201pages. poche. broché. Suite de La plus Belle histoire du monde où Yves Coppens et Hubert Reeves contaient l'histoire de la matière, La Plus Belle Histoire de l'homme est son pendant dans le domaine de l'humain. L'intelligence y remplace les particules pour fabriquer cette fois du pouvoir, du social, des servitudes aussi. Les auteurs ont construit une fresque, partant d'un groupe de chasseurs primitifs pour aboutir au village global. En abandonnant la chasse pour l'agriculture, les hommes inventent la société et génèrent des rapports de puissance. L'humanité s'affirme en dépassant le groupe de chasseurs. Elle se constitue enfin en groupes plus vastes, au-delà du cercle familial, atteignant une masse assez forte pour brasser les lignages, identifier des peuples, unifier l'espèce. On s'abandonne à ce récit avec fascination. Cette histoire a de quoi nous séduire, il est vrai : c'est la nôtre. -Frédéric J.
Kitap, insanın tarihine doğru güzel bir yolculuğa çıkarıyor okuyucusunu. Yeni bir şey öğrenmekten keyif alanların ve hali hazırda var olan bilgisine ekleme yapmak isteyeceklerin sevebileceği türden bir kitap olmuş.
Çağdaş bir symposion... Platon'un kulakları çınlasın... Su gibi bilgi akıyor masada. Haliyle, okuyana da sarhoş olmak düşüyor...
" - Mağaralardan söz edelim biraz. Bu mağaraların en güzeli, en ünlüsü Lascaux'nun 1940 yılında keşfinden sonra, yüzyılın son senelerinde işte, -25,000 ile -17,000 yılları arasında yapılmış muhteşem boyanmış hayvan resimleri ile Casiss'in küçük koylarının altında uyuyan Cosquer su altı mağarası, arkasından da -31,000 yıllık yaşıyla, resimlerle süslenmiş mağaraların en eskisi Chauvet...
- Bu kadar uzak dönemler hakkında nasıl kesin konuşabiliyorsunuz?
-Kuşkusuz eskiden beri kullanılagelen yöntemler var. Örneğin hayvan ve bitki kalıntılarını incelemeye imkan veren radyo-karbon yöntemi. Her canlı organizmanın radyoaktif karbonu, bildiğimiz sabit bir hızla parçalanır:5568 yılda kitlesinin yarısını kaybeder. Bu kaybı hesaplıyor ve böylece geçmiş olan zamanı ölçüyoruz. Hiç kuşku yok ki, ne kadar eskiyse radyoaktif karbon o kadar azalıyor ve tarihlerin kesinliği de o derece azalıyor. Mağaralar konusunda tüm bilim kolları imdada yetişiyor ve her şey bize bir şey söylemeye başlıyor.
-Örneğin?
-Ateş kalıntıları, fırça olarak kullanılmış bir çalı. En küçük bir çizgi, en küçük bir nokta bile not ediliyor. Bir verinin, silinmiş, aşınmış olup olmadığını saptamak için cidarların, duvarların durumu inceleniyor. Bir bizon başı mı eksik? Aşınmayı hesaba katabilmek için yeraltı klimatolojisi uzmanlarına başvuruluyor ve bir çizginin gözükmeyen ucunu bulup ortaya çıkarmak için enfrarujlu ya da ultraviyole ışınlı fotoğraflar çekiliyor... Özenle çözümlenen pigmentlerin bizzat kendilerine kadar. Bugün bir çözümleme yapabilmek için bir resimden, onu bozmadan, bir toplu iğne başından daha küçük bir örnek almak yeterlidir. Bir tarih saptama için bir miligramdan fazla odun kömürü gerekmemektedir artık. Bunu, fizikçilerin son derece dakik tarihler veren, parçacık hızlandırıcılarını kullanarak yapıyoruz. Bundan yirmi beş yıl önce 5000 kere daha büyük bir örneğe ihtiyacımız vardı. Gelecekte, belki de, Andre Langaney 'in sözünü ettiği fosil DNA' sı da bulunabilecektir.
-Ama bunun neresi mağaraları ilgilendirir ki?
-Bir sanatçının yaptığı renkli resmin üzerine tükürdüğünü varsayalım,böylece o oraya kendi hücrelerinden bir miktar bırakmış olur. Eğer onu ortaya çıkarabilirsek, bu şaşkınlık verici bir şey olur... "
Interesante trato a la historia del homosapiens, pasando desde sus origines primigenios, junto con el desarrollo de su cultura, el origen de las concepciones modernas de jerarquías sociales, el modo de vida del ser humano desde sus orígenes, el desarrollo de su cultura y sobre cómo el ser humano junto con sus características físicas no constituyen una evolución per sé, un rebate a las teorías racistas desde la óptica y argumentos científicos.
3 estrellas de 5 porque personalmente no me generó especial encanto y porque la manera en que está escrito tampoco, pero no es malo ni mucho menos.
Bu seriyi seviyorum, sıkmadan bunaltmadan genele hitap eden bilgiler veriyor. Elimde bir kaç tane daha var ve hala almak istediğim de bir kaç kitap var. Ara ara kurgudan sıkıldıkça okurum.
Üç palamut, iki yaban eriği toplamakla yetineceğimiz yerde, buğday hasat ederek yiyecek rezervleri yaptık. Tarımsal, kentsel devrimlerin temsil ettiği umut aleyhimize döndü. Sanırım insanlık galibiyete ulaştı ama kendi zaferinin kurbanı oldu...
3. bölüm gerçekten bağ kurabildiğim tek bölüm oldu. Genel olarak ilk iki bölüm çok beklediğim gibi değildi. Mesela evcilleştirilen ilk hayvan olarak 2. bölümün kısımlarından birinde koyun ve onu takriben öküz deniyordu fakat bunu üstüne basa basa köpek olarak öğrendim... Ardından kısa bir araştırma yapınca köpeğin doğru olduğunu gördüğüm. Biliminsanlarının bazı teorileri var, biraz bunlar dayatılmış gibiydi... Yine de basıma hazırlayanların eline sağlık.
Kitap 3 'perde' ye ayrılmış. İlk 2 bölüm tarih öncesi donemleri anlatırken son bölümde insanın doğa ve sonrasında kendi türü üzerinde elde ettiği hakimiyet konu alınıyor. Sonsöz ise insanlık tarihi üzerine öznel ve genel bir değerlendirme gibi olmuş. Kitap soru cevap şeklinde ilerlediği için kısa sürede okunabilir. Merak edilen konular hakkında genel bilgi sahibi olmak için aynı yayınevinin 'En Güzel Tarihi' serisine göz atılabilir.
Metroda okumak için başladım, sonunda bitirebildim.
Oldukça verimli, yüzeysel olarak İnsanın ilk çıkşıından kabileden devlet sürecine doğru ilerlerken yaşadığı değişimi anlatıyor. Avcı-toplayıcılıktan yerleşik hayata geçecen çiftci olmasına, mağaralarda başlayan sanat tutukusundan insanları bir ideal uğruna boyun erdirecek hırslara ulaşmasını çok iyi anlatıyor. Mutlaka kendimizi ve yaşadığımız uygarlığı anlamlandırmak için bu tür eserleri okumak gerekir.
Sapiens’i okumadan önce altlık olarak okunması gereken kitap. Soru cevap metodu anlatımı bölmeyen bir akış sağlamış. Özellikle ikinci bölümdeki ilk insan-sanat bağlamını çok beğendim. Okudukça bahsi geçen mağaraları da eşzamanlı araştırmanızı öneririm.
Eski çağlar ve insanlari anlamak için giriş niteliğinde bir kitap. İlk kez bu tarz bilgiler edinecekler için harika olabilir. Daha çok araştırmak için heveslendirir de. Cilalı Taş Devri'nden Hakan.
“En Güzel Tarihi” serisinden çok severek okuduğum ikinci kitap oldu. İnsanın yeryüzündeki tarihine dair aydınlatıcı ve yeni araştırmalar için ufuk açıcı bir etkisi oldu bende.
Kitap temelde üç bölüme ayrılmış: Alanın fethi, Hayal aleminin fethi, Erkin fethi. Soru cevap şeklinde ilerliyor.
En keyif aldığım kısım sanatın, kutsalın, dinin ve sembolizmin ortaya çıkışının anlatıldığı "hayal aleminin fethi" bölümü oldu. İlk insanlardaki soyut düşünce ürünlerini izlemeyi ve üzerine spekülasyon yapmayı çok seviyorum. "Erkin fethi" bölümü ise benim için özellikle sıkıcıydı.
Evrenin ve yaşamın nedenlerine, daha sonra da kuantuma olan ilgimin doğmasını sağlayan güzel kitap. Yanılmıyorsam bu diziye ait 8 kitap vardı. Dünyanın En Güzel Tarihi de okuduğum bir diğeri.