Kitap yaklaşık son 100 sayfaya kadar çok güzeldi. Ama Defne'nin intiharı ve sonrasında tekrar hapse mahkum edilmeleri ile başlayan olaylar maalesef olmamış. 1000 küsür sayfa boyunca özgürlük de özgürlük dediler ve ana karakterlerin ikisi de özgür olamadan öldü. Evet Tugay da dahil. O da intihara mahkum edildi çünkü.
Eftalya asıldıktan bir iki dakika sonra onları kurtarmaya geldiler ya mesela orada kotu senaryoya bağladı. 2 dakika daha fazladan oyalayabilselerdi Umutla ekibini, ölmeyecekti Eftayla gibi bir algı oluştu.
Finalde ağlamadım, sadece çok sinirlendim yazara. Sırf kötü son yazmak için kötü son yazmış. Özellikle Tugay'in intihariyla intihar övücülüğü gibi bir şey yapmış. Çünkü Tugay tüm kitap boyunca sevdiği kadına karşı tek bir yanlış hareketi olmayan tamamen green flag dediğimiz, doğrular uğruna savaşan küfür ettiğinde bile özür dileyen(!) biriyken, sevdiğini kaybedince yapması gereken intiharmis gibi gosterildi ve bu özgürlük adı altında yapıldı. Kitaplarda karakterlerin intiharı ile ilgili bir sıkıntım yok ama Tugay intihar etmemesi gereken bir karakterdi özellikle Özgürlük oldugunu dusunerek.
Ben 25+ biri olsamda kitabın okuyucu kitlesinin yaş ortalaması 17-18dir diye tahmin ediyorum. Gençlere intiharın özgürlük diye gösterilmesinin de yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden bu puanı veriyorum.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Bir yerde okudum kim söyledi bilmiyorum ama bu kitabı tanımlayacak daha güzel bir söz yoktu o yüzden yazıyorum. " Sonunda ikisi de özgür kaldı ama biz mahkûm olduk..."
yıl 2022 aylardan aralık. bir gece yarısı bu seri karşıma çıktı ve okumaya başladım. okudukça içimde bastırdığım tüm duygular ortaya çıktı. önce konusuna sonra karakterlere aşık oldum, yıllar sonra kendimi bir kurguyla bağdaştırdım ve unhealthy obsession’ım haline getirdim. yıl 2025 aylardan şubat ve bu seriye ve karakterlere veda ettim (hala edemedim) bi noktada kişiliğimi öyle bir etkilediler ki önce içsel hesaplaşmalar yaşamama sebep oldular sonra da kendimde güç bulmamda ve her şeye rağmen hayata ve kendime inanmama sebep oldular. teşekkür ederim her şey için.
Duygusal kısmı bi kenara bırakıp yorumlamam gerekirse ilk kitabın yeri benim için apayrı. Yapısal olarak da kurgusal olarak da bambaşka güzellikte. İkinci kitap (ve teknik olarak üçüncü kitap) bence biraz fazla twist ama yavan ilerliyor. Yine de aşık olduğum kısımları da var hatta 11. Bölüm en eğlendiğim bölümdü. Kesinlikle bu evrende ve karakterlerle daha çok vakit geçirmek isterdim çünkü gerçekten benim arkadaş grubum gibi bir şeye dönüştüler ama bir noktadan sonra ilk kitabın verdiği o adalet ve zihniyet savaşı ideoloji çatışmasından ziyade kişi bazlıya dönüştüğü için biraz beni uzaklaştırdı. İlk kitabın beni bu kadar bağlamasının sebebi de aslında buydu hem Eftalya’nın kendi içindeki sorgulama ve arayış yolculuğu hem de hem içindeki hem de toplumdaki savaşın krallık üzerinden bir ideolojiye karşı olmasıydı. Bu ikinci kitapta bu şekilde hissettirmedi.
YİNE DE SON 3 BÖLÜM AĞLAMAKTAN OKUYAMADIM. Hıçkırıklarımdan, gözlerimin dolmasından ve tıkanan burnum sebebiyle nefes alamadığımdan sürekli bi durup sakinleşmem gerekti. Aslı’nın kalemini seversiniz sevmezsiniz buna bir şey demem ama HİÇKİMSE bu kadına duyguları yazıya dökemiyor, okuyucuya geçiremiyor diyemez. MAHVOLDUM ya resmen paramparça oldum.
Eğer buraya kadar okuduysan Aslı’cım, ellerine sağlık. Sana, kalemine ve yüreğine teşekkür ederim. Kişisel olarak bana neler kattığını daha doğrusu içimde ve geleceğimde netleştirdiğim şeyleri tahmin bile edemezsin. Hala ara ara ilk kitabı açar altını çizdiklerimi okurum.
Unutmadan; imkansızlıklar da imkan dahilindedir ve vardır bir nedeni, vardır bir izi ve vardır bir lekesi :)
birlikte öleceklerine dair spoiler yediğimi zannedip sonunu da onun rahatlığıyla okurken eftalya’nın idam sahnesini okumanın bana nasıl çok etkisi yarattığını anlatamam. kitabı sabaha karşı bitirdim ama şoktan gelip review bile yazamadım. tugay teslim olduktan sonra ve hücre sahnelerini okumaya başladığımda tamam dedim bu gece bu kitabı bitiriyorum. bence eftalya’nın ve tugay’ın hücredeki sahneleri çok başarılı yazılmıştı. ÇOK ÜZÜLDÜM HER ŞEYE. eftalya’nın “bu şekilde ölmek istemiyorum” dediği kısımlarda ve tugay’ın uçaktaki 5 dakikasında içim ezildi resmen. bence okuyucuyu 900 küsür sayfa boyunca bir kitapta tutmak zor. hatta ilk kitapla birleştirirsek bu sayı 1.600 küsürlere geliyor. ki okuyucuyu seride tutmak daha zor bence. bu da en iyi, karakterlerin birbirleriyle ördüğü bağlarla sağlanır o da yapılmış zaten. bütün karakterlerin sonlarından da memnunum ben açıkçası. giray, gamze, marco, sinan ve nida’nın bundan sonra ne yaptığını bilmemek, biliyor olmaktan daha iyi geldi bana. istediğim yerde tutabilirim böylece. ama bu kitabın zaman zaman baymalarını da göz ardı edemedim. üzdü mü? üzdü. ama konu üzüp üzmemesi değil, bu zaten mutlu bir kitap değil o yüzden bazı sahnelerin okuyucuyu üzmek için yazıldığı bağırmasa da olurdu. ayrıca ilk kitaptaki evren anlatımının eksikliği burda da sürmüş bana göre. karakterlerin bulundukları konumlar haricindeki yerler ve karakterler birkaç haber cümlesiyle geçiştirildi hep. ilk kitapta da böyle bir eksiklik vardı. bunlar haricinde memnunum sanırım.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Birinci kitapta hissettiğim bazı duyguları -ya da samimiyeti belki- bu kitapta hissedemedim. Tugay'ın mahkûm olduğu anları okumak benim için daha zevkliydi bu yüzden ilk başta çok zevk alamadım. Ama sonra yine ilk kitapta olduğu gibi olaylar bir anda kitaba giriş yaptı ve çok hızlı okumaya başladım. Yazım dili gene çok güzeldi, zaten o konuda hiçbir sıkıntım yok.
Kitabın sonu çoğu okuru hayal kırıklığına uğrattığı gibi beni de hayal kırıklığına uğratmadı değil. Çünkü 24. Bölümün sonunda çok büyük bir mantık hatası vardı bence, o kısmı çok saçma buldum. Tüm bunların dışında da işin sonunda zaten Tugay ve Eftalya'nın yargılanacağını biliyorduk bu yüzden kitabın sonu bir yandan da mantıklı gelmiyor değil, ama bence kesinlikle böyle olmamalıydı. Daha farklı bir son yazılabilirdi. Karakterlerle çok sıkı bağ kurduğum için demiyorum, gerçekten o mantık hatası tüm sonun niteliğini değiştirdi. Bu beni çok fazla etkilemedi çünkü bir kitabı asla sonuna göre değerlendirmem bu aptallık olur. İki kitap boyunca da çok fazla şey yaşandı ve benim için önemli olan; o yaşanan şeyler, benim öğrendiklerim, belki bana çok şey katan o cümleler... ve dediğim gibi, bir kitabın sonundan tatmin olamadığım için asla puan kırmam ve kitap benim için en başından zaten beş yıldızdı.
This entire review has been hidden because of spoilers.
4,5⭐️ Cooook uzun bir kitaptı. Baya da uzun zamanda okudum zaten. Beyaz lekeyi daha wattpadde yazılırken okumaya başlamıstım o yuzden bende yeri ayri. Onlara veda etmek biraz uzdu🥲 Ama cogunlugun aksine hönkürerek ağlamadim arada gözlerim doldu yalan söylemiyim. Yani evet guzeldi ama 1. Kitabın daha ayrı bir havasi vardı.
öncelikle hem güldüren hem ağlatan dolu dolu bir kitaptı ama o kadar uzundu ki ve bu maalesef bayıyordu. iki yüz elli sayfasını falan wattyden okumuştum, geri kalanı benim için yeniydi ama tüm önemli noktaların spoilerlarını yediğim için asla tat vermedi o kısımlar. Ve ben haini gerçekten seviyordum, gerçekten yaa kalbimi o kadar kırdı ki.. Ve Defne en başından beri demiştim, sebepleri ne olursa olsun zerre desteklemiyorum, sonda da tüm başımıza gelenler onun yüzünden oldu zaten.. Lenayla, Giray ben sizi gelecekte oluyorsunuz diye varsaymak istiyorum ya. Gamzeyle Marco harcandınız. Ben bu kitapta Sinan'ı çok fazla sevdim ve Gamzeyle de yakıştırdım gerçekten ama Marcom yaa.. Ve Eftal'in ölümü o kadar zorlamaydı ki, bakın gerçekten kötü son severim ama cuk diye kurguya oturuyorsa ama bu o kadar saçmaydı ki. Esir tutuldukları yer Ada Hapishanesi, güya bu bilgiyi BL'ye veren de X. Ya zaten spesifik bakmanız gereken üç beş tane yer var, on gündür X söyleyince mi aklınıza geliyor ana hapishane, bu ne derece bir saçmalıktır yani. Hadi öyle oldu diyelim içeri girdikleri anda Eftal'in sandalyesi itiliyor, idam ediliyor, ya hiçbiriniz mi yetişemedi? Özgürlük özgürlük denilen bir kitap asla bu şekilde bitmemeliydi, ha bite de bilirdi ama bu şekilde zoraki değil. Onun dışında şu kasanın yerini nasıl buldun, kasada X'le ilgili ne vardı? Ben onu da TDÇ'nin öyle tahmin ettiğini X'in de sessiz kaldığını, aslında Krallıkla ilgili belgeler yüzünden kasayı aradığını falan düşünüyorum. Belgeler demişken Krallık belgelerini yayıp da direkt sistemi çökertmek yerine kendine eğlence arayan TDÇ'ye de selam olsun. Yaysaydı ölürdü, mahkumdu falan filan. İçeri tıkmasaydı kendini de öyle yaysaydı o zaman. Kasanın yerini de Marco falan biliyordur kesin, çünkü şifresi gibi birçok konuyu biliyor. Ama kesin böyle mi hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Marco'nun yüzündeki yara TDÇ'ye güven yüzünden olmuş, ben o sahneyi de okumak isterdim. Ayrıca X başkan ama Ufuk'un emrinin altında, bu nerenin saçmalığı cidden?? Şaka gibi olaylardı cidden. Her şeye rağmen iyi ki vardılar ama, tüm yan karakterleriyle benim çok sevdiğim bir evren, sadece mantığıma oturmayınca sinir oluyorum.. Omar'ım ve Helen'im ve Javier'im ve Red'im daha fazla sahneniz olmalıydı. Özellikle Omar kanayan yaramsın.. Onun dışında TDÇ'nin her yere koyduğu şu şifrenin anlamı ne onu da öğrenmedik, Ufuk nasıl bu kadar şeyi biliyordu, özellikle Marco'nun olayını,onu da öğrenmedik. Biz cidden hiçbir şey öğrenmemişiz ya! Onu bunu bırakın bin küsür sayfalık kitapta çocuğum bir sarma bile yiyemedi yaa.. Asıl komik olan da hain bunca zaman aralarındaydı ama direkt çökmediler örgütün başına, bir hain var öğrendiler ama kaç sayfadır gerekli bir tedbir bile koymadılar bu nece bir saçmalıktır?
This entire review has been hidden because of spoilers.
ÖNCELİKLE BU KİTABI OLUMLU-OLUMSUZ HER YÖNDEN ELEŞTİRDİĞİMİ SÖYLEMELİYİM. Bence kitap üslubu ve içeriği bakımından gayet güzeldi. Hatta 2026 ya girecek olmamıza rağmen düzenli olarak kitap okuyan biri olarak daha önce hiç bu kadar değişik ve merak uyandırıcı bir konuyu ele alan bir kitap görmemiştim. Bu yönünden bence gayet güzeldi. Aslı'yı zaten seviyorum. Benim neticemde mükemmel bir yazar kendisi ama maalesef ki bu kitapta bir duygu hissedemedim. Mesela sokak nöbetçileri kitabında o kadar yüklü duygular içerisindeydim ki ondan sonra bu seriyi okuyunca ufak çaplı bir hüsrana uğradım. İşin içinde savaş var. Anlıyorum. Tabiki de bağlar çok ön planda tutulmaz ama ben en azından Sinan, Eftalya arasında bir dostluk bağını en yüksekten hissetmek isterdim. Tabiki birbirleri için onca şey yaptılar ama nedense bana bir dostluk duygusunu iletemedi. Bunlarda pek fazla oyalanmak istemiyorum çünkü dediğim gibi, kitabın konusu savaş ve aşk. Ben Tugay ve Eftalya arasında ki aşkı hissedebilmişsem ve savaşıda en derinine kadar görebilmişsem olay tamamdır zaten. Şimdi bahsetmek istediğim şey insanların finale olan nefreti. Ben buna asla katılmıyorum. Bence yapabilecekleri en doğru finallerden birini yapmışlar. Zaten istemeseler bile bu kadar masum canı hayatından etmişlerken kendi hayatlarınında mutlu mesut devam edebileceğini hatta çocukları olacaklarını dahi düşünen var. Kitap iki ihtimalle bitecekti. Ya yazarımızın yaptığı son. Ya da Tugay ve Eftalya'nın birlikte intihar etmesi. Yani ya köyü ya da iyi son çünkü olabilecek en mutlu son ikisinin aynı anda ölme ihtimaliydi. Bir puan kırmamın sebebi yine bana göre Tugay'ın kolunun kesildiği esnada neredeyse hiç tepki vermemesi tarzı sahneler ama yine de yazarımız kitabı büyük bir işçilikle yazmış. Sadece belki biraz daha az mükemmelliyetleştirme olabilirdi. Çünkü Tugay gerçektende tam anlamıyla kusursuz yaratılmış gibi bir şey. Her neyse ben herkesin fikrine saygı duymakla beraber kendi fikrimden ibaret olan bir sözü sizlere iletmek istiyorum. ÖZGÜRLÜK DEMEK YAŞAMAK, BU DÜNYADA SOMUT OLARAK VAR OLMAK DEĞİLDİR. ÖZGÜRLÜK DEMEK KALPLERİMİZİN ÖZGÜR KALMASIDIR.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Kitap bitti ve ben bir kalp hiç yaşamadan bu kadar acıyı hissedebilir mi böyle canı yanar mı insanın diye düşündüm ama oluyormuş demekki bazı yazarlar bazı kitaplar öyle derinden öyle gerçek ki paramparça edermiş insanı çok iyi anladım şimdi kitabı bitirince paramparça oldum çünkü acıları öyle çok öyle acımasız ki mahvetti beni. Bana en son bu kadar derinden hissettiren bir diziydi “This is Us” o dizide benden kendi hayatımdan çok parçalar vardı o yüzden onların acıları beni mahvederdi her bölüm şimdi bu kitabı bitirirken de aynı derin hislerle doluydum ama karakterler olaylar hiçbiri aslında benim hayatımdan değil hatta çok uzak ama işte öyle güzel ki öyle güzel yazılmış ki onların aşklarını dostluklarını aile oluşlarını tam kalbimde hissettim. Sonra da paramparça oldum. İlk defa bu kadar acı veren bir kitap okudum sanırım her karakteri her olayıyla bir şekilde yazar acı çektirmeyi başardı gibi hissediyorum hatta bu kitapta ortalarındayken bunu sinir bozucu bulmuştum ilk kitabın hissettirdikleri gibi olmaz biliyordum ama genede daha iyi daha sağlam bir hikaye akışı beklemiştim onun yerine daha fazla acı daha fazla dram buldum bunu sevmediğimi hatta bu yüzden daha az puan vermeyi düşünürken kitabın sonu beni öyle bir hale getirdi ki okuduklarımdan çok etkilendim Tugay ve Eftalya bir gün iki kitabı da satın alabilmek ve ikisinin her sözünün altını çizebilmek istiyorum her cümlelerinde bir güzellik vardı ilk andan son anlarına kadar aşkları çok derindi çok güzeldi nasıl oldu bilmiyorum ama öyle iyi anladım ki onları savaşlarını da ölümlerini de çok iyi anladım. Ben aşıkların mutlu oldukları sonları severim aslında o yüzden bu kitaba kötü veda ederim sanmıştım ama yanıldım öyle güzel yazılmış bir sondu ki ne kadar kalbimi kırsa da ağlatsa da böyle bitmesi gerekiyordu biliyorum o yüzden bir yandan da mutluyum iyiki okudum bu kitapları iyiki tanıdım her detayıyla derin karakterleri artık hepsi kalbimde. Beyaz Leke benim için çok anlamlı bir yerde artık🤍
This entire review has been hidden because of spoilers.
Adnan bey amca ya mezarından hortlamalıydı ya da Tugay o hapishaneden hiç çıkmamalıydı. Aslında benim finalle ilgili sorunum yok ama ilk kitapta hissettirdikleri bambaşkaydı. Türkiye distopyası olmasaydı hoşuma gitmeyebilirdi ama ne kadar o mesajın verilmemiş olmasından hoşlanmasam da vatan için ölmek diye bir şey vardı. Ve baştan aşağı hiç var olmayan distopik bir ülke olarak düşünemedim çünkü ne olursa olsun Türkiye'deler ve ister istemez olay vatan meselesi gibi hissettiriyor ama kitapta asla böyle bir motivasyon yoktu. Çünkü vatanı kurtarmaktan çok; hadi kötüleri yenelim, insanlar kurtulsun ya da benim sevdiklerim onlar yüzünden öldü hadi savaşalım gibiydi. (Asker kurgularından nefret ederim ama laik atak hep benimle.) Açıklayabildim mi emin değilim ama yabancı bir eser olsaydı gerçekten bu kadar gözüme batmazdı. ve bence başından beri ölecekleri çok açıktı arkadaşlar, hatta ben başından beri Tugay ölür Eftalya intihar eder gibi düşünmüştüm tam tersi oldu. Evet tabii ki üzücü ama bazen olması gerekir. Tugay, Adnan ve ilk kitabın hatrına 3 yıldız.
Ah benim kanayan yaram. Siz neydiniz be siz neydiniz arkadaslar ben sizi okurken oldum dirildim ya Her sahnede agladim mutlu sahnelerde agladim mutsuz sahnelerde agladim Kitap yine ama yine cok guzeldi cok ozluyorum o kadar ozluyorum ki anlatamam. Akisi cok guzeldi bozuldugunu dusunmuyorum gayet yerindeydi sonuda oyleydi,mesela aslinin en cok linclendigi yer sonu.. Benim ise en begendigim yer sonu cunku ben icime isleyen kotu sonlara hayranim.Okurken salya sumuk agladim ve COK UZGUNUM Kİ KİTLESİ İGRENCCC OLDUGUNDAN İLK KİTABİ OKURKEN BU KİTABİN SONUNU OGRENDİM AQ neyse tmm sakinim Benim icin beyaz lekenin yeri heep ayri olacak belki de kotu bir donemimde okudugumdandir bilmiyorum ama benim hep orada ki evim olacak.Herseye ragmen cok seviyorum ve aslinin en sevdigim kitabi On yargili yaklasan da cok kitaba malum cok populer ve kitlesi boktan oldugundan normal ama kitabin ici o kadar guzeldi ki ters koselerine bayildim eftalin idamina tugayin olum sekline marcoya giraya defneye herseye bayiliyorum muthis bir evrendi cok ozledim sizi
This entire review has been hidden because of spoilers.
"Bu bir konser, bu bir kaçış, bu bir sanat. Duy, bu bizim şarkımız. Dans et benimle, o güzel ellerini ellerime ver, kendini bana bırak. Ben; aynadaki değil, camdaki yansımada olan o adamım." Şarkı çalmıyordu, elektrikli teller bileklerindeydi. "Aynısınız," dedim. "Hiç olmadık." dedi.
Tek kelimeyle mükemmeldi uzun zamandır tam olarak 5 yıldızı bu kadar hak eden bir kitap okumamıştım. Sene 2022'de, bu kitap ile ilgili okuduğum ilk alıntı buydu ve okuduğum gibi mest olmuştum. Hiç yanıltmadı. okuyun okutturun. Okuduysanız da unutmayın. Bu kitap unutulmamayı hak ediyor. Daima özgür hissetmemize...
Ilk kitaptan sonra belki bir seyler toparlanir ve açiga kavusur umuduyla hemen okumaya bagladim. Bu kitap bence ilk kitaptan daha akiciydi. Ama bu da beklentimi maalesef karsilamadi. Marco ve Giray sahnelerine bayildim sadece. Defne olayi bir noktadan sonra kabak tadi verdi. Ve sonunda olan Defneye oldu. Tugay ve Eftalya yine sadece agklarina odaklydi bence. Ve benim çogu kisiden zit düsüncem, Tugay'in bencilligi, tamam böyle bir karakterin zaten psikolojisinin normal olmasi mümkün degil ama Giray'a bir hayat borçlu. Kitabin sonu zaten benim nezlimde 2 kitaba yapilan bir haksizhkti, bagka bir sey degil. Imkansizhiklar imkan dahilinde degilmis HiÇ BIR ZAMAN.
Satın almadan okuduğuma hiiiç üzülmedim. Çok daha iyi yerlere bağlanabilirdi. Bir sürü şey yazılabilirdi. Ama biz bunun yerine hayatlarının son zamanlarında tek başlarına deliren iki baş karakter okuduk. Kötü biten sona kızmıyorum ama bu şekilde mi olmalıydı? Bilmiyorum. Ağlattı ve etkiledi evet. Her kitap evli mutlu çocuklu bitemez buna da okay. Ama yani vardır bir umudu vardır bir nedeni diye diye birini idam edildi diğeri de intihar etti. Bu mudur?
This entire review has been hidden because of spoilers.
bu kitap belki 10 senedir ilk defa beni ağlatan bir kitap. kitaba başlamadan önce kötü sonla biteceğinin spoilerını yemiştim. ama son anına kadar belki de farklı bir şeyler vardır umuduyla okudum. son 50 sayfadır ağlamaktan içim dışıma çıktı. sanırım bir süre yeni kitaba başlayamicam. kalbim çok kırık. eftalyaya ayrı tugaya ayrı bağlandım. beni bu kitap mahvetti kısacası. niye öldünüz niye niyeee???? kahroldum. eftalya atalar ve tugay demir çeviker… maalesef yaramsınız
bir süre kağıda yazılı harfler kelimeler cümleler görmek istemiyorum çünkü ne okusam ne görsem onları hatırlayacağım gibi hissediyorum.ve bir süre kesinlikle gökyüzüne bakamayacağım ya da öyle çok bakacağım ki ya duygularımdan ya da güneşten gözlerim dolucak.gökyüzünde buluşun çevikerler. “artık ne özgürüz,ne de özgür ömrümüz.”
This entire review has been hidden because of spoilers.
OKUDUGUM EN İYİ SERİ LUTFEN GİDİN VE OKUYUN SONU HAKKİNDA HİCBİR YORUM YAPMİYORUM GUNLERCE UYKUSUZ KALİP AGLADİM PSİKOLEJİK OLARAK HALA İYİ DEGİLİM AMA BUNU BİLEREK OKURSANİZ VE COK BAGLANMAZSANİZ( NE KADAR MUMKUNSE) BENİM YASADİKLARİMİ YASAMAZSİNİZ AMA İNANİLMAZ İYİ BİR KİTAP LUTFEN GİDİN VE OKUYUN
O son olmamaliydi.. evet kimse mutlu bir son beklemedi ama Eftalyanin ölüm sekli.. kabul edilemezdi.. 2. kitap cok yarimdi bence.. son 100 sayfasi zaten yazilmak icin yazilmisti, cok konusulsun diye yazilan bir son, asla özenilmemis. Tugay ve Eftalya büyük harcandi, savastiklari herseyi bosunaydi, bir daha Asli Arslan kitabi okumayi düsünmüyorum.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Kitabın sonu kötü bitiyor, evet; ve kötü bitmesi gereken bir seriydi. Yaşanan onca şeyden sonra mutlu bir aile olmalarını bekleyemezdik. Ama ikisi de öyle bir ölümü hak etmiyordu. En azından sadece Eftalya asılmasaydı, Tugay’la birlikte asılsalardı. Yani, dediğim gibi, kitap kötü sonu hak ediyordu ama böyle bir kötü sonu değil…
This entire review has been hidden because of spoilers.
Önümüzdeki birkaç gün kitabı sindirmem ve duvar izlemem gerekiyor. Bazı şeyler bence havada kaldı neyseki bölümleri tek tek okumak yerine tamamını okuyabildim yoksa kafayı yermişim. Hikaye bu sonu asla hak etmedi. Bence kitap olarak okunduğunda çoğu olay mantıklı gelmiyor.
Cok guzeldi. Son 100 sayfasinda aglamaktan gozumun cikmasina ragmen guzeldi. Sonunun oyle bitecegini biliyordum ama dedim ki bir umit belki farkli biter ama olmadi.
Kitap çok güzel her sayfasını okurken pişman olmadım ama sonu çok kötüdü çok bir ara ağlamaktan okuyamadım kitap da en saçma olan şey Eftalya nın onursuz şekilde ölmesiydi