Afşin Kum"un konuk olduğu canlı yayında centilmenlik kisvesi altında kasıtlı olarak yorum ve sorumu okunmayarak kasıtlı olarak dışlandım. Ben de empati kurulması için bilerek kısmen beğendiğim öykümü yorumlamadım. Zerre kadar pişman değilim…
Displaying 1 - 2 of 2 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.