Berna Durmaz, özellikle kasaba ve kenar mahallelerden insanları, onların konuşma diline yakın bir anlatımla, kendi özgün dilini de oluşturarak yazan bir öykücü. Yoksul kadınlarla çocukları, emeğiyle geçinen, tüm ezilmişliğine karşın neşesini yitirmeyen halktan insanları güçlü gözlemlerle anlatıyor. Bir Fasit Daire'de on üç yeni öykü var. Durmaz, bir Roman mahallesinde olup bitenleri ele aldığı öykülerinde ortak karakterleri kullanıyor. Bu karakterlerin kimi özellikleri, okuru Bir Fasit Daire'nin içine kolayca alacak nitelikte: Ölen, ama öldüğünü bir türlü anlayamayan Cemafer gibi. Berna Durmaz'ın kitabı ışık saçan, içinde kıyamet kopmuş renkli bir çadır gibi. Zevkle okuyacaksınız.
Berna Durmaz, 1972’de Kırklareli’nde doğdu. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdi. Öyküleri 1995 yılından bu yana Kopuş, Adam Öykü, Notos ve Sözcükler dergilerinde yer aldı. İlk öykü kitabı Tepedeki Kadın 2011 yılında yayımlandı. Onu, Bir Hal Var Sende (2012) ve Bir Fasit Daire (2013) izledi.
İlk defa okuduğum Berna Durmaz'ın bu kitabını çok sevdim. ÜSlubu çok sade ve çok akıcı ancak anlatımı bir o kadar da derin. Berna Durmaz'ın yazacağı bir romanı okumak için sabırsızlanıyorum. Bence öykü yazımıyla sınırlı kalmaması gereken bir yazar.
Bayıldım. Okuduğum en iyi öykü kitaplarından. Aldığı ödülü sonuna kadar hak ediyor. Bir Roman mahallesindeki karakterler çerçevesinde hayatları birbirine değen kişilerin öyküleri anlatılmış. Arka kapakta kasaba ve kenar mahallelerden insanların konuşma diline yakın bir anlatımla yazılmış denilince bir duraklamıştım. Çünkü; bunu becerebilmek çok zor ve ortaya saçma sapan bir iş çıkması olasılığı çok fazla. Karakterler karton olup çıkabilir vs. Yazar Berna Hanım öyle bir dil tutturmuş ki hem büyülü hem de gerçekçi. Okuması kolay ama her cümlenin üzerine uzun uzun düşünmek istiyorsunuz. Karakterlerin ağzında eğreti durmuyor bu dil.
Bulabilirsem Haldun Taner Öykü Ödülü verilen kitapların hepsini okumayı düşünüyorum. Kesinlikle daha fazla öykü kitabı okumam lazım. Özgün bir dille yazılmış her iyi öykü hayranlık uyandırıyor ve okuma isteğini artırıyor bende.
Kıvrak ve oyuncaklı bir dille ördüğü öykülerinde uzaktan tanık olduğumuz ancak pek tanımadığımız yaşamlara konuk ediyor bizi Berna Durmaz. Çingenelerin arasında Kel Şehri'ne doğru yola çıkıyoruz. Zarif, Hasret, Kasım Emin'in hikâyeleriyle masalsı, çetrefilli, dikenli bir yolda yürür gibiyiz. Öykülerde karakterlerin, mekânların ortaklığı her sayfada bir başka pencereye gözünüzü dikmişsiniz hissi yaratıyor. Diğer yandan da öykünün dışına çıkıyor, tanıdık kahramanların peşinde sürüklendiğiniz bir novella tadı veriyor.
Ankara yolunda, trende bitirdim bu kitabı. Uzun süre aklımda kalacak içindeki bazı ifadeler. Bende zaman zaman Platanov’un Can’ına benzer hisler uyandırdı. Çok sevdim!
“Köşesine oturup, örümcek gibi ağ örerdi annem. Benim takılıp yen olacağım ağlar, dantelden” (s.41)
Kısır döngü anlamına gelen fasit daire kavramıyla kurgulanmış, roman gibi bir öykü kitabı. Ayrı karakterlerin dönüp dolaşıp aynı duruma saplandığı, karakterlerin sıkışmışlıklarını bir türlü atamadığı, kitapta geçen zurna sesinin iliklere kadar işleyip gerçekten duygulandırdığı, konuşan bir kitap. Ölen, fakat öldüğünü bir türlü anlamayan Cemafer karakteriyle başlıyor yolculuk. Cemafer'in zurnasını alan Zarif, yoldaşı Hasret hikayelerini uzun süre unutmam sanırım. Kitaplarda fazlasıyla sevdiğim yolculuk kavramı da geçiyor. Üstelik rüya-gerçek iç içe geçmiş biçimde anlatım da cabası. Bu yanı ile Hasan Ali Toptaş'ın Bin Hüzünlü Haz kitabına çok benzettim. Yapı olarak bir kuş gibi üzerinden geçilen şehirler duygusu aldım. Tabii Bir Fasit Daire'de kuyruğunu yutmuş yılan benzetmesine uygun biçimde hayatlar bir şekilde geçmişe bağlanıyor. Kurgusunu beğendiğim, zor olmasına rağmen belli başlı bağlayıcılar kullanarak okumayı kolaylaştıran anlatım dili ile tavsiye edilecek bir kitap yazmış Berna Durmaz.
Berna Durmaz'ı "değişik" tanımlamasıyla önerdi Mephisto'daki arkadaş. Özellikle kendine özgü dili övgüyü hak ediyor. Büyülü gerçekçi karakterleri çok hoş, yalnız, kitabın hemen başında aile baskısı ile eve kapatılan kız, alkolik baba ve de katı anne dramı, ancak Türk filmlerinden fışkırır bir sığlıkla bütün büyüyü bozuyor. Kitabın hemen başında bozulan büyü daha sonra toparlasa da, ağızda hoş bir tat bırakmıyor. Ayrıca, "Bir fasit dairedir zulüm" sözünden, aile baskısından kavuşamayan sevgililerden farklı ve derin bir kurgulama beklerdim. Bir diğer nokta, yazarın sade bir dil yaratma çabası, ne yazık ki karakterlerin tam da bu sebeple fazla derinleş(e)memesine sebep oluyor. Güzel dili hatırına üç yıldız.
Berna Durmaz'ın Bir Fasit Dairesi 2014 Haldun Taner Öykü Ödülü'nü kazanmış bir hikaye kitabı. Kasaba ve mahalle insanlarının hikayelerini anlatan, içiçe geçmiş karakterleri, özgün dili ve kurgusuyla okunmaya değer bir kitap. Türk insanından ve kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz bu 13 öyküde, karakterler, içinde bulundukları hikaye ile sınırlı kalmayıp, başka hikayelerde de karşınıza çıkıyorlar. Kasabanın çalgıcısı, ölüsü, mecnunu, sarhoşu, katibi ve ev kızı çoğu zaman içinde bulundukları durumdan sıyrılamayan çaresiz insanlar olarak karşınıza çıkıyorlar. Umut vadeden yeni bir Türk yazarla tanışmak ve iyi bir öykü kitabı okumak isteyenler Bir Fasit Daire'ye göz atmalı.
Hayatları bir şekilde kesişen, ufak bir Roman mahallesinde yaşayan insanlara dair 13 öyküden oluşan renkli bir kitap. Öykülerin sıralaması zamansal bir çizgi takip etmiyor (fasit daire?) bu da ayrı bir güzellik katmış kitaba.
Ölmesine rağmen susmayı kabullenmeyen Zurnacı Cemafer sesleniyor;
“Ne yüzler ne insanlar gelir geçer de bir zulüm kalır yeryüzünde. Bir fasit dairedir zulüm, kuyruğunu yutmuş yılan… Döner döner tekrarlanır, döner döner tekrarlanır, döner…”