Bu kitap İsmail Hakkı Bursevî'nin kaleminden farklı bir esmaü'l-hüsna şerhi sunuyor okurlara.
Bursevî eserinde Hayy, Alîm, Mürîd, Kadîr, Evvel ve Âhir, Zâhir ve Bâtın, Rahmân ve Rahîm, Müdebbir ve Mufassıl isimlerini şerh eder. İsm-i azamı, isimlerin şehir ve mekânlarla irtibatını, eşya ve kâinattaki varlık silsilesi içinde kazandıkları anlamları, amelî karşılıklarını, kişinin bu isimlerden faydalanabilmesi için yapması gerekenleri ve daha birçok konuyu inceler.
Bahse konu olan isimlerle ilgili ayet ve hadisleri şerhine dahil eden Bursevî, eserinde zaman zaman büyük velilerin söz ve menkıbelerine de yer verir. Metni şiirleriyle zenginleştirerek tasavvufî birikimini edebî bir üslûpla süsler.
İsmail Hakkı Bursevînin Esmaü'l-Hüsna Şerhi Allah'ın isimlerini yeni bir tatla okumak ve farklı yönleriyle öğrenmek isteyenleri engin bir mana denizine çağırıyor…
"İmdi, yüzyılların geçmesiyle eskimeyecek olan bu kitapta, kabiliyet sahibi insanların bulunduğu memleketler için defnedilmiş bir mecmua vardır. Esası, hakikî ilimler ve zevkî melekelerdir."
"İster aba olsun ister kaftan, her biri bir surettir, maksat ise manaya ulaşmaktır."
1653/H.1063 yılında bugün Bulgaristan sınırları içinde bulunan Aydos kasabasında doğmuştur. Babası, Peygamber nesline mensup Mustafa Efendi, annesi Kerime hanımdır. Çok küçük yaşta Kur’ân-ı Kerim okumayı öğrenen İsmail Hakkı, 11 yaşında gittiği Edirne’de Şeyh Abdülbaki Efendi yanında 7 sene ilim tahsilinde bulunmuş, tahsilini tamamlamak üzere gönderildiği İstanbul’da Osman Fazlı Efendi Dergâhına yerleşerek batınî ve zahirî eğitimini sürdürmüştür. İstanbul’da değişik hocalardan istifade etmiş, hat ve musiki dersleri almıştır. Şeyhi Osman Fazlı Efendi tarafından1675’de Üsküp’e halife olarak gönderilen İsmail Hakkı, çok hareketli bir hayat sürmüştür. 1681’de Köprülü’ye, 1682’de Usturumca’ya gitmiş, 1682’de Edirne’ye dönmüş ve bir müddet sonra Bursa halifesi olarak tayin edilmiştir. İki defa hacca ve Şam’a gitmiş, İstanbul’a gelip yerleştiği Üsküdar’da 3 yıl kaldıktan sonra 1722’de Bursa’ya dönmüştür. Vakfettiği eserleriyle bir kütüphane kuran ve varislerine taksim ettiği mirasından geri kalan malvarlığıyla bir cami ve tekke yaptıran İsmail Hakkı, 20 Temmuz 1725’de vefat etmiş ve vasiyeti gereği Tuzpazarı civarındaki tekkesine defnedilmiştir. Osmanlı müelliflerinin en verimli kalemlerinden biri olan Şeyh İsmail Hakkı, 130’un üzerinde eser bırakmıştır. Eserleri: Ruhu’l Beyan, Şerhi Muhammediye, Şerhül Mesnevi, Şerhi Pendi Attar, Şerhi Bostan, Hadis-i Erbain Şerhi, Kitabü’l Kebir, Nakdü’l Hal, Şerhi Şiabü’l İman, Vesiletü’l Meram, Kenz-i Mahfi, Kitabü’l Müteferrikat, Kitabü’l Netice, Şerhül Adab, Kitabü’l Envar, Süluku’l Mülük, Kitabü’n Necat, Kitabü’t Tevhid, Şerhi Usülü Aşere, Rahatü’l Rur, Risale-i Hayriye, Tuhfe-i Şeybiyye, Kitabü’l Hitab... (Bursevî’nin 100’den fazla eseri olduğu kaynaklarda belirtilmiştir, biz ancak pek azını yazabildik.)